Makale

FATİH DİVANI

  • #


Yazı: Prof. Dr. Faruk TAŞKALE Fotoğraflar: Selamet TAŞKIN

“Yedi yılda tamamlanan ‘Fatih Divanı’ Cumhuriyet döneminde, klasik tarzda hazırlanmış en önemli eserlerden biridir ve Fatih Sultan Mehmed’in şanına layıktır.”

Fatih Sultan Mehmed’in 1453 yılında İstanbul’u fethetmesi dünya tarihinde önemli bir dönüm noktası olmuş, kültür ve sanat alanında önemli gelişmelere sebebiyet vermiştir. İstanbul’un çehresinde yapılan yenilikler ve değişiklikler Türklerin yalnız askeri sahada değil, aynı zamanda kültür ve sanat alanında da önemli bir yere sahip olduklarını göstermektedir.

Fatih, dünya sanatlarına hayran ve ilgili bir sultandı. Bu görüş ve anlayış, zamanında ülkede idarî, iktisadî, ilmî ve sınaî bir gelişmeye neden olmuş, mimariden başlayarak tüm İslâm sanatlarında Türk rönesansı denebilecek bir gelişmeye sebebiyet vermiştir.

Fatih Sultan Mehmed, edip ve şairdir, divan sahibidir. Fatih, alimdir, ilim adamlarına hürmetkârdır. Büyük bir imarcıdır. İstanbul’da yaptığı yenilikler bunun delilidir. İstanbul’un Doğu ile Batı’nın kültür ve sanat merkezi haline gelmesine neden olan Sultan Mehmed Han’ın, İstanbul’da sarayda kurdurduğu nakışhanede hattatlar, nakkaşlar ve müzehhipler tam kadroyla çalışmaya başlamış, sayısız ve mükemmel eserler vermişlerdir.
Fatih’in sanat terbiyesi; ince ruhlu, hassas, ilim ve sanatın hâmisi babası II. Sultan Murad’ın etkisiyle daha çocuk yaşlarda dikkati çeker bir özellik göstermektedir. Padişah olduktan sonra birkaç yabancı ressamın resmini yapmasına izin veren ve ölümünden 10 ay önce Venedik’ten getirttiği G. Bellini’ye bugün dünyaca ünlü yağlıboya portresini yaptıran genç yaşta Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetimini devralan Sultan Mehmed Han’dır. Fatih Sultan Mehmed’in çoğu Topkapı Sarayı’nda ve yabancı müzelerde bulunan yaklaşık 11 kadar portresi bulunmaktadır.

Fatih Devri’nin saray nakışhanesi baş yöneticisi ve hocası Baba Nakkaş, Fatih Sultan Mehmed’in en yakın dostlarından olmuş ve Sultanın tezyinî sanatlara olan olgun düşünce ve fikirlerinden yararlanmıştır.

Fatih döneminde Selçuklu dönemi tezhip sanatı gelişmiş ve renkler çoğalmıştır. Özellikle Fatih’in kitap zahriyeleri gayet ince ve zarif kûfî hatlarla hazırlanmış yeni bir özellik arzetmektedir. Bu dönemde kitaplar, rûmi ve hatayî motiflerinden oluşan kompozisyonlarla tezhiplenmiş olup, tezhipte kullanılan renkler açık ve koyu mavi tonları, kırmızı, siyah, açık ve koyu yeşil renkler, pembe ve altındır. Fatih kitaplarının ciltleri; yerli ya da yabancı kumaşlarla kaplanmış, etrafı deri bordürlü kaplar ve deri üzerine sade ya da altın sürülmüş şemseli kaplar olmak üzere iki grupta toplanabilir.
İstanbul’un fethinden 492 yıl sonra, 1945 senesinde İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nin Türk Edebiyatı Tarihi Kürsüsü’ne uzun yıllar başkanlık etmiş olan Ord. Prof. İsmail Hikmet Ertaylan, edebiyat alanında olduğu kadar Türk sanatlarına hizmet etmiş bir sanatseverdi. Bir Fatih hayranı olan İsmail Hikmet Ertaylan’ın öncülüğünde, İstanbul’un fethinin 500. yıldönümü için bir albüm hazırlanmaya başlanır. Bu eser; Bizans’ın ilk Türk imparatoru Fatih Sultan Mehmed’in bugün orijinali Fatih’te Millet Kütüphanesi’nde bulunan Ali Emirî Efendi’nin bulduğu Fatih Divanı’ndan seçilmiş 60 kadar şiirden meydana gelmiştir. Topkapı Sarayı Müzesi Kitaplığı’ndaki iki ciltlik “Fatih Albümü”nde ise, yalnız o zamana kadar toplanmış parçalar bulunmaktadır. Albümdeki şiirler, Cumhuriyet döneminin en önde gelen hat sanatçıları tarafından Sultan Mehmet Han zamanında kullanılan yazı çeşitleri ile yazılmıştır. Tezhipler, minyatürler ve eserin cildi Fatih Sultan Mehmed’e sunulmuş eserlerin, orijinal örneklerinden yararlanılarak büyük bir özen ve sabırla yapılmıştır. Bu divan Güzel Sanatlar Akademisi profesör ve mezunlarının derin bir aşk ile 1945 yılından 1953 yılına kadar süren çalışmalarının bir ürünüdür. Albümün karşılıklı bir ve ikinci sayfalarındaki fihrist ve önsöz Profesör Emin Barın tarafından yazılmış, üç ve dördüncü sayfalardaki Fatih’in tuğralarını altın ile Tuğrakeş İsmail Hakkı Altunbezer yazmıştır. Beşinci sayfadaki Fatih’in minyatürü Hüseyin Tahirzade Behzat, minyatürün etrafındaki şemse formundaki tezhip ise Rikkat Kunt tarafından yapılmıştır. Altınca sayfada bulunan şemse formun içerisindeki, Divanın adı (Divan-ı Belâgati unvan-ı Hazreti Sultan Fatih Mehmed Han Avnî rahimehullah) altın ile Macid Ayral tarafından yazılmış, etrafındaki tezhip ise Rikkat Kunt tarafından yapılmıştır. Yedi ve sekizinci sayfalarda, Osmanlıca yazılmış sunuş metni İsmail Hikmet Ertaylan imzalıdır. Dokuzuncu sayfa ile Altmışaltıncı sayfalar arasında her çift sayfaya bir hattat tarafından bir şiir yazılmış ve karşılıklı her çift sayfa aynı şekilde bir müzehhip tarafından tezhiplenmiş.
Divandaki şiirler, Hacı Kâmil Akdik, Necmeddin Okyay, Mustafa Halim Özyazıcı, Macid Ayral, Nuri Korman, Abdülkadir Yada, Mehmed Bahaddin, Hamdi, Mahmut Yazır, İbrahim Sâfi, Feyhaman Duran, Şeref Akdik ve Ali Alparslan tarafından değişik yazı çeşitleri ile yazılmıştır. Albümdeki tezhipler başta Rikkat Kunt ve Muhsin Demironat olmak üzere, Feyzullah Dayıgil, Şükran Baykut, Kamuran Soyuak, Selva Altunarut, Ferhunde Orgun, Sıtkı Elçin, Dündar Tahsin Aykutalp, Fevzi Erce ve Serap Türegün tarafından büyük bir özen ile yapılmıştır. Minyatürleri ise Tahirzade Behzat ve Selim Turan hazırlamıştır. Bugün Mehmet Rado koleksiyonda bulunan, 66 sayfa, 25x40 cm ölçülerindeki bu nefis eserin cildi ile Prof. Emin Barın 1958 yılında “Uluslararası Brüksel Sergisinde” Kitap cildi Birincilik ödülünü ve madalyasını almıştır. Albümdeki cilt kapaklarındaki şemse kompozisyon Rikkat Kunt’a aittir.

Yedi yılda tamamlanan “Fatih Divanı” Cumhuriyet döneminde, klasik tarzda hazırlanmış en önemli eserlerden biridir ve Fatih Sultan Mehmed’in şanına layıktır.


Hikmet Ertaylan’ın sunuş metni

Ulu Hakan!

Bundan 500 yıl evveldi. Bütün dünya insanlarının reşk ve arzu gözlerinin kendi güzelliği üzerine çeken bu şehirler melikesi Bizansı kendine bend ve teshir ederek tabiiyetin altına almış Türk imparatorluğunun pay-i tahtı haline getirerek her köşesinde bir dârülfünûn, her kıyısında dârüssınaa kurmuş, her bucağını bir ilim ve irfan ocağı, bir hars ve medeniyet kaynağı yapmıştın.

Şark ve Garbın âlim, fâzıl, sanatkâr bütün kabiliyetli insanları senin o büyük ve eşsiz huzuruna can atarak koşmağı, senin, o bütün faziletlere, bütün likayatlere melce’olan âtıfetine hâk-i pây olarak sokulmağı saadetlerin en büyüğü, devletlerin en kutlusu biliyordu.

Türkü, Acemi, Arabı, Fransızı, Macarı, Almanı, Latini ve Rûmî senin o yüce namını dilleri döndüğü, kudretleri erdiği kadar vasıf ve tarife uğraşıyorlardı. Bütün Garbın cehil ve zulmet içinde çırpındığı, birbirini yediği bir zamanda sen ülkenize sonsuz bir nur-ı irfan parlatıyor, bütün şiir ve sanat erbabını o Mesiha nefesinle yaşatıyordun.

O sihirkâr ellerinle kurduğun bu hars ve medeniyet âlemi bütün şark ve garbı senin kudretine, senin azametine, senin celâdet ve muaffakiyetine hayran ve sergerdân etmişti. Seni taklide çalışanlar, sana benzemeye çalışanlar, senin yoluna koşanlar, arttıkça artıyordu. Adına yazılan methiyeler cildler doldurur.

Bugün o ulu fethin 500’cü dönem yılını kutlamak saadetine eren biz evlatların senin o celaletli huzuruna eli boş çıkamadık. Sana sunacak armağan aradık! Ey ulu Hakan senin takdir ve şükran nazarlarımıza serptiğin bî-bekâ incilerden, senin evlatlarına rayegân eylediğin eşsiz cevherlerden daha kıymetdar, senin huzuruna getirmeye daha liyakatdar bir şey bulamadık… Onları birer birer aradık, zamanında büyük bir inâyetinle kurduğun Hat sanatının rismân-ı sihirkârına dizerek, zamanında sonsuz bir atıfetle beslediğin tersim ve tezhîp sanatının muhafaza-i hüsnine yerleştirdim. Ve ey ulu hakan 500 yıl evvel bize yadigâr bıraktığın hars ve medeniyeti unutmadık, eserdik beserdik işte şahitlerini  bugün yine senin onları herkesten ziyade, herkesten iyi takdir ve teşvik eden huzur-u dehâetine sunmağa geliyoruz diyebilmek bizim için sonsuz bir saadet olduğuna inanıyoruz.

İnan, ey ulu hakan, inan ki onları daha nice 500 yıllar, nice 1000 yıllar yaşatmak evlatlarının kırılmak bilmek arzuları, yenilemek tanımaz azimleri olacakdır!


İsmail Hikmet Ertaylan

Yeni Fatih Divanı’nın cildini yapan merhum Prof. Emin Barın, Fatih Divanı’nın hazırlanmasıyla ilgili olarak şunları söylemektedir:

“Prof. İsmail Hikmet, 1945 yılında, beşyüzüncü fetih yıldönümü için bir eser düşündüğünü, Güzel Sanatlar Akademisi’nde çalışan yeğeni Rikkat Kunt ile bana açmıştı. Beraber düşündük. Yeni harflerin kabulünden sonra hayatta kalmış son ustalarına şiirleri eski harflerle yazdırmak, müzehhiplerine tezhip ettirmek, o devrin son yadigârı olarak önemliydi. Tezhip öğretmeni Sayın Rikkat Kunt’la önce eserin boyutlarını tesbit ettik. Eski âherli kâğıtlar tedarik edildi. Her hattatın, yazmaya muktedir olduğu yazı çeşidi kadar şiir yazması kararlaştırıldı. Yani bir hattat, kaç çeşit yazıda ustaysa o kadar şiir yazacak, aynı yazıyla iki şiir yazmayacaktı. Aynı yazıda iki şiir bulunduğu zaman bunun biri, gene kudretli bir usta olan bir başka hattat tarafından yazılmış bulunacaktı. Takibi ve gerçekleştirilmesi maddî olduğu kadar manevî bakımdan da hayli ağır olan bu yükü Prof. İsmail Hikmet Ertaylan omuzlarına aldı. Yılmadan, usanmadan yıllarca uğraştı. Yavaş yavaş tamamlanan sayfaların hat ve tezhip ücretlerini sanatçılara ayrı ayrı ödedi… Hattat Hamit (Aytaç) bütün ısrarlara rağmen yazamadı… Bütün sayfalar tamamlandıktan sonra eserin önsözünü yeni harflerle ben yazdım. İstanbul’un fethinin beşyüzüncü yıldönümü için hazırlanan bu eser, yıldönümünde muhtelif yerlerde teşhir edildi ve çok beğenildi. Fatih’in şiirlerinin hazırlanması, büyük başarı sayıldı… Prof. İsmail Hikmet Ertaylan’ın ölümüne en büyük emeli bu kitabı basılmış görmekti. Almanya’da bastırılmasına teşebbüs etti, ama döviz bulmakta sıkıntı çekileceği anlaşılınca bundan vazgeçti. Milli Eğitim Bakanlığı, bastırabilmek ümidiyle uzun yıllar alıkoydu. Hatta bu iş o kadar uzadı ki, bunca emek mahsulü eser bir aralık kaybolma tehlikesiyle karşılaştı. Yazı ve tezhip sanatlarının son devirdeki en parlak örneklerini veren bu değerli eser, emin ellerdedir ve Türk kültürü adına basılabileceği günleri beklemektedir. (Prof. Emin Barın, “Enyeni Fatih Divanı”, Türkiyemiz, Akbank Yay., Haziran 1975, Sayı: 16, sh: 23)


Bibliyografya

Ord. Prof. Dr. A. Süheyl Ünver, Fatih Devri Saray Nakışhanesi ve Baba Nakkaş Çalışmaları, İstanbul, 1958.

Tahsin Öz, Topkapı Sarayı'nda Fatih Sultan Mehmed II'ye Ait Eserler, Ankara, 1953.

Prof. Emin Barın, "En Yeni Fatih Divanı", Türkiyemiz, İstanbul, 1975, Sayı: 16, sh.23.

Faruk Taşkale, "Fatih Divanı", Antik Dekor, İstanbul, 1991, Sayı: 13, sh.28-31.

İSMEK El Sanatları Dergisi 6 İNDİR

Bu yazı 1163 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK