Gravür

Posta Pullarında İstanbul

  • #


Yazı: Vera BATURALP

1840'ta kullanılmaya başlanan posta pulları, çok yakın geçmişe kadar mektupların üzerindeki yerini korudu. Özenerek seçtiğimiz bu küçük puldan tablolar, belki hepimizin çekmecelerinde anılarımızın bir parçası olarak bir köşede durdu. Yaklaşık 150 yıllık geçmişiyle artık bu pulların farklı bir işlevi de var. Bu minik kâğıt parçalarından bir şehir ve kültür okuması yapmak da mümkün.

Tarihi önemi, doğal güzellikleri, birçok kültür ve medeniyete ev sahipliği yapmış olması gibi özellikleriyle dünyanın en önemli kentleri arasında yer alır İstanbul. “Eğer bir gün dünya tek bir ülke olursa, şüphesiz ki başkenti İstanbul olurdu.” der Napolyon. Öyle ya Roma İmparatorluğu, Bizans ve Osmanlı imparatorluklarına başkentlik yapan, üç büyük dinin kutsal emanetlerini barındıran bir kentten söz ediyoruz.


İstanbul’un uzun yıllar koleksiyon malzemesi olarak kullanılan, posta ücretinin yerine geçen pullara konu olması da şaşılacak şey değil elbette. Pullar, İstanbul’u dünyaya duyuran, çoğu kez gözden kaçırılan küçük fakat etkili olan kaynaklar aslında. Ankara Üniversitesi’nin Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü öğretim üyelerinden Doç. Dr. Hakan Anameriç, Prof. Dr. Fatih Rukancı ve Prof. Dr. Sekine Karakaş’ın birlikte hazırladığı “Pullarda İstanbul” kitabı, böyle bir çalışmanın ürünü. Henüz internet yokken, iletişim ve reklamcılık hayatımızın her alanında değilken, kilometreler aşıp dünyanın dört bir yanına seyahat eden pullar ile İstanbul’un tanıtıldığı günlerin penceresini aralıyor.

Hakan Anameriç, pul koleksiyonculuğuna ilkokulda annesinin aldığı koleksiyon araçları ve 10 pul ile başlamış. Üniversite öğrenciliği ve akademisyenlik yıllarında, dedesinin koleksiyonunu devam ettirerek ve düzenli pul takibi ile bu merakını ciddiyetle korumuş. Yaptığı akademik çalışmalarla bu alana katkı sağlamaya devam etmiş.

Koleksiyona başladıktan sonra arkadaşlarının evinde gördüğü, yakınlarının gönderdiği kartlar ve mektuplar üzerindeki Alman, Avusturya ve Macaristan pulları bu ilgisini artırmış. Bu pulların üzerinde gördüğü şehir, kişi ve olaylar kendisinde farklı bir merak duygusu uyandırmış ve bu merak kendisine daha sonraki yıllarda “araştırma” yapma sorumluluğunu hissettirmiş.


Arşivcilik teorisi, felsefesi ve yazma eser kütüphaneciliğine dair çalışmaları bulunan diğer isim Prof. Dr. Fatih Rukancı’nın pullara yönelik araştırması ise Anameriç’in teşviki ile olmuş. Pullar üzerinden bilgi edinme noktasında farkındalık oluşturmanın gerekli olduğunu düşünen Rukancı konuyla ilgili olarak şunları söylüyor: “Posta pullarının üzerindeki tüm sembol, çizim, yazıların taşıdığı anlamlar deşifre edildiğinde önemli bir bilgi kaynağı ve tanıtım materyali olarak karşımıza çıkabiliyor.”

Ve Posta Pulları, Mühürlü Mektupların Yerini Alır…

Gelelim “pul”un tarihine ve Anameriç'e kulak verelim. “Sadece pulun ortaya çıktığı İngiltere’de değil, posta işletmesi bulunan tüm ülke ve yönetimlerde postanın nasıl ücretlendireceği gündemdeydi. Posta ücretlerinin dünya çapında bir standarda bağlanması ve bunun belgelenmesi sorununa çözüm posta pulunun çıkarılması oldu.”

Posta ücretleri için puldan önce kullanılan yöntem mühürleme idi. Bu yöntem herhangi bir standarda tabi tutulmadığı için her işletmenin kendine has şekilde yürütmesi sebebiyle ciddi karışıklıklara neden olur. Posta camiasında yaşanan bu “ciddi” karışıklık, küçük ama etkili bir “araçla” giderilmeye çalışılır.

1840’taki ilk uygulama, Avrupa genelinde yaygınlaşıyor; ülkeler kendi posta pullarını tasarlayıp kullanmaya başlıyor. Bu denli farklı ancak posta işlemleri ile birbirine bağlı ulusal posta işletmeleri, yine bir “standart” sorunu yaşıyorlar ve bu sorunun ulusal değil, uluslararası bir üst kurul ile çözümlenebileceğine dair bir kanaat gelişiyor. Bunun sonucunda 1874’te aralarında Osmanlı Devleti’nin de bulunduğu 22 ülke ile Dünya Posta Birliği (Universal Postal Union - UPU) kuruluyor. UPU, posta işlemlerinin temelini oluşturan “pul”a da bir standart getirerek büyük ölçüde bu ortak soruna çözüm oluyor. 19. yüzyıl bu nedenle hem posta işlemleri hem de onun bilinen en önemli bileşeni “pul” için önemli bir yüzyıl.

Osmanlı topraklarında pulun kullanımı ise 1863 tarihine dayanıyor. Posta pulları, o tarihten itibaren, yaklaşık 150 yıl boyunca çeşitli tür ve değerlerde tedavüle çıkarılıyor. Pulların üzerinde önceleri yalnızca ülke ismi ve fiyat bilgileri yer alırken; baskı tekniği, kâğıt türü, boya kalitesi zamanla değişiyor. Pullar daha profesyonel biçimde hazırlanır hale geliyor. Pulun üzerinde yer alan fotoğraf, gravür ve metinler, sıradan mekanik bir baskı yerine ona estetik bir değer katıyor. Kültürel, sanatsal, bilimsel ve edebi açılardan değer taşıyan temalar işleniyor. Haliyle bu gelişme, pullar üzerindeki temaları, kullanılan görselleri ve verilmek istenen mesajları da artırıyor.

Sanat Eseri Niteliği Taşıyor

Her ne kadar üzerindeki bilgiler veya görseller az olsa da, pullar bu sınırlı alanda ait olduğu ülkeyi birçok yönden tanıtma imkânı sağlıyor. Bir dönemin en önemli iletişim araçlarından biri olan posta pulları vesilesiyle, ulaştıkları yerlerde merak, ilgi, araştırma hissi uyandırıyor. Bugün de ülkelerin gündelik, ekonomik, sosyal, kültürel, dini ve siyasi yaşantısı ile ilgili ilginç ipuçları veriyor.

1863’ten beri topraklarımızda kullanılmaya başlayan pullar, 1913’ten itibaren İstanbul’un simgeleşmiş mekânlarını da tema olarak kullandı. Tarihi zenginlikleri ve doğal güzellikleri ile İstanbul, bu vesileyle dünyanın her tarafına tanıtıldı. Böylelikle pullar da yeni bir iletişim aracı olmalarının yanı sıra bilgi kaynağı olarak İstanbul’un betimlenmesinde önemli bir rol oynadılar. Bu dönemin okumasını yapmak amacıyla yola çıkanlardan biri olan Rukancı, “Bu araçların aynı zamanda da birer sanat eseri niteliği taşıması, çok az kişide farkındalık oluşturan özellikleri arasında.” diyor.


Nitekim posta pullarının ilk örneklerinde dönemin padişahı olan Sultan Abdülaziz’in (1861-1876) tuğrası, eski Selçuklu ve Osmanlı süsleme sanatlarından olan hatai, rumi motifler ve yazı örnekleri yer alıyor. 1863’te tedavüle çıkarılan ve herhangi bir resim unsurunun kullanılmadığı bu pullar “tuğralı pullar” olarak isimlendiriliyor. Bu ilk emisyondan sonra yoğunlukla Türk bayrağını simgeleyen ay yıldızın kullanıldığı ve 1865-1882 yılları arası tedavüle çıkarılan ay yıldızlı “duloz pulları” olarak isimlendirilen seri geliyor. Bu pullarda da rumi motifler ve yine yazı örnekleri yer alıyor. 1876’dan itibaren Arap harfleri ile birlikte Latin harflerinin de kullanıldığı yine ay ve süslemeli yazı örnekleri bulunuyor. Posta işlemleri 20. yüzyılın başlarına kadar bu pullar ile yapılıyor.

Bu seriye “duloz” isminin verilmesi, bazı kaynaklarda 1865-1882 yılları arasında basılan pulların “Mösyö Duloz” isimli bir Fransız kalıpçı tarafından basılması sebebiyle olduğu söyleniyor. Fakat diğer yandan Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı kataloglarında yapılan araştırmada bu isime rastlanmadığı kaydediliyor.

1898’te ise ilk defa pul üzerinde bir resim kullanılır. 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı nedeniyle tedavüle çıkarılan ‘Teselya pulları’ serisinin üzerinde tahminen Larissa kentinde bulunan bir köprünün resmi yer alır. Bu pul aynı zamanda farklı geometrik şekile sahip tek pul serisidir. Daha sonraki dönemlerde Osmanlı Devleti armalı ve tuğralı pullar tedavüle çıkarılır.

Yeni Postane Serisi

Pulların, devletin başkenti ile tanışması Türkiye’de pul kullanımından 50 yıl sonra 14 Mart 1913’te gerçekleşiyor. Söz konusu tarihte tedavüle çıkarılan serideki pullarda, 1909’da II. Abdülhamit döneminin sonlarında hizmete açılan Sirkeci’deki Yeni Postahane görüntüsü yer alıyor. Bu suretle İstanbul artık pullara da konu olmaya başlıyor. 1913’te başlayan bu serüven Cumhuriyet döneminde de devam ediyor. Bazı aralıklarla bir dönemin başkenti İstanbul pullara güzel mekânları, farklı özellikleri ve simgeleri ile konu oluyor.

Bu pul serisinin üzerinde dönemin padişahı V. Mehmet’in tuğrası ve hemen yanında lakabı olan “Reşad” ifadesi okunuyor. Pulda sağ ve sol üst köşelerde Türk Bayrağı ve İslamiyeti simgeleyen ay-yıldız figürleri yer alıyor. Sağ ve sol yanlara ise sülüs yazı ile “ Devlet-i Osmaniye” ve ”Postaları” yazıyor.

Londra Baskısı İstanbul Manzaralı Posta Pulları

14 Ocak 1914’te tedavüle çıkan seride ise Süleymaniye Cami ve avlusu, Beyazıt Meydanı, Sultanahmet Camii, Dikilitaş, Çemberlitaş, Kız Kulesi, Yedikule, Rumeli Hisarı gibi İstanbul’un güzide mekânlarını konu edinen muhtelif görüntüler yer alıyor.

İstanbul’un en görkemli mimari eserlerinden biri olan Süleymaniye Külliyesi’nin de temel parçası olan Süleymaniye Camii’nin yer aldığı pulu incelediğimizde örneğin; bize pulda caminin yan sofasının cephesi görüntünü görürüz. Osmanlı İmparatorluğu’nun gücünü ve zenginliğini gösteren simgelerin başında gelen bu yapı, mimarlık dünyasının dehası tarafından 1550-1557 yılları arasında tamamlanıyor. Cami ve etrafını saran külliyenin, klasik dönem Türk mimari sanatının en büyük ustası sayılan mimarın en gözde eserlerinden biri olduğunu biliyoruz.


Bu eşsiz mimarinin yansıtıldığı pullarda da, caminin dış avlusu yani bahçe bölümü gravür tekniğiyle ele alınıyor. Sağ ve sol üst köşelerde Türk bayrağı ve İslamiyet’i simgeleyen ay-yıldız figürleri yer alıyor. Üst tarafta kûfî yazı ile “Devlet-i Osmaniye Postaları” ifadesi var. Yazının sağ ve sol tarafında Kanuni Sultan Süleyman Dönemi’nde Türkiye’de ilgi görmeye başlayan ve buradan Avrupa’ya yayılan lale figürleri görülüyor. Pulun hemen altında ise “Süleymaniye Camii Şerifi Havlısı” yazılı.

Dolmabahçe Sarayı Resimli Posta Pulları

15 Kasım 1916’da tedavüle çıkan ayrı değer ve renkteki üç puldan oluşan serideki pullarda Osmanlı hanedanının ve İstanbul’un üçüncü büyük sarayı son dönem padişahların ikametgâhı Dolmabahçe yer alıyor. 1856-1877 ve 1909-1918 yılları arası devlet yönetiminin gerçekleştirdiği saray, Sultan Abdülmecit tarafından yeni dönem diplomasi ve mimari geleneklerini yansıtan biçimde yaptırılıyor.

Sarayın Üsküdar civarından alınmış gravürünün pul üzerine konu edilmesi, dönemin padişahı olan V. Mehmet Reşat’ın konutu ve devletin yönetim merkezi olmasından ileri geliyor. Pulun hemen sol yanında V. Mehmet Reşat’ın bir portresi de görülüyor. Pul üzerinde sülüs yazı ile “Devlet-i Osmaniye Postaları” yazısı yer alıyor, sağ ve sol yanlarda süslemeler bulunuyor.

Kadın Hakları Cemiyeti Hatıra Pulları

12. Uluslararası Kongresi Hatıra Pulları serisinde Yıldız Sarayı konu ediliyor. Pul üzerinde yer alan görüntüde Şale Köşkü bulunuyor. Sarayın pula konu olmasının nedeni söz konusu kongrenin burada yapılmış olması. 19. yüzyılın son dönemlerinde ülkemizde 1913’ten itibaren hız kazanan kadın hakları hareketinin konu edildiği önemli kongrelerinden biri olan bu organizasyona ev sahipliği yapan saray, bugün müze olarak işlevini sürdürüyor. Kongrenin düzenlendiği yıl parlamento seçimlerinde 18 bayan milletvekili seçiliyor.

Yıldız Sarayı’nın da içinde bulunduğu serinin kendine özgü bazı farklılıkları var. Örneğin pullarda ilk defa “Cumhuriyet” ibaresi yer alıyor. Pulun üst bölümünde Fransızca “XII me Congres Suffragiste International, Istanbul 1935” ifadesi bulunuyor. Resmin hemen altında ise “Yıldız Kiosk Palais du Congres- Kongre Sarayı” ifadesi bulunuyor. Pulun alt bölümünde ise “Türkiye Cumhuriyeti Postaları” yazıyor.

İstanbul’un Fethi’nin 500. Yıldönümü Hatıra Pulları

29 Mayıs 1953’te tedavüle çıkarılan on iki ayrı tema ve değerden oluşan serinin bu pulunda İstanbul’da Fatih Sultan Mehmet’in oğlu Sultan II. Beyazıt tarafından 1482 yılında yaptırılan Fatih Camii’nin kıble avlusunda bulunan Fatih Sultan Mehmet’in 1431-1481 türbesi görülüyor. Pulda türbe 1782’de tekrar yapıldığı haliyle resmediliyor. Pulun kenarları lale motifi örgülü zarif bir bordürle çevreleniyor. Bu türbe 1766 depreminde cami ile birlikte yıkılıyor. Cami ve türbeyi Sultan III. Mustafa devrin barok üslubunda geniş saçak ve revaklı olarak mimar Mehmet Tahir Ağa’ya 1766 yılında yeniden yaptırıyor. II. Meşrutiyet döneminde Sultan V. Mehmet Reşat türbenin iç bezemelerini kalem işlerini bir İtalyan dekoratöre restore ettiriyor. Daha sonraki yıllarda İstanbul’un 500. fetih yıldönümü kutlamaları sırasında 1953 yılında ve 2004 yılında, yeniden türbenin içerisi kubbe ve duvarlar 19. yüzyılın sonlarına ait kalem işleri ile bezeniyor. Buradaki kapının üzerine Ankebut Suresi'nden alınmış olan ve mealen "Her canlı ölümü tadacaktır." anlamındaki ayet yazılı. Türbe günümüzde İstanbul Türbeler Müdürlüğü’nün yönetiminde ve 1953 yılından bu yana ziyarete açık. Bu pul için seçilen tema İstanbul’u borçlu olduğumuz padişaha bir vefa borcu niyetiyle belirleniyor.


Geleneksel Türk Evleri

7 Temmuz 1994’te emisyona çıkarılan ve 4 puldan oluşan serideki pulda Üsküdar İcadiye Mahallesi, Cemil Meriç Sokağı’nda bulunan ahşap evlerden biri görülüyor. Bu evler 20. yüzyıl başları olarak tarihlendirilebilir. Ortada iki yönlü bir merdivenle ulaşılan sofadan girilen evler kapı girişi ve bitişikteki bölüm üzerinde birer balkona sahip. Özellikle cephelerde görülen bezemeler dönemin ahşap işçiliğinin güzel örneklerinden. Bu tür ikiz evler İstanbul’da 19. yüzyıl sonu, 20. yüzyıl başından itibaren ilgi görüyor. Fatih Rukancı, “Sivil mimari araştırmalarının yaygınlaşması yanında bu yapıları korumak için kurulan sivil toplum örgütlerinin gayretleri de konunun seçilmesine yardımcı olmuştur.” diyor.

İstanbul’u Konu Edinen 211 Pul

Yazının bu kısmına kadar, 1913’ten itibaren yayınlanan İstanbul temalı pul serilerinin bir kısmına değindik. Bu pullar hakkında kapsamlı bir araştırma yapan isimlerden Anameriç’e araştırma çerçevesini nasıl belirlediğini sorduğumuzda Anameriç, öncelikle 1913-2010 yılları arasında çıkarılmış olan doğrudan İstanbul ile ilgili posta pulları belirlediklerini ifade ediyor. Uluslararası ve ulusal çapta hazırlanan pul kataloglarından yapılan inceleme sonucunda İstanbul ile doğrudan ilgili olarak 111 pul serisi ve bu seriler içinde yer alan toplam 211 pul saptadıklarını ekliyor.

İstanbul ile doğrudan ilgili olduğu belirlenen ve semiyotik olarak da yorumlanan 94 pul yer alıyor kitapta. Çalışmanın ekler bölümünde bulunan 117 pul ise sözü edilen 94 pulun dışında farklı serilerde kullanılan aynı veya birbirine çok yakın temaların yer verildiği pul grubunu oluşuyor. Anameriç öncelikle çalışma arkadaşlarıyla kendi koleksiyonlarından yola çıkmış. Pulların bir kısmını İstanbul, Ankara ve İzmir’deki koleksiyonerlerden satın alarak elde etmiş. Bir bölümünü çalışmaya katkı yapmak isteyen koleksiyoner ve araştırmacılar kendilerine hediye etmiş. Araştırma kısmında ise T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü fonlarından ve çeşitli kütüphanelerin derlemelerinden faydalanılmış.

Dijital Çağda Posta Pulları Ne İfade Ediyor?

Dijital çağın, “basılı” formatın sonunu getirmediği için pullar açısından çok fazla tehlike barındırmadığını düşünen Anameriç şunları ekliyor: “Posta pulu özellikle Anglo-Sakson ülkelerinde- zorunluluğu olan bir araç ve bizim gibi araştırmacılar için de bilgi kaynağı. Bir ülkede tedavüle çıkarılan tüm posta pullarını yan yana dizerseniz o ülkenin sanatsal, kültürel, siyasi, edebi, dini ve sportif alanlarına ilişkin tüm geçmişini izleyebilir, bunlar arasındaki ilişkileri kurabilirsiniz. Bizim için önemli olan da bu.”

Sözün sonuna gelmemiz gerekirse, ortaya çıkış amacı farklılık taşısa da, zamanla İstanbul’un tarihi, sosyal, kültürel objeleri, çevresi hakkında bilgi veren, bir dönemin en önemli iletişim aracı olan postanın diğer ülkelerle olan iletişiminde imaj, itibar ve saygınlık göstergesi olarak özetleyebiliyoruz posta pulu kullanımını. Kitap ve süreli yayın gibi geleneksel kaynaklar dışında İstanbul’un filatelik materyallerin en önemlilerinden olan pullar, Türkiye ve dünya kamuoyuna nasıl aktarıldığını, bu yapılırken hangi görsel ve metinlerin kullanıldığını ortaya koyması açısından yakın tarihe ışık tutuyor. Bir dönem çekmecelerimizde hatıra olarak sakladığımız renkli minik kâğıt parçaları, artık arşivlerde dönem okumaları yapmaya elverişli belge ve materyal olarak işlevini sürdürüyor.

*Yazıda kullanılan görseller Ankara Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Anameriç'in kişisel arşivinden alınmıştır.

İSMEK El Sanatları Dergisi 22 İNDİR

Bu yazı 1177 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK