Giyim

Bir İstanbul Masalı

  • #


Yazı: Seda KONAR

Yıllardır anlatıla gelen efsanevi İstanbul masallarından birine imza attı geçtiğimiz günlerde İSMEK... 60 özel tasarımdan oluşan “İstanbul, Renkler ve Yansımalar” başlıklı defile, görkemli bir kültürü, tarihi ve sanatı gözler önüne serdi. Şifonlar, satenler, ipek kadifelerle hazırlanan göz alıcı kıyafetler, etek ucundan başlığına kadar İstanbul’un güzelliğini, zarafetini ve asaletini anlattı.

Nice şairlerin adına şiirler yazdığı, bestekârların şarkılar yaptığı, ressamların güzelliğini resmettiği İstanbul, fetihleri ile bir tarih kitabıdır adeta. Dar sokaklarını anlatan sayfasını Arnavut kaldırımları, mozaik taşları süsler. Camilerinin minarelerinden yükselen ezanları, kiliselerin ve sinagogların çan sesleri insanlara hoşgörüyü anlatır. Bu şehrin çeşmelerinden kültür akar, köprülerinden hasret geçer. Asya ve Avrupa kıtasını birbiri ile buluşturan bu şehirde uygarlıklar da iç içedir. Çağlar boyunca farklı uygarlıklara ve kültürlere ev sahipliği yapan, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemine tanıklık eden İstanbul, aynı zamanda bir masal şehridir. Öyle bir masal ki; onu dinleyenlere; sevgiyi, saygıyı, güzelliği, zarafeti, asaleti, vefayı ve hoşgörüyü öğretir. Kız Kulesi, Haliç, Üsküdar, Ortaköy, Sultanahmet, Topkapı Sarayı bu masalın esas kahramanlarıdır. Mehmet Akif Ersoy, Orhan Veli, Yahya Kemal, Faruk Nafiz, Necip Fazıl Kısakürek, Cemal Süreyya gibi usta kalemler de bu masalı satırlarına, dizelerine taşımıştır.
13 yıldır verdiği ücretsiz eğitimlerle geleneksel Türk el sanatlarımıza ve kültürümüze sahip çıkan İSMEK (İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitimi Kursları), herkesin dinlemekten keyif aldığı bu masalı, “İstanbul Renkler ve Yansımalar” adlı muhteşem defilede Ayşe Egesoy’un buğulu sesinden şiirler eşliğinde anlattı. İSMEK, 60 özel kıyafet ile sanat dostlarını bir İstanbul masalının içine çekti. Bizans dönemiyle başlayan bu masal, Roma dönemi ile devam etti, ardından Anadolu’ya bir kapı aralandı. Osmanlı döneminin İstanbul’unu anlatan kıyafetlerle sona eren masal, bu büyülü kenti, aşıklarının gözünde daha bir güzelleştirdi, daha bir özelleştirdi.

İstanbul’un dününü, bugününü podyumlara taşıyan bu çalışmanın danışmanlığını ünlü modacı-tasarımcı Erol Albayrak, koreografisini Uğurkan Erez üstlendi. Birbirinden özel tasarımlardan oluşan defile, başlı başına bir kültür ve tarihsel bir mozaikti.

İSMEK kursiyerleri, usta öğreticileri ve branş rehberleri tarafından oluşturulan kreasyon geceli gündüzlü süren altı aylık bir çalışma sonucu ortaya çıktı. Bu özel kreasyonda İSMEK’te eğitim verilen çok sayıda branşta eğitim alan kursiyer emek harcadı. Kurdele nakışından tel kırmaya, takı tasarımından modelistliğe kadar birçok branşın kursiyeri bu özel defile için detaylı bir çalışma içine girdi. Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait kitaplar karıştırıldı, arşivler tarandı ve İstanbul kadınının bu üç döneme ait yaşamı, giyimi incelendi. İ İstanbul’un tarihi yeniden anlatıldı. Şifonlar, ipek satenler, keçeler, ipek kadifelerle hazırlanan kıyafetler etek ucundan başlığına kadar efsanevi medeniyetler kenti İstanbul’u anlattı. Roma ve Bizans dönemini yansıtan elbiselerde kahverengi ve taş rengi kullanılırken; Osmanlı dönemi, İstanbul’un gökyüzü, denizi ve doğası ile anlatıldı. Bizans döneminde kutsallığı, Roma döneminde ihtişamı ifade eden altın ise, özellikle takılarda bol miktarda öne çıktı. Kıyafetlerde kullanılan biyeler ve düğümler İstanbul’un iç içe geçmiş farklı uygarlıklarını sembolize etti. Etek uçlarının kıvrımı; bütün uygarlıkları İstanbul’da buluşturdu. İstanbul takılarında, şahmeranlar, bileklikler, kolyeler, beden takıları, kemerler ve küpeler, İstanbullu kadının güzelliğini gözler önüne serdi. Bir kolyenin ucundan sarkan lale motifi göz kamaştırırken, elbisenin belini dolayan bir kemerin nakışlarında bir caminin varakları sanat eseri olarak yer buluyor.


Gece ve Gündüzün Gizemi

Bir masal büyüsündeki defile “İstanbul’da Gündüz ve Gece”, “Bizans Serisi”, “İstanbul Serisi”, “Ebru Serisi” ve “Takı Elbiseler Serisi” altında toplandı. Su şehri İstanbul’un renklerinden oluşan “İstanbul’da Gece ve Gündüz Serisi” gündüz ve gecenin gizemini gözler önüne serdi. Krem, yeşil, mor, kırmızı, kahverengi ve mavi renklerle hazırlanan elbiseler, İstanbul’un sabahını, günü-nü ve gecesini anlattı. Şöyle ki; adına şarkılar, şiirler yazılmış bir kadın kadar güzel İstanbul, krem şifon elbiseyle güne uyanıyor, öğleye doğru yeşil renk elbise güne hakim oluyor. Mor elbise ise günün en yoğun ve en romantik anını simgeliyor. Kırmızıdan oluşan İstanbul’un gün batımı kalpleri hüzne taşıyor. İstanbul’da gece kahverenginin en derin halini alıyor. Koyu gecenin ardından ufuk aydınlanıyor ve gökyüzü yavaş yavaş maviye bürünüyor. Boncuklar, pullar ile süslenen elbiseler zincirlerle ve tel kırma tekniği ile hareketlendi. Bu seride farklı kültürleri anlatmak için mozaik figürlerine yer verildi. Şifon ve ipek saten kumaşlardan oluşan bu özel kıyafetler adeta İstanbul’un boğazındaki şehir hatları vapuru edasında süzülüyor…


Ebru, Batik ve Keçe ile Buluştu

Geçmişin esintileri ile bugünün İstanbul kadınını anlatan bir diğer seri ise, “Ebru Serisi” idi. Ebru teknesine yatırılan ipek şifonlar lale motifleri ile hemhal oldu. Batik boyamalarla süslenen elbiseler, İstanbul lalelerinin yeşili, pembesi, moru, mavisi ile birleştiğinde İstanbul hanımefendilerinin zarafetini ortaya koydu. Her bir kıyafet Lale Devri’nin kapılarını araladı. Sevginin, zarafetin, asaletin renklerinden oluşan bir dünyaya yolculuk başladı. Batik boyama elbiseler keçe motifleri ile süslendi ve boncuklarla işlendi. Omuzlardan bele inen dalgalar sanki İstanbul Boğaz’ının sularında nazlı şehre seyr-ü sefa ettirdi. Kurdela nakışı ile hareketlenen elbiseler İstanbul kadınının ruhundaki çiçekleri anlattı. “Takı Elbiseler Serisi” Roma, Bizans ve Osmanlı döneminden esinlendi. Saten kumaşlardan hazırlanan elbiselerde siyah renkle İstanbul kadınının gizemi anlatıldı.


Kaftanların Dilinden Türk Kadını

Bu özel defilenin “İstanbul Serisi”ni kültürümüzün vazgeçilmezi kaftanlar oluşturdu. Toplam 10 adet kaftanın yer aldığı seride geçmişten günümüze yansıyan kaftanlar Maraş işi ile süslenirken, günümüze uyarlanan kaftanların üzeri boyama tekniği ile çini desenlerini misafir etti.

Sandıklardan çıkarılan ve İstanbul’un ihtişamını, asaletini anlatan kaftanlar, İstanbul çiçeklerini de üzerinde taşıdı. İpek kadifeden hazırlanan kaftanların altın sırma işleri Türk kadınının sabrını, özlemini ve sevdasını gözler önüne serdi. Kırmızının gücü, morun asaleti ile birleşen nakışlar kaftanları sıcacık bir sevgiyle sardı. Türk kadınının geçmişinden günümüze değişimi ise modernize edilen kaftanlarla sunuldu. Beyaz saten üzerine boyama tekniği ile nakşedilen İstanbul çiçekleri ve çini desenleri İstanbul’un tüm renkleri ile bütünleşirken sade, hafif desenli kaftanlar da bu masal içinde yerini aldı.

Bir İstanbul masalı olan defile her dönemde zarafetin ve asaletin sembolü olan muhteşem bir gelinlik ile sona erdi. Petek tülden hazırlanan ve bir kuğu zarafetindeki gelinlik, sanatseverleri Roma, Bizans ve Osmanlı kadınının efsunlu dünyasına götürdü. Telkari işi ile bedene işlenen lale motifleri İstanbul ile bütünleşti. Üç parçadan oluşan duvakta ise Roma, Bizans ve Osmanlı kadını baş tacı edildi.

İSMEK’in masal tadındaki defilesi, hüzünleri, sevinçleri, asaleti ve hoşgörüsü ile bir kadın zarafetindeki İstanbul’u gözler önüne sererken, kalplere de İstanbul’a duyulan aşkı bir defa daha nakşetti.


İSMEK El Sanatları Dergisi 8 İNDİR

Bu yazı 840 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK