Mimari

Anadolu’ya Adım Adım İşlenen Medeniyet: Selçuklu

  • #


Yazı: İbrahim DIVARCI

Ey oğul dinle... Mızrap vurur ve tel kopar bir akşam… 1000 yıl önce yola çıkan ve devlet dileyen Selçukluların hikâyesi başlar… Adı unutulmuş binlerce insanın Orta Asya steplerinden İstanbul önlerine uzanan zor ama muhteşem medeniyet yolculuğudur bu. Anadolu’yu toprak olmaktan çıkarıp vatan yapanların hikâyesidir sana anlatacağım. Selçuklunun kırık, ince, derin bir ahla başlayan içli beste gibi tarihe şerh düşmesinin ölümsüz destanıdır…

Yola düşme vakti gelmiştir gayri. Yeniden kurulur dünya. Her sabah bir menzil düşü ile yola koyulur kervan ve her akşam bir başka menzilde konaklar.

Sultan Alparslan mührünü vurur Anı kalesi surlarına ve bir Cuma günü kilidi açılır Malazgirt'te Anadolu'nun. El verir Kutalmışoğlu Süleyman'a. Dörtnala gider atlıları İznik önlerine. Bizansın kâbusu başlar. Atlılar terkilerinde zafer taşır gün doğuşlarında. İhanete uğrar koca sultanlar ve akşamlar hüzünle sona erer. Kan ve gözyaşı vardır her satırında bu hikâyenin. Yakıp yıkarken Haçlılar kan gölüne dönerken Anadolu, bir ümit muştusu ile çıkagelir Kılıçarslan, atası Süleyman Şah'ın mirasına sahip çıkmak için. Devir dönmüştür…
Sultan Mesut olur her camii, her saray Keykavus olur. Melik Ahmet Gazi mührünü vurur Divriği'ne. Anadolu baştan başa imar edilir. Zeytinin, incirin ve bir ikindi vaktinin hatırı için kervana yol verir ulu sultanlar. Taşa ruhunu işleyen usta, sultanının şanını yüce kılma derdi ile taşa sırrını söyler. Taş taş üstüne konur ve yükselir duvarlar. Her şey daha yeni başlamıştır. Kervanlar yürür, ordular yürür, âlimler yürür. Binlerce insan ebedi yurdu Anadolu'ya yürür.

Kılıçarslan dedelerinin vasiyetin yerine getirir Miryakefelon'da ve umudu biter ebediyen Bizans'ın. Köprüler kurulur aman vermez nehirler üstüne, imaretler, zaviyeler inşa edilir Türkmen Kocaları için. Pir Ahmet Yesevi işaret verir dervişlere, gönüllere saltanat kurulur Anadolu'da.

İkbal devirleridir. Koca Sultan Alâeddin Keykubat Konya'dadır. At lılar yürür Koca Sultan’la Alanya'ya, Kayseri'ye Sivas'a. Anadolu bir medeniyetin ihtişamı ile tanışır. Bir yandan Şamlı Havlan oğlu Muhammed ile Hocenli Abdu'l-Gaffar oğlu Yusuf sultanın şanını yüce kılmak için Alâeddin Camii'ni inşa eder bir yandan Kızıl Kuleler yükselir. Sonra çiniye el vurur Kerimüddin Erdişah ahşaba ölümsüzlük hayalini fısıldar Ahlatlı Hacı Birti oğlu Mekki ve sultanın şanı ebedi kılınır. Koca Sultan, Sultan'ül Ulema Bahaeddin Veled'i Konya'ya davet eder ve şehir şeref kazanır misafiriyle. Konya artık hüznün ve bozkırın ebedi başşehridir.

Bir yandan yürür Kemalleddin Turumtaş, Behram Şah, Seyfeddin Karasungur. Bir yandan yürür Artukoğlu Karaarslan. Adı unutulan binlerce kahramanının namına Behramşah. Hanlar yükselir Mahperi Hunad Sultan adına. Mama Hatun ordularının başında yürür düşman üstüne. İçli hikâyesi hayat bulur şifaiyesi ile Gevher Nesi be Sultan'ın. Kayseri'ye düşer sızısı Melike Adiliye Sultan'ın. Ve Alâeddin Keykubat'ın nazlı çiçeği Şah Cihan Hatun için usta taşa sırrını işler "Döner Kümbet'te". Daim kılar hatırını Elti Hatun'un Mazgirt'te Camisi. Sonra dediği Sultan tekkesinde Sahnevber Hatun adı ebedileşir. Raziye Sultan'ın, Selçuki Hatun'un, Gülümsen Hatun, Devlet Hatun'un eli değer şehirler. Muhteşem bir mühür vurur Divriği'ye Turhan Melek Sultan. Gözyaşı döker hocasının kabri başında Gürcü Hatun ve yükselir Hz. Mevlana'nın türbesi.
Köprüler İlgazi bin Artuk olur, medreseler Nizamneddin Yağıbasan. Lala Müsliddin yol verir ustalara. Baştan başa mührü vurulur Selçuklu'nun Anadolu'ya. Melik Gazi isim olur şehirlere. Selçuklu Eğri Köprü olur Kızılırmak üstüne. Gök Medrese olur, Çifte Minareli Medrese olur. Ahi Evran olur Kırşehir'de, Hacı Bektaş olur Karacahöyük'te. Koca Yunus umut saçar, Hoca Nasreddin ders verir. Kadim bir coğrafya Selçuklu ile anılır ve ebedi yurdu olur.

Kendinden önce ölür oğulları koca vezir Sahipata Fahreddin Ali'nin ve Kelük bin Abdullah çiniye acıyı kazır. Sahip Ata Hanigahı hayat bulur. Koca sultanların zafer akşamları ihanetle gölgelenir. Sadeddin Köpek, Kubadabad Sarayı ile ihtişamı gösterir Anadolu'ya.

Bedeli ödenir toprağın kan düşer ve gül biter yerine. Kardeş kavgalarıdır. Moğol sürüleri yıkar Anadolu'yu. Şehirler yakılır, katledilir insanlar. Nice şehirler silinir tarihten. Selçuklu'nun yıkım yediği zamanlardır. Lakin kök salmıştır bir daha çıkmaz bu ülkeden.

Bin yıl geçmiştir aradan. Çağ değişmiş ve devrimiz başlamıştır. Kadrini bilmediğimiz ve unuttuğumuz bir medeniyetin ardınca yola düşme vaktidir. Tarihe vefa, Selçuklu'ya vefa gösterme vaktidir. Anadolu'da kırk dokuz şehirde yüzlerce ilçede ve köyde Selçuklu'nun izini sürmek, mührünü aramaktır. Bir hikâyeyi yeniden okumak ve şerh düşmektir o ulu sultanların hatırası için. Ahde vefadır. Tarihe sadakattir. Önünden geçip gittiğimiz medresenin, caminin, türbenin kıymetini bilmektir. Tarihe sadakat, o ustanın eserini daim kılmaktır. Düşen taşını yerine koymak, sönen ocağını yeniden canlandırmaktır. Yaptığı hanı mamur etmek, inşa ettiği camide ezanın ebediyen okunmasını sağlamak, mescidin de çeşmesin de adını hayırla yâd etmektir.
Ustaya vefa tarihe vefadır. Bu toprağın camisine, köprüsüne, hamamına, hanına, çeşmesine, hamamına vefadır.

Tarihe vefa, kervanlara yol veren ulu sultanlara vefadır. Bu toprağı vatan yapan o muhteşem insanlara vefadır.

Devir bizim devrimizdir, bize düşen o ustanın düşen taşını yerine koymak, onunla aynı düşü görmektir. Harran'da, Diyarbakır'da Kütahya'da, Sinop'ta, Hasan Keyf'te. Veshasılı kelam bütün Anadolu'da. Aynı gökyüzü altında yaşamış olanların alın yazısıdır bu.

Tarihe vefa bir buğday başağına, incire ve zeytine vefadır. İkindi vaktinin sahibine duyulan mihnetin neticesidir. Sözün bidayetinde I.İzzeddin Keykavus'un türbe kitabesidir:

Biz ki dünyayı terk edip göçtük,

Gönül derdi ektik, matemler biçtik,

Şimdiden sonra da nöbet sizdedir,

Biz sıramızı savdık ve geçtik."

İSMEK El Sanatları Dergisi 6 İNDİR

Bu yazı 674 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK