Hattat Halim ÖZYAZICI’nın Gün Yüzüne Çıkmamış Yazıları

  • #


Yazı: Yrd. Doç. Dr. Celalettin KARADAŞ*

Osmanlı Hat Mektebi'nin son kuşak temsilcilerinden Mustafa Halim Özyazıcı, 1315/1898 yılında İstanbul’da doğdu. Babası Nalıncı Hacı Cemal Efendi, annesi Adviye Hanım’dır. İlk öğrenimini Îsâ Kapısı İbtidâî Mektebi’nde, orta öğrenimini Haseki Gülşen-i Maârif Rüşdiyesi’nde tamamladı. Sanâyi-i Nefîse Mektebi’nde hâkk ve resim bölümlerine bir yıl devam etti ve daha sonra Medresetü’l-Hattâtîn’e kaydoldu. Buradan 1336/1918 yılında mezun oldu(1). Geleneksel usûlde ilk yazı derslerini Rüşdiye Mektebi’nde iken hattat Hâmid Bey’den (1891-1982) aldı. Hasan Rızâ (1849-1920) ve Kâmil Akdik’ten (1861-1941) sülüs-nesih, Hulûsi Efendi’den (1869 -1940) ta‘lîk, Tuğrakeş İsmail Hakkı Altunbezer’den (1873 -1946) celî sülüs ve tuğra, Ferid Bey’den (1858-193?) divânî ve Sait Bey’den (1860-1938) rik‘a yazılarını meşk etti(2) . İmkân buldukça da Yeniköylü Nuri Bey ve Bahâeddin Tokatlıoğlu’ndan tezyînî motifleri öğrendi(3) . Divânı Hümayun kaleminde, Matbaai Askeriye ve Evkaf Matbaası hattatlığında bulundu. 1924 yılında Bâbıâli civarında bir yazıhane açtı. Bu arada yarım gün Devlet Matbaası hattatlığı görevinde bulundu(4). 1384/1948 senesinde Güzel Sanatlar Akademisi’nde hüsn-i hat hocası oldu ve 1963’de emekliye ayrıldı(5)
1384/1964 senesinde geçirdiği bir trafik kazası sonucunda hayatını kaybetti ve Kozlu mezarlığına defnedildi(6). Türk hat tarihinin emsaline az rastlanan en velûd sanatkârlarından biri olan Halim Efendi, nice celî levha, sülüs-nesih murakkaa ve kıt’a yazmıştır. Kur’an, cüz, delâilülhayrat, murakkaa, kıt’a, levha yanlışlarını ve bozuk yerlerini aslından ayırt edilmeyecek şekilde tashih etmekte ustaydı(7). Şevket Rado’nun bastırdığı, Hafız Osman hattı Kur’an-ı Kerim’in filmlerindeki hareke noksanlıklarını fark edilemeyecek derecede tamamlamıştır(8). Celî yazıda Sâmi Efendi (1838-1912) yolunun takipçilerinden(9) olan Halim Efendi’nin, özellikle celî yazmaktaki sürati(10), Mustafa Râkım’ın (1758-1826) bile fevkindeydi(11) . Yazıhanesindeki dönemi, gençliğindeki serbest hattatlık devrinin en verimli zamanıdır. Halim Efendi, sadece hat sanatının bütün çeşitlerini yazmakla kalmamış başta gotik yazı olmak üzere, Latin alfabesini de büyük ustalıkla yazan(12) bir sanatkâr olmuştur. Bu sebeple her iki yazı karakteriyle de birçok kitap, dergi ve gazete başlığı, mühür, kartvizit yazmıştır(13). 1928’de, harf inkılâbından sonra, bu faaliyetlerinden kopmuştur. Zamanla, harf inkılâbı ile yazı sanatının birbirinden farklı şeyler olduğu resmen kabul gördükten sonra, Halim Efendi 1940’lardan itibaren cami celîlerini ne kadar süratli ve lâtif yazdığını ispata başladı(14). Tarihî ve yeni yapılan bir çok caminin kitâbe, kubbe ve kuşak yazılarını yazdı. Bunlar arasında İstanbul’da Ağa, şişli, Sultanselim, Bâlîpaşa, Azapkapısı ve Kadırga’da Sokullu; İzmir’de Alsancak; Ankara’da Maltepe ve Hacıbayram, Rize ve Denizli camilerindeki celî yazıları sayılabilir(15). Her çeşit yazıda mâhir(16) olduğunu ve adeta ömrünü yazı yazmakla geçirdiğini ispat etmek için geride çok zengin bir tereke bıraktı. 2000 yılında terekesinden çıkan bazı kalıplar, Halim Efendi’nin hat sanatındaki kudretini gösterir mahiyetteydi. Bunlar, celî kalıplarda kullandığı kendine haskızamık şekeri veya loğusa şekeri ile yaptığı ucuz ve akışkan kırmızı bir mürekkeple yazılmıştı. Uğur Derman bu durumu şöyle ifade etmektedir; ”Celî sülüs hattında, kendi boyundan uzun elifleri, lâmları rahatlıkla yazardı. Müsveddesi yoktu, zihinde tefekkür istifi yapar, kömür kalemiyle kağıda harflerin yerlerini tesbît eder ve celî kalemiyle yazardı.”(17). Terekesinden çıkan muhtelif yazı türleriyle yazılmış birçok yazı, meraklıları tarafından satın alındı. Kendi yazdığı birçok yazı kalıpları, levhalar, kıt’alar, karalamalar, eskizlerin yanı sıra, farklı hattatlara âit imzalı imzasız yazılar bıraktı. Bulduğu her çeşit kağıda yazmış ve bunları saklamıştı. Geride bıraktığı yazılar, Halim Efendi’nin sülüs-celî sülüs, ta’lîk-celî ta’lîk, divânî-celî divânî, nesih, rıka hatlarındaki ustalığının birer şahidiydiler. Burada tanıtacağımız yazılar ise, Halim Efendi’nin bugüne kadar gizli kalmış, hattat terekelerinden çıkan yazılarından bir kaçıdır. İlk eser muhtemelen harf inkılâbından önceHukuk ve Mülkiye Mektebi’nde hukuk-ı esâsiyye muallimliği yapmış(18) Erzurum eski milletvekili Celâleddin Ârif’e, kartvizit olarak basılması için yazılmış bir yazıdır. Eser, Halim Efendi tarafından, Muallim Celâleddin Ârif ibaresiyle, celî ta’lîk hattı kullanılarak satır nizâmında(19) yazılmıştır. Yazı, imzasızdır. Ta’lîk yazıda muntazam ders görmemesine(20) rağmen, bu yazıdaki ustalığı ta’lîk hattatlarını kıskandıracak derecededir. Bu yazı, hattatın ta’lîk yazıya vukufiyetini gösterir mâhiyettedir. Yazı, çay ile boyanmış ahârlı kağıt üzerine, is mürekkebi ile yazılmıştır. Eser varak halinde günümüze gelmiştir. Halim Efendi’nin elinden çıktığı haliyle muhafaza edilmiştir. Eser, Celalettin Karadaş koleksiyonunda bulunmaktadır.
Bu levhada, (İtteki şerre men ahsente ileyh(21)) ibaresi celî sülüs hattıyla, istifli olarak yazılmıştır. Metin, “İyilik ettiğin kişinin şerrinden sakın” anlamında, bir kelâm-ı kibârdır. Levha, Halim Efendi’nin otuzlu yaşlarına tekâbül eder. İmza, Mustafa Halim şeklinde, levhanın sol alt köşesine atılmıştır. Uğur Derman’ın Halim Efendi için “kalemi esir etmiş ve yazıyı yenmiş” ifadesinin(22), adeta bu levhada tecelli ettiği görülmektedir. Yazı, Halim Efendi’nin ne kadar sağlam bir kalem hâkimiyetine mâlik olduğunu gösterir. Yazı kenarlarına cetvel çekilmiş, levha ebrû kağıtıyla bezenmiştir. Necmeddin Okyay’a âit ebrû, hatip ebrûsu tarzındadır. Yazı ile ebrû kağıtı arasına bir iç pervaz yapılmıştır. İç pervazda neftî yeşil renk kullanılmış, üzerine farklı bir kaç renk çekilmiştir. Eser, Celalettin Karadaş koleksiyonunda bulunmaktadır. Bu levhada, (Re’sü’l-hikmeti mehâfetüllâh(23)) Hadis-i şerîfi satır nizâmında terkîb edilmiş ve celî sülüs hattıyla yazılmıştır. “Hikmetin (âriflik, bilgelik) başı Allâh korkusudur” anlamında olan hadis, Halim Efendi’nin Topkapı’daki bağcılık yaptığı dönemde terkîb edilmiştir. Yazı, Halim Efendi’nin terekesinden çıkma olup, varak halinde günümüze gelmiştir. Yazı, nemakahû Mustafa Halim imzalıdır. Bezemesi devrinden sonra, 2001’de Celalettin Karadaş tarafından yapılmıştır. Yazı, murakka‘ üzerine yapıştırılmıştır. Yazı kenarlarına cetvel çekilmiş, iç pervaza tezhip, dış pervaza ise tahrîrli halkârî uygulanmıştır. İç pervaz, paftalara bölünmüş, zemin rengi olarak altın ve siyah kullanılmıştır. Halkâr deseni 1 /4 nisbetinde, hatai ve saz yapraklar kullanılarak oluşturulmuştur. Motifler, altınla sulandırılarak gölgelendirilmiş ve yeşil renkle tahrîrlendirilmiştir. Eser, husûsi koleksiyondadır. Levhada, ez-Zekâtü kantaratü’l İslam(24), “Zekât İslam’ın köprüsüdür.” hadis-i şerîfi Halim Özyazıcı tarafından terkîb edilmiş ve is mürekkebiyle yazılmıştır. Levha, celî sülüs hattıyla, satır nizamında hazırlanmış olup, Ketebehû Halim imzalıdır. Yazı, Halim Efendi’nin terekesinden çıkmış, varak halinde günümüze gelmiştir. Yazı, devrinden sonra 2001’de Celalettin Karadaş tarafından bezenmiştir. Yazı, murakka‘ üzerine yapıştırılmıştır. Yazı kenarlarına cetvel çekilmiş, iç pervaza tezhip, dış pervaza ise şikâf halkâr uygulanmıştır. İç pervaz, paftalara bölünmüş, zemin rengi olarak altın ve lacivert kullanılmıştır. Lacivert zeminlere üç nokta konulmuştur. Halkâr deseni 1 /4 nisbetinde, bitkisel motifler kullanılarak oluşturulmuştur. Halkâr motifleri, renk ve altın sulandırılarak gölgelendirilmiş ve renkle tahrîrlendirilmiştir. Eser, husûsi koleksiyonda bulunmaktadır. Halim Efendi’ye ait olan yazı, imzasız olup terekesinden çıkmış, varak halinde günümüze ulaşmıştır. Yazı, divânî hattıyla, üç satır halinde, ahârlı kağıt üzerine is mürekkebiyle yazılmıştır. 2003 yılında Celalettin Karadaş tarafından murakka‘ üzerine yapıştırılmıştır. Yazı kenarlarına cetvel çekilmiştir, İç pervazın tercih edilmediği levhada, dış pervaza ebrû kağıdı yapıştırılmış, üzerine renkli bir kuzu çekilmiştir. Cümle sonlarına çift tahrîr tekniğiyle bezemeler yapılmıştır. Eser, husûsi koleksiyonda bulunmaktadır.
  Son eser, bir mâil kıt’adır. Kıt’a, iki mısra halinde dört satır olarak tertip edilmiştir. Yazı, is mürekkebiyle, Halim Özyazıcı tarafından yazılmıştır. Kıt’a, ta’lîk hattıyla, satır nizamında hazırlanmış olup, el-fakîr Mustafa Halim imzalıdır. Yazı, Hamit Aytaç’ın terekesinden çıkmış, varak halinde günümüze gelmiştir. Yazı, devrinden sonra 1995’de Mustafa Çelebi tarafından bezenmiştir. Yazı, murakka‘ üzerine yapıştırılmıştır. Yazı kenarlarına cetvel çekilmiş, iç pervaza tezhip, dış pervaza ise halkâr uygulan mıştır. İç pervaz, tek iplik üzerinde hataî motifinin kullanılmasıyla bezenmiş, zeminde siyah renk tercih edilmiştir. Hattatın imzası den dan içerisine alınmış, muska koltuklar hurde ve ayırma rumi ile nebatî motiflerden oluşturulmuştur. Halkâr deseni 1 /2 nisbetinde, saz yaprakları kullanılarak oluşturulmuştur. Halkâr motiflerinde, farklı üç renk altın kullanılmış ve renkle tahrîrlendirilmiştir. Eser, Hasan Çelebi koleksiyonunda bulunmaktadır. Burada tanıtmaya çalıştığımız eserler, Halim Efendi’nin bugüne kadar bilinmeyen imzalı ve imzasız yazılarından birkaçıdır. XX. asır Türk hat sanatının en önemli hattatlarından olan sanatkârın her çeşit yazıyı ustalıkla yazabildiğini, ibdâ, terkîb ve tahrîk hususiyetlerinin ne kadar güçlü olduğu burada zikredilen yazılarında da görülebilir. Ayrıca, varak halinde günümüze gelen bu yazılar, levha haline getirilmek suretiyle muhafaza altına alınmış ve yok olmaktan kurtarılmıştır.


Dipnotlar:

1İ. M. K. İnal, Son Hattatlar, İstanbul 1970, s.105. 2İnal, Son Hattatlar, s. 105; U. Derman, Ölümünün 20. Yılında Hattat M. Halim Özyazıcı 1898-1964(Broşür), İstanbul 1984; U. Derman, Sakıp Sabancı Müzesi Hat Koleksiyonundan Seçmeler, İstanbul 2002, s. 232. 3U. Derman, “Özyazıcı, Mustafa Halim”, DİA, XXXIV, İstanbul 2007, s. 135-136. 4İnal, s. 105. 5ş. Rado, Türk Hattatları, İstanbul 1984, s. 260. 6Derman, Ölümünün 20. Yılında Hattat M. Halim Özyazıcı. 7İnal, s. 107. 8Rado, s. 261. 9U. Derman, Sabancı Koleksiyonu, İstanbul 1995, s. 29. 10U. Derman, İslam Kültür Mirâsında Hat San’atı, İstanbul 1992, s. 227. 11Derman, Ölümünün 20. Yılında Hattat M. Halim Özyazıcı. 12M. Serin, Hat Sanatı ve Meşhur Hattatlar, İstanbul 2003, s. 230. 13U. Derman, Türk Hat Sanatının şâheserleri, Ankara 1990, s. 58. Levha izahatı.; M. Z. Kuşoğlu, Dünkü Sanatımız – Kültürümüz, İstanbul 1994, s. 76; M. Serin, Hat Sanatı ve Meşhur Hattatlar, İstanbul 1999, s. 187. 14A. Alparslan, ğnlü Türk Hattatları, Ankara 1992, s. 99; Derman, Sakıp Sabancı Müzesi Hat Koleksiyonundan Seçmeler, s. 232. 15Derman, Türk Hat Sanatının şâheserleri, s. 61. Levha izahatı; Serin, Hat Sanatı ve Meşhur Hattatlar, 1999, s. 188; Derman, Sakıp Sabancı Müzesi Hat Koleksiyonundan Seçmeler, s. 233. 16Alparslan, ğnlü Türk Hattatları, s. 80. 17Derman, Sakıp Sabancı Müzesi Hat Koleksiyonundan Seçmeler, s. 233. 18U. Gülsoy, “Celâleddin Ârif”, DİA, VII, İstanbul 1993, s. 246-247. 19Satırlı Yazılar: Satır nizâmında herhangi bir yazı çeşidi kullanılarak hazırlanan yazılardır. Bu konuda Süleymaniye Kütüphanesi’nde bulunan bir risalede, satır çizgisine “kürsi” dendiği ve bunun üç çeşidi, âlâ (üst), evsât (orta) ve esfel (alt) olduğu, ancak kürsi-i vustâ’nın (orta çizgi) esas olduğundan harf ve kelimelerin bu satır üzerine sıralanmasından bahsedilmektedir. A. Yılmaz, Hat Sanatında Satır Sistemi, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Erzurum, 1996, s. 117. 20A. Alparslan, “İslam Yazı Sanatı”, Doğuştan Günümüze İslam Tarihi, XIV, İstanbul 1990, s. 510. 21el-‘Aclûnî, İsmail b. Muhammed, Keşfü’l-Hafâ ve Müzîlü’l-İlbâs, I, Beyrut 1985, s.44. 22Derman, Türk Hat Sanatının şâheserleri, s. 58. Levha izahatı 23el-‘Aclûnî, I, s.507. 24el-‘Aclûnî, I, s.530.

Kaynaklar

Alparslan, Ali,“İslam Yazı Sanatı”, Doğuştan Günümüze İslam Tarihi, IXIV, İstanbul 1990. Alparslan, Ali, ğnlü Türk Hattatları, Ankara 1992. Derman, M. Uğur, Ölümünün 20. Yılında Hattat M. Halim Özyazıcı 1898-1964(Broşür), İstanbul 1984. Derman, M. Uğur, Türk Hat Sanatının şâheserleri, Ankara 1990. Derman, M. Uğur, İslam Kültür Mirâsında Hat San’atı, İstanbul 1992. Derman, M. Uğur, Sabancı Koleksiyonu, İstanbul 1995. Derman, M. Uğur, Sakıp Sabancı Müzesi Hat Koleksiyonundan Seçmeler, İstanbul 2002. Derman, M. Uğur, “Özyazıcı, Mustafa Halim”, DİA, XXXIV, İstanbul 2007, s. 135-137. el-‘Aclûnî, İ.b. Muhammed, Keşfü’l-Hafâ ve Müzîlü’l-İlbâs, I-II, Beyrut 1985. Gülsoy, Ufuk, “Celâleddin Ârif”, DİA, VII, İstanbul 1993, s. 246-247. İnal, İbnülemin M. Kemal, Son Hattatlar, İstanbul 1970. Kuşoğlu, M. Zeki, Dünkü Sanatımız – Kültürümüz, İstanbul 1994. Rado, şevket, Türk Hattatları, İstanbul 1984. Serin, Muhiddin, Hat Sanatı ve Meşhur Hattatlar, İstanbul 1999. Serin, Muhiddin, Hat Sanatı ve Meşhur Hattatlar, İstanbul 2003. Yılmaz, Abdulkadir, Hat Sanatında Satır Sistemi, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Erzurum 1996. Resim-5: Divânî Levha, İstanbul, Divânî hattı, 20,5 x 37,5 cm. Murakka‘ya yapıştırılmış kağıt üzerinde mürekkep, Ebrû kağıdı, altın ve renkler *Atatürk ğniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi GTES Bölümü Tezhip ASD Başkanı    

İSMEK El Sanatları Dergisi 8 İNDİR

Bu yazı 1682 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK