Ebru Sanatına Modern Yorum

  • #


Yazı: Zehra Betül KESİCİ

Bin yıllık mazisiyle geleneksel Türk el sanatları arasında ayrı bir yeri olan ebrunun günümüzdeki başarılı temsilcilerinden birisi de Osman Şimşek. Gönül verdiği bu sanatı kendi serbest deneyimleri ile öğrenen Şimşek, uyguladığı farklı metotlarla ebruya yeni bir soluk kazandırmak için uğraş veriyor. Ebru; milli kültürümüzün ve geleneksel sanatımızın bin yıllık temsilcisi… Ecdadımızın ruh ve gönül güzelliğini yansıtan ata sanatımız… Osman Şimşek de gönlünü ebruya düşüren sanatçılarımızdan biri. Ebru sanatının modern çağa ayak uydurması için uğraş veren Osman Şimşek, bu sanata ilk olarak 1986 yılında bir ansiklopedide okuduğu tuzlu su ebrusu ile başladı. Ebruyu kendi serbest deneyimleri ile öğrenen sanatçı, tuzun ebru üzerindeki olumsuz etkilerini gördükten sonra tuzlu sudan tamamen vazgeçti. Bir ustanın yol göstericiliği ve desteği olmadan tekniğini geliştirmeye çalışan sanatçı; boyaların inceltme oranı, su üstüne döküş biçimleri ve kağıdın temas ettirme şekilleri ile ilgili bir takım yeni uygulamalar yaptı. Bir tonluk hazne içerisine doldurduğu su ile seramik boyalarını buluşturarak birbirinden güzel eserler meydana çıkardı.
Ebru sanatının, değişim ve gelişimlere ayak uydurarak çağın sanat anlayışına uygun bir boyut kazanması gerekliliğini savunan Şimşek, çalışmalarını bu çizgide sürdürdü. Sanatçı, çalışmalarında klasik ebrunun yanı sıra yeni denemeler ve formlarla özgün bir tarz oluştururken eserleri için, “İnsanlar eserlerime baktığında, kendi ruhsal ve kültürel altyapılarına göre, benim yapmak istediğimden çok daha farklı şeyler algılayabiliyorlar” diyor. “Ebru zor bir sanat değildir. Kolay öğrenilir; fakat ilerlemek için sabırla çok tekrarlamak gerekir” diyen Osman Şimşek, malzeme seçimi ve özgün uygulama teknikleri sayesinde edindiği bilgi ve birikimlerini bu sanata gönül vermiş yüzlerce öğrenciye de ebru sanatını öğretti ve sevdirdi. Ebrunun, öğrenciler ve halk tarafından tanınması ve Anadolu'da yeniden soluk bulması için Milli Eğitim Bakanlığı'na bir kurs programı hazırlayan Şimşek, aynı zamanda bu kurslarda öğretici olarak da görev aldı. Sanatçı, 5 yılı aşan bu sürecin ardından çalışmalarına Manyas'taki evinin bodrumunda açtığı atölyesinde devam etti. Osman Şimşek; kağıt, tekstil ve cam üzerine yaptığı çalışmalarla ebru sanatına kattığı yenilikler sayesinde 1997 yılında katıldığı Kültür Bakanlığı Devlet Ebru Yarışması’nda “Tuğra Besmele” adlı tablo çalışması ile başarı ödülü kazandı. “Uygun boya ve malzeme olduktan sonra ebru yapılmayacak hiçbir şey yok” diyen Osman Savaş, son denemelerine otomobil boyası ve dijital baskı boyalarını da eklemiş. Geliştirdiği yeni tarz ebru tekniklerini ve kurallarını yayınlanmak üzere notlar tutan sanatçı, “Teknolojik gelişmeler ebru sanatında her geçen gün yeni ufuklar açıyor. Ebru sanatı da değişim ve gelişimlere ayak uydurup kendini yenileyerek, çağın sanat anlayışına uygun bir boyut kazanmalı” diyor. Şimşek, sanat çevrelerinden uzakta kendi tekniğini ve kurallarını geliştirmeye devam ediyor.


Ebru, Moda Dünyasına Yeni Bir Soluk Getirdi

40 kişisel sergi açan ve 50’den fazla karma sergiye katılan ödüllü ebru ustası Osman Şimşek, geleneksel ebru sanatını kumaşlar üzerine de uyguluyor. Sanatçının, tekstil boyalarıyla kumaş üzerine, geleneksel ebru metotlarını uygulayarak elde ettiği özgün çalışmaları, çok geçmeden sanat camiasının da ilgisini çekti. Ünlü modacı Cemil İpekçi, 2003 yılında gerçekleştirdiği 'Sahire' adlı defilesinde, Şimşek'in ebrularıyla bezenmiş kumaşlarla hazırladığı eserlerini sergiledi. 16. yüzyıl ile 18. yüzyıl tarihleri arasında Türk kadınının giyim tarzının yansıtıldığı defile, gerek yurt dışında gerekse yurt içinde büyük ilgi gördü. Tüm bunlar sanatçıyı yeni araştırmalara ve denemeler yapmaya yönlendirdi. Şimşek, tekstil üzerine ebru uygulamalarını daha da genişleterek tam 25 metre boyunda ve 1,5 metre eninde ebru çalışmalarına imza attı. Bu ebatlarda ebru uygulamasının hayli zor olduğunu belirten Şimşek, “Tekstil üzerine uyguladığım ebrularda başarılı olunca neden bunu daha büyük ebatlarda hazırlamayayım diye düşündüm. Daha sonra 3 metre 10 santim uzunluğunda ve 160 santim genişliğinde bir tekne hazırladım. Bu ebatlarda bir tekne için kitre hazırlamak oldukça zahmetli ve pahalıdır. Ama ben bu problemi musluk suyu kullanarak aştım. Sonuç olarak ortaya tüm zahmetlerime değecek çalışmalar çıktı” diyor. Sanatçının eserleri; ressamlar, hattatlar ve minyatürcüler tarafından ise zemin olarak kullanılıyor.
 

İSMEK El Sanatları Dergisi 7 İNDİR

Bu yazı 1411 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK