Murano Cam Sanatı

  • #


Yazı: Mr. Giuseppe Bortolussi**

Murano denildiğinde ilk akla gelen cam sanatıdır. Adada cam yapma sanatı geleneğinin başlaması 13. yüzyılın sonlarına dayanır. O zamanlar “cam ustalarının” becerisine duyulan saygının kanıtı, sıradan Venedik vatandaşları arasında soylu bir ailenin kızıyla evlenmeyi aklından geçirebilecek yegane kişiler olmalarıdır. Zamanla sanat eseri camcılık geleneği usta camcılardan fırınlarda çalışan ve gelecek vadeden gençlere geçer ve bu kişiler öğrenmiş oldukları tekniklere hayal gücü ve mükemmeliyet ekleyerek bu mirası ölümsüzleştirirler. Murano adasının tarihi, insanın aklına hemen eski cam yapma sanatını getiriyor. Barbar istilaları sırasında kurulmuş olan Murano, her zaman Venedik Cumhuriyeti’nin idari topraklarının parçası oldu. Adada cam yapma sanatı geleneğinin başlaması on üçüncü yüzyılın sonlarına dayanıyor. 1295 tarihli bir buyruk, muhtemelen 10. yüzyıldan beri Venedik şehrinde aktif olan bütün cam atölyelerinin güvenlik amacıyla Murano adasına taşınmasını emrediyordu; binaların çoğu ahşap olduğundan atölyelerdeki fırınlar genellikle felaket boyutuna varan yangınlara yol açıyordu. Gel gelelim, başka belgelerden ve eski dönemlerden kalan eşyalardan, cam yapımı endüstrisinin adada bir süredir mevcut olduğunu gösteriyor. Venedik Cumhuriyeti, ayrıca, cam yapım çalışmalarını Murano’da yoğunlaştırarak, daha o yıllarda bütün dünyada ünlü olan bir sanatın faaliyetlerini daha iyi izleyebilecektir. Usta camcılar, Venedik camının özelliklerini korumak adına Venedik şehrinden özel izin olmadan ayrılamıyorlardı. Ne var ki birçoğu ülke dışına kaçmayı başararak ünlü tekniklerini başka ülkelere yayabildiler. Endüstriyi vuran en önemli kriz ise,15. yüzyılda, muhtemelen stil olarak Murano camının bir türevi olan Bohemya kristal camı giderek popüler duruma gelmesiyle ortaya çıktı. Fakat Murano endüstrisi çok geçmeden, hâlâ en tanınmış Murano ürünleri arasında adı geçen avizelerin yaratılmasıyla eski şaşaalı günlerine geri döndü. O zamanlar “cam ustalarının” becerisine duyulan saygının kanıtı, bunları sıradan Venedik vatandaşları arasında bir soylu ailenin kızıyla evlenmeyi aklından geçirebilecek yegane kişiler olmasıdır. Zamanla sanat eseri camcılık geleneği usta camcılardan fırınlarda çalışan ve gelecek vadeden gençlere geçti ve bu kişiler öğrenmiş oldukları tekniklere hayal gücü ve mükemmeliyet ekleyerek bu mirası ölümsüzleştirdiler. Bu eski gelenek günümüze kadar değişmeden kalmıştır; bu nedenle, bugün Murano, Venedik’in tarihi merkezinde tek üretim alanı durumundadır ve İtalya’nın “sanayi bölgelerinden” biri olarak görülebilir. Ekonomik ve kültürel çıkarımları nedeniyle, cam yapımının büyümesine yardımcı olurken bir yandan da adada tutulması Venedik Belediyesi yönetiminin ana amaçlarından biridir. Murano’da sanatsal cam üretimi alanında faaliyet gösteren yaklaşık 330 şirket bulunmaktadır ve bu rakam bütün ada ekonomisinin yaklaşık %82’sine karşılık gelmektedir. Bunların %70’i küçük boyutlu, çalışanlarının sayısı beşin altında olan aile işletmeleri durumundadır. Murano’da, kentsel çevre ile zanaat faaliyetleri arasındaki bağ çok güçlü ve doğrudandır. Cam endüstrisi adaya o kadar uzun zaman önce taşınmış ve fırınlar kent dokusuna onun yapısını etkileyecek şekilde o kadar fazla yayılmış ve bunun karşılığında bu doku tarafından sınırlandırılmış ve ”biçimlendirilmiş” ve böylece kolayca değiştirilemeyecek benzersiz bir kent dokusu yaratmışlardır. Bütün bu kendine has özellikleri nedeniyle, Murano tamamen “sanayi bölgesi”, yani özel veya aile işletmeleri durumunda olan ve genellikle geleneksel sektörlerde çalışan çok sayıda küçük işletmeler şeklinde ön plana çıkan bir üretim sistemi tanımına tamamen uygun düşmektedir.
Murano cam üretim zincirinin ekonomik yapısı bize şöyle bir manzara sunuyor:
  • İşletmelerin %53’ü işleme ve üretim alanında faaliyet göstermektedir;
  • %17’si cam ürünleri üreten ve pazarlayan işletmelerdir;
  • %23’ü tamamen perakende satış şirketleridir;
  • Cam ticareti ve üretim zinciri ile ilgili taşeronluk ve ayrıca üretim sonrası ve öncesi faaliyetler dahil olmak üzere bağlantılı faaliyetler (mücevherlerin montajı, ev aksesuarları, avize yapımı, döküm kalıp üretimi vs.) toplamın yaklaşık %7’sini oluşturmaktadır.
Cam Müzesi dahil olmak üzere diğer şirketler endüstriye yönelik destek, eğitim ve araştırma faaliyetleriyle uğraşmaktadır. Maalesef, küresel ekonomiyi sallayan ciddi ekonomik durum Murano camı üretimini de es geçmemiştir, hem büyük hem küçük şirketlerin yatırımlarında ve istihdamlarında önemli daralma belirtileri görülmektedir. Son aylarda belli belirsiz toparlanma belirtileri görülmesine karşın, ne yazık ki bu toparlanma süreci oldukça yavaştır. Bu nedenle, belediye yönetimi, ada işletmeleriyle, yerel makamlarla ve derneklerle birlikte, uzun zamandır çevresel sürdürülebilirliği, istihdam düzeylerini, mesleki eğitimi, ticaretin gelişmesini ve kentsel yenilenmeyi amaçlayan politikalar yoluyla gerçekleştirilen geliştirme, destek ve tutundurma faaliyetleri gerçekleştiriyor. Ekonomik faaliyetlerin tutundurulması aynı zamanda Murano cam endüstrisinin desteklenmesine yönelik müdahaleler kapsamına girmektedir. Buna örnek olarak, Venedik şehri, Abate Zanetti Cam Okulu ve yerel işletmeler tarafından teşvik edilip desteklenen ve bir ay süren ortak bir girişimin Murano adasını ve onun tarihini, sanatçı kimliğini nasıl koruyabileceğini kanıtlayan oldukça başarıyla gerçekleştirilen “Murano’da Noel”dir. Geçen yılın Noel döneminde, adada düzenlenen birçok etkinlik sayesinde, genellikle “zayıf sezon” olarak bilinen Aralık başlarında adayı 10 binden fazla kişi ziyaret etti. Diğer faaliyetler arasında değerli cam objelerin sergilendiği Cam Müzesi ve çocuklara yönelik eğitim atölyeleri ve özel kişiler tarafından düzenlenen tekinliklerde özgün heykellerin sergilenmesi yer almaktadır. Yine Palazzo da Mula’daki kültürel sergiler, fırınlarda halka açık örnekleyici gösteriler, San Pietro Martire manastırının revağına değerli elişi Murano avizelerinin konulması ve son olarak, ama aynı derecede önemli olan Berengo Studio, Gino Cenedese e Figlio, Formia, Fornasier Luigi, Gambaro & Poggi, Roscano Bottega d’arte, Signoretto Lampadari, Simone Cenedese ve Gianni Seguso gibi adadaki en önemli galeriler ve fırınlarla işbirliği içinde yaratılan Murano camıyla ilgili 11 atölyenin çalışmalarının sergilendiği açık hava sergisi önemli etkinlikler arasındadır.
Ayrıca, Murano adasında faaliyet gösteren şirketleri korumak amacıyla, Veneto Bölgesi 1994 yılında, Venedik’in tarihsel mirasının ve kültürünün bir parçası olarak Murano adasında yapılan sanatsal camın köken olarak unvanını teminat altına almak için "Vetro Artistico ® Murano" ticari markasını yarattı. Ticari marka, 2001 yılından bu yana, Murano camının tanıtılmasına ve korunmasına yönelik olarak oluşturulmuş Consorzio Promovetro Murano konsorsiyumun münhasır yönetimi altındadır ve orijinal Murano cam eşyalarının üretimiyle ilgili koşulları karşılayan bütün ürünler bu ticari markayı taşımaktadır. "Vetro Artistico ® Murano" ticari marka programına katılan 50’den fazla şirket sadece Murano adasında yapılan sanatsal cam eşyalara, yine Murano geleneğine bağlı kalan yöntemlerle bir özel sahtekârlığı önleyici damga vurmaktadır. Bu nedenle, Promovetro’yu sanatsal Murano camı üretiminin ana koruyucularından biri olarak düşünmek gerekir; kurumun gücü cam ustalarının özgünlüğünde ve yaratıcılığında ve kolektif "Vetro Artistico ® Murano" ticari markasının dünya çapındaki müşteriler için bir güven unsuru oluşturmasında yatmaktadır.

Cam Yapımının Tarihi

Roma İmparatorluğu zamanında, Aquileia ünlü bir cam üretim merkezi durumundaydı; bazı tarihçiler Venedik üretimiyle arasında güçlü bir bağlantı kurmakta olup buna ilişkin belgeye dayalı kanıtlar Orta Çağ’a kadar dayanıyor. Venedik cam yapımcılığına ilişkin en eski yazılı kayıt, MÖ 982 tarihli bir elyazmasıdır; bu, tanıklardan birinin “Domenicus fiolarius” "Domenicus" cam üfleyici anlamına gelmektedir; “fiola" ise bir şişedir, küçük şişe anlamına gelen “phial” bu sözcükten türetilmiştir) belirtildiği bir bağış makbuzudur. Bu nedenle, Venedik cam yapımcılığının 1000. yılı 1982 yılında kutlanmıştır. Cam üfleyiciden bahseden bir ikinci belge ise 1083 yılından kalmıştır; 1279 tarihi itibariyle bu sanatın icrasının Murano’daki Rio dei Vetrai sahili boyunca yoğunlaştığını kanıtlayan birçok belge bulunmaktadır; günümüzde, en eski fırınlar da bu bölgede yoğun halde bulunmaktadır. Venedik, 14. yüzyılın ortalarına kadar, Avrupa’da zarif cam eşyaların (bardaklar, kadehler, şişeler, çanaklar, fincanlar ve lambalar) üretildiği tek merkez durumundaydı. 1450 yılından sonra, Murano’nun en büyük cam yapımcısı ailelerinin birinden gelen Angelo Barovier’e atfedilen muhteşem cristallo’nun, kristal camın ortaya çıkması sonraki ikiyüz yıl boyunca olağanüstü sonuçlar verecek bir teknolojik devire yol açacaktı. Barovier, kaya kristaline benzeyen yüksek saflıkta, renksiz ve dövülerek işlenebilen bir cam yaratmayı başarmıştı. Ayrıca Çin porselenine benzeyen bir beyaz opak cam olan lattimo nun keşfedilmesi de bu yaratıcı cam ustasına atfedilmekte olup yüzyıllarca başka hiç kimse bu üretimi gerçekleştiremeyecekti. Ayrıca Barovier, doğal “kalseduan”ın bir türünü taklit eden camsı hamur olan “calcedonio”nun da yaratıcısı olmasının kuvvetle muhtemel olduğu düşünülmektedir. Angelo Barovier, usta bir cam yapımcısı olmasının yanı sıra, filozofbilim adamı Paono da Pergola’nın verdiği derslere katılarak bilimsel bir bilgi birikimi de edinmiştir.
16. yüzyıl, Murano camının en görkemli dönemiydi. Önceki yüzyılın üretimine dayanan cam yapımcıları camsı malzemeleri mükemmelleştirerek üfleme cam eşyaların şekillendirilmesi ve süslenmesi bakımından en ince el tekniklerini geliştirdiler. Formlar daha yalın ve daha hafif olmaya başladı; bütün zengin Avrupalıların masalarını zarif bir şekilde süsleyecek kadar takdir gören ürünler, Titian ve Veronese gibi zamanın en büyük ressamlarının resimlerinde ölümsüzleşmiş olan zarif ve saf üfleme cam eşyalardı. Bu, çeşitli fırınları kontrol eden ve bu sanatın sırlarını babadan oğula geçen reçete elyazmalarına kaydeden aileler arasında endüstriyel casusluğun yoğun olduğu bir dönemdi. Genç bir Dalmaçyalı olan Giorgio Ballarin, ünlü bir hikayenin başrol oyuncusu olmuştur. Angelo Barovier’in oğullarının hizmetine girmiş ve safdil numarası yaparak kuşku uyandırmadan ünlü cam ustaları tarafından reçetelerin hazırlanmasını izleme olanağı buldu. Daha sonra, bunları yazdı, cam yapımı ticaretini öğrendi ve kendi şirketini kurdu. Öldüğünde, adanın en büyük cam yapımcılarından biriydi. Cumhuriyet, korunması gereken önemli bir buluş gerçekleştiren cam yapımcılarına neredeyse sınırsız bir patent işlevi gören “ayrıcalıklar” tanıdı. Filippo Serana’ya, filigrana a reticello ile birlikte o dönemin cam endüstrisinin en önemli buluşlarından biri olan “filigrana a retortoli”yi bulması nedeniyle 1527 yılında on yıllık bir patent verildi. "Filigrana a retortoli" bükülmüş filigran olarak adlandırılan teknikte, beyaz lattimo veya renkli cam kamışı şeritleri ve sicimleri ince çeperli renksiz cama dahil edilerek çeşitli bükülmüş spirallarden oluşan paralel kuşaklar oluşturacak bir forma kavuşturulurken; "filigrana a reticello" ağ haline getirilmiş filigranda ise, kamışlar renksiz cam içinde bir ince ağ oluşturacak şekilde çaprazlama bir desen şeklinde düzenlenirler. Patentin süresi sona erdiğinde, filigran cam bütün Murano’da düzenli olarak üretildi. Benzer şekilde, 1507 yılında, Andrea ve Domenica d’Angelo kardeşlere cam ayna üretiminde geliştirdikleri ince teknik nedeniyle bir patent verildi. Vincenzo d’Angelo’nun oğlu Andrea, ayrıca, aynaları ve üfleme cam eşyaları elmas uçla işlenmesine yönelik bir başka on yıllık patent aldı. Camın zarifliğini vurgulayan oldukça havalı ve dantel görünümü yaratan bu yöntem üfleme kristal cama uygulanıyordu. Hem filigran hem elmas uçla işleme tekniği günümüzde halen Murano cam yapımcılarının süsleme repertuarı arasında yer almaktadır. Ayrıca yetkililer teknolojinin dışarıya çıkmasını önlemeye de dikkat ediyorlardı. Özellikle kristal camın bulunmasından sonra önlemler daha da sıkılaştırıldı ve çok geçmeden sadece tam anlamıyla Murano vatandaşı olan kişilerin cam yapımcısı ve çırak olarak cam işlemeleri yönünde yasa çıkarıldı. 1605 yılında, “Muhteşem Murano Topluluğu”na ait kişilerin adlarını içeren “Altın Kitap” (Libro d’Oro”) düzenlendi. Bu nedenle, artık bir Murano cam soylularından söz edebiliriz. Camın dışarıya göçünü engellemeye yönelik bütün çabalara karşın, bazı çıraklar ve ustalar yasal olmayan yollardan bütün Avrupa ülkelerine yayılarak cam üretmek için fırınlar kurdular. 1612 baharında, muhtemelen cam yapım teknolojisindeki ilk bilimsel inceleme Florence’de yayınlandı. Kitabın adı Cam Sanatı (L’Arte Vetraria) ve yazarı ise Medicilerin hizmetinde çalışan bir rahip ve simyacı olan Antonio Neri idi. Bu bilimsel kitap İngilizce, Almanca, Fransızca ve İspanyolca'ya çevrildi ve Venedik cam yapımcılığının yayılmasına katkıda bulundu: Venedik teknolojisinin katkısı olmasaydı, İngiliz kurşunlu camı ve Bohemya potasyum camı ne kristal saflığına ulaşabilirdi ne de uygun şekilde işlenebilirdi. Yeni cam yapım merkezlerinin rekabeti, Murano için büyük bir kriz yarattı; Murano, cumhuriyetin bağımsızlığının sonlarıyla örtüşen ciddi bir gerileme dönemine girdi. Kendini toparlamasına ilişkin ilk belirtiler 19. yüzyılın başlarında görüldü. Dönüm noktası ise, cam yapımcılığı tarihi konusunda bir akademisyen olan Baş Rahip Vincenzo Zanetti tarafından Cam Müzesi’nin ve ona bağlı Cam Tasarımı Okulu’nun Murano kentinde kurulduğu 1861 yılında gerçekleşti. Cam yapım sanatının yeniden doğuşuyla birlikte, Antonio Salviati, 1866 yılında, Avrupa’da ve bütün dünyada en önemli binaları süsleyecek mozaik üretimine yönelik birinci cam fabrikasını kurdu. 1871 yılında, yaklaşık iki yüzyıllık unutulmuşluktan sonra, cam yapım uzmanı Vincenzo Moretti antik Roma cam murinini yeniden yapabildi; bu malzeme, o tarihten bu yana Murano cam yapımcılarının repertuarında yer almaktadır. Genel olarak, dokuzuncu yüzyıl cam yapımcılığı günümüzün modern teknolojisine temel oluşturan benzersiz bir teknik mükemmelliğe ulaşmıştır. 12. yüzyılda, Murano cam yapımcıları Art Nouevau’dan Novecento stiline kadar çeşitli sanat hareketlerine ve çarpıcı renkli tabakaları kalın cam çeperlerle kuşatan cam ve heykel parçalardan yapılan yekpare heykellerin ortaya çıktığı çağdaş tasarım gelişmelerine ayak uydurabildiler. Piyasanın ihtiyaçlarına kulak veren ince işçilikle birlikte, son onlu yıllarda gerçek sanat eseri yaratmak için camın esnekliğinden ve şeffaflığından yararlanarak bir sanatçı kuşağı ortaya çıkmıştır.


Cam Yapım Teknikleri

Venedik camı tarihçisi olan ve en eski cam yapımcısı ailelerden birinin soyundan gelen Rosa Barovier Mentasti, birçok yazısında Murano cam yapım tekniklerini etkileyici şekilde özetlemiştir. Venedik camı, antik Akdeniz geleneğini sürdüren kalsiyum oksit camdır. Bir başka deyişle, ergitmenin daha düşük sıcaklıklarda meydana gelmesini sağlamak için, ergitildiğinde cama dönüşen bir kum olan silisin yanı sıra, soda külü eklenmektedir. Sodaya karşı alternatif oluşturan ve Kuzey Avrupa’da üretilen tipik bir cam olan potas, taşlama ve oyma işlemlerine uygun bir parlak cam (İngiliz kurşun cam gibi) yaratmasına karşın, Venedik camının tipik kompleks sıcak işlemi için uygun değildir. Hammaddeler mesai bitiminin sonunda akşamdan karıştırılır ve cam harmanının hazırlanması gece boyunca sürer, gerekirse renk gidericiler veya renklendirici maddeler ve opaklaştırıcılarla birlikte iki temel hammaddeye stabilizatör (örn. kalsiyum karbonat) katılır. Fırın, hammaddeleri yaklaşık 1400°C sıcaklıkta eritir ve cam işçileri sabahleyin erimiş cam malzemesini biçimlendirmeye hazır bir şekilde bulur. Ergimiş cam, 500°C sıcaklığa kadar esnektir. Çalışma ekibi piazza olarak adlandırılır ve bir cam ustası tarafından koordine edilir. Ekip, çeşitli sıcak işleme teknikleri  konusunda ustalaşmış olan yardımcılarından ve çıraklarından oluşur. Parça, taşlama atölyesinde soğuk işlenebilir; burada, uzman taşlamacılar camı taşlama çarkında veya başka araçlarla perdahlarlar. Cama figürlerin oyulması işlemi, oldukça becerikli süslemecilerin çalıştığı bağımsız atölyelerde gerçekleştirilir. Eğer istenen süsleme mine boyama işlemi gerektiriyorsa, parça ayrı bir atölyeye gönderilir ve burada cam minelerle boyanır ve mufla fırınında tavlanır.


Teknikler



Üfleme cam:

Cam üfleme, Akdeniz’in doğu kıyısında birinci yüzyılda ortaya çıkmış ve cam yapım tarihinin en önemli buluşu olarak kalmıştır. Özellikle Venedik’te, cam üfleme yüksek kaliteli cam eşyaların yapılmasında kullanılan bir teknikti. Orta Çağ’dan bu yana, Muranolu cam ustaları olağanüstü cam işleme becerilerini bileyerek yeni teknikler bulmuş ve muhteşem zarifliğe ve zarafete sahip formlar geliştirmişlerdir. Söz konusu teknikler arasında en önemlisi filigran camdır; bunlar, cam çeper içinde bir zarif dantel etkisi yaratan ve kökeni on altıncı yüzyıla dayanan "filigrana a retortoli" ve "a reticello" bükümlü ve ağ filigrandır.

Şamdanlar:

Orta Çağ’dan on sekizinci yüzyıla kadar, cesendello veya askı lamba evlerde ve kiliselerde en seçkin aydınlatma sistemi durumundaydı. Suyla ve bunun üstünde yağ tabakasıyla dolu ve bir fitil takılı uzunlamasına bir kap olarak biçimlendirilmişti. Kökeni 18. yüzyıla dayanan önemli bir buluş da ciocca’dır; ciocca, şamdan kollarına sahip ve pandantifler ve çiçekler gibi üfleme cam unsurlarıyla süslenmiş kristal camdan avizedir. Bu avize hala Murano camcılığında önemli bir konuma sahiptir. Hiç kuşkusuz, günümüzde çağdaş zevklere hitap eden başka modeller de üretilmektedir: askı lambalar, duvar şamdanları, masa ve zemin lambaları.

Murina:

Bu, cam üflemenin de öncesine dayanan çok eski bir tekniktir; yaklaşık iki bin yıl unutulduktan sonra on dokuzuncu yüzyılda tekrar canlandırılmıştır. Bir tür sıcak işlenmiş kakma veya mozaikten oluşur; burada, küçük tek renkli cam veya çok renkli cam çubuklardan oluşan küçük parçalar çeşitli tesseraların füzyon altında bir araya toplanarak önceden belirlenmiş bir desen, neredeyse renkli ve camsı bir yapı oluşturacak şekilde ergitilir. En ünlüsü, 1940’lı yıllarda Art Nouevau döneminde ve Carlo Scarpa tarafından yaratılmıştır.

Heykel:

Ağır ergimiş cam kütlelerinin biçimlendirilmesindeki teknik güçlükler 1930’lu yıllarda ele alınmış ve çözüme kavuşturulmuştur. Bugün, Muranolu en tanınmış ustaların bazılarının yer aldığı heykel akımı Murano üretiminde bir ana konuma sahiptir.

Yemek takımları:

Ortaçağ’dan bu yana, yemek takımları Murano cam işlerinin bir tipik ürünü haline gelmiştir. Günümüzde, en ünlü tasarımcılar çağdaş modeller yaratmak için cam fırınlarıyla çalışmaktadırlar.

Aynalar:

Geçmiş yüzyıllarda, Murano’da (bir üfleme silindir açılarak) elde yapılan dökme cam Venedikli ayna yapımcılarının (Specchieri) atölyelerinde işlenirdi. Bu gelenek sürdürüldü; bugün usta cam sanatçıları halen antik işlerin kalitesini yakalayan en zarif dekoratif teknikleri bilmekte ve uygulamaktadırlar.

Mine süsleme:

Bu, üzerine uygulandığı camla aynı unsurlardan oluşan bir malzemeyle yapılan bir dekoratif boyama tekniğidir. İslam ve Bizans sanatına dayanan mine, Murano’da on üçüncü yüzyılda geliştirilmiştir.

Oymacılık:

Oymacılık, tercihen renksiz veya açık renkli kristal cam üzerine iki yöntemle uygulanır: elmasla oyma ve merdaneli oyma (İkinci yöntem, küçük bir bakırla gerçekleştirildiğinden daha derin kesikler yaratabilmektedir).

Cam boncuklar:

En basit cam boncuklar, conterie olarak adlandırılır; bunlar yuvarlak veya silindir biçiminde olup fırında haddelenen ve onlarca metreye kadar uzanan ince, içi boş boruların bölümlere ayrılmasıyla gerçekleştirilir. El becerisi ısıl işleme veya şaloma ve mandrel tekniği olarak adlandırılan teknikte üst düzeye ulaşır: bir deliksiz cam kamış şaloma alevinin ısısıyla yumuşatılır ve daha sonra bir metal çubuğun etrafına sarılarak istenen boncuk biçimi verilir ve ardından çok renkli camla süslenir.

Isıl işleme

: Bu teknikte, renkli cam çubuklar istenen biçim verilebilecek kadar yumuşayıncaya kadar alevde ısıtılır. Elde edilen objeler çiçek, hayvan, insan vs. figürleri şeklinde olabilir.
* İSMEK Uluslararası Geleneksel El Sanatları Sempozyumu Bildirisi **Ekonomik Faaliyetler ve Ticaretten Sorumlu Venedik Belediye Başkan Yardımcısı  

İSMEK El Sanatları Dergisi 8 İNDİR

Bu yazı 1869 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK