Sergi

Dünya Seramiğinin Başyapıtları İstanbul'da

  • #


Yazı: Abdullah ESAD

Dünyanın ve İngiltere’nin en köklü sanat kurumlarından biri olan Victoria ve Albert Müzesi’nin paha biçilemez koleksiyonlarından derlenen ve antik çağlardan günümüze seramik sanatının tarihi gelişimine ışık tutan Dünya Seramiğinin Başyapıtları Sergisi; Kore, Almanya ve Suriye'den sonra Türkiye’ye konuk oldu. Çin heykellerinden İtalyan Rönesans çömleklerine, İznik çinisinden Sevr porselenine kadar dünyanın her köşesinden 115 parça çarpıcı yapıt, Pera Müzesi’nde sanatseverlerle buluştu. 150 yıllık geçmişi ve zengin koleksiyonlarıyla dünyanın ve İngiltere’nin en köklü sanat kurumlarından biri olan Victoria ve Albert Müzesi’nin seramik bölümü, restorasyon çalışmaları nedeniyle kapanınca; seramik sanatının tarihi gelişimine ışık tutan seçme eserlerden gezici bir sergi oluşturuldu. Çin heykellerinden İtalyan Rönesans çömleklerine, İznik çinisinden Sevr porselenine kadar dünyanın her köşesinden 115 parça çarpıcı yapıtın yer aldığı ve “Dünya Seramişinin Başyapıtları” adını taşıyan bu gezgin serginin son durağı; Kore, Almanya ve Suriye'den sonra Türkiye oldu.
Dünya Seramiğinin Başyapıtları Sergisi’nin İstanbul Pera Müzesi’ne gelişini sanatseverler adına kutlanması gereken bir olay olarak nitelendiren küratör Tim Stanley, bu serginin pek çok kaynak taranarak birkaç binyıla yayılmış küresel seramiğin derli toplu bir tarihini ortaya çıkarmayı hedeflediğini belirtiyor. Stanlay, sergi için hazırladığı katalog yazısında ise, “Daha önce gösterildiği her yerde bu sergi, sıra dışı yerel seramik üretimi gelenekleri için, küresel bir bağlam sunmuştur. Aynı şey İstanbul için de geçerlidir, ama bu şehrin kendine ait büyük seramik koleksiyonları bulunmaktadır ve bunlar yerel ürünlerle sınırlı değildir. Bazıları Sadberk Hanım ve Pera gibi özel müzelerdedir. Bazıları büyük devlet müzelerinde, öncelikle de Topkapı Sarayı Müzesi’ndedir. Vamp;A koleksiyonu büyüklük ve çeşitlilik açısından rakipsizdir, ancak Osmanlı padişahlarının ve önde gelen tebasının beğendiği seramik türlerinde, özellikle de Çin porseleni konusunda Topkapı Sarayı koleksiyonuyla yarışamaz” diyor.
Kaideli Apollo Büstü: Kalay sırlı çok renkli dekorlu Fransa, Nicholas Fouquay Fabrikası, Rouen (1730) Roma güneş tanrısı Apollo’nun bu çok büyük büstü, oldukça iddialı bir heykel prodüksiyonudur ve bu malzemeyle daha iyisi hiçbir zaman yapılamamıştır. Büst üslup olarak büyük İtalyan Barok heykeltıraşı Gianlorenzo Bernini’nin etkisini taşır, kaidenin tasarımıysa kraliyet sarayına mobilya yapan André Charles Boulle’ün örneklerine benzemektedir. İkisi de zengin çok renkli bir paletle boyanmıştır, bu da 18. yüzyıl ortası kalay sırlı seramiklerin karakteristik özelliğidir. Ana temalarından biri seramik teknolojisi ve tasarımının uluslararası ticaret ve kültürel alışveriş aracılığıyla yayılması olarak belirlenen Dünya Seramiğinin Başyapıtları Sergisi’nin en çarpıcı parçaları arasında Pablo Picasso’nun 1954 yılında yaptığı “Sehpanın Başındaki Sanatçı” adlı vazosu, Budist Rahip Bodhidharma’nın insan boyundaki heykeli, Roma güneş tanrısı Apollo’nun büstü, insan boyunda tek parça olarak yapılmış en büyük porselen figür olarak bilinen Yunan mitolojisindeki gençlik tanrıçası Hebe ile Fransa kralı ve kraliçesi 16. Louis ve Marie Antoinette’nin büstleri de bulunuyor. Sergideki en genç eser Richard Slee'nin 2001 yılında modern tarzda ürettiği beyaz sırlı sifon olurken en yaşlı seramik ise milattan önce 2500 yılına ait beyaz hamurlu, sırsız pişmiş bir ibrik. Vazo: “Sehpasının Başındaki Sanatçı” Kalay surlı beyaz hamurlu pişmiş toprak kap, Balmumu koruyucu ve oksit boyalar Resim: Pablo Picasso (18811973) Fransa, Madoura Pottery, Vallauris,1954. 1954’te üretilmiş bu vazo, sanatçıyı ve modelini gösteren bir seramik serisinden alınmıştır. Bunlar da aynı temalı bir dizi deseni izler, bu desenlerde Picasso yaşlanmanın etkileriyle alay eder, kendini de sonunda “Yaşlı Usta” ressama dönüştürür. Bu vazonun bezemesinde kullanılan iki sahne, aynı mantığı sürdürür: genç bir adam olarak heykeltıraş, ayakta duran kadın modelinin önünde bir figüre şekil verir; diğer sahnedeyse artık yaşlanmış ve ünlenmiş olan sanatçı, oturduğu yerden şövalesinde resim yapmaktadır. Vazonun biçimi ve “üzengi” şeklindeki ağzı, Güney Amerika çömlek formlarından esinlenmiştir. Dünya Seramiğinin Başyapıtları Sergisi, Pera Müzesi’nin kurucuları Suna İnan Kıraç tarafından bir araya getirilen, Kütahya’da üretilmiş 300’den fazla firit seramik koleksiyonuyla birleşince daha da bir önem kazanıyor. Victoria ve Albert Müzesi Direktörü Mark Jones, “Bu koleksiyon bugüne kadar Kore, Almanya ve Suriye’de görüldü; bu turun dünyadaki en büyük ve en özgün seramik geleneklerinden birine sahip olan Türkiye’de son bulması son derece anlamlı. Müzemizin oluşum yılları olan 18501920 arasında Türk seramikleri, özellikle de İznik seramikleri, tasarım kaliteleri açısından geniş bir beğeni toplamıştı. Sonraki yıllarda da hem Türkiye’de hem de yurtdışında akademik çalışma konusu oldular. Biz de müzemizin, bu entelektüel araştırma ve estetik zevki temsil ettiğini umuyoruz” şeklinde konuşuyor.
İznik Kasesi: Beyaz hamur, sıratlı mavibeyaz dekorlu Türkiye, olasılıkla İznik (1530) Türkiye'nin kuzeybatısında küçük bir kent olan İznik, İslam dünyasında üretilmiş en üstün nitelikli seramiklerden bazılarına adını vermiştir. 15. yüzyılın ortalarında buradaki ustalar Çin yapımı mavibeyaz porselenlerin alçakgönüllü taklitlerini pişmiş toprakla yapma konusunda uzmanlaşmıştı. Ancak 1460 ya da 1470'lerde, II. Mehmed (14511481 arasında hüküm sürmüştür) döneminde buradaki fırınlarda, form ve bezeme açısından zarif, genellikle de çok büyük frit hamurlu seramikler üretilmeye başlandı. İznik seramikleri İtalyan Rönesans mayolika'larında ve 19. yüzyıl “sanat çömlekçiliği”nde taklit edilmiştir.  

İSMEK El Sanatları Dergisi 8 İNDİR

Bu yazı 717 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK