Şehir Rehberi

Gülleri, Gölleri ve Halılarıyla Isparta

  • #


Yazı: Zeki SAATÇİ

Gül suyu, gül yağı, gül kremi, gül sabunu, gül reçeli… Gül denildiğinde akla ilk gelen yer neresidir? Tabi ki Isparta… Güller diyarı Isparta, enfes dokulu halılarıyla da nam salmıştır cihana... Bir doğa harikası Eğirdir Gölü, kış turizminde zirveye aday Davras Dağı, Hıristiyanlığın hac merkezlerinden olan ve geleneksel el sanatlarımızın halen yaşatıldığı Yalvaç ilçesi ve niceleri ile sadece bilenlerin bildiği bir hazinedir Isparta…

Deniz dibi saz olur/Gül açılır yaz olur/Ben yârime gül demem/Gülün ömrü az olur… Meşhur Isparta manilerinden biri ile başlamak istedim gül kokulu şehir Isparta’yı tarif etmeye… Gül Isparta, Isparta gül demek çünkü… Isparta’nın adı nereden gelmiş peki? O da güllerden. Şöyle ki; Vaktiyle Gülistan denilen bir diyarın Gül Sultan adında bir hükümdarı varmış. Bu hükümdarın elma yanaklı, kiraz dudaklı, pembe gül tenli ve ahu bakışlı güzel bir kızı varmış. Kız, pembe gül tarlaları arasında doğup büyüdüğü için kendisi de güller gibi kokarmış. Bütün tabiat bu kıza kara sevdalıymış. Bu güzel kız yüzünden komşu hükümdar dağlar yıllarca birbiriyle mücadele etmişler. Bunlardan Davras adındaki dağ, yanıp tutuşan bağrından gökyüzüne alevler fırlatırmış hep. Neden sonra bu dağlar bir karara varmış. Demişler ki: “El ele, omuz omuza verelim. Geniş bir dağ halkası yapalım. Bu halkanın ortasında belirecek ovayı bereketlendirelim. Ovanın güney bölgesini bağ, bahçe ve gül tarlaları ile süsleyelim. Hiçbirimize yâr olmayan sevgilimizi oraya yerleştirelim. Başına da bekçi olarak tepeler dikelim. Onun güzelliğini uzaktan seyredelim.” Öyle de yapmışlar. Böylece dağ halkasının ortasındaki geniş ovanın güneyinde kimseye yar olmayan güzel Isparta tarih boyunca sevdalılarına nazlanıp durmuş…
Isparta ilimiz, herkesin bildiği gibi dünyaca ünlü bir gül yağı ve gülsuyu üretim merkezidir. Isparta’da ilk gül yağı üretimi, 1892 yılında “Müftüzade İsmail Efendi” tarafından gerçekleştirilmiştir. Avrupa ve Amerika'da çiçeklerin kraliçesi olarak bilinen “rosa damascana” cinsi gül yetiştirilir bu şehirde. Şu anda Gülbirlik ile birçok yerli ve yabancı gül işleme fabrikaları bulunmaktadır. Her yıl Mayıs ve Haziran aylarında toplanan güller, hava şartlarının da etkisiyle üstün kalitede bir gül yağı üretiminin gerçekleşmesini sağlar. Isparta güllerinin en önemli kullanım alanı; kozmetiktir. Çünkü, gülün cildi canlandırıcı, dinlendirici ve gençleştirici bir etkisi vardır. Ayrıca gül kokusu, baş ağrılarından uykusuzluğa, sinirsel rahatsızlıklardan mide bulantılarına kadar pek çok hastalığa da iyi gelir. Kozmetik ürünleri dışında gülden lokumlar, reçeller, tatlılar da yapıla gelir. Isparta’da adım başı bu ürünlerin satıldığı dükkânlardan görmek mümkündür. Kentte gül festivalleri, gül konulu sempozyumlar yapılır, bu etkinlikler hayli renkli görüntülere sahne olur. Eğer bu eğlenceyi kaçırmak istemiyorsanız, Isparta’ya Haziran ayında gidin derim… Hem Kiraz Bayramı’nı da görme şansınız olur…

Isparta, güllerin yanı sıra halıları ile de çok meşhurdur. Isparta'da halıcılık, Türklerin Anadolu'yu fethinden sonra, bölgeye yerleştirilen Türk oymakları ile başlar. Bu oymakların dokuduğu "Türkmen Halıları" yüzyıllar boyunca gelenekselliğini korumuştur. Ancak son yüzyıllarda Batılı halı tüccarlarının kendi isteklerine göre halı sipariş etmeleri yüzünden bu gelenek etkisini yitirmeye başlamıştır. Şu anda Isparta’da halıcılık bitti denilse de yörede hâlâ ev tezgahlarında göz alıcı Isparta halıları dokunmaya devam etmektedir.

Isparta’nın gülleri ve halılarından bahsettikten sonra biraz kenti tanıyalım… Ispartamız, Ege, Akdeniz ve İç Anadolu Bölgeleri’nin kesiştiği Göller Bölgesi’nde yer alır. Dünyada sınırlarında en fazla göl ve gölet bulunan il olma özelliğini taşıyan Isparta, “altın üçgen” diye adlandırılan “Eğirdir, Kovada ve Gölcük” gölleri ile de bilinir. Bir dip not vermeliyim; bu göllerin hepsi önemli kuş gözlem alanlarındandır. Beyşehir ve Burdur göllerinin bir bölümü de Isparta ilindedir. Sınırları içerisinde çok sayıda göl, milli park ve tabiat koruma alanı olan Isparta, bir üniversite kenti olmanın yanı sıra canlı yaz ve kış spor aktiviteleri, eko sistemi, inanç turizmi, mağaraları, çadır ve yayla konaklamaları, yaşatılmaya çalışılan geleneksel el sanatları ile gezginlerin portföyünde önemli yer tutmaktadır.
Geçmişi tarih öncesi devirlere kadar giden Isparta’da, antik çağda “Baris” adını taşıyan, başta Lidyalılar, Frigler, Persler, Helenler,  Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılara ait olmak üzere pek çok büyük uygarlığın izleri bulunur. Bu tarihi geçmiş, şehre ayrı bir zenginlik katar. Birçok önemli kervansaray, cami ve medrese, özellikle Beylikler ve Selçuklu’nun anıtları olarak hala ayaktadır. Isparta'ya gittiğinizde merkezde bulunan Damgacı Sokağa mutlaka uğrayın. Eski Isparta evleri görülmeye değer…

Isparta ilinin ilçeleri; Aksu, Atabey, Eğirdir, Gelendost, Gönen, Keçiborlu, Senirkent, Sütçüler, Şarkikaraağaç, Uluborlu, Yalvaç ve Yenişarbademli'dir. Yalvaç ilçesi, Hıristiyanlığın hac merkezleri arasında bulunur, bu nedenle inanç turizmi açısından önemlidir. Anadolu’nun kültür mirasını da tüm ihtişamı ile yansıtır. Yalvaç’ta geleneksel el sanatları halen yapılmaya devam etmektedir. Aksu ilçesi sınırları içindeki Timbriada, Tynada, Eurymendon Kutsal Alanı, Roma Köprüsü, Sorgun ve Zindan Mağaraları’nı mutlaka görmelisiniz. Gelendost ilçesi, ilk çağlardan beri Pisidya ülkesi adı verilen Göller Bölgesi'nin en eski kültür merkezlerinden biridir. Atabey ilçesi, tarihi harabeleriyle meşhurdur. Keçiborlu ise camileri, türbeleri, harabeleri ve yaylalarıyla dikkat çeker.

Gelelim Isparta’nın gülü Eğirdir’e… Türkiye'nin dördüncü büyük gölü olan Eğirdir, adeta bir doğa harikasıdır. Yüzölçümü 517 kilometrekare olan göl, orta kısımlarına doğru bir dar boğaz tarafından iki yandan sıkılmış gibi durur. Gölün kuzey kısmı “Hoyran” olarak adlandırılır. Gölün rengi ise günün çeşitli saatlerine göre değişen nefes kesici bir turkuazdır… Göl ve çevresinde yamaç paraşütü, rüzgar sörfü ve balık avcılığı yapılabilir. Göl içindeki Can Ada ve Yeşil Ada ise turizm açısında oldukça canlıdır. Büyük Yeşil Ada’da otel, pansiyon ve lokantalar dolu iken; Can Ada’da yerleşim yok, sadece park ve piknik alanları vardır. Buraya gidip de balık yemeden dönmeyin derim… Isparta şehir merkezinde ise tandır kebabı…

Eğirdir Gölü’nün tepesi karlı dağlarla çevrilidir. Bunlar; Dedegöl, Akdağ ve Barla Dağı’dır. Isparta ve Eğirdir arasında kalan Davraz ise 2.637 metre yüksekliğiyle artık tanınan bir kayak merkezidir. Davras’ta kayak yapmak müthiş bir zevk çünkü kayak yaparken Eğirdir Gölü’nün güzel görüntüsü de seyreylemek mümkün… Kış ve kayak turizmine elverişli olan Davras Dağı, tek zirveli bir dağ ve özellikle "alternatif" kış sporları yönünden önemli bir geleceğe sahip…
Isparta’nın en çarpıcı güzelliklerinden biri de Kovada Gölü ve Milli Parkı. Göl ince bir kanalla Eğirdir Gölü'ne bağlanıyor, bu kanalın iki yanı elma ve şeftali bahçeleriyle kaplı. Ayrıca bu göl, dünyada eşine az rastlanan kasnak meşesi koruma alanı. Yine eşine az rastlanan bir tür Apollon kelebeğinin adı da bir süredir bu bölgeyle anılıyor.

Kovada Gölü'nden daha güneyde Yazılı Kanyon bulunuyor. Tarihi Kral Yolu’nun da geçtiği kanyon, tapınak ve kaya yazıtları ile tarihi önem taşıyor. Bugün Yazılı Kanyon "Tabiat Parkı" statüsünde korumaya alınmış ancak ne yazık ki kanyon duvarlarındaki antik dönemlere ait çeşitli yazıtlar tahrip edilmiş… Bir krater gölü olan Gölcük ise Isparta'nın mesire yeri olarak da biliniyor. Isparta ve Eğirdir'de tarihe meraklı olanları da tatmin edecek pek çok zenginlik var. Kızıldağ Milli Parkı, Eğirdir Kalesi, Eğirdir Kervansarayı, Prostanna Antik Kenti, Ayastefanos Kilisesi ve Baba Sultan Türbesi bunlardan akla ilk gelenler…

Gelelim Isparta’da geleneksel olarak halen yaşatılmaya çalışılan el sanatlarına… Isparta’da Türk el sanatlarının tarihi çok eski devirlere uzanır. Yapılan el sanatı ürünlerinde göçebe yaşamın özellikleri görülür. İşlemeler ve motifler, çadır, halı, kilim gibi objeler üzerindedir. Orta Asya kültürü, yerleşik kültürle bağdaştırılmıştır. Eskiden Isparta'da saraççılar, çizmeciler, çarıkçılar, kendirciler, mesciler, pabuççular, dikiciler, yemeniciler, bıçakçılar, hasırcılar, nalbantlar, cezveciler, bakırcılar, kavafçılar, semerciler, mumcular, yağcılar, sabuncular, urgancılar, demirciler, çilingirciler, oymacılar, marangozlar, keçeciler vb. sanat kollarının yaşadığı bilinmektedir. Ancak bu sanatlardan günümüzde halıcılık, kilimcilik, dericilik, keçecilik, semercilik, nalbantlık, ayakkabıcılık, marangozluk, demircilik, bıçakçılık, bakırcılık, kalaycılık ve sobacılık son temsilcilerinin elindedir. Dericilik, semercilik, keçecilik, saraçlık, ve nalbantlık gibi el sanatlarının günümüzde artık sadece Yalvaç ilçesinde, Isparta merkezde ve Uluborlu’da bakırcılık, kalaycılık, bıçakçılık; Sütçüler Kesme’de ise kaşıkçılık devam ettirilmektedir. Eski ahşap süsleme sanatları, oyma ve nakışçılık kaybolan sanat kollarıdır. Yün ve kıldan imal edilen çuval, heybe, aba, çadır, kilim ve çulha gibi dokumalar ile işlemeler de zamanın gelişen ihtiyaçlarına ayak uyduramayarak yok olmaya başlamışlardır.
Konumuz el sanatlarına oradan da gene Isparta halı ve kilimlerine geldi… Isparta halıları incelendiğinde, Isparta’nın simgesi olan gül başta olmak üzere, genellikle çeşitli çiçek ve yapraklardan oluşan bitkisel bezemeler görülür. Isparta’da dokunan halılarda genellikle lâcivert, kiremit kırmızısı, sarı-yeşil, cam göbeği mavi ile kırık beyaz kullanılır. Küçük tezgahlarda dokunan minyatür el halıları da turistik eşya olarak önemlidir. Kilimciliğin Isparta'da en yaygın olduğu yerler yörük köyleridir. Kilim dokunan bu yörelerde heybe, çanta ve çuval dokunduğu görülür. Yörede önceden kök boya ile boyama yapılırken günümüzde suni boyalar tercih edilmektedir.

Isparta’da el işlemeleri arasında oya işlemeleri oldukça yaygındır. Yöreye has olarak en çok çiçek motifleri işlenmektedir. Oyalar yapıldığı araçların isimlerine göre "iğne oyası", "tığ oyası", "firkete oyası", "mekik oyası" olarak adlandırılmaktadır. Ayrıca, kullanılan malzemeye göre de "iplik oyası", "boncuk oyası", "mum oyası" gibi adlar da verilir. Isparta'da en yaygın olarak yapılan oya çeşidi “tığ oyası”dır. Uluborlu, bu oyaların yapıldığı merkez bölgedir. Şarkikaraağaç ve Yalvaç’ta da geleneksel Türk işlemeleri yapıldığı görülür.

Isparta’da keçeciliğin yapıldığı tek yer Yalvaç ilçesidir. Keçeden kepenek, yolluk, duvara asmak için minyatürler ve yelek gibi kullanım eşyaları yapılmaktadır. Yalvaç’ta sayıları gittikçe azalan semerci, saraçcı ve nal imalatçısı bulunmaktadır. İlçede minyatür at arabası yapan bir imalatçı da bulunmaktadır. Ancak bu sanatları ve zanaatları devam ettirecek gençlerin ilgisizliği, çırak yetişmemesine ve ne yazık ki bu güzelliklerin sadece yazılarda, hatıralarda kalmasına sebep olacaktır... Temennimiz bu zengin kültürel mirasın yaşatılması için yetkilerin gerekli önlemleri alması ve sağlanacak desteklerle bu güzelliklerin sonsuza dek daim kalması…


İSMEK El Sanatları Dergisi 6 İNDİR

Bu yazı 1007 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK