Besmeleye Gönül Veren Hattatlar

  • #


Yazı: Yusuf Coşkun BENEFŞE

Allah Besmele’yi Levhi Mahfuz'a, Adem'in alnına, Cebrail'in kanadına, Musa'nın asasına, Süleyman ve İsa'nın diline nakşeylemiştir. Hz. Muhammed'in; "Kim Besmele'yi güzelleştirerek yazarsa Allah onu af ve mağrifet eyler" sözünü düstur edinerek yola çıkan hattatlar, 1400 yıldır bu aşk ve heyecanla binlerce birbirinden güzel Besmele-i Şerif yazagelmiş olup, hayallerinin sınırlarını zorlamalarına vesile olunca da orijinal eserler üretmişlerdir.

Kainatın Bir Dili Varsa O da Besmele’dir

Peygamber efendimizin Besmele ile ilgili “Kainatın bir dili varsa o da Besmele’dir.” Hadisi şerifi hattatları aynen çok kuvvetli bir ışığın kelebekleri kendisine çekmesi gibi Besmele’ye çeker. Bu çekime kapılan hattatlar aylarını, yıllarını vererek, bedel ödeyerek, tükettikleri enerjileri ile olağanüstü Besmele kompozisyonlarına imza atmışlardır. İçlerinde bazı derviş hattatların muazzam eserlerinde Allah’a karşı edeplerinden imzalarının yerine “Lâedri” (bilinmiyor) mahlasını koymuşlar, bu cezbeye kendini kaptırmışlar ve kendilerini gizlemişlerdir. Böylelikle hattatlar ihlasları nisbetinde muteber sayılmışlardır. Besmele kainatı yaratan ve idare eden yüce varlığın adını Kur’an-ı Kerim’de, bu ad yerine en çok kullanılan ve 99 Esmâ-ı Hüsnâ dizisinde ikinci sırayı alan “Rahman” ile hemen onun ardından gelen “Rahîm” isimlerini toplamış kutsal bir metindir. “Esirgeyen, bağışlayan, lütuf, merhamet ve ihsanını eksiltmeyen” anlamındaki Rahman ve Rahîm isimleri ilâhi rahmet ve koruyuculuğun bütün âlemi kucakladığını ifade etmektir. Heraklius, Hz. Peygamberin gönderdiği “İslâm’a davet” mektubunu okurken alnından terler dökülmeye başladığında sebebini soranlara, “Süleyman’dan sonra böyle ‘Bismillâhirrahmânirrahim’ diye başlayan bir mektup görmemiştim” dedi. (Delailün-nübüve 290) 18 Mart 1914 Çanakkale Harbi’nde bulunan bir topçu subayı anlatıyor: “Çanakkale’de savaşırken her tetiğe dokunuşumda ‘Besmele’ çekerdim. Attığım her mermi, düşman cephaneliğine düşerdi. Bu bir tesadüf değildi.” Kuran’ı Kerim’de şöyle buyurulmaktadır: ‘’düşmanlara attığın zaman sen atmadın, ancak Allah attı…’’ (Enfâl, 8/17).


Besmelenin Yazılışını Hz. Muhammed Tarif Etti

Besmelenin nasıl yazılması gerektiği hususunda rivayet edilen hadisler olduğunu ifade eden “Gülzar-ı Savab” isimli hat sanatını anlatan eser şu örneği veriyor: Hz. Muhammed Besmele’nin güzel yazmanın usulünü beyan için Muaviye şöyle buyurdu: “Hokkaya lika koy, kalemi iğrice kes Besmele’nin (ba)sını dik yap, (sin)in dişlerini iyice göster, (mim)in gözünü kör etme, Lafza-i Celal’i güzel yaz, Rahim kelimesini de güzel yaz.” Allah aşkı ile kamışı mürekkebe batıran ve ona duydukları aşkın heyecanı ile ismini kağıda işleyen hattatlar dün olduğu gibi bugün de Allah’ın rızasını kazanmak için Besmele yazılı eşsiz eserler ortaya koyuyorlar. Çünkü yanındaki sahabeler güzel bir besme lenin nasıl yazılacağını tarif eden Hz. Muhammed, onun adını en güzel şekilde yazmak için çaba gösteren hattatların Cennet’e gireceklerini müjdeliyor. İşte bu müjde tarih boyunca hattatların gözünde hem Besmele yazısına ayrı bir mana katıyor, hem de en önemli çalışmalarında Besleme’ye yer veriyorlar.


Gözlerinin Işığını Kaybeden Hattatlar

Tarihte, güzel bir Besmele yazmak için gözlerinin ışığını kaybeden hattatların varlığı Allah sevgisi ve fedakârlığının nasıl bir yüreğin ürünü olduğunu gösteriyor. Geçmiş yüzyıllarda hat sanatındaki en ihtişamlı eserlerin Besmele üzerine yapılmış şaheserler olduğunu belirten Merhum Hazerfan Üstad Necmettin Okyay’ın Besmelenin hattatın ruhunun tekâmülünde derin bir tesiri olduğu ve huzura kavuşturduğu yönündeki bu ifadesi, hattatların tarih boyunca verdikleri ürünlerin neden en çok Besmele üzerine yapılmış eserler olduğunun izahıdır.

Hattat Kimin Adını Yazdığını Bilmeli

Besmele yazısında bir başka çekicilik vardır. Gerek ifade ettiği mana itibariyle gerekse istiflerdeki zengin estetik ve cazibe Besmele yazısında olduğu kadar başka hiçbir yazıda yoktur. Besmele yazarken hattat yaşadığı duyguların çok farklı olduğunu tüm yüreğiyle hisseder. Bu duygu hiçbir duyguya benzemez. Hocaların hocası hat tarihinin erişilmez ekol ismi merhum Sami Efendi diyor ki: “Hattat kimin ismini yazdığından gafil olmazsa, en güzel yazılmaya layık olan Yaratan’ın ismini yazdığının bilincinde olursa, sırtını O’na dayarsa, kaleme güç veren elin O olduğunu tefekkür ederse hadisenin metafizik boyutuna erer. Bu hal hattatın orijinal bir Besmele kompozisyonu meydana getirmesine vesile olur.” Veli tabiatlı talîk hattın devi derviş hattatlarımızdan merhum M. Hulusi Yazgan Efendi de talebelerine hattatın istikameti Allâh rızası olduğu zaman eserlerine Allâh’ın ‘‘cemal’’ sıfatı tecelli eder. Ve o sanatkârın önünü kimse kesemez sözünü kadim dostu ve talebesi merhum Hafız hattat bestekâr Kemal Batanay Efendi anlatırken hocasına olan muhabbetinden dolayı gözyaşlarına hükmedemediğini Üstad merhum Hattat Necmettin Okyay da sohbetlerinde duygulanarak ifade ederdi: “KATİBİNDEN BAKİ KALIR NİCE HATLAR, NİCE BAKİ HATLAR BIRAKIR FANİ HATTATLAR”


Besmele’nin Fazileti

Bir hadîs-i şerif’de Rasûlüllah Efendiniz “Besmele ile başlanmayan her meşru iş kesik (bereketsiz)tir.” buyurdular. Hz. İkrime buyurdu ki: Allâhü Teâlâ’nın ilk yarattığı Levh-i Mahfuz ve Kalem’dir. Kalem’e emretti ve kalem kıyamete kadar olacakları yazdı. Kalem’in Levh’a ilk yazdığı “BismillâhirRahmânirRahîm”dir. Allâhü Teâlâ besmeleyi mahlûkât için okumaya devam ettikleri sürece emniyet kılmıştır. Besmele’yi yedi kat semâdakiler de okurlar. Hz. Âdem’e ilk olarak Besmele nazil olunca, “Besmeleyi okumaya devam ettikleri sürece zürriyetim azabdan emin olurlar.” dedi. Hz. Âdem’den sonra besmele kaldırıldı ve Hz. İbrahim’e Hamd Sûresi’nde nazil oldu. Nemrud onu ateşe atmak üzere mancınığa koyunca Besmeleyi okudu, Allâhü Teâlâ ateşi ona soğuk ve selâmet kıldı. Sonra tekrar kaldırıldı ve Musa’ya indirildi. Hz. Musa, firavunu ve sihirbazları besmele ile kahretti. Sonra besmele tekrar kaldırıldı ve Süleyman’a indirildi. Melekler ona “Ey Süleyman, bugün mülkün tamamlandı.” dediler. Hz. Süleyman’a Besmeleyi inzal buyurunca, Allâhü Teâlâ “Ümmetine duyur ki kim Allah’ın emânını duymak isterse Süleyman’ın yanına gelsinler.” diye nida etti. Hepsi geldikleri zaman Hz. Süleyman, Hz. İbrahim’in minberine çıkarak eman (emniyet) âyetini okudu: “BismillâhirRahmânirRahîm”. Bunu duyan herkes ferahladı. “Biz şehâdet ederiz ki sen Allah’ın Rasûlüsün.” dediler. Hz. Süleyman onu neye okusa emrine amade olurdu, Süleyman Besmele ile diğer milletlere galip geldi. Besmele Hz. Süleyman’dan kaldırıldı ve Hz. İsâ’ya indirildi. Hz. İsâ ve havârîler Besmele ile ferahladılar. Allâhü Teâlâ “Yâ İsâ, biliyor musun, sana hangi âyet indirildi. “BismillâhirRahmânirRahîm” emân (emniyet) âyetidir, her hâlinde onu çok oku; okumanın, namazının başı Besmele olsun. Kim onu namazdan ve okumadan evvel söylemeye devam ederse kabirde Mûnker ve Nekir onu korkutmaz, ölümü kolay olur, kabir onu sıkmaz. Rahmetime kavuşur. Kabri nurlanır. Kabirden onu vücûdu ve yüzü beyaz olarak hasrederim. Mîzânı ağır gelir. Sırat üzerinde onun nûrunu tamamlarım; böylece cennete girer. “Saâdete ve mağfirete kavuştun.” diye kendisine nidâ olunur. Hz. İsâ “Bu yalnız bana mı mahsustur, yâ Rabbi?” diye sordu. Allâhü Teâlâ, “Sana ve sana tâbi olanlara ve senden sonra Ahmed’e ve ümmetine mahsustur.” buyurdu.


Dua Müminin Silahı Besmele Her İşin Başıdır

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki; “Dua. müminin silahıdır”. Besmele’de her işin başlangıç düsturudur. Hendek harbinde kimsenin parçalayamadığı kayayı Hz. Muhammed “Bismillah” diyerek vurduğu kazma darbesi ile parçalamıştır. Hz. Mevlana bir sözünde; “Bir doktor hastasını muayene etmeye başlarken Besmele çekerse Allah o hastanın vücudu üzerinden manevi perdeleri kaldırır. Böylece doktor isabetli teşhis koyar. Aksi halde nişan almadan kurşun atan kimsenin durumuna döner, isabet ettirinceye kadar kaç reçete yazar bozar Allah bilir.” demektedir. Mevlânâ’nın bu sözünün etkisinde kalan ve Müslümanlığı seçen Fransa Tıp Fakültesi’nde Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Maurice Bucaille; “Ameliyata başlarken Besmele çektiğimde başarılı olduğuma ve Besmele’nin şifaya vesile olduğuna inanıyorum. Besmele çekmeden ameliyata başladığımda zorlandığımın farkına varıyorum.” ifadesi Jours’de France mecmuasındaki röportajında dile getirilmiştir. Besmeleye gönül veren hattatların vücuda getirdiği eserler her işin başı olan Besmeleyi dilimize kolayca yerleştirebilmemizi sağlamakta, hayırla neticelenecek işlerin ancak Besmele ile başlanan işler olacağını bize sürekli hatırlatmaktadır. Devrin dahi hattatı M. Halim Özyazıcı, 6 yazıyı da mükemmeliyete yakın yazmıştır. Otoriteler hattat olmak için Halim Özyazıcı gibi olmak gerekir ifadeleri ile haklı çıkmışlardır. Merhum Halim Özyazıcı’nın bir Besmele kompozisyonu karşısında “Güzel bir Besmele kompozisyonu gördüm mü, elim yüreğimde olur.” sözü onun elinin Allâh’ın huzurundaki âşkının ifadesidir ki, bu heyecan tatmadan anlaşılamaz.


Kaynakça:

Kasım Kufran, Besmele Ord. Prof. Dr. Süheyl Ünver, “Selçuk Besmelelerinden Birkaç Örnek” Müstakımzâde, Tuhfe, s. 10,12 Wensinck, Mucem, “İsm” md. Lısamü’l-Arap, “Besmele” md. Prof Dr. Muhittin Serin, Hattat Aziz Efendi, İstanbul 1998, s. 100-104. Ziya Bilgiç, Besmele Albümü, İstanbul, 1991.  

İSMEK El Sanatları Dergisi 6 İNDİR

Bu yazı 1928 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK