Sedefin ve Metalin Ruhuna İnce Bir Dokunuş: Kesme Hat

  • #


Yazı: İrem GÜVEN

Mesut Dikel… Onu, diğer hat ustalarından ayıran bir özelliği var. Dikel’in eserlerinde hat yazısı, meslektaşları gibi kâğıt, hokka ve kamışla sınırlı değil. Sanatçı, hat ustalarının kâğıt üzerine sabır ve özenle nakşettiklerini kimi zaman metale, kimi zaman gümüşe, bazen de sedefe işliyor.

Mesut Dikel, Adana’da yaşayan bir hat sanatçısı. Fakat onu, diğer hat ustalarından ayıran bir özelliği var. Dikel’in eserlerinde hat yazısı, meslektaşları gibi kâğıt, hokka ve kamışla sınırlı kalmıyor. O, hat ustalarının kâğıt üzerine sabır ve özenle nakşettiklerini küçük tezgâhında kıl testere, eğe ve manuel matkap kullanarak kimi zaman metale, kimi zaman gümüşe, bazen de sedefe işliyor. Manuel matkap dedik, çünkü Mesut Dikel’in teknolojik aletlerle arası pek de iyi değil. Elektrikli matkap çok seri çalıştığı ve bu nedenle istediği hassasiyeti yakalayamadığı için el matkabına dönmek zorunda kalan sanatçı, “Çalışırken kullandığım tek teknolojik nesne, masa lambam” diyor. Mesut Dikel’le kesme yöntemiyle hat sanatına nasıl başladığı, bu sanatın zor ve güzel yanları ile bugüne kadar açtığı sergiler ve bu sanatı geleceğe aktarmak için neler yaptığı hakkında konuştuk.


Sergide Gördüğü Eserlerin Büyüsüne Kapıldı

Aynı zamanda resim öğretmeni olduğunu öğrendiğimiz Mesut Dikel, 10 yıldır kesme yöntemiyle hat sanatını icra ediyor. Dikel bu yöntemin, bundan 25 yıl önce üniversite yıllarında Prof. Dr. Mehmet Zeki Kuşoğlu’nun 1986’da Yıldız Sarayı’ndaki sergisinde metal kesme eserlerini ilk gördüğü anda ilgisini çektiğini dile getiriyor. “Hocam Prof. Mehmet Kuşoğlu’nun da teşviki ve desteği ile gelenekli sanatların büyülü dünyasına adım attım” diyen sanatçı, öğrencilik yıllarında da Şefik Kanyılmaz’ın kesme bilgisinin kendisi için büyük yol gösterici olduğunu ifade ediyor. Kendi deyimiyle Payitaht’tan uzak bir kent olan Adana’da herhangi bir eğitim almadan hat çalışmalarına yıllarca devam ettiğini ifade eden sanatçı, gerçek ilim kısmını öğrenmeden bu sanatın tam anlamıyla icra edilemeyeceğinin farkına varmış. Böylece hat sanatını tüm incelikleriyle öğrenmeye yöneldiğini kaydeden Dikel, “Yıllar sonra hat sanatı hocam Davut Bektaş Beyefendiyi buldum. Kendisini 4,5 yılda toplam 5 kez görme şansını yakaladım. Ondan aldığım hüsn-ü hat bilgisi, kesme sanatımın kalitesini daha da iyileştirdi” diyor. Sanatçı, hat ilmine yavaş yavaş vakıf olmaya başlayınca, kesmelerindeki hassasiyet ve kalitenin de kendini göstermeye başladığını sözlerine ekliyor.


 



Eserlerin Binlerce Yıl Yaşayabilmesi Cezbetti

Derin bir sabır gerektirdiği kadar meşakkatli de olan kesme usulüyle hat sanatına önelmesinin nedenini anlatırken, bu sanatı kullanılarak ortaya koyulan eserlerin kalıcılığına dikkat çeken Mesut Dikel, “Metal, eritilmediği sürece binlerce yıl kalabilir. Malzemenin dayanıklılığı çok büyük bir avantaj” şeklinde konuşuyor. Her Eseri Tek ve Benzersiz Mesut Dikel, alet ve gereç olarak klasik bir kıl testere, çok ince testere uçları, el matkabı ile birkaç tesviye eğesi ve çeşitli zımparalar, 20x30 cm.’lik bir tahta tezgâh kullandığını anlatıyor. Bu kadar zahmetli bir yöntemle bir eserin ne kadar sürede ortaya çıktığını sorduğumuz Mesut Dikel, hat eserinin yoğunluğuna göre ve metalin alınlığına göre bu sürenin değişebildiğini belirtiyor. Birkaç günde biten çalışmaların dışında kimi çalışmaların 300-400 saati bulduğunu söyleyen Dikel, en büyük özelliğinin ise yaptığı çalışmanın aynısını ikinci kez yapmaması olduğunu söylüyor. Yani, seri bir üretim yapmayan Dikel’in her bir eseri tek ve benzersiz.


Çalışmaları Yurt Dışında da İlgi Görüyor



 

Çalışmaları için son zamanlarda özel koleksiyonerler ve iş dünyasından talepler gelmeye başladığını ifade eden Mesut Dikel, başta ABD’de olmak üzere Romanya, Hollanda, Almanya, Azerbaycan, Avustralya ve Irak’ta eserlerine alıcı bulabildiğini vurguluyor. Sanatçı, ayrıca eserlerinin özel bazı kurum ve kuruluşların duvarlarını süslediğini de belirtiyor. Eserlerinin, şu anda yaşadığı bölgede büyük ilgi gördüğünü söyleyen Dikel, Torosları aşıp Türkiye’nin diğer kentlerinde de sergiler açmak istediğini bunun için sponsor ve galeri sıkıntı çektiğini üzülerek dile getiriyor. “Ama dışı böyle değil. Oralar daha verim diyen sanatçı, eserlerine Müslüman olmayan ülkelerdeki koleksiyonerler tarafından daha fazla ilgi duyulmasının kendisini şaşırttığını, bir o kadar da üzdüğünü vurguluyor. Dikel, “Kendi ülkemde göremediğim ilgiyi oralardan görüyorum. Bunu iki yıl önce gitmiş olduğum Romanya’da yaşadım. Bir eserimi orada bölgesel çağdaş müzelerine aldılar. Ve her yıl beni sanat kamplarına davet   ediyorlar” diyor.


Kesme Hattı İçin Öğrenci Bulmakta Zorlanıyor

İstanbul Kubbealtı’nda tezhip dersleri veren Mesut Dikel, ebru ve minyatür sanatını çabasıyla öğrenmiş. On dokuz yıl ebru sanatıyla uğraşan Dikel, bu sanatı icra ederken geleneksel usullere bağlı çalışıyor. Gençlere geleneksel tezhip, ebru, minyatür dersleri veren sanatçı, kesme yöntemiyle hat sanatında ise öğrenci yetiştirmek bir hayli sıkıntı yaşadığını şu sözlerle dile getiriyor: “Ne yazık ki, devamlı öğrencim olmadı şimdiye kadar. İsteklisi oluyor, ama bize ait olan geleneksel sanatlarımızdan tezhip, hüsn-ü hat sanatını bilmeyince, çalışmalar istenilen kaliteye ulaşamıyor. Malzemenin güçlüğü ve teknik beceri devreye girince çok çabuk pes ediyorlar. Hemen para kazanma derdi ve telaşına giriyorlar. Bu durum, haliyle çalışmalarını alelâde bir işten öteye götürmüyor, karşılığını alamayınca da bırakmak zorunda kalıyorlar. Kısacası, aşk ve sabrı olan öğrencim olmadı bugüne kadar.”


Geleneksel Sanatın Emanetçisiyiz

Halen Anadolu Geleneksel Sanatlar Derneği’nin kurucu başkanlığını yürüten hat sanatçısı Mesut Dikel, “Tüm çabamız kendi öz sanatımız, kültürümüz olan kaybolmayan gelenekli sanatlarımız içindir. Onu gelecek kuşaklara sağlam ve doğru olarak aktarmak bizlerin asli görevidir. Bizler mirasyedi değil, emanetçiyiz” diyor. Resim öğretmenliği de yapan Dikel, Adana’da dört yıl boyunca Ressamlar Derneği’nin başkanlığını yürüttüğünü sözlerine ekliyor. Metal ve sedef üzerine hat sanatını ve uğraştığı diğer geleneksel el sanatlarıyla ilgili bilgi ve tecrübelerini atölyesine gelenlere aktardığını söyleyen Dikel, “Bu sanatın bölgesel anlamda da yaygın hale gelmesi için gayret gösteriyorum” şeklinde konuşuyor.

Sanat yaşamının sadece hat sanatı ile sınırlı olmadığını hatırlatan Mesut Dikel; tezhip, ebru, resim, minyatür gibi sanatlarda da eserler ortaya koyduğunu anlatıyor. Hatta bir dönem dünyanın en küçük büstlerini (1 - 2 mm.) fildişinden heykellerini yaptığını söyleyen Dikel, belki de kendi içinde bu kadar farklı sanat disiplinleri ile uğraşan sayılı kişilerden biri olduğunu belirtiyor. Dikel, “Grafik tasarımla yıllarca uğraştım. Ağaç oyma, naht sanatı, kakma, sedef kakma, marküteri gibi sanatlarla uğraştım. Ama son  5 yıldır kendimi tamamen geleneksel sanatlar eğitimine ve üretimine verdim. Şu an sadece hüsn-ü hat  sanatı ve metal-sedef kesme sanatı ile uğraşıyorum. Amacım bu sanatlarımızı ülkemizdeki hak ettiği yere getirmek. Bu yönde ciddi çabalarımız var” diyor.  

İSMEK El Sanatları Dergisi 10 İNDİR

Bu yazı 1048 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK