El işi

Anadolu Kültürü Kitre Bebekte Yaşıyor

  • #


Yazı: Sina NEFİ

45 yıldır kitre bebek yapan Lütfiye Batukan 2 bine yakın bebeğiyle birlikte yaşıyor. Bir bebek müzesi açma hayaliyle yaşayan sanatçı, bebeklerini sattığında üzüldüğünü söylüyor. Her eserden sadece bir tane yapan Batukan, çok az sayıda kişinin uğraş verdiği kitre bebek kültürünü yaşatmaya çalışıyor.

Kitre bitkisi Anadolu'da yetişen muhtelif geven (Astragalus) çeşitlerinin gövdelerinden sızıp havada katılaşan, beyaz yahut krem renkli plaka veya şeritler halinde bulunan yapıma kabiliyeti az bir zamk cinsine verilen ad. Ebru yapımında kullanılan suya, belli bir yoğunluğa sahip olma özelliği de veren bu madde, Türkiye'nin güney ve güneydoğu bölgelerinde kırlarda yetişen yabani bir dikenin özsuyundan ibaret. Geven dikeninin gövdesine bıçakla çizik atılıp birkaç gün bekletilerek bitkinin özsuyunun çizik bölgeden akıtılıp kurutulmasıyla elde edilen bu ilginç madde kuruduğunda bir ağaç kabuğuna benzer bir şekil alıyor. Su içinde bekletilmek suretiyle de kullanıma hazır hale getiriliyor. Ebru sanatına yön veren bu madde aynı zamanda başlı başına bir sanata dönüşebiliyor. Tıpkı yıllardır yapıla gelen kitre bebekler gibi…
Bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda az kişinin uğraştığı kitre bebek sanatını 45 yıldır azimle yaşatan bir isim Lütfiye Batukan. Öyle ki, onları neredeyse kendi çocuklarından bile daha çok seviyor. Evinin her yeri kolilerle dolu, yatağı ise kolilerin arasında. Kolilerin içerisinde ise onun yarım asırdır hayat verdiği bebekler var. Gelinler, kızlar, mehter takımı, semazenler, kaynana, pamuk prenses ve yedi cüceler, efe, hattat dede… Lütfiye Batukan tam 45 yıldır onunla konuşuyor ve tabi ki sanatını da konuşturuyor. Anadolu’nun neredeyse bütün kahramanlarını geleneksel motiflerle yaşatan 54 yaşındaki Batukan’ın yaptığı kitre bebek sanatı çok zor bir yöntem. Kitre denilen madde, Kayseri’de geven isimli bitkinin suyunun toprağa akıtılıp kurutulmasıyla elde ediliyor. İnsan tenine çok yakın özellikte olduğu için kullanılan bu sanat sadece Türkiye’ye özgü. Dünyadaki bebek sanatçıları daha çok plastik maddeler kullandığından, kitre bebek sanatı çok farklı bir yer teşkil ediyor. Kitre ile yapıştırılarak işlenen ve iğne kullanılarak giysileri  dikilen kitre bebek yapımı için bir heykeltıraş titizliği gerekiyor.

Kayseri’nin Erkilet ilçesinde doğan Lütfiye Batukan’ın bebek merakı daha beyanında iken başlamış. “Ben doğuştan sanatçı doğmuşum, toprakta oynarken heykel yapmayı keşfettim. Herkes başka oyunlar oynarken ben toprakla ev yapardım, anne-baba koyardım yanına. Yerimde durmazdım, ağaçların tepesinde gezerdim. Anneannem gezip dolaşmayayım diye bana bebekler yapardı.” diyen Batukan 10 yaşındayken Ankara’da kardeşiyle Atatürk’ün cenazesinin nakil törenine giderken Olgunlaşma Enstitüsü’nün vitrininde bebekleri görür. Kardeşini filan unutur ve vitrinin önünde adeta çakılıp kalır. “O bebekler çarptı beni ve dedim ki ‘tamam ben yapacağım işi buldum.” Sanat eğitimi görmeyen Batukan, 18 yaşında Akşam Sanat Okulu’ndaki bebek derslerine katılarak sanatını ilerletir. 20 yaşında iken evlenen ve yedi yıl çocuğu olmayan Batukan bu sırada kendisini bebeklere verir.


Hayali Bebek Müzesi Açmak

Kitre bebek yapmaya başlayan birisinin ancak 15 sene sonunda usta olabileceğine dikkat çeken Batukan, kendisini hâlâ usta olarak görmüyor. En ince detaylara kadar titiz bir şekilde kitre bebek yapan Batukan, bir bebeğin yapımının üç ay bile sürebileceğini söylüyor. İstanbul Sanatçılar Çarşısı’nda bir atölyesi bulunan bebek sanatçısı burada turistlere yönelik daha basit tasarlanmış bebeklerini satıyor. Kendi için yaptıklarını satmaya bir türlü gönlü elvermeyen Batukan bütün bebeklerini yer olmadığı için kolilerde saklıyor. Dünyanın birçok ülkesinde bebek müzesi olduğunu ve İsveç’te bebek sanatçılarının en ön protokolde yer aldığını belirten Batukan, “Biz de bebek sanatçılarına bebek muamelesi yapıyorlar. İngiltere, Almanya, Avusturya ve İtalya’da müzeler var. Üstelik bizim folklorumuz onlardan çok zengin. Tek istediğim bir bebek müzesi açmak. Hayatım bebeklerle geldi, bebeklerle geçiyor. Bundan güzel işkence olamaz. Gecemi de gündüzümü de bu bebekler alıyor. Zaten bu iyi sevmezseniz yapamazsınız.” diyor.

Bebeklerini yıllardır bir kedinin yavrusunu taşıması gibi peşinden sürükleyen Lütfiye Batukan, birçok uluslararası yarışmada ülkemizi temsil etmiş. En son Amerika’dan döndüğünde de zencileri çalışmaya başlamış. Bahçede gördüğü menekşeler onu menekşe kızları yapmaya itmiş. En önemsediği çalışması ise Anadolu adını verdiği bir kadının kucağında yer alan 300 çocuk başı. Halen bunun üzerinde çalışan Batukan, bu eserleri yapmak için büyük bir mekana ihtiyacı olduğunu söylüyor. Bir ara mehteran bölüğünü yapmaya başladığını kaydeden bebek sanatçısı “Ancak mehteran bölüğünün bir kısmını tamamladım. 54 tane olacak. Antika bir kadife buldum, ondan kaftan yaparak Fatih’i tamamladım, 15 parçası hazır. Ancak biraz maymun iştahlıyım. Yaptığım işten hemen bıkıyor ve başka bir işe dalıyorum. Yarım bıraktığım çok iş var.” diyor.

En son Amerika’dan döndüğünde de zencileri çalışmaya başlamış. Bahçede gördüğü menekşeler onu menekşe kızları yapmaya itmiş. En önemsediği çalışması ise Anadolu adını verdiği bir kadının kucağında yer alan 300 çocuk başı. Halen bunun üzerinde çalışan Batukan, bu eserleri yapmak için büyük bir mekâna ihtiyacı olduğunu söylüyor. Bir ara mehteran bölüğünü yapmaya başladığını kaydeden bebek sanatçısı “Ancak mehteran bölüğünün bir kısmını tamamladım. 54 tane olacak. Antika bir kadife buldum, ondan kaftan yaparak Fatih’i tamamladım, 15 parçası hazır. Ancak biraz maymun iştahlıyım. Yaptığım işten hemen bıkıyor ve başka bir işe dalıyorum. Yarım bıraktığım çok iş var.” diyor.


Eşinin Elbiselerini Bebeklere Giydiriyor

Yaptığı figürün dönemine ya da yöresine yönelik kumaşları toplayan Lütfiye Batukan’ın en değer atfettiği eseri ‘Hattat Dede.’ Amerika’da açtığı bir sergide dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün çok beğendiği bu eseri ona kıyamadığı için hediye edemediğini söyleyen Batukan, eserlerini kendi çocukları gibi gördüğünü ve fiyat biçemediğini söylüyor: “Sadece Fatih’i 100 bin dolara satarım sanırım. Mehteranla birlikte 1 milyon dolar eder yani.”

Peki, hayatı bebeklerin arasında geçen Lütfiye Batukan’ın eşi bu duruma ne diyor? İlk başlarda yaptıklarına kızan ve itiraz eden kocası artık bu kargaşa ve kalabalıkta yaşamaya alışmış. Hatta Lütfiye Hanım, onun birçok giysisini keserek kendi bebeklerine giydirmiş. “Mesela beyaz gömleği hoşuma gittiyse keserim, bir bakar ki gömlek yok. Kravatlarını kesiyorum. Alıştı valla.” diyen Batukan, Clinton İstanbul’a geldiğinde kaldığı otele giderek ona yaptığı ‘derviş ’ isimli kitre bebeği hediye etmiş ve Beyaz Saray’dan teşekkür mektubu almış. “Korumaları bana ‘100 bin doların üzerinde hediye kabul etmiyor’ dediler, fiyatı daha fazlaydı ama ben 100 bin dolar fiyatı deyip hediye ettim. Ayrıca Berlisconi’nin dobralığını da seviyorum. Ona da çiçek kızlardan oluşan bir demet hediye ettim.”

Aynı zamanda seramik sanatçısı olan Lütfiye Batukan, Obama’yı seramikten yapma hazırlığında. Harıl harıl takım elbise kumaşı arıyor ve gazetelerden fotoğraflarını kesip biriktiriyor. “Ama Obama’yı belki bir müzeye çok pahalıya satacağım. Hiç de hediye etmeye niyetim yok. Çünkü daha Türk dostu mu değil mi onu bilmem lazım.” diyen Batukan erkekleri yakışıklı, kadınları ise çirkin yaptığını itiraf ediyor. Bebek sanatçısı Lütfiye Batukan tüm birikimlerini yine bebeklerine harcıyor.


İSMEK El Sanatları Dergisi 8 İNDİR

Bu yazı 1604 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK