Hattın Modern Mimarı Ali TOY

  • #


Yazı: A. Ulvi AKIN

Hat sanatı ile mimari tasarım kurallarını aynı potada eritmeyi başaran yüksek mimar ve hattat Ali Toy, tasarımlarındaki kendine has üslubuyla dikkat çeker. Tasarımlarında yalın ancak güçlü bir ifade hissedilir. Bunda ta’lik hattatı olmasının etkisi büyüktür. Ta’lik hattı, hat nevileri içinde yalınlığı ve süs unsuru bulunmayışından, güzelinin ve dengelisinin zor yazıldığı bir yazıdır. Ali Toy yazılarının hem teknik, hem tasarım, hem de form zenginliği açısından çok güçlü olduğu görülmektedir.

Ülkemizin en sıra dışı hattatlarındandır yüksek mimar Ali Toy. Farklı mesleklerin fikir bazında birbirini desteklemesine çok seçkin bir örnektir. Eskilerin tabiriyle “ibda” yani güzellikler meydana getirmede yüksek mimarlığının etkileri, hat sanatımıza başka bir soluk getirmiştir. Bazı insanlar vardır; ilk tanıdığınızda nasıl bir yer edindiyse belleğinizde, seneler geçtikçe yeri sağlamlaşır ve hakkında edindiğiniz ilk intiba müspet manada çığ gibi büyür. Ali Toy için bu tarif azdır bile. Hattatlar içinde hilmiyle, tevazusuyla ve sakinliğiyle ayrı bir yer edinmiştir.


Hocalar öğrencilerine yalnız bilgi öğretmezler, aynı zamanda hayata bakışta da örnek olurlar. Ali Toy’un yazı hocası, beyefendi şahsiyetiyle temayüz etmiş merhum Prof. Dr. Ali Alparslan, bu duruma çok güzel bir örnektir. Bir röportajında Ali Toy, “Son Osmanlı hattatlarına yetişen meşhur hattatlarımızdan Prof. Dr. Ali Alparslan’dan on yıl boyunca çok şey öğrendim” diyordu. Öğrendiği pek çok şeyden biri ve belki de en önemlisi tevazusuydu herhalde. Ne diyor şair: “Mazhar-ı feyz olamaz düşmeyince hâke nebât Mütevâzı olanı rahmet-i Rahman büyütür”

Ali Toy, her şeyden önce çok iyi bir ta’lik hattatıdır. Merhum Ali Alparslan’dan klasik manada rık’a ve ta’lik meşk ederek icazet alan sanatkârımız, bu yazı nevilerinde eserler verirken aynı zamanda Osmanlı’ya has ve İstanbul’da ihdas olmuş, ferman, berat, menşur gibi Osmanlı Devleti’nin resmi yazışmalarında kullanılan divâni yazıyla da ilgilenmiştir. Bu yazı nevinin estetik karakterleriyle yeni ve celî (iri) yazılar tasarlamıştır. Hat sanatında celî yazabilme ayrı bir ihtisas konusudur. Zira kalem kalınlığı arttıkça yazıya hâkimiyet zorlaşmakta ve normalde ince yazılan yerler, iri yazılarda normalden kalın yazılmaktadır. Aslında yarım milim civarında kalem kalınlığıyla yazılan bir yazıyı celî yazabilmek her hattatın harcı değildir. Yakın tarihimizde divâni yazıyla gerek görülmediği için fazla ilgilenilmemiş olsa da Ali Toy bu alana yönelerek farkındalığın artırılmasına katkıda bulunmuştur.

Yeni tasarımlar denemek sanatta kaçınılmazdır. Bir sanatın temel kurallarını, geleneğini, tarihi gelişimini bilmeden yapılacak denemeler, en hafif ifadeyle yoz kalacaktır. Toy’a çalışmalarında klasik hat kuralları ve kadim harfler zemin oluştururken mimarlığı da yeni tasarımlarda kendisine ışık tutmuştur. “Modern hat” olarak da tarif edilen bu yeni denemeler, Osmanlıca bilen herkes tarafından rahatlıkla okunabilmektedir. Ayrıca yazı sanatının temel kurallarından olan “kalem kalınlığının harf büyüklüğüne oranı”,“boşluk ve leke dengesi”, bütünü oluşturan parçalar arasındaki organik uyum” gibi kaideler, Ali Toy’un modern hatlarında gerekli şekilde uygulanmıştır. Bu tür yazılarda kadim geleneğimizden gelen geometrik desenlerden de istifade edildiği hissedilmektedir. Yazılar adeta birer mimari tasarımdır ve hatta bazı yazılarından mimari yapılar veya üç boyutlu mimari unsurlar tasarlanabilir. Ali Toy'un divâni hattından oluşturduğu, bir kaide üzerinde dönebilen ahşaptan Lafza-i Celâl heykelini vaktiyle hayranlıkla seyretmiştim.


Hat sanatında modern yazı denildiğinde ilk akla gelen sanatçımız merhum Prof. Dr. Emin Barın’dır. Emin Bey, hat sanatında o zamana kadar pek üzerinde durulmayan ma’kıli (satrançlı kûfi) ve divâni yazı çeşitleri üzerinde mesai harcayarak ve yazıyı soyut resim gibi görüp yenilikçi ruhlu ve fevkalade güçlü eserler ortaya koymuştur. Kaligrafi hocam Savaş Çevik’ten merhum Emin Barın’ın “Klasik hat sanatında eskiler son noktayı koymuşlardır. Üzerine bir şey koymak imkânsızdır.” dediğini işitmiştim. Hocam, bu sebepten Emin hocanın yeni ve modern arayışlara yöneldiğini, yazıyı resim gibi algılayarak yeni grafik tasarımlar yaptığını ve bu tasarımlarda Ahmed Karahisarî’den çok ilham aldığını söylemişti. Ali Toy’un yaptığı yeni tasarımlar -özellikle ma’kıli tasarımlar- bir nevi Emin Barın’ın devamı gibi algılanabilir. Ancak şu farkla; Barın yazıyı çağdaş soyut resim gibi algılamış ve grafik anlamda yorumlamışken, Toy ise hat sanatı ile mimari tasarım kurallarını kendi potasında eritip yeni yorumlar ortaya koymuştur.

Ali Toy tasarımlarının kendine has bir üslubu vardır. Tasarımlarında yalın ancak güçlü bir ifade hissedilir. Bunda ta’lik hattatı olmasının etkisi büyüktür. Ta’lik hattı, hat nevileri içinde yalınlığı ve süs unsuru bulunmayışından, güzelinin ve dengelisinin zor yazıldığı bir yazıdır. Ali Toy yazılarının hem teknik, hem tasarım, hem de form zenginliği açısından çok güçlü olduğu görülmektedir.

Tasarımlarına çok uğraştığına yakından şahit olduğumuz Ali Toy, bazen bir tasarım için 50 defa eskiz yaptığını söyler. Sanat eserlerinde malzeme kalitesi eserin ömrünü belirleyeceğinden yoğun emek verilerek vücuda getirilen eserlerin yüzyıllar sonra da varlıklarını devam ettirebilmeleri, kullanılan malzemenin kaliteli olmasına bağlıdır. Bu hususu çok iyi bilen ve diğer hattatlara da örnek olan Toy, kullandığı malzemenin kaliteli olmasına özen göstermekte, uygulama noktasında da çok titiz davranmaktadır.

Ali Toy’un basılarak hemen her yere asılan pek çok levhası vardır. Ancak onun kızıl renkli, lâle formunda tasarladığı Lafza-i Celâl’ine ayrı bir paragraf açmalıyız. Ali Toy’un daha da çok tanınmasına vesile olan bu yazı, bir optik denge harikasıdır. Eserin ritim duygusu ve haşmeti, tadına doyulmaz seyir zevki sunar. Öyle ki, esere her baktığınızda önünde tazimle eğilesiniz gelir. Gönlüne sağlık Ali Toy. Allah daha iyilerini nasip etsin.


Eğer yolunuz bir gün Eyüp Sultan Camii’ne düşerse kıble duvarında kürsü hizasında pervazları ebrulu bir ta’lik yazı göreceksiniz.

Ali Toy hattıyla:

“Yetişmez mi bu şehrin halkına bu nimet-i Bâri

Habib-i Ekrem’in yari Ebâ Eyyûb el-Ensârî”

Gerek merhum Emin Barın’ın, gerek Ali Toy’un ve gerekse bu yolda yürüyen diğer yazı sanatçılarının varlıkları, çizgi saltanatına fethedilecek yeni vadiler açmaktadır. Allah, mimari bilgisini ve tasarım kabiliyetini hat sanatımız için fedakârca harcayan Ali Toy'a sağlıklı ve bereketli ömürler nasip etsin.


Yüksek Mimar ve Hattat Ali Toy

1960 yılında Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde dünyaya gelen Ali Toy, Tavşanlı Tunçbilek Lisesi’nden mezun olduktan sonra eğitimine İTÜ Mimarlık Fakültesi’nde devam eder. Yıldız Üniversitesi’nde Röleve-Restorasyon dalında yüksek lisans eğitimi alan Toy’un hat sanatına ilgisi de öğrencilik yıllarında başlar. 1985 yılında Talik hattın hocası Prof. Dr. Ali Alparslan Bey ile tanışarak talik hat üzerine dersler alır.

Talik hattan 1988 yılında icazet almayı başaran Toy, 1988-1992 yılları arasında rika, divâni ve celi divâni hatları çalışır. Hocası Prof. Dr. Ali Alparslan ile olan beraberlikleri, hocanın vefatı olan 2006 yılına kadar devam eden Toy’un hat eğitimi tam 21 yıl sürer.

Ali Toy; talik, divâni, celi divâni ve rika hatlarından başka şikeste, küfi ve mağribi hatları da araştırarak bu hatların birkaçından karma tasarımlar yazar. Her çeşit klasik hattı, modern hattı ve çizgiyi eserlerinde başarıyla kullanan Toy’un yazdığı modern hatlar, mimarlık ve klasik hat eğitiminin kesişmesi sonucu ortaya çıkan eserlerdir. Ayrıca klasik hat tasarımlarında ve yeni arayışlarda Toy’un mimarlığının etkisi büyüktür.

Yurt içinde ve yurt dışında birçok sergiye katılan ve 28 şahsi sergi açan Toy, IRCICA’nın düzenlediği 4 ayrı yarışmadan 6 ödül alır. Çalışmalarını İstanbul’daki atölyesinde sürdüren ve özellikle talik, divâni ve modern hat eserleriyle dikkat çeken Ali Toy, modern hatlarda mimari tasarım bilgisi ve temel geometrik çizgileri kullanıyor.

Son üç yıldır şahsi sergi açmayarak karma sergilerde yer alan Ali Toy, üç yıldır yeni besmele tasarımları üzerinde çalışıyor. 50’ye yakın yeni tasarımı tamamlayan Toy, bu yeni besmeleleri birkaç yıl içinde sergilemeyi düşünüyor. Toy, bu arada Allah’ın güzel isimlerinin yeni tasarımları üzerinde de çalışmalarını sürdürüyor.


Kendi Dilinden Ali Toy

“Hat sanatına ilgim İTÜ Mimarlık Fakültesi’nde öğrenci olduğum yıllar başladı. Özellikle talik yazıyı çok beğeniyordum. Talik yazının insanı hemen etkileyen bir büyüsü vardır. 1985 yılında talik hattın hocası Prof. Dr. Ali Alparslan Bey ile tanıştım ve talik hattı öğrenmeye başladım.

Hocam Prof. Dr. Ali Alparslan; talik, divâni, celi divâni ve rika hatlarını çok iyi biliyordu. Talik hattı Necmettin Okyay’da; divâni, celi divâni ve rika hatlarını Halim Özyazıcı’dan öğrenmiş. Hoca ayrıca İran’da mastır için bulunduğu yıllar şikeste yazıyı, İngiltere’de hocalık yaptığı yıllar yeni yazı hattı çalışmış. Hocanın hattı öğretişi, harfleri ve detaylarını tarifi mükemmeldi. İnanılmaz bir nezaketi ve hoşgörüsü vardı. Kendi yazdığı hatlar da gayet güzel, incelikli ve şeffaftır. Harflerde kalemin bütün hareketleri, inceliği ve akışı görülür.


1985 yılında başladığım talik hattan 1988 yılında icazet aldım. Aynı yıl İTÜ Mimarlık Fakültesi’ni de bitirdim. 1988-1992 yılları arasında rika, divâni, celi divâni hatları çalıştım. Fakat kendimi hiçbir zaman yeterli görmedim. Bir gün, “Hocam, eğer rahatsız etmezsem sizinle devamlı görüşmek, görüşlerinizi almak, yeni bilgiler öğrenmek isterim” dedim. Hoca, “Eskiler, hoca ile talebeyi ölüm ayırır” derler. “Ben de görüşmekten çok memnun olurum” dedi. Bu beraberlik hocanın vefatı olan 2006 yılına kadar devam etti. Hoca ile sohbetimizin konusu her zaman hat, özellikle talik ve Klasik Türk Edebiyatı idi. Gerçekten benim hat eğitimim 1985-2006 yılları arası tam 21 yıl sürdü.

Talik, divâni, celi divâni ve rika hatlarından başka şikeste, küfi ve mağribi hatları araştırıyorum. Bu hatların birkaçından karma tasarımlar da yazıyorum. Sülüs hat yazan hattatlarımıza bugün bilinmeyen tevkii, muhakkak, reyhan, icâze hatlarını araştırıp yazmalarını tavsiye ediyorum.

Her çeşit klasik hattı, modern hattı ve çizgiyi seviyorum, eserlerimde kullanıyorum. Benim yazdığım modern hatlar, mimarlık ve klasik hat eğitimimin kesişmesi sonucu  ortaya çıkan eserlerdir. Ayrıca klasik hat tasarımlarında ve yeni arayışlarda mimarlığın etkisi büyüktür.

Bir eserin tasarım safhası yazılan metne ve hat çeşidine göre değişir. Metin kısa olsa bile tasarımda zorluklar çıkabilir. İyi bir eserin tasarımı ortalama birkaç ay sürebilir ya da bir ayda yazılabilir.

Çalışmalarımı, İstanbul Nişantaşı’ndaki atölyemde sürdürüyorum. İstanbul, geçmişte olduğu gibi bugün de hat sanatının merkezidir. Diğer ülkelerden bu sanatın meraklıları buraya gelerek sanatımızı öğreniyorlar. Sanat ister klasik ister modern olsun bir gelenek işidir. Hat sanatı bu milletin geleneğinde ve genlerinde yazılıdır.”


İSMEK El Sanatları Dergisi 9 İNDİR

Bu yazı 3644 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK