Şehir Rehberi

Geleneksel Kiev El Sanatları

  • #


Yazar: Igor POSHYAVILO*

Ukrayna’nın başkenti Kiev, namı diğer “Rus şehirlerinin anası” eşsiz sanatları ve el sanatları sistemleri ile ipek ve baharat yolları üzerinde bulunan önemli bir tarihi şehirdir. 19. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başlarında, Rus İmparatorluğu’nun egemenliği altında olan Kiev; resim, dini mimari, tahta ve cam işleme, seramik, örgü ve hasır işleri alanında meşhurdu ve bu sanatlar çeşitli illerde el işi merkezlerinin ve pazarlarının oluşmasına ön ayak olmuştu. Günümüzde Kiev, Ukrayna’nın kültürel mirasının korunması ve geliştirilmesi için lider konumunda bir merkezdir.
Şüphesiz, insanlığın yaşayıp gelişmesinde önemli rol oynayan özelliklerinden biri insanın yaratıcılığıdır. Bu yaratıcılık insanın etrafındaki dünyanın kavranması ve idrak edilmesine, uyumlu etkileşim içerisinde olmaya, temel bilgilerin korunmasına ve bir nesilden diğerine kelimeler, işaretlerle görüntülerle ifade edilmesi ve iletilmesine yöneliktir. En son bilimsel kavramlara göre, cisimlerin yaratılması, insanoğlunun evrimsel gelişiminde homo faber yaratıcı olarak davrandığı yeni bir evrim basamağına geçmesini sembolize etmektedir. Amerikan antropoloji uzmanı Ellen Dissanayake’nin düşüncesine göre, insanoğlu dünyaya elleri ile bir şeyler yaratmak için gelmiştir ve "ilk insanlar, ilk zanaatkarlar olmuşlardır: yaratması gereken adamlar olarak" (Dissanayake 1994: 3). Ukraynalı filozof Mykola Berdyaiev, insanoğlunun olmak için yaratıldığı ve bu yüzden yaratıcı olduğuna ikna olarak, insan ahlakını sadece yaratıcılık çerçevesinde ele almıştır. Parlak bir Ukraynalı akademisyen olan Mykola Kostomarov, "Symbolism of Nature" adlı kitabında fiziksel doğa ve insanoğlu arasındaki ilişkinin sorunlarına yanıt aramıştır ve "hammaddenin ruhsal özü ile bağlantılı olduğuna" emin olmuştur (Chyzhevsky 1992: 152). Meşhur bir İngiliz arkeolog olan Childe Gordon "Man Makes Himself" adlı kitabında, çömlekçiliğin yapıcı karakterinin insanoğlunun fikirlerini ileri götürdüğünü ve kilden çömlek yapmanın insanoğlunun yaratıcılığının en üstün göstergesi olduğunu iddia eder (Reed 1976: 119).
Sanat yaratıcılığının özünün kutsal bir faaliyet ve ustasanatçı zanaatkarın yaratıcı olarak algılanması, bu gibi bilimsel araştırmaların basamaklarına sadece homo sapienlerin değil, homo aestheticuların bakış açısından da toplum ve insanoğlunun doğasının kavranmasına ilişkin geniş bir teorik anlayış sunmaktadır. Bu gibi sorunların çözümü için sarf edilen gayretler, Batı’da, bilimsel ve sanatsal düşüncelerin; içerisinde el işlerinin "malzeme tarafından ön ayak olunan, şeklin egemen olduğu, sosyal tarafından kutsanmış bir çaba" olarak tanımlandığı ‘Unified Theory of Craft’ (Tümleşik El Becerileri Teorisi) nin geliştirilmesine yol açtı (Braman 1994: 2).

Halk sanatlarının gelişim süreçlerinin analizinde, gelişimin aritmetik toplam şeklinde, bir gelişmeden sonra diğerinin izlemesi ile gerçekleşmediğini not etmek gerekir. Tarihin her yeni safhasında sanat yeni bir özellik kazanmıştır, toplumun gelişimi ile beraber gelişmiş ve sanatın gelişimi ilk başta sanatın toplumun her yeni gelişim safhasını nasıl yansıttığı ile belirlenmiştir. M. Nekrasova’ya göre, halk sanatları dört temel yönde ve şekilde gelişmektedir; geleneklerine sadık kalan bireysel zanaatkarların faaliyetlerinde yerel kültürel gelenekleri temel alan spontane gelişim; ve "okullu" sanat sponsorluğu altında örgütlenmiş, uzmanlaşmış çalışma atölyeleri vasıtası ile (Romanets 1998: 23, 25).
Değişen dünyamızda, doğası gereği istikrarsız olan kültür, kültürel kökenler, geleneklerin süregelmesi, kültür yayılımı, sistematik dönüşüm ve kültür yapısının dönüşümü gibi dinamik trendler ile nitelendirilmiştir. Ayrıca, halk sanatlarının otantiklik özelliklerinin, tarihi ve sanatsal ardıllığın tanımlanması için standart kriterlerin daha bulunamadığını da itiraf etmeliyiz. Geleneksel sanatların tarihi sürekliliği, bilgi ve becerilerin süregelmesinin kendiliğinden oluşması, klişe şekiller, kırsal hayat ve ilgili işlevleri ile ilişkilendirme, çoğu bilimsel araştırmada halk sanatlarının otantikliği ile ilişkili kriterler olarak kullanılmaktadır.

Ulusal kökenleri, genetik hafıza, yüzyıllar boyunca oluşturulmuş ruhani gelenekleri olmayan bir kültür var mıdır? Kendi ülkemin deneyimlerinden yola çıkarak, söylemem gerekir ki, Ukrayna’da geleneksel kültür her daim ulusal kültürün rolünü üstlenmiştir. Profesyonel kültüre gelince, politik sebeplerden farklı kültürel ortamlarla birleştirilmiştir. Ortak geleneksel temel halkın birliğini, inançlarını ve etik prensiplerini korumuştur. Ayrıca, belirtmem gerekir ki, Ukrayna’nın devlet statüsüne kavuşmadan evvel geçirdiği dönemde, Ukrayna’nın diğer kültürlerin egemenliği altında baskı gördüğü söylenebilirdi. Ukrayna ulusunun kendisini ayrı bir ünite olarak muhafaza etmesinin en önemli unsuru geleneksel kültürüdür. Ukrayna’ya has inançlar, efsaneler, destanlar, halk şarkıları ve dansları, törenler ve gelenekler, giysiler, halk sanatları, geleneksel evlilik törenleri ve hatta cenaze törenleri, Ukrayna’nın ulusal kimliğini korumaya yardımcı olmuştur.

Bu yüzden, kültürel miras, ulusal kimliğin en önemli unsuru, sosyal gelişim için idealler, öncelikler, ruhani yönelimler sisteminin oluşması, korunması ve ulusal kültür mirasının aktarılması için önemli bir araçtır.
UNESCO'nun tavsiyelerine göre, kültürel miras, halkların ve kültürel toplulukların kültürel kimliklerini ortaya koyan bir araçtır. UNESCO Genel Müdürü Koichiro Matsuura tarafından imzalanan bildiriye göre, "Sözel ve soyut gelenek kültürel kimliğin, yaratıcılığı ve kültürel farklılığı teşvik etmenin önemli bir unsuru olarak uluslararası alanda kabul görmüştür. Ulusal ve uluslararası gelişimde ve kültürler arası hoşgörünün ve uyumlu ilişkilerin oluşması için önemli bir rol oynar. Günümüzde, sayısız çeşit kültürel miras küreselleşme yüzünden kaybolmaya yüz tutmuştur, kültürel standartlaşma, silahlı çatışmalar, turizm, endüstrileşme, kırsal kesimin göç etmesi, göç ve çevrenin kirletilmesi yüzünden tehdit altına girmiştir.” Ayrıca UNESCO liderlerinden biri olan bayan Aikawa da, haklı olarak, hızlı küreselleşmenin karmaşası içerisinde yaşayan, soyut kültürel mirasları koruyan insanların yerel kimliklerini korumak için baskın çıkan kültür standartlaşmasına karşı savaştığını vurgulamıştır (Aikawa 1997:5).

Her kültürde, gelenekleri kültür sisteminin önemli bir parçasına dönüştüren eski kalıpları koruma eğilimi vardır. Başka bir deyişle, gelenek; kültürel değerlerin toplumun kültürel hafızasını oluşturan nesiller arasında art arda iletildiği bir ardiyedir. Ayrıca, her kültürel geleneğin bir geçiş durumunda olduğunu da itiraf etmeliyiz. Gelenek, değişim ve modernleşme arasında diyalektik bir ilişki bulunmaktadır. Modernleşme kültürün dönüşümünün, ilerleme veya gerilemesinin bir sürecidir. İki mekanizma vardır; biri değişimi düzenler ve teşvik eder, diğeri ise geleneklerin yeniden üretilmesinden sorumludur. Sürecin tamamında devamlılık vardır, bu da geleneklerin adaptasyon ve değişime karşı geçerliliğini sürdürmesini sağlayan sentez olan kalıcı kimlik tarafından sağlanır. Yerel gelenekler her zaman güçlü kimlik hislerine dayanır. Bu yüzden, gelenek, kimliklerin sürekli olarak yenilenmesi, hatırlama süreci ve geçmiş hafızalar ile kültürel kimliğin oluşturulması olarak algılanmalıdır.
Sadece kendini, kendi kültürü ile tanımlayan, kültürünü tüm halkın ortak yaratıcı çabalarının genel bir dışavurumu olarak gören bir toplum, kültürler üzerindeki mevcut nihilist baskılara karşı güvenilir bir alternatif sunabilir. Aynı zamanda insanın zihninin tüm tuhaflıkları, hilkat ve yaratıcı hayal gücü ile kendi özünü gerçekleştirmesinin ve modern dünyada bir birey olabilmesinin bir yoludur. Bu konuda hatırı sayılır bir örnek, gelenekler ve modernleşme, modern yaşam biçimi ve tarihi kültürel geleneklerin korunması arasında şaşırtıcı bir denge kurmayı sağlayan Japonya’dır. Zamanımızda, bu gelişim alanında beraber var olan iki ana trend bulunmaktadır. Bunlardan biri, çeşitli kültürleri yeryüzünden silen veya en azından agresif bir şekilde silmeye çalışan küreselleşmedir. Diğer yönelim, yerel kültürlerin kendilerine has özelliklerini korumak ve misyonunun yerel gelenekleri ve sanatların yaşatılmasını ve geliştirilmesini misyon edinmiştir.
Kültürün küreselleşmesi, kitle iletişim araçlarının insanların üzerinde yarattığı etki ile küresel sistemde ulusların birleşmesinin modern ulaşım araçları ve ekonomik ilişkilerin gelişmesine, uluslararası kurumların ve dünya pazarının oluşmasına paralel olarak hız kazanmasını beraberinde getirmektedir. "Kültürün küreselleşmesi" terimi ulusların birbirlerine yeniden yaklaşması ve insanlar arasında iletişim kurulmasına ilişkin sorunlara bağlı olarak ilk defa 1980’lerde ortaya çıkmıştır. İlk bakışta küreselleşme, oldukça gelişmiş iletişim teknolojileri ile uluslararası işbirliğinin tesis edilmesi ve anlaşmazlıkların önlenmesi konularında yardımcı bir rol oynuyor gibi görünebilir. Ancak, bundaki tehlike, yerel grupların kültürel kimliklerini yok sayıp onları kendi kültürleri ile yaşama haklarından mahrum bırakması, kendi lisanlarını kullanma haklarından mahrum bırakması, kendi geleneklerinden, dini inançlarından, mitolojilerinden ve ulvi değerlerinden uzaklaştırmasıdır.

Ulusların kültürel miraslarının zengin çeşitliliği, dünya topluluğuna güzellik ve karmaşıklık katmaktadır. Yirmi sene evvel, UNESCO Recommendation on the Safeguarding of Traditional Culture and Folklore (Paris, 1989) (Geleneksel Kültür ve Folklorun Korunmasına İlişkin UNESCO Tavsiyeleri)nde insanoğlunun küresel mirasının bir bölümünü oluşturan geleneksel folklor çeşitlerinin aşırı derecede kırılgan olmaları ve değişik insanları ve sosyal grupları bir araya getirmekte, kültürel kimliklerini ortaya koymalarında önemli bir unsur olduklarının altı çizilmiştir. Bununla ilgili olarak, her ülkenin geleneksel kültürünü teşvik etmesi gereğinin ve geleneksel kültürün birden çok etkenden dolayı tehdit altında olduğunun altı çizilmiştir.
Bu alandaki sorun, Ukrayna’da, önceki birkaç yüz yılın sorunları da kendisine miras kaldığı için, çoğu modern başka uluslardakinden daha geniş ve karmaşık gibi gözükmektedir. Ukrayna’daki politikalar ve son 80 senenin kültürel baskısı Ukraynalıların kültürel hafızalarının önemli bir bölümünün kaybedilmesine yol açmıştır. Ukrayna’nın etnik bütünlüğünü olumsuz şartlar altında uzun bir süre korumuş eşsiz bir araç olan geleneksel kültürünün günümüzde idealler, öncelikler ve sosyal gelişimin ruhani yönelimlerini ve kültürel mirasın aktarılmasını koruma altına alamamaktadır. Ancak kültürel mesafemiz geleneksel kültürümüzü adeta bir zaman kapsülü içerisinde tutarak korumuştur. Bu konuda, Ukrayna’nın, derin otantik kaynaklarını korumasından kaynaklanan ve Avrupa’da oldukça az yerde görülebilecek düzeyde yüksek bir ulusal kültürel gelişim potansiyeli bulunmakta olduğunu belirtmem gerekir. Ukrayna, ulusal kültürün sadece bir hayalden ibaret olmadığı, ancak milyonlarca insan için gerçek hayat anlamına geldiği Avrupa’nın sayılı ülkelerinden biridir ve bu durum da önemli bir kültürel potansiyel olduğunun bir işaretidir (Dzyuba, 2001:32). 1991’den beri var olan yeni özgürlükler, yeni pazarlar ve kültürlere erişim sağlamıştır. Bu erişimle beraber, küresel kültürler de akın etmiştir. Birçok ekonomik avantaj olmasına rağmen, Ukrayna’da bu küresel kültür akını, kültürel hafızanın vakumlanmasına yol açmaktadır. Demokratik, şeffaf toplum olma yolunda emin adımlarla ilerleyen toplumumuzun benliğine dair hafızasının silinmemesi gerekmektedir.

Ukrayna’daki halk ve el sanatları, günlük sorunlarla başa çıkmakta kritik bir yol ayrımına gelmiştir. Bunun sebebi, profesyonel bilgi ve uluslararası işbirliğinin eksikliği, değerlerin öğretilmesi, şekillendirilmesi, yaratılması ve algılanmasında geride kalmış işletim yöntemleri, politikaları ve programlarının uygulanmasıdır. Bu tehditleri asgari seviyeye indirmek ve krizden çıkış yolları bulmak için derin tarihi ve tarihsel sanatsal gelenekleri bulunan şehirlerin yerel idarelerine ve halkına büyük roller düşmektedir. Ukrayna’nın başkenti Kiev, namı diğer “Rus şehirlerinin anası” eşsiz sanatları ve el sanatları sistemleri ile ipek ve baharat yolları üzerinde bulunan önemli bir tarihi şehirdir. 19. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başlarında, Rus İmparatorluğu’nun egemenliği altında olan Kiev, resim, dini mimari, tahta ve cam işleme, seramik, örgü ve hasır işleri alanında meşhurdu ve bu sanatlar çeşitli illerde el işi merkezlerinin ve pazarlarının oluşmasına ön ayak olmuştu.
Günümüzde Kiev, Ukrayna’nın kültürel mirasının korunması ve geliştirilmesi için lider konumunda bir merkezdir. Bu konuda belediye yönetiminin özel bir misyonu bulunmaktadır. Bu nedenle, Kiev şehir idaresi, tüm zorluklara ve ekonomik krize rağmen, bölgesinde sanatı ve el sanatlarını teşvik etmek için belediye kompleksi kültürel programını başlatmıştır. Ukrayna Halk Sanatları Ustaları Birliği ile beraber başlatılan bu program, belediyelerin kültürel politikalarının reformdan geçirilmesi ve modern bir toplumun işlevlerini yerine getirmesinin ön şartı olarak geleneksel sanat ve el sanatlarına öncelik verilmesi için, uluslararası inisiyatiflerin uygulanmasını hedef alan (Örneğin, Soyut Kültürel Miras konulu 2003 UNESCO Kongresi) ve mali ve yaratıcı yatırımların dikkatini bu alana çekmek, Kiev ve Ukrayna’da kültürel süreçleri teşvik eden yeni yaklaşımların tanıtılması için uygulanan birçok faaliyeti kapsamaktadır. Bu programa; genç ve şöhretli zanaatkarlara sanatsal ödüller verilmesini, özel eğitimler, fuarlar ve yayınlama programlarının oluşturulmasını, kültürel turizmin teşvik edilmesini ve uluslararası işbirliği yapılması ve deneyimin paylaşılmasına olanak tanıyan yaratıcı pilot projelerden, müze alanlarının yoğunlaştırılmasına, yeni sanat merkezlerinin ve ‘el sanatları kasabaları’nın inşa edilmesinden, halk sanatı fuarlarının, sempozyumlarının, festivallerinin, atölyelerinin ve konferanslarının düzenlenmesine kadar sayısız geleneksel ve yenilikçi faaliyet dahil edilmiştir. Bu konuda, şehrin potansiyelini ‘kültürel başkent’ olması yönünde dönüştürmek ve Kiev’in gelişim stratejisi olarak modern, yaratıcı sektörlerin oluşturulması konusunda yapılan tartışmalar oldukça önemlidir. Şu anda, Kiev’de, eski mühimmat fabrikası ve depo alanına kurulmuş ve Avrupa’nın en büyük sanat kompleksi olma özelliğini taşıyan "Art Arsenal" ve şehrin tarihi kısmında, Ukrayna Halk Kültürü Vakfı Merkezi "Ivan Honchar Museum" ve Ulusal Geleneksel Sanatlar ve El Sanatları Araştırma ve Bilgi Merkezi tarafından bir el işi sanatları bloğunun oluşturulması ve düzenlenmesi gibi birden çok kültürel proje yürütülmektedir.

Bu yüzden, modası geçmiş ideolojik normlar ve dogmatik yaklaşımlarla sınırlı kalmayan, ancak etkin işlevleri olan ve kültürel süreçlerin gelişimine, toplumun ruhanive estetik gereksinimlerini karşılamaya katkıda bulunan ve zamanınızın gereksinimlerine cevap verebilen geleneksel sanatların korunması için düzenlenen her türlü faaliyete halkın ve her seviyeden yetkilinin ilgisi çekilmelidir. 1998 senesinde UNESCO direktörü Federiko Mayor tarafından kesin bir dille belirtildiği üzere: "insani değerlerin korunması her şeyden daha önemlidir... Ve bütün ruhani enerjimiz insanoğlunun yaşam kalitesini arttırmak için kullanılmalıdır" (Hoppal 1999:11).

Sonuç olarak, günümüzde tanık olduğumuz teknik, teknolojik ve iletişim alanlarındaki gelişmelerin ışığında, küreselleşme politikaları insanoğlunun kültürel farklılıklarının muhafaza edilmesine zıt düşmektedir. Ukraynalı felsefe profesörü Serhiy Krymsky tarafından uygun bir şekilde belirtildiği üzere, "İnsanoğlu, eğer yaşamayı arzu ediyorsa – bir ulusal kültürler takımadası olarak – kalacaktır ve kalmalıdır.” Her bir takımadanın gerçek kültürel mirasını ve bütün gezegenimizin kültürel çeşitliliğini keşfetmek ve geleneksel sanatların birçok açıdan tehlike altında olduğunun farkına varılması için, hükümetler, yerel, ulusal ve uluslararası platformda ülkeleri ve insanoğlu için yeni ekolojik ve kültürel anlamda duyarlı bir dünyanın oluşmasını teşvik etmek için ellerinden geleni yapmalıdır.
Referanslar: AIKAWA, Noriko 1997. Tuna Uluslararası Folklor Festivali Açılışı, Budapest-Kalocsa, Hungary, 6-10 Temmuz, 1996. ECTC Bülteni. No 3. İçinde Budapeşte: Avrupa Geleneksel Kültür Merkezi, 3-5. DZYUBA, Ivan 2001. Ukrajina Pered Sfinksom Maybutnyogo. [Ukraine Before Sphinx of the Future]. Kyiv: KM Academy Publishers. HOPPAL, Mihaly 1999. Local Cultures in a Global World. In EFI Communications. Vol. 8. Budapest: Europai Folklor Intezet. BRAMAN, Sandra 1994. A Unified Theory of Craft. In The Studio Potter. No 1. CHYZHEVSKY, D. 1994. Narysy z İstoriji Filosofiyi na Ukrajini [Essays on the History of Philosophy in Ukraine]. Kyiv: Oriy. DİSSANAYAKE, Ellen 1994. The Place of Making. In The Studio Potter. No 1. REED, Evelyn 1976. Woman’s Evolution: From Matriarchal Clan to Patriarchal Family. N.Y., Toronto: Pathfinder Press. ROMANETS, Tetiana 1998. Problema Regresu ta regeneratsiyi v narodnomu mystetstvi z ohlyadu nay oho istoryko-kulturnu pryrody [Problems of Regress and Regeneration in Folk Art in the Context of Its Historical and Cultural Nature]. In Regress and Regeneration in Folk Art. Kyiv: Ivan Honchar Museum, Rodovid Publishers.

*Halk Sanatı Ustaları Ulusal Birliği Kiev Şubesi Başkanı-Ukrayna Halk Kültürü Merkezi “Ivan Honchar Müzesi” Müdür Vekili-Ukrayna Etnoloji Yayımcılığı Eski Direktörü

İSMEK El Sanatları Dergisi 10 İNDİR

Bu yazı 1566 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK