Sedef

Doğanın Sanata Işıltılı Armağanı Sedef İSMEK'te Parıldıyor

  • #


Yazı: Abdullah GÖZLEMECİ

Sedef; ışığı çok iyi yansıtan ve adeta ışıkla dans ederek en güzel renklere bürünen, doğanın insanoğluna sunduğu eşsiz sanat malzemesi… Sedef'in ahşapla müthiş uyumundan doğan bir sanat olan sedef işlemeciliği, yüzyıllardır kaybetmediği ihtişamını İSMEK'te sürdürmeye devam ediyor.

Sedef sanatı, ahşap işleme sanatının bir türüdür. Ahşap mobilyaların, denizden elde edilen sedefle, bağayı (deniz kaplumbağası kabuğu), fildişini değişik renkli ağaç köklerini ve benzeri malzemeleri bir arada değişik motiflerle kesip kaplama sanatıdır denilebilir. Bir anlamdasanatın tarzına, ülkesine göre çok değişik teknikler, stiller ve malzemeyle üretim yaptıkları üst düzey bir mobilyacılıktır. İnsanlar hayatlarını kolaylaştırmada kullandıkları araçların neredeyse tümünde kullanabilmişler sedefi.
Her bölge insanı kendi dinine, kültürüne, yaşam tarzına göre ekoller geliştirmiştir. Ancak genelde tarih boyunca her bölge, dinsel mekânlarını ve dini eşyalarını süslemişlerdir. Sedefli eserleri üretebilmek beceri ve bilgi birikimi isteyen, meşakkatli, sabır gerektiren ciddi bir sanat olması sebebiyle üretilen eserleri elde etmek tarihte ve günümüzde oldukça pahalı ve zor olmuştur.

İnsanoğlu, sedefi, nispeten daha yumuşak olan ağaçla bazen fildişi ile bazen bronzla, bazen gümüşle hatta mermerle bile birleştirerek zarif eserler üretmiştir ve ürettikleri eserler, kalıcı, dönüşümü olabilen (restore edilebilen) eserler olmuştur.

15. yüzyıl sonlarından itibaren geleneksel Türk İslam sanatları arasındaki yerini alan bu sanat asırlarca değişik motif ve desenlerle zenginleştirilerek mimari yapılarda süsleme olarak kullanılmıştır. Sedef; ceviz, abanoz ve maun ahşap üzerine gömme, yapıştırma, sıvama ve macunlu adı verilen tekniklerle uygulanır. Sedef sanatında arpa, ay, benek, civankaşı, çarşı, devedişi, şekerpare, yılan kıvrımı, yıldız, zıh, gül, hançeri, karanfil, papatya, hindi fersan, selvi ve penç olmak üzere 17 farklı motif uygulanır ve bunlar genellikle geometrik, rumi ve barok tarzındadır.
Sedef Osmanlılarda; cami kapılarında, kürsülerde, rahlelerde, Kur’an mahfazalarında, minberlerde, iç panjurlarda, gömme dolap kapaklarında, hattat çekmecelerinde, hattat dolaplarında, hattat takımlarında, sehpalarda, aynalarda, masalarda, sandalyelerde, koltuklarda, çerçevelerde, saatlerde, tabanca ve tüfeklerde, kalkanlarda, kılıç kabzalarında, bıçak saplarında, gürz saplarında, teberlerde (savaş baltaları), kaşıklarda, tepsilerde, hat levhalarında, mücevher kutularında, beşiklerde, tahtlarda, vitrinlerde, gümüşlüklerde, kavukluklarda, kadınların süslenme araçlarında, müzik aletlerinde, kitaplıklarda, dolaplarda, konsollarda, sinilerde (yemek yenen sofralar), sedirlerde, dikiş kutularında, çalışma masalarında türbe önü trabzanlarda, (korkuluk) çeyiz sandıklarında, satranç takımlarında, paravanlarda, takılarda, yelpazelerde, dürbünlerde, el ve duvar aynalarında daha şuan aklımıza gelmeyen birçok yerde ustalıkla kullanılmıştır. Sedef, işlemesi çok emek isteyen bir malzeme olsa da ışığın yansımasıyla ortaya çıkan eşsiz renklerin görselliği sayesinde binlerce yıldır ahşap süsleme sanatında kullanılmış, özellikle saray ve dini yapılarda ihtişamın simgesi olmuştur.

Sedef işçiliğinin, dünyada bilinen 5 ekolü vardır. Ancak bunların dışında çeşitli ülkelerde sedef mobilyalarda kullanmışsa da, literatüre girememiştir. Bunlar Viyana işi, Uzak Doğu işi, Eser-i İstanbul işi, Kudüs işi ve Şam işidir. Viyana işi, Avusturyalıların geliştirdiği bir tekniktir ve Fransızların Boul sanatı ile neredeyse ayırt edilemez. Ancak Viyana işi ile Boul arasındaki en önemli fark, Boul işlenirken sedef veya fil dişi, motifler arasına garnitür olarak çok küçük bir biçimde desenin içeriğine göre bazen çiçek bazen bir kuş formunda işlenir, Viyana işinde ise sedefler pirinç telcikler içinde gelişi güzel biçimde yapıştırılıp genel kompozisyonun en dışından çerçeve olacak biçimde alçılanıp, işlenir. Uzak Doğu işi, özellikle Çin, Japonya, Hindistan, Singapur ve Vietnam gibi ülkelerin ürettiği sedefli ürünlerin genel adıdır. Eser-i İstanbul işi, Osmanlı’nın üst düzey mimar ve sedefkârlarının geliştirdiği, diğer ekollerden farklı teknik, malzeme ve formları olan bir üsluptur. Osmanlı’nın geliştirdiği Kudüs işi üslubu, daha çok dinsel mekânların maketini, bağa hariç, Eser-i İstanbul’da kullanılan bütün malzemeleri kullanarak kapladığı bir üsluptur. Şam işi ise adından da anlaşılacağı gibi Osmanlı’nın bir eyaleti olan Suriye (Dımeşk)’nin başşehri olan Şam’da geliştirildiğinden bu ismi alır. Aslında yarı Arap yarı Osmanlı etkileri taşışa da, ikisinden de farklı bir form özelliğindedir.
Yanardöner renkleriyle asırlar boyu insanları büyüleyen sedef ile tüm dünyada sedef sanatkârları, değişik teknik ve üsluplarla muhteşem eserler üretmiştir. Sedef işçiliği, sanat tarihine adını altın harflerle yazdıran, yazdırmaya devam eden bir sanattır. El sanatlarımızı yeniden canlandırmayı ve geliştirmeyi hedefleyen İSMEK, sedef işlemeciliği sanatına da sahip çıkarak, bu alanda yeni ustaların yetişmesine katkıda bulunmak amacıyla, Kadıköy Merkez Kurs Merkezi, Üsküdar Türk İslam Sanatları İhtisas Merkezi ve Üsküdar Temel Türk İslam Sanatları Kurs Merkezi'nde sedef işlemeciliği kursları veriyor.
 

İSMEK El Sanatları Dergisi 9 İNDİR

Bu yazı 804 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK