Dericilik

Deri’n Süsleme

  • #


Yazı: Rukal KAYRA

“İnsanlıkla var olan bir malzeme deri. Yüzyıllar boyunca insanlar çadır, yaygı, örtü, giysi, belge ve pek çok dekoratif üründe deriyi başarıyla kullanmış… Derinin sanat olmasına gelince… Sanat nedir? Bir işi severek yaparsınız, sanat olur…” diyen Mustafa Burun, 20 yeldir Binnur Hamzacı ile masklar, rölyefler ve daha pek çok objeye derinin yumuşak dokusuyla can veriyor… Bu toprağın insanlarının Antik Çağ’dan günümüze bıraktıkları kültürel ve sanatsal mirasları bazen aslinin özelliklerini korumaya çalışarak, bazen yeniden yorumlayarak geleceğe aktarmayı misyon edinen iki sanatçı Mustafa Burun ve Binnur Hamzacı... Küçükyalı’daki Hitit Artistik El Sanatları ve Dekoratif Ürünler Atölyesi’nde üretiyorlar eserlerini… 20 yıldır birlikte olan Mustafa Bey ve Binnur Hanım, dostluk, sanat ve dayanışmanın en güzel örneğini sergiliyorlar ve o zamandan bu zamana aşık oldukları deri malzemeyle bütünleşmişler adeta… Mustafa Burun, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi mezunu. Tekstil okumuş; tasarım ve uygulama boyutunda yoğun çalışmalar gerçekleştirmiş. 1983 yılından bu yana deriden eserler üretiyor. Binnur Hamzacı ise okullu değil alaylı dedikleri kesimden ancak yeteneği, tasarımları ve çizimleri ile parmak ısırtıyor çalışmalarını görenlere.
“Malzemeyi seversiniz ve oradan devam edersiniz, işin özü malzemeyi keşfetmektir. Üniversite yıllarında çanta, kemer, bileklik gibi objeler yaparak başladı diyebilirim deriyle temasım” diye başlıyor söze Mustafa Burun. Ve devam ediyor; “İnsanlıkla var olan bir malzeme deri. Avlanmayı öğrendiğinden beri bir anlamda… Yüzyıllar boyunca insanlar yaygı, örtü, giysi, belge ve pek çok dekoratif üründe deriyi başarıyla kullanmış… Derinin sanat olmasına gelince… Sanat nedir? Bir işi severek yaparsınız, sanat olur…” Çok güzel bir noktaya temas ediyor sanatçı, bir işi severek yapmak onu sanat tacıyla onurlandırır elbette. Ancak sanat nereye kadar doyurur insani? Pek çok tartışmanın başlangıç noktasıdır aslında bu. Sanat üretim unsuru haline gelince ticari objelere mi dönüşmektedir. Ticaret ile sanat yan yana yaşayabilir mi ya da geçim kaygısındaki insan sanat yapmaktan, sanatın yaratıcılığından uzaklaşabilir mi? Atölyenin Hitit, Osmanlı, Selçuklu, Trioya uygarlığından izler aşiyan büyüleyici atmosferinde bu konuya değinmeden geçemiyoruz. “Saatimizi çok zor şartlarda icra ediyoruz. Çünkü çok sevdiğimiz bu işi yaparken ayni zamanda hayatimizi devam ettirmek, faturalarımızı ödemek, evimize ekmek götürmek zorundayız. Dolayısıyla da çalışmalarımızı sat malıyız. Eserlerimizin fotoğraflarını çekerek CD’ler hazırladık, dasittik. Herkes çalışmalarimizi çok beğeniyor ancak ucuz Çin malları her şeyi vurduğu gibi bizi de vuruyor. Deri görünümünde ucuz malzemeden yapılmış ürünleri tercih ediyor ne yazık ki insanlar…” diyor Mustafa Burun. Sadece fiyatı daha uygun olduğu için tercih edilen kalitesiz Çin malları pek çok alanı talan etmiş durumda. Ve görüldüğü üzere sanat da bundan nasibini almış. Çok üzücü… Bir şeyler yapılmalı yoksa gün gelecek bütün değerler tükenecek diye düşünüyoruz. “Anadolu kültürünün çizgileri var eserlerimizde. Bu kültür yaşatılmalı, unutulmamalı. Çünkü sürdürülemeyen kültür biter…” diye devam ediyor Mustafa Bey ve ancak acı bir “Hâklısınız…” ile yetinerek, atölyedeki eserlerin bu dünyanın sıkıntılarından uzak göz alıcı dünyasına giriyoruz. “Hediyelik eşyadan mobilyaya kadar her şey yaptık deriden…” diyor Binnur Hanım ve hepsinin bir bir izah ediyorlar bize. Transfer çalışmaları, kabartma resimler (rölyef), masklar ve oyma çalışmaları yapıyorlar deri malzeme ile. Oyma yöntemi ile hazırlanmış ciltler, çerçeveler çıkarıyor bize Binnur Hanım. Deri üzerine fırça ile resimler, desenler… Çantalar, kutular, kemerler, cüzdanlar birbirinden güzel desenlerle dolu ve hepsi Binnur Hanım’ın kendi tasarımları… Resimlerde ünlü ressamların tablolarını da yansıtıyorlar objelere. Mobilya olarak masalar, koltuklar, sehpalar, abajurlar yapıyorlar. Haritalar da öyle ilgi çekici ki, sanki tarihin derinliklerinden el veriyor Piri Reis, Ali Macar Reis… Mitolojiyi çok sevdiğini söyleyen Mustafa Bey, çalışmalarında bu unsuru sıkça kullanıyor. Hele masklar öylesi yüzlere bezenmiş ki bir zaman yolculuğunda hissediyorsunuz kendinizi… Malzeme olarak hangi derinin kullanıldığını merak ediyoruz ve elbette ki deriye nasıl şekil verildiğini. Genellikle sığır derisi kullandıklarını söylüyor Mustafa Bey ve devam ediyor; “Kalpli olan ve kalıplı olmayan çalışmalar var. Kalıpla bile olsa önemli olan deriye şekil verebilme mahareti çünkü deri zor şekil verilen bir malzeme. Genellikle otantik olan çalışmalar kalıpla oluyor. Mesela masklar, Apollon baş gibi.” Boya olarak ise anilin boya ve su bazlı boya kullanıldığını ekliyor.
Peki ya bu eserlerin fiyatları ne? Maskeler 20-150 YTL (150 YTL olan Apollon başı), çantalar 20-100 YTL arasında değişirken, rölyefler 450-500’den başlıyor… Çalışmalarının tamamını yoğun emek ve titiz bir el işçiliği ile gerçekleştiren, Anadolu’nun derin izlerini günümüze itina taşıyan sanatçılarımıza keyifli sohbetleri için çok teşekkür ediyoruz.  

İSMEK El Sanatları Dergisi 5 İNDİR

Bu yazı 1656 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK