Sergi

Barış, Aşk, Sağlık ve Yaşam İçin “Su”

  • #


Yazı: Rukal KAYRA

İDGSA (yeni adı ile Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) mezunu 17 sanatçı, “SU” konulu resim, heykel, fotoğraf ve enstalasyon sergisi düzenledi. Taksim Sanat Galerisi’nde gerçekleştirilen sergide, dünyanın karşı karşıya olduğu “SU”suzluk sorununa dikkat çekmek, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de “SU”yu korumak ve gündemde tutmak için biraraya gelen sanatçılar, önümüzdeki yıllarda susuzluğun daha da artacağını, su savaşlarının düşünülenden çok daha yakın olduğunu vurguladı. Ortak paydası İDGSA (şimdiki adı ile Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) olan 17 sanatçı, aldıkları eğitimi ve sosyal sorumluluk duygularını bir potada eriterek, bütün algılarını, hayal güçlerini ve emeklerini ortaya koyup “SU” için çalıştı. “SU”yu gündeme taşımak, konuşmak ve tartışmak için işler üretti. Çünkü biliyorlar ki; “SU”yun buna ihtiyacı var. “SU”yun korunmaya, kollanmaya, sevgiye ve yok olmaması için geliştirilecek projelere ihtiyacı var. “SU” yaşadığımız gezegenin olmazsa olmazı! Dünyamızın % 71’i sularla kaplı. Yaşamın kaynağı “SU”. Küresel ısınma ile birlikte bilinçsiz tüketim, dünyanın “SU” kaynaklarını hızla kirletiyor ve yok ediyor. Eylül ayında Stockholm’de “SU” konferansı yapıldı. Açıklanan rapora göre 2025 yılında, her üç kişiden ikisi susuzlukla karşı karşıya kalacak. Uluslararası Su Yönetimi Enstitüsü’nün hazırladığı haritaya göre Ortadoğu, “SU”yu en yetersiz olan bölgelerin başında geliyor. Önümüzdeki yıllarda dünyada “SU” paylaşım savaşlarının çıkması kaçınılmaz.
“SU”yun bir mesajı var. Umarsızlıkla görmezden gelemeyeceğimiz bir mesaj: “Suyumuzu koruyamazsak; Barış olmayacak, Aşk olmayacak, Sevgi olmayacak, Sağlık olmayacak daha da önemlisi Yaşam olmayacak!” Ali Ayyıldız, Ayşe Pınarlı, Cahide Erel, Çetin Özer, Ertuğ Atlı, Ferhan Tunçer, Günseli Toker, Hakan Kürklü, Hanza Turgul, İldem Arabacıoğlu, Kutay Uzer, Mediha Aşkın, Murat Kürüz, Nesteren Silivrili, Recep Baydemir, Refik Tiniş, Vildan Baydemir’den oluşan “SU” grubu diyor ki; “ ‘İnsan doğanın bir parçasıdır. O nedenle insanın yaratıcılığı doğanın yaratıcılığının bir parçasıdır. Doğa, insanda kendi bilincine varır.’... FICTHE’nin bu sözleri hiç şüphesiz bizim bu işe girişmemizdeki en önemli faktörleri sıralıyor, gözler önüne seriyor. Yüzyıllarca insanoğlu olarak yeryüzünden sürekli çaldık. Sonuçları geç fark etsek de geride çok kirlenmiş, çalınmış, değerlerini yitirmiş zavallı bir dün ya kalmış. Bizler hala eli kolu bağlı seyirciyiz bu talana, bu vahşete, bu yozluğa… Ama yüzyıllardır fark etmediğimiz bir gerçek var ki, yaşamın ilk temel varlığı olan su bizimle konuşuyor. Bize her şeyi sunan yeryüzü, su ile var. Canlılık su ile var olmuş. Cenin, su içinde oluşuyor. Damarlarınızda kan adında bir iç deniz coşku ile akmasa hayat sürebilir mi? Denizler, okyanuslar olmasa nasıl bir yaşam olurdu? Yokluğunu bilmediğimiz şeyleri anlamamız olanak dışıdır. Böyle susuz bir imajinasyon, algılarımız dışı bir durumdur. Ama gerçekten, artık fena halde, hızla bu korkunç son geliyor. Biz hiçbir şeyi umursamazsak, bedava bulduğumuz bu güzel yaşam, suyun bizi terk etmesi ile son bulacak. Terk etmeye başladı bile. Şimdi de onun uğruna savaşlar başlamak üzere… Yine tahrip, yine acı, koskoca bir hiç.
Doğanın ve yaşamın mucizesini anlamak için suyu bilmeliyiz. Su bize evreni anlatacaktır. İnsan eli değmemiş akan devinen özgür sudan bahsediyoruz, doğal olarak. Sterilize edilmiş, klorlu musluktan akan ya da durgun su değil konumuz. Hareket eden, değişim içindeki, akıştaki, özgür ve katışıksızlık anlattığımız. Durgun su ölüdür. Hasta bedeni düşünelim kan akışı yavaşlayıp durduğunda çürüme başlar. Beyne giden sıvı akımı aniden dursa ölüm gerçekleşir. Hayatın kaynağı su, hareketlidir. Enerjiyi iletir. Kurşun zehirlenmesi olayında bedenin kendini iyileştirme gücünden faydalanmak için minumum dozda kurşun katılarak tedavi edilir. Su, bilgiyi kopyalayıp hafızasında tutarak iyileştirici enerjiyi sağlar. 20. yy’da petrol için savaşılmıştı 21. yy’da da su için savaşılacağı gözler önünde. Peki, dünyada sanayileşme oldukça, hava kirlendikçe yağmur suları da kirlenecek. Yeraltı suları da… Çevre kirlendikçe denizlerde, tankerler battıkça sanayi atıkları oldukça, okyanuslar kirlendikçe hayatın kaynağı su aslında ölümün kaynağına dönecek. Bu duruma bir son veremezsek, mesajlarını iyi dileklerini, bizimde şükranlarımızı alarak, bizden evrene her şeyi enerjiye boğan kaynak su sonumuzu yaratacak. Çünkü bu aslında onun da sonudur. Çok geç olmadan el ele güzellikleri üretirken sevgi ve şükranlarımızı sunmakla ona olan borcumuzu ödemeliyiz. Bu sergi, bu sevgi ve şükranların sunumu için bir başlangıç olmuştur.”  

İSMEK El Sanatları Dergisi 7 İNDİR

Bu yazı 628 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK