Şehir Rehberi

İzmir'in Gözdesi Yeşil Tire Gözdesi

  • #


Yazı: Neşe SİMSARLAR

Yedi tepeli İstanbul gibi tepeleriyle meşhurdur Yeşil Tire… Verimli ovalarının sunduğu doğal ürünleri gastronomik lezzetler sunarken, tarihi yapıları Roma’nın, Osmanlı’nın selamını iletir size… El Sanatları Çarşı’nda dolaşırken keçeciler, nalıncılar, urgancılar, hasırcılar, yorgancılar ile karşılaşırsınız. Bir zamanların zenginlik ve güç sembolü olan körüklü çizmelerin ustaları ile konuşabilir, maden sanatının nefis örneklerini inceleyebilir, “beledi dokuması” ile ünlü Tire’nin son dokuma tezgâhını görebilirsiniz…

Batı Anadolu'nun en eski yerleşim yerlerinden biri olan Tire, İzmir'in en büyük ve gözde ilçelerindendir. Aydın dağlarının kuzey eteklerinde kurulmuş olan yedi tepeli Tire, bitki örtüsünün güzelliğiyle "Yeşil Tire" olarak anılıyor. Tarihi ve kültürel zenginlikleri ile de ziyaretçiler için bir cazibe merkezi olmayı fazlasıyla hak ediyor... Tire sokaklarında yürürken kendinizi geçmişin izini sürer gibi hissediyorsunuz. Bir zamanların Osmanlı darphanesi Tire, bugün eşine az rastlanır canlılıktaki Salı Pazarı ve El Sanatları Çarşısı'yla ünlü. Tire'nin Salı Pazarı, belki de Türkiye'nin en büyük açık pazarlarından biri…

Bereketli toprakların sunduğu nimetler sayılamayacak kadar çok; taptaze sebzeler, meyveler ve çeşit türlü yerel ot… Pazarda yiyeceklerin dışında giysilerden elektronik aygıtlara kadar ne arasanız var. Çarşının dükkânları ise semerciler, keçeciler, ipçiler, urgancılar, yularcılar, hasırcılar yorgancılar, nalıncılar gibi tarihten göz kırpan el işçileri ile ziyaretçilerini saygıyla selamlıyor… Geleneksel yöntemlerle üretim yapmaya devam eden bu ustalar, yaşamlarının son gününe kadar işlerini yapmaya devam edeceklerini söylüyor… Küçücük dükkânlarına kocaman dünyaları sığdıran eli öpülesi ustalara selam olsun…
Osmanlı dönemlerinden itibaren Tire denilince akla dokuma, dokuma denilince de "beledi dokuması" gelir. Beledi dokumasının en önemli özelliklerinden biri, kumaşın iki yüzünün de dokunması ve çift taraflı kullanılabilmesi… Tüm gün çalışılarak en fazla üç metre dokunabiliyor. Bu yönüyle bir aile işi, o yüzden tarihi boyunca tezgâhlar hep evlere kurulmuş. 19 yy'a kadar 50-60 tezgah gece-gündüz çalışırken, günümüzde Tire'de beledi dokuması tek tezgah ile yaşam savaşı veriyor. Tire Belediyesi bünyesinde verilen eğitimlerle genç kuşaklar tarafından yaşatılmaya çalışıldığını öğrenince seviniyoruz. Tire'de beledi dokuma dışında alaca, altıparmak, evsat ve düzbastı adlı motifsel dokumalar, makrama, peştemal, ön bezi, Tire peşkiri türü dokumalar da yaygın.

Aydınoğulları döneminden başlayarak, Osmanlı dönemi süresince, gemilerin halat ihtiyacı Tire'den sağlanır, bu halat ve urganlar Anadolu pazarlarında kapışılırmış. Öyle ki; Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethederken Tireli ustaların ördüğü urganlarla gemilerini Haliç'e çektirdiği rivayet edilir Tire'de. Ancak şimdi o sağlam urganlar zamana tutunmaya çalışıyor sadece…

Tire'nin maharetli kadınlarının dünya literatürüne "Türk Danteli" olarak geçmiş iğne oyaları da çok meşhurdur. Tire Pazarı'nın kadınlar kısmında bu el emeği göz nuru ürünlerin onlarca çeşidinden zevkinize göre bir şeyler bulmanız mümkün…

Kadife üzerine sırma ile işlenmiş nalınların ilk defa Tireli ustalar tarafından yapıldığı söylenir. Çeyiz sandıklarının olmazsa olmazları, turistlerin hediyelik eşya olarak tercih ettikleri, artık şark köşelerini süsleyen nalınlar, Yeşil Tire'nin simgelerinden biri. Tire nalıncılığının farklı yanı; Anadolu'nun diğer kentlerinden farklı biçimde yontulması ve ıslandığı zaman zarar görmemesi için malzeme olarak kavak ağacının tercih edilmesi. Ve ne yazık ki nalıncılık Tire'de son ustasıyla yaşamaya çalışıyor.

Tire'de geleneksel yöntemlerle yapımına devam edilen keçecilik, en zor el sanatlarından biri. Tire keçeleri turistik yönünün yanı sıra öğrendiğimiz kadarıyla akademik açıdan da değerlendiriliyor, yurt içinde ve yurt dışında açılan sergilere malzeme oluyor.

Hasırcılık'a ise Tire'nin özellikle tarımla meşgul olduğu dönemlerde rağbet edilirmiş. Yaz mevsimlerinde yaylaya veya ürününü yetiştirmek için ovadaki tarlasına taşınan Tireliler, kurdukları çardaklarda yer yazgısı ve gölgelik olarak hasır kullanırmış. Günümüzde kullanım alanı daralan hasırların üretimi de azalmış gözüküyor. Buna rağmen evlerde kullanılan ince hasırlar ve kırsal alanlarda kullanılan kaba hasırlar, Tire pazarında halen müşteri bekliyor.

Tire'de zamana karşı direnen el sanatlarından biri de semercilik. At, eşek ve develerin boncuk işlemelerle süslü semerlerini yapan ustalar, Tire'de sokak aralarındaki küçük dükkânlarında var gücüyle çalışıyor.

Körüklü çizme de Tire'nin bir rengi… Cumhuriyet döneminde özellikle efe kültürüyle özdeşleşmiş olan körüklülerin alıcıları şu anda halk oyunları ekipleri ile birkaç meraklı imiş. Anadolu'da sayıları bir elin parmaklarını geçmeyen körüklü çizme ustalarının Tire'deki son temsilcilerinden Recep Arpacı 2006 yılında vefat edince mesleğini oğlu ve çırağı devralmış.

Tire'de halen yorgancılar sokağında geleneksel motifleri rengarenk kumaşlara işleyen yorgancılara rastlamak mümkün. Tire'de de her yerde olduğu gibi fabrikasyon üretim ağırlık kazanmış olsa da el yapımı yorganlar de hâlâ ilgi görüyor.
Kalaycılık da bu ilçemizde geleneksel yöntemlerle devam ettirilen işlerden biri… Gelişen teknoloji ile çelik kapların çoğalması bile Tirelileri özellikle keşkek kazanlarını kalaylatma ihtiyacından alıkoymamış.

Özellikle ata verilen önem dolayısıyla saraçlığın eski Türk sanatları arasında önemli bir yeri var. Saraçlar, "kösele" denilen kalın deri ve normal ince deri ile hayvan koşum takımları, kemer, çanta, silah ve mermi kılıfı gibi avcı gereçleri yapmış yüzyıllar boyu. Saraçlık mesleği kullanım alanı olmasa da Tire'de halen soluk almakta olan geleneksel el sanatlarından biri.

Türk el sanatları içinde, ahşap oymacılığı kendine özgü bir yere sahip. Dini yapıların minber, pencere, kapı ve tavan süslemelerinde dikkati çeken ağaç oyma sanatı ne yazık ki günümüze pek az örnek getirebilmiş. Evlerdeki ve camilerdeki kapı, pencere, dolap kanatlarına, sandık ve ayna gibi diğer ahşap eserlere bakıldığında ağaç oymacılığın Tire'de parlak bir geçmişe sahip olduğu anlaşılıyor. Ahşap oymacılığı, kıl testere işçiliği Tire'de hala var olmaya çalışıyor.

Tire el sanatları içinde başlı başına ele alınması gereken ilginç ürünlerden biri de maden sanatları. Tire maden sanatına ait seçkin örnekler içinde kapı tokmaklarında görülen çeşitli motiflerden, kandillere, mutfak tabaklarından hamam taslarına kadar daha birçok ürün bulunuyor. Bugün Tire'de maden sanatında ürün veren bir usta bulunmasa da eskiden yapılmış eşyalara Tire çarşısındaki antikacı ve kalaycılara da rastlamak mümkün.
Tire sokaklarında el sanatları ve zanaatları dükkânlarının yanı sıra eskinin özlediğimiz bakkalları, berberleri, terzileri de sıra sıra inci gibi dizilmişler. Sessiz sokakların sakin kedileri eşlik ederler genellikle size keyifli gezintinizde… Cumbalı evler, şirince kaplar, pencereler, çiçekler, sarmaşıklar… Sanki bambaşka bir dünyadır adımladığınız… Tarih boyunca Hititlerden Romalılara, Bizanslılardan Osmanlılara kadar pek çok uygarlığa sahne olan Tire için Bizanslı tarihçi Pachmeres "Keşişler Yöresi", Moğolların gizli tarihini yazan Şerafeddin "Rum'un Meşhur Kenti", Kâtip Çelebi "Eski Taht Şehri" derken, 1908 Aydın Vilayeti Salnamesi'nde ilçe "Ulemalar Yatağı" olarak geçer…

Tire dinlerin buluşma noktası olmuştur yüzyıllar boyu… Omuz omuza vermiş camiler, kiliseler, sinagoglar bunun en güzel kanıtıdır. İlçede çoğu 15.yy'a ait küçük ama özel camiler dikkat çeker. Tire'nin tarihi yapıları içinde camilerin yanı sıra zaviye, mescit, han, hamam, kervansaray, çarşı, türbe ve çeşmeler göze çarpar. Bunlar arasında; kesme taştan yapılan Yeni Cami, altıgen planlı minaresi ile Karakadı Camii, Ulu Camii, Tahtakale Camii ve Külliyesi, yarım kubbe örneğinin Anadolu'da ilk uygulandığı yapı olan Yeşil İmaret Camii, Kurt ve Doğancıyan Zaviyesi, Yoğurtluzade Külliyesi, Aydınoğulları ve Osmanlılar'ın padişah hocası İbni Melek adına yaptırılan açık türbe, Ali Baba Tekkesi, Şemsi Mescidi ve ayazma, Abdüsselam Hanı, Bakırhanı, Ali Efe Hanı, Yeni Han, Eski - Yeni Hamam, Terziler Hamamı, Yalınayak Hamamı, Gülcüoğlu Konakları gibi pek çok yer sayılabilir.

Yeşil İmaret Zaviyesi'nin vakıfları içinde kalan Tire Merkez Çarşısı, Kapan Kervansarayı, Kutu Hanı, Arasta ve hamamı da barındırır. İçinde beylikler dönemine kadar uzanan farklı dönemlerden, 2400 civarında taş baskısı ve yazma eserin bulunduğu Necip Paşa Kütüphanesi, önemli bir yapıdır. Bu kütüphanede İslam alimi İbni Sina'nın "Kitabüş-Şifa"sı ve "İşarat" adlı eseri, İbrahim Müteferrika tarafından basılan ilk matbu eserlerimizden olan Kâtip Çelebi'nin "Cihannüma"sı, İbni Melek Hazretleri'nin kendi el yazması olan "Şehri Menar"ı, Şeyh Bedrettin'in "Camiu-l Fesuleyn"i, yazma "Kûr'an-ı Kerim"ler, tıp, astronomi, matematik, felsefe, mantık, coğrafya gibi pek çok ilim dalında yazılmış eserler mevcuttur. Tire Müzesi de barındırdığı değerli eserler ile görülmesi gereken bir yerdir.
Tire sahip olduğu tüm bu özellikler ve güzellikler ile turizm açısından daha fazla ön plana çıkartılmalı diye düşünüyoruz. Bunun farkında olan yetkililer de son dönemlerde bu konuya el atmış olacaklar ki; 25 Ağustos - 5 Eylül 2008 tarihlerinde Tire'de II. Tire Geleneksel El Sanatları & Turizm Festivali düzenliyorlar. Bu festival ile Tire'nin Ege ile İç Anadolu'nun buluşma noktası haline gelerek, potansiyelinin tanıtılması ve Tire adının kalıcı etkinlikle sembolleşmesi hedefleniyor. Yolunuz bu yaz Ege'den geçecekse, Yeşil Tire'yi görmeden geçmeyin…

İSMEK El Sanatları Dergisi 6 İNDİR

Bu yazı 677 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK