Ağacın Kalbine Hat İstiflerini Dokuyor

  • #


Yazı: Dilek CAN

Sanatını, “Ağaçların sert damarlarını bırakıp, yumuşak kısımlarını çıkartarak yapılan bir sanat” olarak nitelendiren Serda Uzun, en güzel hat istiflerini ağaçlara dokuyor… 10 yıldan bu yana 100’ün üzerinde levhaya imza atan Serda Bey, hat sanatını çok sevdiği için başka bir şey nakşetmeyi düşünmemiş ahşabın kalbine… İmzası ise altın yaldızlı siyah bir lale… Ağaç damar oyma sanatı… Bu sanatın ağaç oymacılığından teknik açıdan çok farklı olduğunu ve şu anda Türkiye’de bunu icra eden tek kişinin kendisi olduğunu söylüyor Serda Uzun… Asıl mesleği dekorasyonculuk olan Uzun, 20 yıldır hat yazıyor. Hiç kimseden icazet almamış. Bir sergide Emin Barın’ın makili ve kufi yazılarını görmüş ve o şekilde başlamış hat yazmaya… Daha sonra çok eski bir dergide rahmetli Nail Arıkdal’ın levhalarını görmüş ağaç damar oyma sanatında. Çok etkilenmiş, o gün bugündür de bu işi aynı aşk ve şevkle yapmaya devam ediyor. 10 yıldan bu yana 100’ün üzerinde levhaya imza atan Serda Bey, hat sanatını çok sevdiği için başka bir şey nakşetmeyi düşünmemiş ahşabın kalbine… “Güzel bir istif görünce heyecanlanıyorum, bu benim tutkum. Büyük hattatlarımızın güzel istiflerinden feyz alarak yaptım bütün işlerimi… Emin Barın, Hattat Urfalı Behçet… Öyle ki her güzel istifi ağaca dökmek isterim, hattı ağaçlara dokurum adeta… Selçuklu eserlerinde çok kullanılan makili yani geometrik tarzı seviyorum. Eserlerimde sıkça yer veriyorum” diyor Serda Uzun eserleri hakkında… Levhalarını tek tek inceliyoruz sanatkârın ve hayranlık duyuyoruz her ayrıntısına… Bu sanatı icra edebilmek için neler gerekli diyoruz. “Öncelikle aşk, emek ve sabır” diyor. Sonra başlıyor anlatmaya; “Ağaç çok farklı bir malzemedir. Öylesine güzeldir ki derdinizi dinler her şeyden önce… Üzülür, sevinir sizinle birlikte, hatta derman arar dertlerinize, damarlarında saklı şifası ile usul usul akar size. Sonra Allah lafzını işlersiniz kalbine. Sizi daha çok sever bağlanır, bir olursunuz o tek birlikte…”


Hiçbir Eserin Benzeri Yok

Serda Bey, levhalarda daha yumuşak oldukları için ladin, köknar ve çam ağacı kullandığını söylüyor. Ve eserlerinin oluşum sürecini şöyle aktarıyor; “Damarları gösterebilme özelliği olan bir ağaç arıyorum öncelikle. Kereste satan 10 dükkanı bile gezmem gerekebiliyor bazen. İstediğim ağacı bulduktan sonra yazıyı yazabilmek için marangozların kullandıkları aletlerle kalibre ediyorum ahşabı. Ardından hoşuma giden bir istifi kalemle ağacın üstüne çiziyorum ya da kopyalıyorum. Sonra keskin uçlu bıçaklarla ağaçların parmak izlerini bozmadan yumuşak kısımları çıkartıyorum. Bu sanatı ‘ağaçların sert damarlarını bırakıp, yumuşak kısımlarını çıkartarak yapılan bir sanat’ olarak da nitelendirebiliriz.” “Aynı yaşta, aynı damarlara sahip ağacı bir daha bulmak mümkün değil, o yüzden eserler tek oluyor, bir daha aynı eser yapılamıyor.” diyen sanatkâr, bu sanatı icra edebilmek için hattı, ağaçları sevmek gerektiğini, el becerisi olan her insanın birkaç teknik öğrenerek yapabileceği bir şey olduğunu ekliyor. “Bir eserin bitme süresi ise istifin ve ağacın zorluk dercesine göre değişiyor” diyor, bazen 20 gün bazen 1 ay bazen daha da uzun… Sanatkâr eserlerinde renk kullanmayı sevmiyor, kullandığında da sadece siyah rengi tercih ediyor. Ancak eserlerinin hepsinde altın yaldızlı siyah bir lale görmek mümkün. Laleyi Allah lafzına yakın bir ifadesi olduğundan dolayı çok sevdiğini ifade eden Serda Bey için bu figür bir imza… Serda Uzun, şu ana kadar Süleymaniye Kütüphanesi’nde, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nde ve memleketi olan Rize Güneysu’da sergiler açmış. Sanatkârın 3 eseri, Süleymaniye Kütüphanesi’nde daimi eser olarak sergileniyor. Hedefinin yurtdışında sergiler açmak ve bu sanatı dünyaya göstermek olduğunu ifade eden Uzun, “Büyük kitlelerin ulaştığı noktalarda eserlerimi insanlara seyrettirebilmeyi çok istiyorum. İçlerinden bir kişi dahi olsa ‘ben yapabilirim’ dese onunla ilgilenmekten, bu sanatı öğretmekten büyük zevk alırım.” diyor. Şu ana kadar dört öğrencisi olan Serda Bey, “Öğrenmenin sınırı yok, çok genç arkadaşlarımdan çok güzel şeyler öğreniyorum. Zaten hat, tezhip, minyatür gibi güzel sanatlarla uğraşan insanları özel insanlar olarak görüyorum. Ben sanatın her türlüsünü severim. Emek verilmiş her şey benim için özeldir. Görsellik adına yapılan he şey güzeldir. Hele ki bunlar içerisinde Allah lafzından güzel bir şey olamaz. Herkes mutlaka bir sanat dalıyla uğraşmalı. Ve bence yapılan eserler insan ömrünü aşacak eserler olmalı. Biz iz bırakmak adına… Ancak gururlanacağı değil de keyifleneceği bir eser benim bahsettiğim…” diye sözlerini noktalıyor.
 

İSMEK El Sanatları Dergisi 7 İNDİR

Bu yazı 1643 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK