Musiki

Hayata Can Yoldaşı Mûsıkî Âlemine Tarab

  • #


Prof. İlhan ÖZKEÇECİ*

Fotoğraflar: Ozan YAVUZ & Burcu BÖCEKLER**




Sanat dünyamızın göz alıcı değerleri bütün benliğimizle bizi kuşatır. Mimari çevrenin, insan eliyle tasarlanmış mekânların, yaşantıyı tezyin eden gündelik faaliyetlerin, toplumu geçmişi ile geleceğe bağlayan ruh dünyasının geçmişimizin ihyasında büyük katkıları vardır. Gün olur tarihin sararmış yapraklarından methini işittiğimiz şehirlerin, göz kamaştırıcı sarayların, harika musıkilerin, güzel hikâyelerin, zarif davranışların nefesini alır; gün olur yaşadığımız dünyanın sıkıntı ve zahmetlerinde mahsur kalırız. Şurası, burası derken hayat akıp gider ve biz sürekli günü atlayıp geleceğe dair hayaller kurarken ömür biter, yol biter.

Dünyayı ruhen ve bedenen aydınlatacak ışığa, nura ihtiyacımız var. İnancımız, mukaddes değerlerimiz, kalp huzurunu temin edecek kaynaklarımız, moralimizi yükseltecek, beklentilerimize cevap olacak güzellikler bizi bekliyor. Ancak bu gayeye ulaşabilmek için var gücümüzle gayret sarf etmek gerekiyor. O sebeple eğitim planlarımızı geliştirmek adına yeni programlar tasarlamak, yeni stratejiler belirlemek lazım.

Genç neslimizin coşkun ve güçlü yapısıyla gelecek dünyamızın müfredatını oluşturabiliriz. Bilim ve teknoloji sahasındaki faaliyetler kendi kuralları doğrultusunda gelişirken dikkat gösterilmesi gereken esaslardan birisi de estetik dünyamızın ihyasıdır. Her vesile ile övündüğümüz tarihi kültürümüzün elimizden tutabilmesi için bugün yönümüzü o cevhere, kaynağa çevirmek icap ediyor. 200'ü bulan üniversitesi, 80'i aşkın güzel sanatlar fakültesi ve muhtelif mesleki yüksekokulu ile Türkiye'de sanat eğitiminin nerelerde olduğunu görmek bir zarurettir. Mimarlık, edebiyat, sanat, sosyal alanların eğitimine yeniden ivme kazandırmak, yeni bir başlangıç yapmak millet olarak mühim bir vazifedir. Bu da eğitim bahsimizin önemini iyice açığa çıkarıyor.

Bu vadide atılacak adımlara bir basamak ve bir numune olması maksadıyla tasarlanan "Tarab" projesinin yalnızca bir musıki projesi olmayıp bugünkü kültürümüzün ihyası ve geleceğe intikali hususunda mühim bir örnek olduğunu düşünüyoruz.

Musikinin Anlamı

Musıki, insani duyguları farklı âlemlere taşıyan bambaşka bir cevherdir. Gönüller onunla coşar, onunla hüzünlenir, kendini bulur, derdini, sürurunu paylaşır. Bu, dünyaya gelişinden başlayıp, dönünceye kadar süren bir seremonidir. Bu vasfından hareketle musıki; hayatı her vakit yönetmiş, toplumu adeta peşinden sürüklemiştir.

Bizim de tarih sayfalarımız neredeyse hep bu musıki ile tezyin olunmuş, bezenmiştir. Dini olsun, din dışı olsun birçok yaşanmış sahneler onunla hemhal olmuş, bütünleşmiştir. Doğduğunda kulağına okunan ezan ve kametle başlayıp, musalladaki namazına kadar geçen zaman süresince insan, güzel sadânın, muhrik (tahrik edici) edânın, güzel nağmelerin kucağında bir ömür sürer. Ve musıki; ister sazlı, ister sözlü olsun ahenktar nağmeleriyle hassas gönülleri titretir; ona insanlığını, ona kulluğunu hatırlatarak adeta melek mertebesine yüceltir. Bu durumda gerçek musıki; bir keyif, bir eğlence vasıtası değil, adeta insana ibadeti, kulluğu hatırlatan bir mefkûredir. Gerçi günümüzde "müzik" veya "musıki" denildiğinde (ki biz musıki kelimesini tercih ederiz) hatıra gelen manası çok sığ ve niteliksiz olsa da, hakikatte "Musıki, denilen nutk-ı ilâhî/Bir engin denizmiş nâmütenahi" kavlince medhe layık bir abidedir.




Okuyucularımız belki bu satırları mübalağalı bulabilir, ancak hakiki musıkinin bugün neredeyse mevcut bulunmadığı dünyamızda bunun aksini düşünmek muhaldir. Musıki, sadece nağmeler dünyası değil, aynı zamanda geometriyi, matematiği, fiziği de çok yakından ilgilendiren bir âlî ilimdir. İslam tefekkür dünyasında onun mevcudiyetine işaret eden pek çok delil bulmak mümkündür.

Nasıl ki renklerin dünyası Hâlık-ı Zül-Celâl’in bir nimeti ise, seslerin dünyası da ayrı bir nimet-i ilâhidir. İnsan ruhuna doğrudan nüfuz eden, bir anda iradesini elinden alan, âdeta büyülenmişçesine kendi âlemine çeken musıki, aynı zamanda bir şifa kaynağıdır. Tabii bunun zıddı olarak sıkıntı veren, negatif enerji neşreden musıkiler de vardır. Tıpkı bugünkü modern dünyada kullanılan, gençliğe ihtirasla aşılanmağa çalışılan zararlı musıki akımları gibi. Ancak, bahsimiz müsait olmadığı için bu konuya girmiyoruz.

Asıl meselemiz; milli kültür unsurlarımızın başında gelen milli musıkimizi nasıl tanıyıp, yeniden hayatımıza dâhil edebileceğimiz sorusudur. Şu halde baştan beri ifade etmeye çalıştığımız; tarihi derinliği, duygu yükü, derin ifade kabiliyeti olan musıkinin nasıl olduğu sorusudur. Türk musıkisi eğitiminde bugün yapılması gerekenler nelerdir? Toplumun en hayati ve donanımında milli musıkimize ayrılan yer ne kadardır? Bunları derinliğine tartışmak ve çözüm yolları aramak mecburiyetindeyiz. Ki sağlıklı toplum ve sağlıklı nesillerin meydana gelebilmesine yol açılsın.

Tarab ve Teknik Özellikleri

Bir sanatkâr, elindeki sazın her şeyi ile kendisini ifade etmesini, sanatkârının hissine tercüman olmasını ve onu ruhen ve bedenen doyurmasını ister. Sazın sesi, icra kabiliyeti ve kolaylığı, etkileri icrakâr için fevkalade önemlidir. Bu satırların yazarı da aynı zamanda bir musıkişinas olarak kendini manen mutlu edecek yeni bir saz tanzim etmek istemiş ve ortaya "Tarab" adlı bir enstrüman çıkmıştır. Şekil olarak Türkistan sazlarına benzeyen yapısıyla tarab, ortalama boyu 115 cm. civarında olan bir müzik aletidir. ***

Tarab, yay ile icra edilir. Perde sayısı ve oktav genişliği ile tanburun dörtte üçü oranında ölçeklendirilmiş silindirik bir klavyeye sahiptir. Üzerindeki perde taksimatı tanbura benzer. Kol üzerindeki iki oktavlık sese pes tellerdeki bir oktavın ilâvesiyle sazın kapasitesi üç oktava çıkar (1 oktav=sekizlik ses dizisi). Gövdesinde yekpare ahşaptan elde edilen yarım küre formunda bir teknesi vardır. Bunun üzerine neme dayanıklı balık derisi gerilmiştir. Böylece hava değişimlerinde ses kalitesi korunduğundan sık akort yapma ihtiyacı bulunmuyor. Heyetle de çalınıyor, tek başına da bir orkestra gibi ahenk veriyor. İnsan sesiyle de çok güzel uyum sağlıyor.1 Tarab, kullanım ve icra açısından pratik, ergonomik ve aynı zamanda patentli bir saz olarak musıki camiasında yerini almıştır.2

Tarabda tel olarak genelde kullanılan bağırsak sarım tellerin aksine, daha yüksek desibelde ses elde etmeye imkân tanıyan ve tuşe bakımından daha dayanıklı olan gümüş sarım teller kullanılmaktadır. Tarabın bir diğer patentli özelliği ise telleri enstrümanla birleştiren pirinç yüzüklerdir. Bu yüzükler sayesinde elde edilen titreşim kayıpsız olarak gövdeye aktarılabilmektedir.3

Prof. İlhan Özkeçeci'nin 1985'ten bugüne dek süren çalışmalarıyla taraba son şekli verilmiştir. Ergonomi, dayanıklılık, sağlamlığın yanında ses kalitesi de korunmuştur. Böylece sistematik bir üretim şeması elde edilmiş, 2013 yılında başlayan patent ve tescil çalışmaları sonucunda Türk musıkisine ilk defa tescilli bir enstrüman kazandırılmıştır.4




Tarab, kelime olarak “tanbur” ve “rebab” isimlerinin bir araya gelmesinden meydana gelen bir isimdir. “tarab” kelimesi aynı zamanda; şenlik, şetaret, neş’e, coşku, musıki ile kendinden geçme gibi manalara da gelmektedir.5

Mûsıkî Dünyası ve Tarab

Tarab, tasarlandığı günden bu yana İlhan Özkeçeci tarafından yurt içi ve yurt dışında pek çok mekânda sergilenerek solo icra edilmiş ve zaman zaman da gruplara dâhil olarak konserlerde sahne almıştır.

Yurt içi ve yurt dışındaki çeşitli aktivitelerle ortaya koyduğu evrensel anlamdaki performans kendini açıkça göstermektedir. Çeşitli ülkelerde yapılan bu faaliyetlerle tarab, önemli başarılara imza atmıştır. Kısa bir tarihçe ile açıklamak gerekirse; bir kısmı üniversitelerde akademik faaliyetler çerçevesinde olmak üzere; 2006’da Güney Kore ve Belçika’da, 2009’da Endonezya’da, 2011’de Kosova’da ve Japonya’da, 2012’de Moğolistan’da, 2014’te Hindistan’da, 2015’te Rusya’da solo ve gruplar eşliğinde çeşitli konserler gerçekleştirildi.6 Tarabın temel sunumu 27 Aralık 2016 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Cemal Reşit Rey Konser Salonu'ndaki bir konferans ve konser programı ile gerçekleştirildi. Başta tarabda İlhan Özkeçeci ile birlikte, Muhammed Enes Üstün, Selman Özkeçeci ve Mustafa Şahin'in de yer aldığı konsere kanunda Esra Berkman; klasik kemençede Aslıhan Eruzun Özel; tanburda Esat Şar ve bendirde Mert Nar iştirak etmiştir.

Repertuarda muhtelif saz ve sözlü eserler yer almış, Yaprak Sayar da okuyucu olarak programa katılmıştır.

Bu konserde tarabın Türk musıkisi saz gurubundaki yaylı saz efektine yaptığı önemli katkılar gözlenmiştir. Hem sahne performansı ve hem de ses etkinliği ile göz dolduran tarab musıki ailesi, yeni katılımlarla birlikte gerçekleşmesiyle kültür dünyamıza yeni soluklar taşıyacaktır.

Avrupa kaynaklı keman ailesi (keman, viola, violonsel) bir yana bırakılırsa, Türk musıkisinde yaylı sazlar kategorisinde klasik kemençe ön planda ve yaygın olarak kullanılmaktadır. Bununla birlikte mutrıbı (saz topluluğu) daha bas ve dolgun ses yapısı ile destekleyen bir başka saza ihtiyaç duyulmaktaydı. Tarab, musikimizdeki ney, tanbur, ud, kanun, kemençe gibi klasik sazların bulunduğu heyete orta bas bir sesle katıldı. CRR'de böyle bir heyet içinde tarabın sesi ilk kez duyuldu. Arka planı dolduran bu kuşatıcı ses ile mutrıptaki yaylı saz eksiği de tamamlanıyordu. Tarabdan zaman zaman kemençe, rebab, yaylı tanbur, viyolonsel tınısında sesler çıkıyor. Bilhassa bas seslerle klasik Türk musikisi sazları ile beraberlik sağlayabilecek alternatif bir saz olması ayrı bir zenginliktir. Tarabın, sadece solo olarak icrası da mümkündür.7

Tarab; terapidir, tarab; yârdır, sırdaştır, dosttur, arkadaştır. Keza tarab; huzur ve sükûnete açılan bir kapıdır.8

Geleceğe Mesajlar

Evrensel anlamda karşı karşıya olduğumuz (klasik ve diğer türleri ile) Batı müziği, yalnızca bizde değil diğer dünya ülkelerinde de etkisini sürdürür. Dünya insanı olarak bizler yıllardır olarak Batı müziğinin kültürel etkisine altında bulunmaktayız. Kültürel olarak bu etki kaçınılmaz görülebilir. Ancak milli ruhu ayakta tutabilmek için öz kültürümüzü gerçek anlamda bilmek ve değerlendirmek de vazgeçilmez önceliğimizdir. Bu sebeple Türk musıkisinde kalitenin yükseltilmesi konusundaki politikaları geliştirmek ve aynı zamanda Türk dilinin temel değerlerini koruma amacına yönelik olarak günlük kullanım ve bilim dilinin hassasiyetle muhafazasına çalışmak da yapılması gereken önemli işler arasındadır.

Batı müziğinin hem çalgıları ve hem de müzik eserleri açısından dünyaca tanınırlığı açıktır. Bu doğrultuda Türk musıkisi de yapılacak etkin çalışmalarla dünya genelinde yüksek bir bilinirliğe ulaşabilir. Türk musıkisinin seviyeli ve tarihi önemi haiz eserleri bir kısım aktivitelerle tanıtıldığında, dünya çapında ulaştığı dinleyici kitlesine de olumlu yansıyacaktır.




Amacımız; sadece mimari, süsleme sanatları, hat sanatı veya musıkide gelişmek değil bir bütün halinde bu kültür değerlerimizin ortak yansımalarına ulaşmak olmalıdır. Bu, herşeyiyle yeni bir yaşam tarzını öngören bir değişimler bütünüdür. Dili, edebiyatı, musıkisi, günlük hayatın gereklilikleri, toplum hayatı, yaşanılan mimari mekânlar, insan ilişkileri, yeni neslin yetişme şartları gibi bütün noktalara temas eden bir dinamiktir. Temel amacımız, geçmiş kültürümüzde yaşanılan hayatın temel felsefesine sahip olmak, bunun yanısıra gelişen ve değişen dünyanın, teknolojinin de katkılarını içine alan bilinç ve huzur içerisinde bir yaşama yol aralamak olmalıdır.9 Türk musıkisine; sazları, sahnesi, dekoru, kostüm ve sunumlarıyla yeni soluklar kazandırmak icap ediyor. Nasıl ki yeni klasik mimari çizgileriyle şehirlerimizi, evlerimizi, hayatımızı coşkuyla yenilemek lazımsa; aynı heyecanla musıkimize de yeni sunum tekniklerinin uygulanması elzemdir.

“Tarab” projesi, fiziksel özellikleri ve sesi itibariyle geniş bir kitleye ulaşmayı amaçlar. Parlak ve etkin sesi, başarılı ergonomisi ile her fırsatta insanı kollayan, kucaklayan bir fenomen olan tarab, boyutları ve eldeki duruşu ile özgün bir figürdür. Yeni bir tasarım olması bakımından tarab’ın uluslararası camiada yeni yansımalara sebep olması beklenmektedir. Aynı zamanda batı kaynaklı popüler müzik etkileri altındaki Türk gençliğinin musıki kulağına yeni renkler fısıldayacak olan “tarab” artı bir değer olarak kültürümüze destek sağlayacaktır.10

Tarab, kültürümüz ve musıkimiz adına hem sanatsal hem ergonomik kolaylıkları birlikte sağlama çabasının bir ürünüdür. Orkestral olarak yaylı bir Türk sazı olma anlamında ve bas altyapıya ve vokale vereceği destekle musıkimizde önemli bir boşluğu dolduracaktır.11

* Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat Bölüm Başkanı * * Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat Bölüm Fotoğraf Video Anasanat Dalı Arş. Görevlileri *** Tarabla ilgili daha fazla bilgi için; www.tarab.com.tr. Ayrıca; https://www.youtube.com adresinden "tarab taksim" başlığı ile muhtelif sesli kayıtlara ulaşılabilir. DİPNOTLAR 1) Harun Karaburç, "Türk Müziğinin Kuşatıcı Sazı" Yeni Şafak Gazetesi Pazar Eki, 08 Ocak 2017. 2)"Tarab" Yeni Bir Türk Sazı, (Broşür), Tasarım-Proje: İlhan Özkeçeci, Editör: M. Hakan Alacalı, Sanat Yönetmeni: Celal Eser, Fotoğraflar Ozan Yavuz-Burcu Böcekler, Teknik Danışmanlık: YTÜ Teknoloji Transfer Ofisi, İstanbul 2016. 3) a.g.e. 4) a.g.e. 5) a.g.e. 6) İlhan Özkeçeci, "Yeni Bir Çalgı: “Tarab” ve Türk Musıkisinin Evrenselleşmesindeki Yeri", Müzikte Metodoloji Ve Müzikle İletişim Uluslararası Sempozyumu Bildiriler Kitabı, Editör: Göktan Ay, Avcılar Belediye Konservatuvarı Yayınları Kültür Sanat Serisi: 2, Aralık 2016, s. 116. 7) Harun Karaburç, "Türk Müziğinin Kuşatıcı Sazı" Yeni Şafak Gazetesi Pazar Eki, 08 Ocak 2017. 8) İlhan Özkeçeci, "Yeni Bir Çalgı: “Tarab” ve Türk Musıkisinin Evrenselleşmesindeki Yeri", Müzikte Metodoloji Ve Müzikle İletişim Uluslararası Sempozyumu Bildiriler Kitabı, Editör: Göktan Ay, Avcılar Belediye Konservatuvarı Yayınları Kültür Sanat Serisi: 2, Aralık 2016, s. 114. 9) İlhan Özkeçeci, “Milli Sanatlarımız ve Musıkimize Bugünden Bir Bakış”, İstanbul Türk Müziği Dernek ve Vakıfları Dayanışma Konseyi – Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi’nce Düzenlenen Müzik ve Medya Sempozyumu, YTÜ Davutpaşa Kongre Merkezi 21-23 Mayıs 2014, Bildiriler Kitabı, Baskı: Yıldız Teknik Üniversitesi Basım-Yayın Merkezi, İstanbul 2014, s. 24. 10) İlhan Özkeçeci, "Yeni Bir Çalgı: “Tarab” ve Türk Musıkisinin Evrenselleşmesindeki Yeri", Müzikte Metodoloji Ve Müzikle İletişim Uluslararası Sempozyumu Bildiriler Kitabı, Editör: Göktan Ay, Avcılar Belediye Konservatuvarı Yayınları Kültür Sanat Serisi: 2, Aralık 2016, s. 118. 11)"Akademisyen, Sanatçı, Mucit: Prof. Dr. İlhan Özkeçeci", Gazetto, Yıldız Teknik Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi Resmi Yayın Organı, Sayı:3, Nisan-Mayıs-Haziran 2014, s.12.

İSMEK El Sanatları Dergisi 24 İNDİR

Bu yazı 981 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK