Resim

Okçular Tepesi’nin Yürekli Kahramanları

  • #


Yazı: Semra ÜNLÜ

Türkiye Cumhuriyeti için önemli bir milat olan 15 Temmuz’da fizik ve mantık kurallarını yerle bir eder biçimde darbe girişiminde kurşunlara ve tanklara gövdeleriyle karşı duran kahramanların destanı, “Okçular Tepesi” adlı kitapta toplandı. Aynı zamanda Türkiye vatandaşı olan İranlı sanatçı Reza Hemmatirad, vatanı için canını hiçe sayan 15 Temmuz kahramanlarından bazılarıyla, o geceye tanıklık edenlerin hikâyelerine yer verilen Okçular Tepesi’ne, çizimleriyle destek verdi. Hemmatirad, kitap projesine dahil oluşunu ve o çizimlerin hikâyesini anlattı.


Her yeni yaşam bir umuttur ya hani, o da minicik varlığıyla adım attığı o çok karanlık gecenin sabahında umut oldu herkese. Milletin silahını, millete doğrultanların kana buladığı bir dünyaya açtı gözlerini. Temiz pak bir hastanede değil hem de. Üzerinde şehadete erenleri unutmayalım diye adı Şehitler Köprüsü olarak değiştirilen Boğaziçi Köprüsü’ne yol alan bir taksinin içinde attı ilk çığlığını. Henüz tanışmadığı teyzeler, amcalar, ağabeyler, ablalar, vatan toprağına halel gelecek korkusuyla yüreklerini ve bedenlerini hain kurşunlara şafak sökene dek siper etmiş, o da cılız ağlamasıyla “Ben de varım. Biz, bir ölür, bin doğarız” demişti tesadüfen orada olan ve doğmasına yardımcı olan Doktor Mehmet Çelik’in yüzüne bakarak.

Yukarıdaki satırlar, bir film veya dizi senaryosundan alıntı değil. Uğruna onca şehit verilen bu topraklar üzerine yazılan senaryolardan birinin, alçakça hayata geçirilme teşebbüsü sırasında ortaya çıkan insan hikâyelerinden biri. Akif’in yüreklerimizi titreten dizelerinden dilimize pelesenk olmuş ‘bu cennet vatanı’ bize yâr etmek istemeyenlerin yazıp, piyonlarıyla yönettiği senaryo,15 Temmuz 2016 tarihli. Acı hatırası henüz çok yeni. Vatanını, milletini sevenlerin yüreklerindeki sızı ilk günkü kadar derin.

15 Temmuz gecesinin sabahında Türkiye Cumhuriyeti, belki de yeniden doğdu. Minarelerden okunan salalar da tıpkı yeni doğmuş bir bebeğin kulağına ezan okunması gibi, yeni Türkiye’nin doğumunu müjdeledi. Bebekler doğduklarında 40 gün yalnız bırakılmaz derler ya, Türk halkı da birlik ve beraberliğinin, vatan sevgisinin sınandığı o gecenin ardından neredeyse o kadar zaman nöbet tuttu “Yeni Türkiye” için. Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi kenetlendi birbirine, ayrım gözetmeksizin. Her savaşta olduğu gibi o gecenin de tarihe altın harflerle yazılacak, hafızalarda yer edecek kahramanları oldu elbette. Kimisi, hain ellere dur demenin verdiği huzurla şehadet şerbetini içti kana kana. Vatanı için canını hiçe sayan 15 Temmuz kahramanlarından bazıları ile o geceye tanıklık edenlerin hikâyeleri, bu topraklar üzerinde kirli emelleri olan hainlere karşı birlik olma duygusunu hep hatırlayalım diye, bir kitapta toplandı.


Erdem Yayınları’ndan çıkan ve adını, sahabenin Uhud Savaşı’nda Hz. Peygamberin (SAV) emrini hiçe sayarak terk ettiği Okçular Tepesi’nden alan kitapta yer alan hikâyeler farklı isimler tarafından kaleme alındı. Kitaptaki her bir hikâye, her bir satırıyla 15 Temmuz ruhunu diri tutmanın önemini kazıyor zihinlerimize. 15 Temmuz’un simgesi Astsubay Ömer Halis Demir, 16 yaşındaki evladı Abdullah Tayyip ile birlikte şehit düşen Erol Olçok, şehadetine kadar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı bile olmayan Mustafa Cambaz, yaralı bir darbeci askeri kurtarmaya çalışırken art niyetli zihinler tarafından terörist ilan edilen Ali Nuri Türkoğlu, Okçular Tepesi’nde hikâyesi bulunan isimlerden sadece birkaçı..

Fizik ve mantık kurallarını yerle bir eder biçimde o hain darbe girişiminde kurşunlara ve tanklara silahsız, ama imanla zırhlanmış gövdeleriyle karşı duran kahramanların destanı, Okçular Tepesi’nde satır satır anlatılırken, hikâyelerin her biri, İranlı sanatçı Reza Hemmatirad’ın etkileyici çizimleriyle desteklendi. Sanatçının kitapta yer alan çizimleri, Pendik’te düzenlenen “Okçular Tepesi 15 Temmuz Kahramanları” adlı bir sergide de yer aldı. Hemmatirad ile kitap projesine çizimleriyle dahil oluşunu ve o çizimlerin hikâyesini konuştuk.

64 Hikâyeyi 15 Günde Resmetti

Reza Hemmatirad’a, Türkiye’nin bağımsızlığının temin edilmesi yolunda çok önemli bir dönüm noktası olan 15 Temmuz’la ilgili böyle bir kitap projesinin kendisine nasıl teklif edildiğini soruyoruz. Kitap projesinin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu ve Okçular Vakfı Kurucu Mütevelli Heyet Üyesi Bilal Erdoğan’ın fikri olduğunu, Erdem Yayınları’ndan Melike Günyüz’ün teşebbüsü ile yola çıkıldığını belirtiyor sanatçı ilk olarak.


Projeye dahil olmaktan mutluluk duyduğunu ifade eden İranlı sanatçı Reza Hemmatirad, aynı zamanda Türk vatandaşı. Bu sebeple, 15 Temmuz için hissettiklerinin, vatansever her Türk’ün hissettikleriyle aynı olduğunu vurgulayan sanatçı, “Ben hepinizden daha şanslıyım, çünkü iki tane vatanım var.” diyor. İkinci vatanı Türkiye’de yaşanan o hain darbe girişiminin, her şerden hayır doğduğu gibi hayra vesile olması dileğini de ifade ediyor.

Tam 248 şehit verdiğimiz darbe gecesiyle ilgili “O gece olanları, yıllar evvel İran-Irak savaşı sırasında da yaşamıştım. Sanki yeniden aynı filmi seyretmiş oldum. Dokuz sene savaş yaşadım ben İran’da. Ülkem, çocukluğumdan gençliğime kadar savaştaydı.” diyen Reza Hemmatirad, belki de pek çoğumuzdan daha iyi biliyor barışın kıymetini. “Okçular Tepesi 15 Temmuz Kahramanlarının Hikâyeleri” adlı kitaba çizgileriyle destek verirken de bu hissiyat içerisinde olduğunu görüyoruz. Hikâyeleri resimlendirirken zaman zaman gözyaşlarını tutamadığını, bu yüzden çizimleri gerçekleştirdiği o 15 günün, kendisi için psikolojik olarak epey zor geçtiğini anlatıyor. O süre boyunca, 15 Temmuz’u her an yaşadığını da ekliyor.

Kendisini en çok etkileyen hikâyenin hangisi olduğunu soruyoruz Türk vatandaşı İranlı sanatçıya. Her bir hikâyeden derin biçimde etkilendiğini belirtiyor.

15 Temmuz’un hemen ertesi sabahı Bilal Erdoğan, Melike Günyüz, kitabın editörlüğünü üstlenen Gülcan Tezcan, Turgay Bakırtaş ve Halil İbrahim İzgi ile birçok gazeteci ve yazarın katıldığı bir toplantı gerçekleştirdiklerini, projenin bu toplantıda şekillendiğini anlatıyor sanatçı. Demokrasi nöbetlerinde milletin iradesine sahip çıkanlara kalemiyle destek verenlere, o da fırçasıyla destek olmak istemiş belirttiğine göre. Kitapta yer alacak hikâyeler belirlenip kaleme alındıktan sonra kendisine iletildiğini ve yaklaşık 15 günde o hikâyeleri anlatan 64 resim çizdiğini söylüyor. Kitabın kapağında yer alan resimle birlikte tam 65 resim... Çizimlerinden biriyle ilgili bir anekdotu paylaşıyor sonra bizimle. Sözünü ettiği resmi, darbeci sekiz askerin Yunanistan’ın Türkiye sınırı yakınındaki Dedeağaç şehrine askeri helikopterle kaçarak Yunanistan’a sığınma talebinde bulunmasını anlatan Ebru Olur imzalı yazı için hazırlamış. Hemmatirad’a kulak verelim: “Resimde bir Yunan bayrağı var, altında da kızıl gözlü 8 tane siyah fare. Fareler, Yunan bayrağının altına gizlenmişler. Yunanistan’a kaçan sekiz askeri temsil ediyor bu fareler. Resmin sol üst köşesinde de Türk bayrağı var. Bu resim için eleştiri geldi. Diplomatik dengeleri gerekçe gösterip, resmi değiştirelim, dediler. Kabul etmedim elbette. Çünkü altında benim imzam var. ‘Batı dünyası diplomatik yollarla söyleyemediği her şeyi sanat yoluyla söylemiyor mu? Bırakın bunun sorumluluğu benim olsun.’ dedim. Çünkü artık bu zihniyetin değişmesi lazım..”


“İki Vatanım Var, Kimseye Yedirmem!”

Reza Hemmatirad, söyleşimizde “Okçular Tepesi”nde yer alan hikâyeleri resmederken, kompozisyonlara nasıl karar verdiğine de değiniyor. Kitapta yer alacak hikâyeler belirlendikten sonra, basından o geceye dair fotoğraflar temin edilmiş. Bu fotoğraflardan ilham aldığını belirterek, “Fotoğrafların etkisi kesinlikle çok oldu. Ama genelde kendi hissettiklerimi çizdim. Hikâyeleri okudum, o hikâyeye yakışan ne olabilir, diye düşündüm, o şekilde kompozisyonu oluşturdum ve çizdim.” diye konuşuyor. Sanatçı, basında yer alan fotoğraflardan, özellikle bir tanesinin kendisini çok etkilediğini söylüyor. “Ankara’da Cumhurbaşkanlığı’nın önünde çekilmiş fotoğrafta, açılan Türk bayrağının bir ucunu sarıklı cübbeli bir amca, diğer ucunu da şortlu bir genç kız tutuyordu. Bu görüntüyü görebilmek, bunu yaşayabilmek için illâ bir felâket mi olması lazım?” diyor.

Okçular Tepesi’ndeki hikâyeler arasında, İranlı sanatçının, 15 Temmuz gecesi yaşadıklarını anlattığı “Benim iki vatanım var. Kimseye Yedirmem!” başlıklı satırlar da yer alıyor. Kendi hikâyesini resmederken kalem, fırça ve askeri tankı metafor olarak kullanmış sanatçı. Bunun, kalem ve fırçanın, çelikten yapılmış o tanklara çok rahatlıkla direnebileceğini temsil eden bir resim olduğunu ifade ediyor.

Ayşe Sevim’in kaleminden “Selalar Göğe Yükseldiğinde” başlıklı yazı için de göğsünde ay yıldızlı, kan kırmızı gömleğiyle sela okuyan bir cami imamını resmetmiş Hemmatirad. “O gece, halkı duygulandıran en önemli şeylerden bir tanesi selaların sesiydi.” diyor. Resimde, sarı-kızıl alevler arasında elini kulağına götürmüş sela okuyan imam figürü, 15 Temmuz gecesinde darbe girişimini fark ettiği anda camiye koşup sela okuyan Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii İmam Hatibi Adem Küçük’ü temsil ediyor.

Bir başka hikâyeyi resimlerken de koca bir asker postalını metafor olarak kullanmış Reza Hemmatirad. Üzerinde ay yıldızlı bayrağımızı temsil eden bir tişört giymiş biri, kendisini ezmeye çalışan postalı yumruğuyla parçalıyor resimde. Sanatçı, “Bu resim şunu söylüyor; istediğiniz kadar postallarınızla gelip bizi ezmeye çalışmak isteyebilirsiniz ama ezemezsiniz artık.” diyor resimde anlatmak istediğini ifade ederken.


Köprü Yolunda Doğan Umut

Darbeyi haber alır almaz engin Türkiye aşkıyla kendini evine ocağına sığdıramayan Yeni Şafak Gazetesi foto muhabiri Mustafa Cambaz’ın hikâyesi, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın “Selamün aleyküm Erol ağabey” diyerek başladığı Erol Olçok’un hikâyesi, Akıncı 4. Ana Jet Üssü’nün önünde darbeciler tarafından vurularak gazi olan Kazanlı Mustafa Zorova’nın hikâyesi, 1960’lı yılların darbeci refleksiyle hareket eden cuntacıların TRT’yi ele geçirerek silah zoruyla darbe bildirisini okuttukları spiker Tijen Karaş’ın hikâyesi, İranlı sanatçı Reza Hemmatirad’ın Okçular Tepesi’nde resimlendirdiği hikâyelerden sadece birkaçı.

Halil İbrahim İzgi imzalı, “Doğum Yeri: Şehitler Köprüsü” başlıklı hikâyede ay yıldızlı bayrağın hilâlinden uzayan iki güçlü el, yeni doğmuş bir bebeği tutuyor. Yazının girişinde bahsettiğimiz bebeğin hikâyesi resmedilmiş bayrak ve bebek metaforuyla. Merak edenler için hikâyeye kısaca değinelim. 15 Temmuz darbe gecesinin sabahında, nöbetçi olduğu için evinden hastaneye doğru yola çıkan Anestezi Uzmanı Dr. Mehmet Çelik, vapurlar ve raylı sistem çalışmadığı için Anadolu Yakası’ndan Avrupa Yakası’na geçemediğinden tam eve geri dönmek üzere Boğaziçi Köprüsü’nün açılmak üzere olduğunu radyodan haber alır. Köprüye doğru yol alırken Altunizade kavşağı civarında trafik tamamen durur. O noktada beklerken öndeki araçta bir hareketlilik görür. İnsanların o yöne doğru koştuklarını fark edince bir sağlık problemi olabileceğini düşünüp hareketliliğin yaşandığı yere doğru yönelir. Aracın yanına geldiğinde ise arka koltukta yatan hamile bir kadın olduğunu fark eder. Saatlerce ölüm kusan silahların sustuğu bir anda dünyaya gelir bebek ve âdeta umut olur.

“Darbe Karanlığında Bir Işık” başlığıyla kaleme alınan yazıda ise Hemmatirad, plastik bir savaş uçağı ve sineklik metaforlarını kullanmış. Resimde, bileğinde Türk bayrağı sarılı olan bir el, tuttuğu plastik bir sineklikle, koyu mavi gökyüzündeki bir F16’yı, kendi halkını bombalamasın diye durdurmaya çalışıyor. Hemmatirad, Atatürk Havalimanı’nda şehit edilen ve organları iki kişiye hayat veren bir gencin hikâyesini de mermi kovanından bir vazonun içindeki iki karanfille resmetmiş.

Reza Hemmatirad ile söyleşimizin sonuna gelirken, sanatçı, 15 Temmuz gibi Türkiye için önemli bir olayın unutulmaması için bu tür yayınların devam etmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Hemmatirad, “Bir kitap yaptık, yeter demek olmaz, devamı gelmeli. Çok şükür bir kitap daha yapıyoruz.” diyerek yeni bir kitabın daha müjdesini veriyor. Sanatçı yeni kitabın çocuklar için olacağını belirtiyor. Bitmek üzere olan kitapta, işin vahametini çocukların algılayabilecekleri biçimde anlatılacağını söylüyor.


“Dünya Tarihi İçin Bir Milat”

Reza Hemmatirad’ın da belirttiği gibi, ‘tarihe kayıt düşme çabası” olarak gördüğü kitabın hazırlanmasında Gazeteci Gülcan Tezcan’ın emeği büyük. Tezcan, Hemmatirad’ın 64 resimle katkı verdiği kitabın dikkat çektiği 15 Temmuz için, “Millet şuurunun en güçlü biçimde yeniden dirildiği ve tüm dünyaya meydan okuduğu bir tarih. Sadece Türkiye tarihi için değil, dünya tarihi için de önemli bir milat.” diyor.

15 Temmuz gecesi sokaklarda olan herkesin bu gerçek devrimin bir parçası ve şahidi olduğunu söyleyen Tezcan, kitabın hazırlanma sebebini, “Erdem Yayınları, tarihe mâl olmuş bu şahitlikleri kayıt altına almak, belgelemek ve gelecek nesillere aktarmak için 15 Temmuz gecesini pek çok yazarın, gerçeklerden yola çıkarak kaleme aldığı hikâyelerle ‘Okçular Tepesi’ başlığı altında kitaplaştırdı.” sözleriyle anlatıyor. Turgay Bakırtaş ve Halil İbrahim İzgi ile birlikte editörlüğünü üstlendiği kitabın, Çanakkale ve Milli Mücadele ruhunun, birliktelik ve vatan ortak paydasında Türk milletin tek yürek haline getirmesi gibi, 15 Temmuz şanlı direnişi de gelecek nesiller için aynı ortak değer olarak kayıtlara geçeceği umudunu dile getiriyor Gülcan Tezcan.

Kitaba katkı sağlayan hemen herkesin, 15 Temmuz gecesi Atatürk Havalimanı, Genelkurmay önü ve Çengelköy’de bulunan isimler olduğunu ifade eden Tezcan, “Dolayısıyla bu anlatı, bizden sonraki nesillere belki bir günlük gibi, o gece olanları anlatmak ve unutturmamak üzere yazıldı.” diye konuşuyor.


Reza Hemmatirad kimdir?

İran doğumlu Reza Hemmatirad, Tahran Azat Üniversitesi Grafik Bölümü’nde yüksek lisans yaptı. 2002’den itibaren Türkiye’de yaşamaya başlayan sanatçı, farklı sanat disiplinlerindeki çalışmalarıyla dikkat çekti. Sanat yönetmenliği, sinema danışmanlığı ve film yönetmenliğinin yanı sıra çocuk kitapları ve fantastik roman yazarak resimledi. Gak Guk serisi, çocuk kitapları arasında en çok ses getiren seri oldu. Parmak boyama tekniğiyle resimlenmiş olan bu seri, Türkiye’de büyük ilgi gördü. Beş ayrı dile çevrilen bu seri, birçok ülkede de beğeni topladı. Ayrıca 2005-2007 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı’na ait, ilkokul beşinci sınıf Türkçe ders kitapları projesi için sanat yönetmenliği yaptı. Sinema, kitap ve mücevher tasarımı çalışmalarının yanı sıra çağdaş minyatür eğitimi ve sinema eğitimi de veren çok yönlü sanatçı, 29 kişisel sergi açtı. Dünyada ilk kez “7 Şehir” adında, Hz. Mevlana’nın hayatını ebru sanatıyla anlatan bir film çekti. 2007 yılının “Mevlana yılı” olması dolayısıyla yine “7 Şehir” adlı kapsamlı bir başka proje tasarladı. Aynı yıl Tribeca Film Festivali’nde “7 Şehir” filmiyle Türkiye’yi temsil etti ve dereceye girdi. Hâlihazırda sanat yönetmenliği, sinema danışmanlığı ve yönetmenliğinin yanı sıra yaklaşık 11 yıldır yeni ve çağdaş minyatür eğitim metodunu ortaya koyarak bu sanatın hocalığını yapıyor. Hem İran hem de Türk kültüründen beslenerek ortaya koyduğu yenilikçi çalışmaları ve hayatı belgesellere konu olan Hemmatirad, Osmanlı padişahlarının yağlı boya portre serisinin ardından valide sultanların 34 adetten oluşan portrelerini yaptı.

İSMEK El Sanatları Dergisi 23 İNDİR

Bu yazı 661 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK