Resim

MaviZaman

  • #


Yazı: Feyza AKDER

"The Blue Art" adlı kataloğun ilk sayfalarında Zehra Çobanlı'nın serisini tarif etmek için seçtiği şu sözcükler yer alır: Barışın rengi, gökyüzünün rengi, okyanusun rengi ve romantizmin rengi. Arka sayfada toprak, hava, su, duygu, ateş sözcükleri yer alır. Bu sözcükler maviye işaret eder. Mavi renk Zehra Çobanlı'nın "Blue Art" serisinde özgürlüğün rengidir.

Mavi ile veya başka bir renk ile duyusal bir ilişki kurmak, gün içinde bir renge konsantre olup onun varlığını hissetmeye, ışıktan oluşan enerjiyi duymaya çalışmak sadece gözlerin başarabileceği bir iş değildir. Kandinsky’nin “Sanatta Ruhsallık Üzerine” anlattıklarının payı vardır burada. Kısacası mavi hayal gücüne hitap ettiği derecede, serideki biçim içerik ilişkisini kurar. Mavinin pek çok anlamını içeren bu seride, Zehra Çobanlı temel elementleri, yaşam için gerekli olan en basit ve en gerekli şeyleri bu renkle bağdaştırmıştır.

Mavi, Çobanlı için gelenekle ilişki kuran bir renktir de. Serinin başka önemli plastik öğesi olan “hat” ile beraber düşünülünce mavinin zamanla kurduğu ilişki, derinlik, sürmek ve süregelmekle ilgili bir anlam kazanmasına neden olur. Nitekim mavinin etkisi süregelmiştir. Türk Plastik geleneğinde, özellikle Orta Asya Türklerinin renk simgeciliği içinde Gök Tanrıyı, en kudretli varlığı işaret eder. Orta Asya bozkırlarında gökyüzünün rengi, egemenliğin verdiği güvenin simgesi, derin bir renktir mavi. Mavinin serüveni diğer yüzyıllarda çini sanatçıları için ayrı bir değer kazanmıştır. Kapları bozkırların tanrısının ve gökyüzünün özgürlüğünün ruhaniliği kaplamış ve içinden artık bir tek mavi ve mavinin gizemi ile ilgili çıkabilecek şeyler beklenmeye başlanmıştır.
Serinin plastik unsurları o kadar hâkim ifade biçimlerinden oluşur ki, işlevselliğe ve el ustalığına sanatsal dil hâkim olur. Türk Plastik Sanatları’nda eski yazının kullanımı özellikle resim sanatında aslında Osman Hamdi Bey ile başlayan süreçte ortaya çıkan resimde orijinallik sorununa, daha sonraki zamanlarda ise ulusallık evrensellik tartışmalarına bulunmuş ve yoğun bir şekilde kullanılagelmiş bir çözümdür. Modern plastik sanatların icrasında eski yazı hat veya kaligrafi kullanmak bu nedenle şaşırtıcı olmasa da, Çobanlı eski yazıyı değişik bir biçimde kullanmıştır. Çobanlı, hat istiflerinin ayrıntılarına yoğunlaşıp, onları işlevsel formları olan kapların üzerine yazarak yazının çizgiselliği, ritmi ve mistizmini kullanmıştır. Hat genellikle açık renkte bir kağıdın üzerine yazılır. Çobanlı hattın beyaz-siyah arasındaki güçlü karşıtlığını kırmış ve yazıyı mavinin üzerine yazmıştır.

Yazının görselliği çoğu zaman işlevseldir. Farklı dillerin alfabeleri ve dil yapıları birbirinden farklı olduğu için göreceli bir hal alsa da, ortak amaç kolay ve ortak bir ifade biçimi geliştirmektir. Bu noktada bir eşyanın üzerinde bulunan yazının işlevselliğini de tartışabiliriz. Üstelik bu yazı ilahi anlamlar yüklenebilen bir rengin üzerine ilahi anlamlar yüklenmiş bir yazıdır. Bu kadar dünyevi bir nesnenin üzerinde ne işi vardır? Hayal gücünün devreye girdiği anda bu çelişki oldukça hoş bir hal almaya başlar. Eğer bir eşyanın üzerindeki yazı aidiyetle ilgili ise, o vakit bu kaplar barışın, gökyüzünün, okyanusun ve romantizmin kaplarıdır. Bir taraftan kapların üzerindeki renkler ve işaretler, Türk Uygarlıkları’nın egemenlik simgelerinden oluşmaktadır. Tuğra padişaha, mavi Gök Tanırı’ya aittir. Çobanlı’nın bu kapları artık tarihe karışmış hükümdarlıklar için yapmış olduğunu, gene de evlerde saklanacaklarını düşünmek gidebileceğimiz en ileri nokta mıdır?

Çobanlı’nın “Blue Art- Mavi” serisi 1999- 2004 yılları arasında sürmüş, içinden birçok sergi çıkaracak kadar verimli bir konu olmuştur. Seriye ait eserlerin hemen hepsinin birbirinden farklılıklar göstermesi beş yıllık bu dönemi daha da zengin kılar.

Maviye adanmış beş yıl Zehra Çobanlı’nın “White-Light-Diet” adlı yeni bir seriye başlaması ile tamamlanmıştır. Çobanlı’nın mavi, beyazla, işlevsel formlar tanıdık nesnelerle yer değiştirdi diye tarif ettiği bu değişim ile özellikle de verimli bambaşka bir seriye yer bırakarak sona eren mavi çalışmalarını daha da başarılı kılar. Çobanlı beş yıl süren mavi bir yolculuğa çıkmış, artık yeryüzündeki şehre, haliç motifi ile bezeli beyaz yarı kristalize saydam sırlı elmalarını yapmak üzere gündelik yaşamın içine dönmüştür.


Zehra ÇOBANLI:

1958 yılında Bandırma'da doğan sanatçı, 1981 yılında İstanbul, Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu Seramik Bölümü'nü bitirdi. Mimar Sinan Üniversitesi'nde Yüksek Lisans, Marmara Üniversitesi'nde Sanatta Yeterlik yaptı. Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi ile Anadolu Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi'nde görev yaptı. 1993-94 yılında Japon Manbusho Bursu’nu kazanarak Tokyo Güzel Sanatlar ve Müzik Üniversitesi'nde bulundu. 1996 yılında profesör oldu. Halen Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı’dır. Merkezi Japonya’da bulunan Uluslararası Seramik Sanat Eğitimi ve Değişimi Derneği’nin (ISCCALEE) kurucu üyesi ve başkan yardımcısıdır.  

İSMEK El Sanatları Dergisi 6 İNDİR

Bu yazı 557 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK