Şehir Rehberi

Tarih ve Sanat Diyarı Göynük

  • #


Yazı: Huri YAZICI

Göynük'ün Osmanlı ruhunu koruyan evleri, sokakları, güleç yüzlü insanları, misafirlere ardına kadar açık hoşsohbet kapıları ruhunuza tertemiz geçitler açıyor. Göynük'te sadece coğrafya değil insanlar da tarihin huzurlu bir tünelinde kalakalmış ve orada sonsuza kadar aynı değerlerle yaşıyor. Sanat bu güzel ilçede bir taraftan eskiyi yaşatırken diğer taraftan evlere bereketli kazanç olarak geri dönüyor.
Göynük gündelik yaşamın sıkıntılarından arınıp ferahlamak isteyenler için adeta küçük bir yeryüzü cenneti. Osmanlı ruhunu koruyan evleri, sokakları, güleç yüzlü insanları, ardına kadar misafirlere açık hoşsohbet kapıları ile huzur arayanlar için birebir. Burada zamanı durdurup sonsuza kadar yaşama isteği içinizi çepeçevre kuşatıyor. Aldığınız her nefes için kalbiniz şükran duygularıyla doluyor. Bu küçük ilçede kendi ruhunuza açılan tertemiz, ak pak, arı duru geçitler dahi bulabiliyorsunuz. Göynük’te sizi ilk Zafer Kulesi karşılıyor. Göynük’ün en yüksek tepesine kurulan kuleyi ilçenin her yerinden görebiliyorsunuz. 1923 1924 yıllarında yapılan ve sekizgen temel üzerine kurulan ahşap kule insana Kurtuluş Savaşı’nı hatırlatıyor.
Zaman aralığında kalmış, tarihe tanıklık etmiş, acı-tatlı olaylara şahit olmuş 100 yıllık sokak taşları, köşe başı çeşmeleri, ahşap evleri, tarihi konakları geçmişin izlerini ve anılarını hayatınıza taşıyor. Göynük'ün dar sokaklarında ve yemyeşil ipekten halı gibi serili tabiatında Fatih Sultan Mehmet’in hocası olan Akşemsettin'in türbesini ziyaret ederken, sizinle aynı anda başka bir zaman boyutunda dolaştığını dahi hissedebiliyorsunuz. Göynük sokakları sümbül ve fesleğen ekili saksıları, rengârenk çiçekleri ve tarihi eski evleriyle hanımannelerin, beybabaların yaşadığı eski Göynük’e götürüyor insanı. Yan yana sıralanan iki katlı bu evlerin cumbalarından sarkan tarih, bir zamanlar şirin ilçede yaşanan sevdaların, demlenen sohbetlerin tanığı adeta. Göynük’te attığınız her adım sizi tarihte yolculuğa çıkarıyor. Göynük’ün dar sokakları kadar dik yokuşları da sizi etkiliyor. Çıktıkça dikleşen bu yokuşlarda ne kadar yol kat ettiğinize bakmak için geriye döndüğünüzde muhteşem Göynük manzarasıyla karşılaşıyorsunuz. Yaşamın her tadını çeşit çeşit seçeneklerle önünüze sunan ilçede evden eve, sokaktan sokağa geçerken her an güler yüzlü bir yaşlı karşınıza çıkıp, o güvenli, dingin, tok bakışlarıyla sizi evine davet edebilir. Allah'tan gelen bir misafir gibi, 40 yıl hatırı olacak kahve ikram edilir ve Halil İbrahim sofrası kurulabilir sizin için. Göynüklüler, bunların karşılığında sizden hiç bir şey beklemeyecek kadar zengin gönüllü insanlardır. Zira Göynük'te sadece coğrafya değil insanlar da tarihin huzurlu bir tünelinde kalakalmış ve orada sonsuza kadar aynı değerlerle yaşıyor gibiler.


Göynük’ün Eski Postanesi Tarih Kokuyor

Bir zamanlar posta memurlarının gezindiği eski postane yıkılmak yerine Göynük ziyaretçilerine ev sahipliği yapı yor. Zaten Göynük’teki tarihi konaklar gelen ziyaretçilerin konaklamasına katkı sağlıyor. Şimdilerde konak olan eski postanenin kapısından girince karşınıza ahşapları dökülmeye başlayan posta kutuları karşılıyor sizi. Tahtanın ve tarihin kokusu sinen kutular kim bilir ne satırlar taşıyan mektupları sakladı. Üzerindeki boyası yeşile dönen kapıların açıldığı küçük odalardaki posta veznelerine bakarken o zamanların posta memurlarının çalışmalarını gözlerinizde canlandırıyorsunuz. Üst katı alt kata bağlayan tahta merdivenden yukarı çıkarken her odada başka hikâyeler olduğunu düşünerek tahta tırabzandan bir çocuğun kaydığını hayal ediyorsunuz. Üst kattaki her odada farklı bir renk, farklı bir desen hâkim. Eski postanenin küçük pencereleri Göynük’ün dar sokaklarına bakıyor. İçeri sızan ışık ise odanın içindeki renk armonisini tamamlıyor. Tahta pencerelerdeki perdelerin üzerindeki işler ise yüzyıllar öncesine dayanıyor.


Göynük Evlerinin Kapıları “Hayat’a Açılıyor

Dar sokakların Arnavut kaldırımlarında yürürken sağınızda ve solunuzda yükselen ahşap evlerin sofalarından hayat dolu günlerin kokusunu duyuyorsunuz. Göynük evleri yüzyıllar öncesinin hatırlanası zamanlarını anlatıyor adeta. Eskinin toz kokulu anıları evlerin her köşesine sinmiş. Asırlarca süren yolculuğun sonunda, yüzlerinde kalan tebessümle Göynük’e nostaljik güzellik katan bu evlerin pencerelerindeki tahta kafesler, işlemeli perdeler, mimarisindeki süslemeler Anadolu insanının sanatçı ruhunu yansıtıyor. Göynük evlerinin mimarisinde ilk dikkati çeken sadelikleri ve bir o kadar da estetikleri oluyor. Bu kadar yalınlıkla dar sokaklara ve dik yokuşlara kurulan bahçe içindeki ah şap evler adeta birbiri üstünden ileriye bakmaya çalışıyor. Bazı evlerin oturma odalarının tavanları çeşitli motiflerle süslenmiş. Göynük’ün asırlık el sanatları tarihin derinliklerinden gelen bir misafir edasıyla evlerin başköşelerine kuruluyor. Tavan süslemelerinden, tahta döşemelerine, peşkirlerinden, ninelerin göz nurunu akıttığı örtülerle nostaljik ruhu hissedebiliyorsunuz. Asırlarca süren yolculuğun sonunda ayakta kalmayı başaran bir halı ya da nice soğuk geceleri ısıtan bir çini soba evlerin vazgeçilmez dekorları arasında yer alıyor. Bir zamanlar sevda nağmelerinin dinlendiği bir radyo ya da içine telve kokusu sinmiş bir kahve fincanı sessizce tarihi anlatıyor ev sahibine. Zarif işlemeli sedir örtüleri, perdeler Göynüklü kadınların zarafetinin bir aynası adeta.


Göynük Dokumalarındaki Duygular

Bu kadar canlı bir tarihi solurken, bir taraftan da klasik Göynük el sanatları işleyen Göynüklü hanımların el emeklerinden geleceğin nasıl dokunduğunu da görüyorsunuz. Göynüklüler, Halk Eğitim Merkezi’nin açtığı el sanatları kurslarında sistemli olarak yöreye ait sanatlarını hem öğreniyor hem de yeni eserler üreterek satışa sunuyorlar. Sanat, bu küçük kasabada bir taraftan eskiyi yaşatırken diğer taraftan evlere bereketli kazanç olarak geri dönüyor. Kadınlar eskiden başörtüsü olarak dokudukları bezlerden masa örtüleri, sehpa örtüleri dokuyup işliyorlar. Her kadın kendi ruhunu yansıtıyor dokuduğu örtülere. Yaşlı kadınlar ömürlerinden süzüp damıttıkları hüzünlü mutluluğu, genç kızlar ise aşk ve umudu. Canlı renklerden dokunan örtüleri gençler, ağır ve sade renkleri ise yaşlılar kullanıyor. Kurslar açıldığında evlerin tavan arasına kaldırılan 70 yıllık dokuma tezgâhları da çıkartılıp yeniden kuruluyor. Şimdilerde sabah tezgâhın başına oturanlar akşama kalkıyor ve her attığı ilmek bir sıkıntısını alıp götürüyor uzaklara. Sadece başörtüsü, masa ve sehpa örtüsü değil, sofra peşkiri denilen ve yemek sofrasının altına serilen örtü, erkeklerin beline bağladığı kuşaklar, abdest peşkirleri, iç elbiseleri, gömlekler yeniden dokunuyor. Göynüklü kadınlar geçmişin izlerini taşıyan, üzerinde hala sandık lekesi olan tarihi Göynük dokumalarını, işlemelerini kuşaktan kuşağa aktarıyor. Elektriğin olmadığı yıllarda çıra ışığında dokunan tarihten gelen örtüler o yıllardaki nice genç kızın hayallerini anlatıyor aslında. Her evin ocak köşesinde yakılan çıra ateşi ışığında dokunan örtüler geçmişin sevdalarını, acılarını, sevinçlerini yansıtmış desenlere ve renklere.


Kıvrak ve suluk ipliklerle dokunan el dokumalarının desenleri ve renkleri ilk bakıldığında birbirine benzese de farklı ve çeşitli anlamlara sahip. Hepsinin ayrı bir hikâyesi, ayrı bir manası var. Yaşanan olaylardan ve doğada var olan her canlıdan esinlenerek verilen bu isimler arasında yer alan koyungözü deseni genellikle şallarda kullanılıyor. Haşhaş başı, tokalı, elti çatlatan, görümce başı, serpme ve ikiz desenleri ise en çok dokunanlar arasında yer alıyor. Yaşlıların dokuduğu ve kullandığı desenlerin başında saçaklı geliyor. Gençlerin canlı renkleri tercih ettiği desenlerde yaşlılar kırmızı, siyah, lacivert renkleri kullanıyor. Sekize akıl dokuza fikir deseni zor dokunduğundan bu adı almış. Asker deseni ise vazgeçilmez desenler arasında… Kırmızı ve siyah renklerin atıldığı desende kırmızı renk bayrağı, siyah renk savaşı anlatıyor. Asker yolu gözleyen Göynüklü genç kızlar başörtüsüne bu deseni dokuyarak sevdiğinin gelmesini bekliyor.


İSMEK El Sanatları Dergisi 8 İNDİR

Bu yazı 930 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK