Kağıt

Atilla Yurtkul’un Tek Parça Kağıt Heykelleri

  • #


Yazı: Zeynep OZANCALI

Atilla Yurtkul, Japon geleneksel el sanatlarından biri olan origami yani kâğıt katlama sanatının ülkemizdeki sayılı temsilcileri arasında yer alıyor. Tek parça kare kâğıdı kesmeden ve yapıştırmadan sadece katlama yöntemleri ile mitolojik karakterler, böcekler ve çeşitli objeler oluşturan sanatçının, bu alanda üç olimpiyat derecesi de bulunuyor. Altı yıldır origami öğretmenliği yapan, festivallere, etkinliklere, bilim şenliklerine de katılarak herkese en az bir katlama modeli öğretmeye çalıştığını belirten Yurtkul, sanatı hakkında “Her seferinde kâğıdın büyüleyici bir esere dönüşmesi benim için inanılmaz.” diyor. Barışın ve iyiliğin simgesi turna kuşunun özel bir anlam taşıdığı origami sanatını ustasından dinledik.

Yıl 1945... II. Dünya Savaşı’nın son aşamasında Amerika Birleşik Devletleri’nin, Japonya'nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine düzenlediği atom bombalı saldırılar binlerce kişinin ölümüne neden olurken, bir o kadar da insanın yaralanmasına yol açar. İlk olarak Hiroşima'da kör edici güçte keskin bir ışık hüzmesi ile gelen patlama, insanlık tarihinin en büyük kıyımlarından biri olarak tarih sayfalarına geçer. Olay dakikalar içinde gerçekleşse de sonrasında etkisini uzun yıllar hissettiren felaketler silsilesi yaşanır. Yayılan radyasyondan etkilenen hayatların pek çoğu yaşama veda ederken, gözünü dünyaya yeni açanlarda da birtakım genetik bozukluklar görülür.

Sadako Sasaki de Hiroşima’da yaşayan şansız binlerce çocuktan sadece bir tanesidir. O dönemde henüz iki yaşındadır. Bombanın atıldığı gün yara almadan kurtulmuştur. Ama dedik ya, felaketin etkisi uzun yıllar sonra bile hissedildi. Sasaki de adına ‘atom bombası’ hastalığı adı verilen ‘lösemi’ye yakalanmıştır. Hızla ilerleyen hastalık küçük kızın vücudunu kısa sürede esir alır. Löseminin son evresinde olan Sasaki için doktorlar artık yapılacak bir şey kalmadığını söyleseler de bir umut, Japoncada “Senbazuru” denen ‘1000 turna’ geleneğini tavsiye ederler. Atalarının inanışına göre origamiden bin tane turna katlayanların dilekleri gerçekleşir, sağlık, mutluluk ve huzura kavuşur, dünyaya barış hâkim olur.

Sadako Sasaki de başlar iyileşmeyi dileyerek turnaları katlamaya. Ancak ömrü 644.’ye kadar yeter ve 25 Ekim 1955’te 12 yaşındayken gözlerini yumar. Küçük kızın ölümü tüm sevenlerini derinden etkiler ve herkes onun yarım kalan hayali için birlik olur. Kalan 356 turna, sınıf arkadaşları tarafından tamamlanır ve Sasaki bin turna ile birlikte toprağa verilir. Hem Sadako Sasaki’nin kısa ömrüne sığdırdığı bu kocaman hikâye hem de origami ile ilgili yazılan ilk kitapta turna kuşuna yer verilmesi bu kuşun kâğıt katlama sanatında simge haline gelmesini sağlar. Sasaki’nin ölümünden sonra da onun ve atom bombasına kurban verilen binlerce çocuğun anısına Hiroşima’ya “Bu bizim çığlığımız, bu bizim duamız, tüm dünyada barış...” yazılı barış anıtı dikilir. Her yıl 6 Ağustos’ta Sasaki’nin kollarıyla dev turna kuşunu taşıdığı anıt, dünyanın dört bir tarafından gönderilen turnalarla süslenerek anma günü gerçekleştirilir.

Japonya’nın geleneksel sanatlarından biri olan origami sanatını ülkemizde yaşatan Atilla Yurtkul ile buluşarak, Uzakdoğu sanatını konuştuk. Çocukluğundan bu yana kâğıt katlayarak yüzlerce özel çalışmaya imza atan sanatçının en büyük hayali Türkiye’de bir origami müzesi kurarak eserlerinin kalıcılığını sağlamak. Bugüne kadar efsanevi karakterler, masalsı canlılar, değişik türde hayvanlar katlayan, projeleri arasında tematik bir kâğıt katlama dünyası oluşturmak olan sanatçı, “Tıpkı bir fotoğraf karesi gibi bir yanda kutup yaşamını diğer tarafta çöl hayvanlarının yaşamını kısacası dünyadaki zıtlıkları tek tek ele almak istiyorum.” diyor.

Origamiyi 1980’lerin Çocukları Yakından Tanır Atilla Yurtkul, origami sanatını ülkemizdeki pek çok insan gibi 1980’li yıllarda TRT’de program yapan Zülal Aytüre sayesinde tanır. O dönemde henüz 7-8 yaşlarında olan Yurtkul, cumartesi kuşağında 25 dakika süren Aytüre’nin programını ilgi ile takip ederek her çocuk gibi basit modeller katlamaya çalıştığını hatırladığından bahsediyor. “Kutular, kuşlar, tavşanlar yapabilmek için TV’nin karşısına geçer, Türkiye’nin yetiştirdiği ilk origami ustası Aytüre’yi büyük bir hayranlıkla izlerdim.” diyen sanatkâr, ilk olarak dört parçalı, açılır kapanır basit bir fotoğraf makinası katladığını anlatıyor. 80’lerin çocuklarının oyuncaklarını kendi tasarlama gibi bir durumları olduğunu ve el işleriyle şimdiye göre daha fazla ilgilendiklerini söyleyen sanatkâr, “Origami; oyuncak tasarımında eğlenceli bir uğraştır.” diyor.




Yaşı ilerledikçe origami çalışmalarını hobi olarak sürdüren ve hayatının bir köşesinde hep tutan Yurtkul, Konya Selçuk Üniversitesi’ni kazanıncaya kadar İzmir’de yaşar, okul bitiminde iletişim sektöründe iş bulmak amacıyla İstanbul’a yerleşir. Aralıklarla farklı işlerde çalışan sanatçı, “2000-2011 yılları arasında origami sanatı üzerine daha fazla eğilmeye karar verdim. Teknolojiden faydalanarak araştırmalara başladım ve gördüm ki, bu sanat dalı kanat çırpan kuşlardan, ejderhalardan, zıplayan kurbağalardan ileriye gitmiş, ustalar çok iyi seviyelere gelmiş. Bizde ise kısa bir dönem yaşamış ve unutulmuş bir sanat dalı olduğunun farkına vardım.” diyor ve ekliyor:

“Bir çalışmamla 2010 yılında Rusya’nın düzenlediği uluslararası internet origami olimpiyatlarında ikinci oldum. Türk basını büyük ilgi gösterdi ve bu sanat insanların hafızasında tekrardan belirdi. Bugüne kadar da pek çok etkinliğe katılarak atölyelerde, festivallerde, bilim şenliklerinde insanlara en az bir origami modeli öğretmeye çalışıyorum. 6 senedir de özel bir okulda origami öğretmenliği yapıyorum.”

Çalışmaları ile 3 kez origami olimpiyatlarına katılan Yurtkul, iki kez ikinci, bir kez de üçüncülük derecesini almış. Ayrıca 4 yıl önce günlük hayata dair üretilen objelerin yarıştığı ‘Pratik origami’ yarışmasında baharatlık tasarımı ile katılarak birinci olan sanatçı, kâğıt katlama sanatıyla ilgili bugüne kadar hiç eğitim almamış. Usta, bu alanda dünyanın ileri gelen isimlerinin videolarını izleyerek, kitaplarını okuyarak gelişimine katkı sağladığını dile getiriyor.

Çin’de Din Temelli Doğar

Yurtkul’u kısaca tanıdıktan sonra Uzakdoğu’da tarihi çok eskilere dayanan origami sanatının Batı’ya yayılışını sormamak olmaz diye düşünerek, işin biraz tarihine bakalım istiyoruz. Kendisinden origami sanatını tanıtmasını istediğimiz Yurtkul, öncelikle origaminin kelime anlamı olarak ‘ori’ (katlama) ve ‘kami’ (kâğıt) sözcüklerinden oluştuğunu söylüyor. Sanatın en genel anlamıyla kare kâğıt parçalarını kesmeden ve yapıştırmadan sadece katlayarak, çeşitli figürler oluşturmak şeklinde tabir edilebileceğini anlatan origaminin usta ismi, sanatın ilk çıkış noktasına bakıldığında M.S.100 yıllarına rast geldiğini belirtiyor.

“Kâğıdın icadına denk gelen bu yıllarda origami ilk olarak Çinli rahiplerin tapınak süslemelerinde görülüyor. Budist rahipler tarafından da Japonya’ya getirildiği düşünülüyor ve asıl değerini burada buluyor.” diyen Yurtkul, Japonya’da aristokratların hediyeleşmelerinde ritüelleştiğini, saray mensupları ve aristokrat kesim tarafından kâğıt katlama şekline bir çeşit terbiye gözüyle bakıldığını aktarıyor. 16. yüzyıldan sonra kâğıdın ucuzlamasıyla da origaminin daha geniş tabakalara yayıldığını belirten sanatçı, Japonya’da henüz origami ile ilgili yazılı bir kaynak bile bulunmadığı dönemde samuraylar için “Ise”, halk içinse “Ogasawara” origami okullarının varlığından söz ediyor.

Bu sanat ile ilgili bugün var olan pek çok bilginin ilk yazılı kaynaklar “Senbazuru Orikata” (1000 Turna Katlama) ile “Kan No Mado”ya dayandığını söyleyen Yurtkul, İspanya’yı fetheden Müslümanların Avrupa’ya kâğıt katlama sanatını tanıttığını, İpekyolu ticareti sayesinde de yaygınlaştığını anlatıyor. Usta, İslamiyet’te insan ve hayvan figürlerinden çok desen ve geometrik formlar içeren parçalı origami çalışmalarına rastlandığına vurgu yapıyor.

Kâğıt, Japon Halkı İçin Kutsal Bir Değer

Origami, günümüzde Japonların geleneksel sanatlarından biri olmaktan çıkarak, dünyanın hemen her ülkesinde farklı yaş ve meslek grubundan insanın uğraştığı bir beceri alanı haline gelmiş. 20. yüzyılda iletişim kanallarının hızla artmasıyla da altın çağını yaşamış.

“Kâğıt katlama sanatına en büyük katkıyı yapan Japon ustalardan biri Akira Yoshizawa’dır. Kendisi origaminin babası diye bilinir.” şeklinde konuşan sanatçı devam ediyor: “ Origami tekniğine öncülük eden Yoshizawa sembol dilini geliştirdi. 1954'te ilk monografi olan Atarashii Origami Geijutsu’yu (Yeni Origami Sanatı) yayınlayarak origami yapanlar için bir standart haline gelen ve günümüzde kullanılan sembollere yer verdi. Akira’ya kadar babadan oğula öğretilerek süregelen origami modelleri, onun sayesinde basit el sanatı formundan çıkarak gerçek sanatsal ifadelere dönüştü. Kendisi ayrıca ıslak katlama tekniğini sanata kazandıran isimdir.”




Sanatkâr, origaminin sert kuralları olmadığını, katı çizgilerle sınırlandırılmadığını, ancak hamurunda kâğıda zarar vermeme şartı taşıdığını söylerken şöyle bir açıklama yapıyor: “Japon halkı için kâğıt kutsal bir değer. Bitki köklerinin ezilip hamur haline getirilerek, bir elek üzerinde düz bir zemine aktarılmasıyla ilk kâğıtlar üretildiği için kâğıda zarar, doğaya zarar anlamı taşıyor. Katlamalar gerektiği zaman açılabilmeli ve asıl amacı yani yazı veya kitap için kullanılabilmeli. Bu yüzden kağıdı kesmeyeceksin ve yapıştırmayacaksın. Bu iki kuralın ihlali tıpkı 7 ölümcül günaha benzer." Yurtkul, bu günahlar işlenmediği sürece bir form oluşturduğunuzu düşündüğünüz her katlamaya origami denilebileceğini söylüyor. “Çalışmalardan illa anlamlı bir bütün çıkartmak zorunda da değilsiniz. Tamamıyla kendi hayal gücünüzle ilgili, sınırsız alanı var. Resim çizmek gibi düşünün... İsterseniz bir hayvan, desen veya soyut çalışabilirsiniz.” diyen usta, yalnızca işin teknik boyutunun öneminden söz ediyor. İstenilen modeli çıkartmak için temel matematik bilgisine ihtiyaç olduğunun altını çizen sanatkâr, bunu net olarak görebilmek için herhangi bir katlanmış modeli açtığımız zaman karşılaşılanın geometrik açılarla birbirine bağlanmış çizgiler olduğunun görülebileceğini aktarıyor.

Yüzyıllardır origaminin usta elleri sayesinde yerleşmiş uçurtma, balık, kurbağa, kuş, zarf, rüzgârgülü ve su bombası formlarından bahseden Yurtkul, “Sanatın formları dediğimiz zaman belli kalıplar aklımıza gelir. Bu formların tek görevi katlamaları kolaylaştırmasıdır. Formlar sayesinde 5-6 katlama hareketiyle yüzlerce farklı origamiyi çıkartabilirsiniz. Örneğin su bombası formundan bir masa tasarlamak daha kolaydır. Hazır bir temele bina çıkmak gibi düşünün.” şeklinde anlatıyor.

Tercihi Klasik Origami

Origamide şekillere, resimlere diyagram dendiğini ve sanatın diyagramlardan oluşan bir sembol diline hâkim olduğunu ifade eden Yurtkul, diyagramı oluşturulan her eserin tekrar tekrar katlanabildiğini belirtiyor ve bu dili bilen herkesin kâğıt katlayabileceğini söylüyor. Bu kadar kâğıttan söz etmişken, katlayarak belli bir form oluşturulan kâğıtların hangi özelliklere sahip olmaları gerektiğini sanatkâra soruyoruz.

İlk olarak origamide her çeşit kâğıdın kullanabileceğine vurgu yapan sanatçı, bunun bir gazete parçası veya bir defter sayfası dahi olabileceğini dile getiriyor. Kendisinin daha çok renkli pelür kâğıtları kullandığını söyleyen sanatçı, çift kat kullandığı pelür kâğıtların daha kolay katlandığını ve eserlerin uzun ömürlü olmasını sağladığını aktarıyor. “Ancak bir mamut yapacaksam kâğıdın kahverengi ve yüzeyinin tüylü olması gerek.” diyen sanatçı, üstü kabarık, buruşuk, taş desenli şeklinde kullanması gereken dokulu kâğıtları yurt dışından temin ettiğini söylüyor. Büyük boyutta çalışmalara imza atmayı tercih ettiği için kâğıtların ebatlarının da büyük olması gerektiğini belirten usta, origamide istenilen büyüklükte veya küçüklükte eser çalışılabileceğini, bu hususta bir sınırlama olmadığını söylerken, “Cımbızlarla çalışarak 5 mm’den küçük kâğıtlardan turna kuşu da katladım, her bir kenarı 2 metre olan kare bir kâğıttan Çin ejderhası da.” diye konuşuyor.

Usta, Çin ejderhasının yılan derisi gibi olan dış pullarının tek tek işlendiği için en uzun süren çalışmalardan biri olduğundan bahsediyor. “Origaminin temelinde 2 çeşit katlama vardır; vadi ve tepe katlama. Kâğıt iki boyutlu olduğu için ya öne (vadi) ya da arkaya (tepe) katlanır. Dünyanın en zor origamisi de olsa yolu budur.” diyen usta isim, "Origami; 'klasik' ve 'parçalı' olmak üzere iki çeşittir. Klasik origami tek parça kâğıttan katlanır. Genellikle iki ya da üç parçanın kullanıldığı klasik origami ile çeşitli hayvan veya eşya figürleri yapılır.” diyerek bilgi veriyor. Yurtkul, modüler origami olarak adlandırılan parçalıda ise sınırsız sayıdaki tek parça kâğıdın geçmeli, kulakçıklı ve cepli birleştirme yolları ile oluşturulduğunu, daha çok üç boyutlu geometrik figürler yapıldığını aktarırken, çalışmaların tak-çıkar oyuncaklarına benzediğini ekliyor. Sanatkâr, kendisinin de modüler origami ile 21 parçadan oluşan bir dinozor yaptığını söylüyor.

İki tür olan origaminin zaman içinde modern çeşitlerinin de ortaya çıktığını anlatan Yurtkul, bu tarzlarda kesme ve yapıştırma işlemlerinin serbest bırakıldığını söylerken, örnek olarak mimari origami, pop-up origami, kirigamiyi (kâğıt kesme sanatı) veriyor. “Ben tek parça kare kâğıdın katlandığı klasik origamiyi kullanıyorum.” şeklinde konuşan sanatçı, nadir de olsa yumuşak ve kıvrımlı bir şekil vermek için kâğıdın sprey ile yumuşatılarak kullanıldığı ıslak origamiyi tercih ettiğini de anlatıyor.




Doğru Açılar Belirlenir, Katlanır, Kâğıt Buruşturulmaz

Son on yıldır profesyonel olarak origami ile ilgilenen Atilla Yurtkul, bugüne kadar 200’ü aşkın eser vermiş. Daha çok mitolojik hayvanlar ve böcekler yapan sanatkâr, bu karakterlerin daha çok ilgisini çektiğini anlatıyor. Doğada veya kitaplarda gördüğü, origamisinin güzel olabileceğini düşündüğü formları kâğıt sanatına aktaran usta isim, origami ile yapılamayacak bir model olmadığını ifade ediyor ve şunu söylüyor: “Bir ejderha, yüzeyi pullu bir balık, karmaşık böcek türleri gibi detayı çok olan modellerin yapımı her zaman daha zordur. Origami özünde simetrik kesimlere daha uygundur. İnsanlar, hayvanlar, objeler ikiye bölündüğünde simetrik yapıdadır. Bu tür çalışmalarda detaya girmediğiniz sürece zorlanmazsınız. Ama bir elinde kalkan, bir elinde kılıç tutan bir şövalye yapmaya kalktığınızda orada işler biraz karışır.”

Bir esere başlamadan önce işe model çıkartmakla başlayan Yurtkul, ilk olarak kâğıt üzerinde çizim yapıyor. “Mesela bir at çalışacağım. Önce atın boynu 3 birim, bacakları 4 birim, gövdesi 5 birim, kuyruğu 2 birim gibi taslak bir model oluşturuyorum. Birimleri kareli bir kâğıda ya da artık daha yaygın olarak kullanılan bilgisayar programı yardımıyla yüzeye yerleştiriyorum. Sonrasında kâğıdı düzgün ve doğru açılarla buruşturmadan birbirine bağlıyorum. Origaminin temel matematik ve izdüşüm geometrisiyle ilişkili olduğunu söylerken de bunu kast ediyorum.”

Origaminin en fazla iki renkten oluştuğunu belirten sanatçı, bu tarz bir çalışmayı farklı renk kâğıtları duvar kâğıdı yapıştırıcısı ile cam bir yüzeyin üzerinde birbirine yapıştırarak elde ettiğini anlatıyor. Bazen de folyolu kâğıt hazırlama tekniğini tercih ettiğini söyleyen Yurtkul, “Mutfaklarda kullandığımız alüminyum folyo kâğıdın bir tarafına pelür kat, diğer tarafına da ister aynı ister farklı renk pelür kâğıt yapıştırarak renkli bir origami yapabilirsiniz.” diyor.

Kullanım Alanı Çok Geniş Bir Sanat

“Kâğıt katlama sanatı her ne kadar ülkemize geç gelse de aslında hayatımızın pek çok alanında zaten kullanıyorduk. Yaşı yetenler hatırlar; pazarcılar meyve koymak için keseler veya kendilerine şapka yaparlardı. Ya da ilkokul sıralarında uçaklar yapar, uçururduk. Aslında bunların hepsi bilinçli olmadan yaptığımızı birer origami örneğiydi.” diye konuşan sanatkâr, düz bir materyale üç boyutlu form kazandıran origami sanatının günümüzde farklı sektörlere ilham kaynağı olduğunu aktarıyor.

Çocuklar için eğitsel bir alan, büyükler içinse daha çok bir uğraşı gibi görülen origaminin vitrin süslemesinden reklamlara, modadan tıbba kadar çok geniş kullanım alanından söz eden sanatçı, kalp damarlarını genişletmek için kullanılan stentleri, katlanabilir güneş panellerini, arabaların hava yastıklarını örnek vererek, aynı form ile tasarlandıklarını anlatıyor.

Öze bakıldığında katlama sanatının bilime, endüstriye, farklı mühendislik çalışmalarına uyarlanmadan önce de var olduğunu belirten usta, bitkilerin, yaprakların katlana katlana büyüdüğünü, kelebek kanatlarının kozadan katlanarak çıktığını, hatta canlıların katlanarak doğduğunu söylüyor.

Origaminin Eğitsel Yönü

Öğretmen olan Atilla Yurtkul, Türkiye’de origami sanatını binlerce kişiye öğrettiğini, binlercesine daha öğretmek istediğini ifade ediyor. Origaminin özellikle çocukların yaratıcılığına, el ve beyin koordinasyonuna, sağ-sol beyin aktivasyonuna, ince motor gelişimi eğitimlerine çok önemli katkılar sağladığını söyleyen usta ayrıca, çocukların matematiği üç boyutlu görmelerini de sağladığını aktarıyor.




Derslere semboller ve formlar üzerinden temel bilgileri öğreterek başladığını dillendiren sanatçı, devamının onların yaratıcılığı ile alakadar olduğunu anlatıyor. “Sanatta tasarım öğretilen bir şey değildir.” diyen Yurtkul, konuşmasını şöyle sürdürüyor: “Günümüzde çocukların el sanatlarının bir dalıyla ilgilenmesi taraftarıyım. Çünkü teknoloji ile çok haşır neşirler. Çocuğun bir oyuncak modelini tasarlaması demek, özgüveninin artması demek. Origami de bunu çok kolaylıkla sağlıyor.”

Öğrencileri arasında yaşına göre ileri origami seviyesine geçenlerden bahseden ancak Türkiye’ye oranladığında sayının yeterli olmadığını söyleyen usta, herkesin bir origami modeli öğrenip bu becerisini, günlük hayatında kullanabilmesinden, hediye edebilmesinden, çocuklarına öğretebilmesinden yana.

“Yolda, otobüste gidiyorsunuz ağlayan bir çocuk gördünüz orada cebinizden kanat çırpan bir kuş çıkartırsanız, hem bir çocuk sevindirmiş olursunuz hem de kendiniz rahatlarsınız. Çünkü bu yolda ilerliyorsanız katlamadan duramazsınız. Çantamda, cebimde her an yanımda illa ki kâğıt taşırım.” diye konuşan Yurtkul, dünyada bu sanatla uğraşan iyi sanatçıların olduğunu ve onların işlerine baktıkça ufkunun genişlediğini anlatıyor. Yurtkul, yurt dışından çalışmalarını takip ettiği bazı isimleri şöyle sıralıyor: “Amerikalı Michael Lafosse, matematik ve fizikçi Robert J. Lang, Japon ustalar Satoshi Kamiya, Hojyo Takashi 2010 yılında hayatını kaybeden Fransız sanatçı Eric Joisel.”

Türkiye’de ise Kazakistan doğumlu Kunsulu Jilkishiyeva, Nazan Tacer, Mustafa Kavici’nin bu alanda değerli işler yaptığının altını çizen Atilla Yurtkul, son olarak en büyük hayalini Japonya’daki gibi bir origami müzesi kurarak, eserlerini kalıcı hale getirmek ve gelecek nesillere aktarımını sağlamak olarak açıklıyor. Yaptığı yüzlerce eserini ışıktan, nemden ve olumsuz hava koşulundan etkilenmemesi için şimdilik kutularda muhafaza eden sanatçı, “Her yeni bir parça kâğıdın büyüleyici bir esere dönüşmesi benim için inanılmaz. Hâlâ küçüklüğümdeki heyecanı yaşıyorum, oysa gittikçe azalacağını zannetmiştim ama hiç de öyle olmadı.” diyerek origami sanatına olan hayranlığını dile getiriyor.

İSMEK El Sanatları Dergisi 24 İNDİR

Bu yazı 1617 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK