El işi

Boncuk Oyalarının Şifreli Dili

  • #


Yazı: Rukal KAYRA      Fotoğraflar: M. Fatih KILIÇ

Elti çatlatan, kaçan kızın eteği, bey geldi hanım sallandı, kaynana dili, iftar tabağı, çitlembik, Ecevit burnu, Türkan Şoray küpesi, fayton tekeri, örümcekli, ördek gözü, geyik boynuzu, dağ lalesi… Hepsi Anadolu kadınının artık unutulmaya yüz tutmuş şifreli dili; incecik, nazenin boncuk oyası isimleri… Emekli öğretmen Sevgi Şenol'un merak edip, araştırıp; kitaplara, sergilere konu edip yüzlercesini derlediği... Anadolumuzda tarih boyunca duygularını, düşüncelerini, yeteneğini ve yaratıcılığını, oyalara aktaran kadınlarımız, oyalarlarla, oyalara verdiği adlarla öz kültürümüzü günümüze taşımış, geçmişten geleceğe yıkılmaz köprüler kurmuştur. Lakin bu köprüler de zamana yenik düşmüş, her şey gibi eskimiş, yıpranmış, bunları aşkla tamir edecek ustalara ihtiyaç duymuştur. Boncuk oyalarının annesi diye nitelendirdiğim Sevgi Hanım, adına yakışır bir sevgiyle onarmış bu köprüleri gelecek nesiller için… Sentetik iplik üreticilerinin iplik oyasını moda haline getirdiğini, boncuk oylarının ise yok olmaya yüz tuttuğunu gören Sevgi hanım, araştırmalarını genişletmiş ve yıllar içinde üreterek derleme yolunu seçmiş… Boncuk oyası alanında kaynak eksikliğini görmüş ve il il gezmiş, ilçe ilçe… Adlarıyla birlikte derlediği oya sayısı 600'e yaklaşmış… Sergiler açmış, ta Japonya'ya kadar gitmiş, hayran bırakmış herkesi kültürümüze boncuk oyalarının annesi Sevgi Hanım… Şimdi kendisiyle gerçekleştirdiğimiz keyifli söyleşiyi sunuyoruz size…
Bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? Emekli Türkçe öğretmeniyim. 1950, Artvin doğumluyum. Kars Kız İlköğretmen Okulu’ndan  1967'de mezun oldum. Rize'de iki yıl öğretmenlik yaptıktan sonra Samsun Kız Eğitim Enstitüsü Türkçe bölümünü bitirdim. Sırasıyla, Bilecik, Afyon, Artvin, Konya, Bilecik ve Bursa'da öğretmenlik görevinde bulundum. 1992'de emekli oldum. Bursa'da yaşıyorum. Boncuk oyalarımızla ilgili araştırmalarımı, bunları belgeleme çalışmalarımı, yurt içinde ve dışında tanıtım amaçlı sergi açma girişimlerimi sürdürüyorum. Oyalara ve oya kültürümüze değinir misiniz? Oya, Anadolu'ya özgü bir el sanatı ürünüdür. Oya sözcüğünün başka dillerde karşılığı olmadığı için "Türk danteli" olarak açıklanmaktadır. Geleneksel el sanatı ürünlerimiz içinde en güzel ve zengin çeşitleri bulunanı kuşkusuz oyalardır. Çünkü Anadolu kadını, yas tuttuğu günler dışında oyasız yazma örtmez. Çeyiz geleneğimizde de oyaların yeri büyüktür. Oyaların kültürümüzde öylesine büyük bir yeri vardır ki türkülerimizde, manilerimizde, deyimlerimizde, çocuklarımızın adında dahi yer almıştır. Sizin oyalara olan ilginiz ne zaman ve nasıl başladı? Neden boncuk oyası? Yöremizde, genellikle boncuk oyalı yazma örtülürdü. Yaz tatillerinde köyümüze gelen çerçilerdeki renk renk boncuklara bayılırdım. Sanırım bu nedenle ilk öğrendiğim el işi boncuk oyası oldu. Boncuk oyası araştırmalarına 1981 yılında, Konya'da başladım. Orada sekiz yıl kaldım. İlk yıllarda bütün hanımlar, kenarlarında çok güzel boncuk oyaları olan beyaz tülbentler örtüyordu. Her oyanın bir adı vardı. Kız çeyizlerinde boncuk oyasına daha çok yer veriliyordu. Zamanla, eskiden yapılan birçok boncuk oyası örneğinin yapılmadığını, üstelik modası geçti denilerek bol boncuklu ağır oyaların söküldüğünü, yerine iplik oyasının yapıldığını görünce, bu güzel el sanatı ürünlerini derledim. "Neden boncuk oyası?" sorusuna gelince, o yıllarda sentetik iplik üreticilerinin piyasaya sürdüğü albenili oya katalogları, dergiler iplik oyasını moda haline getirmiş, boncuk oyası eski önemini yitirmeye başlamıştı. Araştırdığımda boncuk oyalarıyla ilgili bir kaynak bulamadım. Boncuk oyalarının unutulmaya başlaması ve bu konuda kaynak olmaması nedeniyle araştırmalarımı genişlettim.
Hangi yörelerin oyaları inceleme ve araştırma konunuz oldu? Geniş çaplı olarak Konya ve Balıkesir yörelerini araştırarak kitaplarla belgeledim. Artvin ve Bursa'da derlemeler yaptım. Gidebildiğim her yörede araştırmalarımı sürdürüyorum. Ayrıca, bulunduğum ile başka illerden gelen ailelerdeki boncuk oyalarını araştırarak yöreleriyle, adlarıyla derliyor, yapılışlarını öğrenerek koleksiyonumu genişletiyorum. Oyaları sadece derliyor musunuz, kendiniz de üretiyor musunuz? Boncuk oyalarını yaparak derliyorum. Yaparken, özgün renk ve biçimlerini korumaya özen gösteriyorum. Yeniden oya üretmeme gerek yok; çünkü arşivimde daha yapamadığım yüzlerce oya örneği var. Şimdiye dek değişik örneklerle yaparak ve yazma kenarına dikerek oluşturduğum koleksiyonumda, üç yüzden fazla boncuk oyası bulunmaktadır. Kısa örnekleriyle arşivlediğim oyalarla birlikte derlediğim oya sayısı altı yüze yakın. Her oyanın farklı bir anlamı var bizim kültürümüzde, her biri ayrı bir duygunun ifadesi öyle değil mi? Evet öyle. Geleneksel el sanatı ürünlerimizin ince, güzel ve zengin örneklerinden olan boncuk oyaları, bir sanat ürünü olmalarının yanı sıra, Anadolu kadının duygularını, düşüncelerini, sevinçlerini, üzüntülerini de yansıtır. Yörelere göre değişiyor mu oya adları? Örnekler verebilir misiniz? Oya adları yörelere göre değişir. Her yöre, oya adlarında kendi kültürünü yansıtır. Aynı oyaya Artvin'de subay sırması, Konya'da yılan kemiği, Balıkesir'de tren yolu denmesi bunun güzel bir örneğidir. Oya adlarını incelediğimizde o yörenin kültüründen çok şeyler bulabiliriz. "Söğüt yaprağı, dağ lalesi, limon çekirdeği, muz oyası, laleli, biber oya, karnabahar, dut yaprağı'' yapıldıkları yörenin iklim ve bitki özellikleri; "örümcekli, sülük oya, eşek arısı, kelebek, yılan kemiği, ördek gözü, geyik boynuzu, kaz ayağı, tavşan kulağı" yörede yaşayan canlılar; "fayton tekeri, tren yolu, makine bıçağı, motor izi, berber aynası" yörede kullanılan araç gereçler; "elti çatlatan, kaçan kızın eteği, bey geldi hanım sallandı, kaynana dili, zenginler oyası, çitlembik, tespih oya" halkın sosyal ilişkileri ve inançları hakkında bilgi verir. Sergilerde çok ilgi çeken oya adlarından birkaçını söyleyeyim: Ecevit burnu, Türkan Şoray küpesi, bey geldi hanım sallandı, elti çatlatan, kaçan kızın eteği… Boncuk oyaları sanırım sadece başörtüsünde kullanılmıyor, başka hangi alanlarda kullanılıyor? Boncuk oyaları başörtüsü dışında, nişanda gönderilen gelin ve damat çevrelerinde, gelin giysileri ve başlıklarında, gelinin başına örtülen kırmızı gelin alı'nda, damadın omuzlarına atılan yazmada, genellikle Batı Anadolu'da yöresel erkek kıyafetlerinin başlıklarında, keselerde, süs eşyalarında, duvar süslemelerinde, çocuk nazarlıklarında da boncuk oyalarını görebiliriz. Ayrıca, askere uğurlanan delikanlının omuzlarına ay-yıldız oyalı yazma bağlanır.
Oya yaparken kullanılan malzemeler ve araçlar ile teknikleri nelerdir? Boncuk oyasının ana malzemesi iplik ve boncuktur. Eskiden pamuk ipliklerle yapılan boncuk oyaları sonraları, daha sağlam olduğu için naylon ipliklerle yapılmaya başlandı. Boncuk dışında metal ve plastik pullar, bez parçaları, püsküller, bitki tohumları, plastik halkalar, serum hortumu da boncuk oyasında kullanılan malzemelerdendir. Boncuk oyası yapımında araç olarak tığ, boncuk iğnesi, firkete, mekik ve şiş kullanılır. İğne ile yapılan oyalarda iplik önce balmumuna bastırılarak çekilir. Mumlanmış iplik karışmaz düğümlenmez. Boncukların ipliği kesmesini önler ve oyanın daha tok durmasını sağlar. Boncuk oyalarında en çok kullanılan teknikler, halk arasında bilinen adlarıyla zincir, sık iğne, dolgu, tırabzan, örümcek ilmek, demet ilmektir. Şu ana kadar kaç sergi açtınız? Japonya'da da bir sergi açmışsınız sanırım. Bu nasıl gerçekleşti? Şimdiye dek kişisel ve karma olmak üzere on iki sergi açtım. Türk-Japon Dostluk Derneği başkanı Sayın Kanji İshimoto, bir kitabımı almış. Kendisi Türk el sanatlarına çok meraklı olduğu için beni aradı ve görüştük. Japonya'da 2003 Türk Yılı kapsamında açılan Türk Oyaları ve İşlemeleri sergisine Sayın Taciser Onuk ve Sayın Türkan Sevgi ile birlikte katıldık. Yurt dışı sergiler için Türkçe-İngilizce olarak hazırladığım yeni kitap çalışmamın yayınlanmasını bekliyorum. Kitap yazma fikri nasıl doğdu? Kaç kitap hazırladınız? Türkçe öğretmeni olmam nedeniyle halk kültürünün değerini, önemini, unutulmakta olan kültürel değerlerimizin bir an önce derlenmesi gerektiğini biliyordum. Bu konuda bir kaynak olmadığı için araştırmalarımı belgelemek, gelecek kuşaklara aktarmak istedim. Boncuk oyalarını yaparak derlediğim için yapılışlarını biliyordum. Sergilerde gördüğüm ilgi ve kitap isteği de beni yüreklendirdi. 1996 yılında İzmir'deki sergide bir lise öğrencisinin anı defterine yazdığı "Şaşkına döndüm; benim böyle zengin bir yurdum var da niye haberim yok." cümlesinden çok etkilendim. Gençlerin kültürel değerlerimize verdiği önem beni mutlu etti. Halkbilim araştırmaları olan ilk kitabım "Artvin-Ardanuç Ağzından Derlemeler"i yirmi dört yıl süren derleme ve araştırma sonucunda yayınladım. İkinci kitabım "Konya-Güneysınır Boncuk Oyaları", üçüncüsü "Ardanuç'tan Bir Güldeste Gönül Kocamaz", son kitabım da "Balıkesir Boncuk Oyaları". Yeni kitap çalışmam da var.
Gerçekleştirmek istediğiniz projelerden bahsedebilir misiniz? Yeni kitap çalışmamın yanı sıra İstanbul'da bir sergi açmak istiyorum. www.boncukoyasi. com sitesinde, boncuk oyalarıyla ilgili bilgileri, fotoğrafları, örnekleri, bazı oyaların yapılışını ve uyarlamaları ilgilenenlerle paylaşıyorum. Daha fazla boncuk oyasını tanıtabilmek için yüzlerce oyadan oluşan sanal bir sergi açma hazırlığındayım. Sağlığım elverdiği ölçüde Anadolu'yu gezerek oyalarımızı derlemek, onları belgelemek; yurt içinde ve dışında açacağım tanıtım amaçlı sergilerle kültürümüzü tanıtmak, yaşatmak istiyorum. Anadolu kadını boncuğun güzelliğini, çekiciliğini, üç boyutlu tasarımlara uygunluğunu, insanı rahatlatan özelliğini yüzyıllar önce fark etmiş, birbirinden güzel yüzlerce oya yaparak onu "baş üstünde" taşımıştır. Boncuk oyalarımızın unutulmaya başladığı günümüzde onları yeniden hatırlatma ve tanıtma fırsatı verdiğiniz için size çok teşekkür ediyorum.

Bu yazı 2727 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK