Kat-ı

Sabrın ve Maharetin Sanatı: Katı’

  • #


Yazı: Zeynep DORUK

Yaklaşık 500 yıllık bir geçmişe sahip olan katı’ sanatı, en temel malzemesi sabır olan geleneksel el sanatlarımızdan biri… İran kökenli olduğu da söylenen bu sanatın en eski örneklerini 15. ve 16. y.y’larda Afganistan Herat’ta görüyoruz. 16. y.y’ın başında Osmanlılara gelen katı’ sanatı, altın çağını Kanuni döneminde yaşadı. En güzel örneklerinin de yine bu yüzyılda verildiği katı’, 17. yy.’da Batılı gezginlerin ülkelerine götürdükleri eserler yoluyla Avrupa’ya yayıldı.

Katı’ sanatı, kökeni 15. yüzyıla dayanan, en önemli malzemesi sabır olan geleneksel el sanatlarımızdan sadece biri… Katı’, özenle hazırlanmış bir kompozisyondaki uygun desen ya da desenler bütününün ince bir kâğıt veya deriden, pozitif veya negatif olarak oyulmak suretiyle çıkartılıp uygun bir zemine yine ustalıkla yapıştırılması sanatına deniliyor. Yapıştırılan diğer zemin ise kâğıt, pasparto, cam veya deridir. “Yazılışı ka tı’ şeklinde olmalıdır” diyor sanatın erbapları. “A” harfinin üzerine konulan çizgi, bu harfin uzun ve kalın okunması gerektiğini, “ı” harfinden sonra gelen apostrof ise bu harfin kalın ve kısa okunması gerektiğini belirtiyor.
Katı’ sanatı; hat, cilt ve tezhip sanatları içinde başlı başına önemli bir yere sahip. Vazolar, tek çiçek motifleri, bitkiler, buketler, hüsn-i hat örnekleri, doğa manzaraları, hayvan motifleri, ağaç tasvirleri, yelkenliler, selsebil, köşk tasvirleri, oyma şemseler, köşebent tarzı süslemeler (15. yüzyılda Fatih Sultan Mehmet için saray nakışhanesinde hazırlanmış ciltlerde görülmektedir) ve resim yazılar bu sanatta en çok rastlanılan örnekler arasında yer alıyor. Bu örneklerden oluşan oymaların; el yazması eserlerinin sayfaları arasında, murakka kıtalarda, albümlerde, cilt kapaklarında makta yapımında, eski yazı çekmecelerinin süslenmesinde kullanıldığı görülüyor.


Altın Çağını Kanuni Döneminde Yaşadı

Katı’ sanatı yaklaşık 500 yıllık bir geçmişe sahip. İran kökenli olduğu da söylenen bu sanatın en eski örneklerini 15. ve 16. yüzyıllarda Afganistan Herat’ta görüyoruz. İslam sanatında en eski örneklerine ise 14. yüzyılda kitap kaplarında (deri oymalar) rastlanıyor. Katı’ sanatının, 16. yüzyılın başında Osmanlılara geldiği biliniyor. Kanuni Sultan Süleyman, Yavuz Sultan Selim, Sultan 2. Beyazıt dönemlerinde birçok el yazmasında tezhipten sonra kullanılan önemli sanat dalı olmuş. Tezhip sanatının motif zenginliği ve zaman içindeki gelişiminin, özellikle Sultan Süleyman döneminde altın çağını yaşayan katı’sanatına da yansıdığı görülüyor.

Bu dönemin önemli katı’ eserlerinden biri olan ve Mehmet Bin Gazanfer’in ta’lik hattı ile 1540 yılında hazırladığı “Gûy-u Çevgan” adlı kitap, mukatta yazı türünün bir şaheseri olarak nitelendiriliyor. Bunun dışında, dişi oyma kalıplarla yapılmış sayfa kenar süsleri ve deri üzerine oyma nakışlı ciltler de bu dönemin en güzel sanat eserleri arasında yer alıyor. 1650 tarihli “Şah Mahmud Nişapuri Albümü” içinde yer alan mükemmel bir bahçe çalışması da yine takdire şayan katı’ eserlerine güzel bir örnek teşkil ediyor.
17. Yüzyılda Batılı Seyyahlarca Avrupa’ya Taşındı

En güzel örneklerinin 16. yüzyılda verildiği katı’ sanatı, daha sonra Osmanlı’nın gerileme dönemi ile birlikte unutulmaya yüz tutmuş. Ancak bu dönemde katı’sanatında önemli ustalar yetiştiğini görüyoruz. Efşancı Mehmed, Ali Çelebi ve oğlu Abdülkerim Çelebi, Mevlana Kasım Arnavut, Mehmed bin Gazanfer 16. yüzyılın önde gelen katı’sanatçıları arasında yer alıyor. 1540 yılında Sultan Süleyman’ın Şehzadesi Mehmed için Hattat Ali Çelebi tarafından hazırlanan “Kırk Hadis” adlı eserin yazıları da katı’ sanatının en seçkin örneklerinden biri olarak biliniyor.17.yüzyılın başlarında Bursalı Mevlevî Fahri Dede başta olmak üzere, Derviş Hasan Eyûbi, Mahmud El Gaznevi, Nakşi Halazade Mehmed, katı’ sanatını zirveye taşıyan eserlere imza atan üstatların başında geliyor. Hasan Eyyubi, Edirneli Nakşi Canbazdede Osman, Süleyman Ali, Mücellit Mehmet Fırat, Vahdeti, Tersane Emini Hüseyin ise 18. yüzyılın önde gelen katı’ sanatı ustaları arasında yer alıyor.
Büyük titizlik ve derin bir sabır isteyen katı’ sanatı, 17. yüzyılda ülkemize gelen Batılı seyyahların ilgisini çekerek, kendi ülkelerine götürdükleri eserler yolu ile Avrupa’ya yayılmış. Kâğıt oyma sanatının Fransızca karşılığı Decoupage ya da L’art De La Siluhouette, İngilizce karşılığı ise Paper Filigree, Paper Cut veya Siluet Cutting, Almanca’da da Silhouetten Kunst veya Scheren Schnitt. Bu sanatın Farsça’daki karşılığı ise Efşan... Aşık Çelebi, 16. yüzyılda yazdığı tezkeresinde bu terimi kullanmış, bu sanatla uğraşanlara da efşancı veya efşanbür adını vermiş. 17. ve 18. yüzyıllarda bu dönemlerin sanat anlayışına uygun esaslarla gelişimini sürdüren bu sanat, Osmanlı İmparatorluğu’nun idari ve ekonomik çöküşünden kuşkusuz olumsuz şekilde etkilenmiş. 19. yüzyılda bu sanata ilişkin ciddi hiçbir eser ortaya konulmamıştır denilebilir. Katı’ sanatının önemini gören Ord. Prof. Dr. Sühely Ünver, Hattat Necmettin Okyay ve oğlu Sami Okyay günümüzde bu sanatın canlanmasında çok büyük rol oynayan isimlerin başında geliyor.


Katı’ Sanatında Kullanılan Terimler

Bir sanatı incelerken öncelikle o sanatı ilgilendiren terimlerin doğru şekilde kavranması gerektiği düşüncesiyle katı’ sanatında kullanılan terimlerden bahsetmek istiyoruz. Kat’ı, kelime olarak ‘kesme’, ‘kesilme’anlamına geliyor. Arapça’dan Osmanlıca’ya geçen bir kelime. Katı’ ise kat eden, kesen kişiye verilen isim. Katta’ da kâğıt veya deriden zarif, ince oyma desenler, yazılar kesen sanatçıya deniliyor. Bunların dışında bir de katı’a terimi var, bu da iki anlama geliyor. İlki, kâğıt veya deriden dantel gibi ince oyulmuş esere verilen isim, ikincisi ise katı’ eserin negatifine yani katı’ sanatçılarının deyimiyle dişinine verilen isim. Bu sanatla ilgili kullanılan ve katta’ kelimesinden türemiş olan mukatta terimidir, deri veya kâğıttan oyularak yapılmış işleri ifade ediyor. Bir başka terim de mukatta yazı... Bu da eski hattatların, kâğıttan keserek meydana getirdikleri yazıları anlatıyor.


Aletler ve Desen Kesme Yöntemleri

Sonsuz sabır ve bir hayli ince el becerisi isteyen katı’ sanatı icra edilirken kullanılan aletlerden bahsedelim biraz da. Katı’ sanatçılarının eskiden kullandıkları aletler ile günümüzde sanatçıların kullandıkları aletler biraz farklı. Eskiden katı’ ustaları, mücellitlerin yani cilt yapan ustaların deri, sert karton veya mukavvayı oymak için kullandıkları, ucu eğri ve çok keskin olan “nevregen” adlı bir bıçak kullanırlardı. “Mukraz”, yani makas katı’ sanatçılarının kullandığı bir diğer alet. Evliya Çelebi, Seyahatname’sinin kağıt oymacıları bölümünde, sanatçıların mukraz ile kağıt oyduklarını anlatır. “Makta” isimli bir başka alet de vardır ki, yaklaşık 400 yıllık bir geçmişe sahip olduğu biliyor. Bütün üzerinde oyma desen bulunan, kitap ayracı büyüklüğünde olan kamış kalemlerinin ucunu açmakta kullanılan bir çeşit kalemtraş... Kamış, kalem ve siyah mürekkep ile yazmak tarihe karışınca, maktalar da tarihe karışmış. Günümüzde ise katı’ sanatçıları desen kesmek için bisturi, kretuar, manikür makası ve cımbız kullanıyor. Bu sanatı anlatırken, katı’ desenlerinin hangi yöntemlerle hazırlandığından bahsetmemek olmaz. Katı’ desenleri; kat kat yapıştırma yöntemi, simetrik kesim yöntemi, deseni tek olarak oymak şeklinde üç ayrı yöntemle kesilir. Yalın kat olarak çok katlı çalışılan kompozisyonların tümü, geleneksel yöntem ile yapıştırılır.


İSMEK Katı’ Sanatı Eğitimleri

İSMEK usta öğreticilerinden katı’ sanatçısı Emel Nurhan Ogan, bu sanatın günümüzde artık yok denecek kadar az temsilcisi olduğunu belirtiyor. İSMEK bünyesindeki Türk İslam Sanatları İhtisas Merkezi’nde ders veren Emel Ogan, bu sanatın inceliklerini anlattı. Katı’ sanatının günümüzde artık yok denecek kadar az temsilcisi olduğunu belirten Ogan, bu sanatla halen uğraşanların büyük çoğunluğunun ise bayan olduğuna dikkat çekiyor. Erkek öğrencileri de bulunduğunu söyleyen Emel Ogan, kadınların bu sanatla uğraşırken daha sabırlı olduğunu ifade ediyor. Kendisine özgü bir yorumla katı’ eserler ortaya koyan Ogan, eserlerinde minyatür ve resim sanatlarını da kullanıyor. Yurt içinde 9, yurt dışında ise 2 kişisel sergi (Fransa’nın Paris ve Nancy kentlerinde) açan sanatçı, 2009 Kasım’ında Nancy’deki “Türk Sonbaharı” mevsiminin açılış sergisi olan kişisel sergisinde, geleneksel sanatlarımızdan katı’ sanatının büyük bir ilgi ve hayranlık uyandırdığını görmenin, bir Türk olarak kendisini gururlandırdığını söylüyor. “Katı’ ve minyatürün, sanatın merkezi olan bir ülkede, böylesine ilgiyle karşılanması benim için mutluluk verici ve ileriye dönük çalışmalarım için teşvik edici oldu” diyen Emel N. Ogan, sanatın herhangi bir dalıyla ilgilenmesinin insanı daha pozitif, mutlu bir noktaya taşıyacağına inanıyor. Ogan, zengin kültürümüzün bizim için büyük bir şans olduğu düşüncesini de ifade etmeden geçmiyor. Bir eserin kimi zaman bir yılda ancak ortaya çıkabildiğini belirten Ogan, sadece kesilen malzemenin yapıştırma işleminin bile 3 ay sürebildiğine dikkat çekiyor. Ancak sanatçı, eser ortaya çıktığında ise çalışırkenki bütün yorgunluğunun uçup gittiğini vurguluyor.
 

İSMEK El Sanatları Dergisi 10 İNDİR

Bu yazı 3147 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK