Büyülü Resim Sanatı Hat

  • #


Yazı: Zübeyde Cihan ÖZSAYINER*

İslam kaynaklarında; cismani aletlerle meydana getirilen, ruhani bir hendese olarak tanımlanan hat sanatı, aslında bin küsur yıl önce doğup, tamamen mistik bir hava içinde gelişmiş büyülü bir resim sanatıdır.

Hat sanatını oluşturan harflerin yalnız başlarına olduğu kadar, başta, ortada ve sonda öteki harflerle birleşerek, değişik bir plastik görünüş zenginliği meydana getirdiği görülmektedir.

Modern sanatın öncüsü olan Picasso, hat eserlerindeki plastik etki karşısında şunları söylüyordu: “Benim resimde varmak istediğim son noktaya, İslam yazısı çoktan gelmiştir. Ama bunlar ne kadar ritmik! Bunlardan bir şeyler çıkar, bir şeyler çıkar. Doğulu renkçidir, ama renkçiden çok fazla, çizgici, soyuttur. Bu soyut dehasının en güzel örnekleri bunlar, bu yazılar.”

Birçok Türk ressamının hocası olan Andre Lhote (1885–1962) ünlü hattatların (Ahmet Karahisari, Şeyh Hamdullah, Mustafa Rakım) yazılarını gördüğü zaman hayranlığını dile getirerek; “Okuyamıyorum bu yazıları. Okuyamadığım daha iyi. Salt çizgi senfonilerini tadabiliyorum böylelikle... Resim sanatının temeli nedir? Desen, çizgi de, İngres'in deyimi ile, müzikal olmalı. İşte bütün bunlar, bu yazılarda var.” demiştir.

Form bakımından maddi kültüre, muhteva bakımından da manevi kültüre ait olan hat sanatının temeli; nokta, çizgi ve harfler arasındaki ilişkilerdir. Bunu fark eden Batılı sanatçılar, hat sanatını eserlerinde kullanarak, yeni bir ifade dili ortaya koymuşlardır. Özellikle Mondrian, Klee, Miro gibi ressamların resimlerinde hat sanatından izler ve etkilenişler bulmaktayız.

Arap yazısının menşeinin, Arami asıllı “Nebati” yazısına dayandığı, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yapılan kazılar sonucunda ortaya çıkmıştır.

Kuran-ı Kerim'de yer alan Alâk suresinin 1. ve 5. Ayetlerinde (“... Kalemle yazmayı öğreten, insana bilmediğini öğreten, keremi erişilmez mertebede olan, Allah'ın adı ile oku”) ve Kalem suresinin birinci ayetinde (“Hokka ile kalemi, kalemle yazdıklarımı şahit tutarım ki”) yazmanın önemi vurgulanmaktadır.

IV. Halife Ali'nin (656 – 661) halifeliği zamanında, devletin başşehri olan Kufe'ye istinaden "kufi" adını alan yazı, Emeviler ve Abbasiler devrinde de kullanıldı. Abbasiler devrinde, vezir ve hattat olan İbn. Mukle, “aklam-ı sitte” denilen altı hat çeşidini içine alan (muhakkak, reyhanı, sülüs, nesih, tevki, rika) yazıları meydana çıkarmıştır. “Aklam-ı sitte”, 6 kalem yani 6 yazı anlamındadır.


Hat sanatında kullanılan ana malzeme, mürekkep ve kamış kalemdir.

Kalemler “divit” veya “kalemdan”lar içinde muhafaza edilir, kamış kalemler, “kalemtraş” ile yazılacak hale getirilir, bu işlem, "makta" denilen bir zemin üzerinde yapılırdı.

Yazı yazmakta kullanılan mürekkep, genellikle “is mürekkebi”dir. İs mürekkebi “is, arap zamkı ve su” karı şımından meydana gelirdi. İs mürekkebinin dışında, renkli mürekkebin kullanıldığı (zırnık, lâl, üstübeç, altın) bilinmektedir.

Mürekkep, “lika”lı hokkanın içine koyulurdu. Yazı “mistar” denilen satırlık ile kâğıdın üzerine düzgün olarak yazılırdı. Yazının zır-i meşk (yazı altlığı) üzerinde yazıldığı bilinmektedir.

“Aklam-ı sitte”den sonra, yazı çeşitlerinde (“Talik” ve Divani”) artış görülmektedir.

Osmanlı İmparatorluğu zamanında, hat sanatı zirveye çıkmıştır. Bu devirde, hattatlar tarafından “ekoller” yaratılmıştır.

Bu ekolleri sayacak olursak, klasizmin başlangıcı olan “Şeyh Hamdullah Ekolü”, “Ahmet Karahisari Ekolü”, “Hafız Osman Ekolü”dür.

“Şeyh Hamdullah Ekolü”ne bağlı olan hattatlar şunlardır: “Mustafa Dede, Şükrullah Halife, Ali bin Mustafa, Behram bin Abdullah, Ebul Fazl Mehmet Çelebi, Hayreddin Halil, Hüseyin Şah Çelebi, Mahmud Defteri, Mehmet bin Sadi, Mustafa bin Nasuh, Recep bin Mustafa” “Ahmet Karahisari Ekolü”ne bağlı olan hattatların isimleri şöyle sıralanabilir : “Ferhat Paşa, Hasan Çelebi, Derviş Mehmet, Demircikulu Yusuf”

“Hafız Osman Ekolü”ne mensup hattatlar ise: “Hoca Mehmet Rasim, Yahya bin Osman, İsmail Zühdi Efendi”dir.


Hat sanatının çok geniş bir kullanım sahası vardır.

Yazma kitaplar özellikle Kuran-ı Kerimler, hat sanatının en güzel örneklerini gösterirler.

Yazmaların dışında hattatlar çok sayıda hat levhalarını yazmışlardır. Bu levhalardaki hatlar devrinin özelliğini taşıyan tezhipler (süsleme sanatı) ile bezenmişlerdir.

Osmanlı mimarisinde hat sevilerek kullanılan bir sanat olmuştur. Giriş kitabesi, ana kubbe, pandantifler, minber, mihrap, alçı camlar (vitraylar), usta hattatların kaleminden çıkmış hatlar ile bezenmişlerdir. Yazılar da seçilen metinler, insanlara “mesaj verme” amaçlıdır.

Bir hattatın yetişmesi kolay olmadığı gibi, yazacak hale gelmesi için (el kırılması) en az beş yıl gibi bir süre geçmesi gerekirdi. Hat öğrencisi, uzun yıllar meşk ettikten sonra, icazet (diploma) alarak, ancak yazı yazabilirdi.

Hattatlar arasında, bir üstattan yetişerek, “icazet” almak gelenekselleşmiş ise de, eski üstatların eserlerine bakarak, yetişen hattatlar da (Mahmud Celaleddin) vardır.

Hattatlar, alçak gönüllü olmalarından dolayı eserlerine imza atmazlardı. Hattatların imzasının Arapça olması da, asırlaşmış bir gelenektir. “Bunu yazdı” anlamına gelen: “ketebehu, nemekahu, harrerehu, sevvedehu” ibareleri, imzanın başında yer alırdı.

Çok geniş bir sahada kullanımı olan hat sanatı, günümüzde de değerli hattatlar tarafından yaşatılmaktadır. Hat sanatının daha nice yıllar korunarak, gelecek nesillere aktarılması en büyük dileğimizdir.

Dipnotlar:

Nihat Baydaş, "Hat Sanatımız ve Batı'ya Tesiri", Vakıflar Dergisi, Sayı 16, Ank. 1922, s.161. Ali Alpaslan, Osmanlı Hat Sanatı Tarihi, İstanbul 1999. Zübeyde Cihan Özsayıner, Türk Vakıf Hat Sanatları Müzesi'nde Bulunan Tezhipli Kuran-ı Kerimler, Ankara 1999. Zübeyde Cihan Özsayıner, Mimar Sinan'ın İstanbul'daki  Cami ve Türbelerindeki Hat Düzeni ve Anlamı, İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Tarihi Bilim Dalı, Yayınlanmamış Doktora Tezi, İstanbul 1993. M. Uğur Derman, "Türk Hat Sanatı", Başlangıcından Bugüne Türk Sanatı, Ank. 1993, s.373–396.

*Türk Vakıf Hat Sanatları Müzesi Müdürü

İSMEK El Sanatları Dergisi 7 İNDİR

Bu yazı 907 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK