Çini

Osmanlı Çini Sanatı Şaheseri Edirne Muradiye Camii

  • #


Yazı: Dr. Hatice AKSU

Zaviyeli bir camii olan Muradiye Camii, arka arkaya iki kubbe ve yanlarda birer kubbeli eyvandan ibaret, iyice sadeleştirilmiş bir ters T planı gösterir. Renkli sır tekniğinde ve mozaik örnekleri taklit eden 6.35*3.85m. boyutlu çini mihrabı, eşsiz güzelliktedir. İstalaktitli (sarkıtlı) yaşmak, kenar suyu ve yazıları ile Bursa Yeşil Camiinden sonra Osmanlı sanatının en görkemli çinili mihrabıdır. Cemaate ikram edilmek üzere şerbet dağıtma geleneği Osmanlıda , ilk defa Muradiye Camii'nin musluklarından akıtılarak yapılmaya başlanmıştır. Padişah II. Murat'ın, tarihi kaynaklara göre 1426 yılında vakfiyesine göre 1436 yılında yaptırdığı belirtilen Muradiye Camii, Sarayiçi'ne bakan bir tepe üzerinde ve şehrin kuzey doğusunda yer almaktadır. Cami’nin mimarı ne yazık ki bilinmemektedir. Cami, mevlevihane, derviş hücreleri, aşevi, şeyh evi, mektep olmak üzere beş birimden oluşan yapılar topluluğundan bugün sadece cami kalmıştır. Bu yapılar topluluğunun etrafını yüksekçe bir duvar çevrelemektedir. Muradiye imareti aşevi Edirne'nin 9 imareti içinde varlığını en uzun sürdürenlerden biridir. İmaret Balkan ve Birinci Dünya savaşları 1935 yılına kadar bağımsız olarak ayakta kalabilmiştir. III. Murat Engürüs seferine çıkarken Edirne'de Muradiye diye bilinen cami-i şerif ve imareti yapmak için ferman buyurmuşlardı. Sefer dönüşü savaş ganimetlerinden kendi payına düşen hissesini bu cami ve imaret için harcamıştır 1439(H.843). Zaviyeli bir camii olan Muradiye Camii, arka arkaya iki kubbe ve yanlarda birer kubbeli eyvandan ibaret, iyice sadeleştirilmiş bir ters T planı gösterir. (İlk örneği 1330 yılında İznik'te görülen bu cami planının birçok Osmanlı kentinde, 16. Yüzyıl sonuna dek yapılan camilerde sıklıkla kullanıldığı görülür.) Ters T camii planından farklı olan bir özelliği ise caminin mihrap kısmıyla giriş kısmının aynı düzeyde tutulmuş olmasıdır. Ortada yüksek bir kubbe, yanlarda ise ağır payeler üzerine oturan orta kubbe daha büyük olup, aydınlık feneri vardır. Kubbeli sofayla bu sofaya açılan iki tabhane hücresi bulunmaktadır. Kuzey cephede payelere oturan ve tuğladan yapılmış beş sivri kemerin oluşturduğu giriş revağı vardır. Edirne Muradiye Camii'nde, giriş revağı kemerlerindeki tuğla malzeme dışında tamamen düzgün kesme taş kullanılmıştır. Taç kapının söve ve kemeriyle, iki katlı olarak yapılan pencerelerden alt kattakilerin kiriş ve sövelerinde beyaz mermer kullanılmıştır. Arka arkaya iki büyük kubbe ve yanlarda birer küçük kubbe olmak üzere üç kubbesi vardır.
İki büyük kubbe arasında kemerlerde kalemişi süslemeler vardır ve üzerleri sıva ile kapanmıştır. Hücre duvarlarında ise çiçek demetlerinden oluşan kalemişi süslemeler bulunmaktadır ve bu eski kalemişleri ilk kez 1930 yılında sıvalar kazınarak ortaya çıkarılmıştır. Mihrap bölümünün batı ve doğu duvarlarını kaplayan çiniler ve büyük kemerin iç yüzü ile duvarların yukarısında meydana çıkarılan eski kalem işleri bakımından Bursa Yeşil Camii ile aynı guruba girer. Renkli sır tekniğinde ve mozaik örnekleri taklit eden 6.35*3.85m. boyutlu çini mihrabı, eşsiz güzelliktedir. İstalaktitli (sarkıtlı) yaşmak, kenar suyu ve yazıları ile Bursa Yeşil Camiinden sonra Osmanlı sanatının en görkemli çinili mihrabıdır. Bursa Yeşil Cami çinilerinin imalatının Yeşil Cami Külliyesi’nin yakınında kurulan fırınlarda yapıldığı düşünülmektedir, yapılan İznik kazılarında renkli sır tekniği ile tek bir çini parça çıkmamıştır. Dolayısıyla Edirne Muradiye Cami çinilerinin imalatının aynı usta tarafından bu fırınlarda yapıldığı düşünülmektedir. Mihrabın sağ ve solunda rölyef, yıldız şekilleri ve diğer motiflerle süslü, sarı renkli güzel çinilerle döşelidir. Teknik ve üslüp bakımından da Bursa'ya bağlanmaktadır. Mihraptaki çiniler, renkli sır ve sıraltı tekniğinin en başarılı örnekleri arasında yer alır. Yan duvarlardaki çiniler İznik mavi beyaz çinilerin kalitesini göstermektedir.. Eşsiz mihrabın tasarımları 15. yüzyılın özelliklerini yansıtmaktadır. Mihrapta rumi ve bitkisel kompozisyonlar dengeli biçimde dağılmaktadır. Rumilerde Anadolu Selçuklu özelliklerini görmekle birlikte 15. yüzyılın yeni arayışlarını da hissederiz. Dilimli Rumiler münhani motifini hatırlatmakta hurde rumiler ise ayrı bir hat üzerinde kompozisyon oluşturmaktadır. Hurde rumiler beyaz, zeminleri ise yeşil renklidir. Sarıyla renklendirilmiş zencerek kompozisyon mihrapta baştan başa dolaşmaktadır. Köşe süslemeleri çevreleyen üç iplik rumi bordür yer almaktadır. Bu bordürü takiben, sarı zemin üzerinde bitkisel tasarımlı bir desen görülmektedir. Daha sonra ise oldukça kalın sekizgen köşeli geometrik bir tasarım bulunmakta ve içlerinde rumi motifleri yer almaktadır. Mihrabın orta kısmında ise rumilerden ve geometrik geçmelerden bir tasarım bulunmaktadır. Geometrik geçmeler beyaz, rumiler sarı ve siyah hurdelidir. Mihrapta zemin ise mavi ile renklendirilmiştir. Genel olarak kullanılan renkler sarı, beyaz, patlıcan moru, turkuaz, yeşil ve eflatundur. Mihrabın iç kısmı mavi beyaz çinilerle süslenmiştir. Mavi beyaz motiflerde hatai, penç ve yapraklardan oluşan süslemeler bulunmaktadır. Osmanlı çinilerinde diğer bir yenilik, sır altı tekniği ile yapılan mavi-beyaz çinilerdir. Camii içindeki yan duvarlarda 37 değişik örnekli altıgen çiniler bunların en güzel örnekleridir. Beyaz zemin üzerine birbirinden çok farklı desenlerle koyu ve açık mavi dekorlu altıgen çiniler, aralarını dolduran firuze üçgen çinilerle bir yıldız meydana getirmiştir. Bu çinileri Şam'da Tavrizi türbesi çinilerine ve Londra Victoria Albert müzesinde Emeviye Camii’nden geldiği söylenen çinilere bakarak Suriye'ye bağlamak fikri ileri sürülmüş, diğer taraftan burada, İranlı ustaların çalıştığı kabul edilmek istenmiştir. Fakat ne çinilerin hamuru ne de kalitesi, üslubu böyle görüşlere imkan bırakmaz. Caminin iç mekânında bulunan çini süslemelerin Bursa Yeşil Cami’de çalıştıkları bilinen Türk çini ustaları tarafından yapılmış oldukları kuvvetle muhtemeldir. Bursa Yeşil Camii çinilerini yapan usta nakkaş Ali bin İlyas'tır. Timurla birlikte 1402'de Semerkand'a gitmiş orada teknik incelikleri öğrenerek Bursa'ya gelmiş ve daha kaliteli eserler üretmiştir. İran'da Safaviler devrine kadar bu kalitede ve zenginlikte eser yapılmamıştır. Yeşil Camii ve külliyesindeki çinilerin hemen yakınlarında bulunan fırınlarda hazırlandığını söylemiştik ve Edirne Muradiye 15.yüzyılın ilk yarısında, Osmanlı süsleme sanatının en cana yakın eserlerindendir. Taş süsleme, caminin taçkapısında, giriş revağı kemerleri yastıklarında ve pencerelerin alınlık kemerlerinde görülmektedir. Kuzey cephe ortasına yerleştirilen taçkapı, dikdörtgen bir kütle olarak duvardan çok az çıkıntı yapmaktadır. Taçkapı iç ve dış bükey yarım daire profilli silmeyle üç taraftan çerçevelenmiştir. Kavsara başlangıcından zemine kadar olan bölümün, silmelerle uzunlamasına dikdörtgen panoya bölündüğü görülmektedir. Taçkapı nişi yanlardan birer sütunceyle bitirilmiştir.Yedi sıra mukarnas dizisinden oluşan yaşmak bir sivri kemerle çerçevelenmiştir. Taçkapı'nın yan nişleri üç köşelidir ve üzerinde herhangi bir süsleme bulunmamaktadır. Nişler yedi sıra mukarnaslı bir yaşmağa sahiptirler.
Son cemaat yeri dört köşeli 6 sütun üzerine beş gözlü olup, bu alan da beş küçük kubbeyle örtülüdür. Camiye giriş kapısının basık kemerinde, kırmızı ve beyaz taşlarla elde edilmiş renkli taş süsleme vardır. Payelere oturan kemerlerin yastıkları, iç ve dış bükey yarım daire profilli iki silmeyle süslenmiştir. Pencereler camide iki katlı olarak, duvardan 5 santim çökertilmiş bir yüzeye yerleştirilmişlerdir. Yüzeylerde bir iki sıra silme dışında süsleme bulunmamaktadır. Alt kat pencerelerinin kiriş ve söveleri beyaz mermerdendir. Sivri kemerli pencerelerin alınlıkları da yalın bırakılmıştır. Pencerelerin kemerlerinden bazılarında kırmızı-beyaz renkli taş kullanılarak renk geçişleri elde edilmiştir. Evliya Çelebi’ye dayanarak Mevleviler tarafından kullanıldığı belirtilen Tire Yeşil İmarette olduğu gibi, Muradiye Camii'nde de iç mekân, renkli duvar resimleriyle süslenerek âdeta bir cennet bahçesi imajı yaratılmıştır. Sultan II. Murad rüyasında Hz.Mevlana'yı görür ve Hz. Mevlana ondan bir Mevlevihane yaptırmasını ister. İşte Muradiye Cami böylelikle bir Mevlevihane olarak yapılır(1426). Ancak kısa süre sonra Mevlevi Dervişler arasında çıkan ve kanla sonuçlanan kavgalar, Sultan II. Murat'ın burasını kapatarak Camiye dönüştürmesine yol açacaktır. Sultan II.Murat, Mevlana Sülalesinden 5. kuşak Celalettin ile altıncısı Cemalettin Çelebi'leri Edirne'ye getirterek, Muradiye yanında ayrıca yaptırdığı Dergaha yerleştirmiştir. Geçmiş yıllarda Muradiye Cami'ne Mevlevihane Camisi de denmiştir. Muradiye Camii ile birlikte yaptırılan imaret kullanılmayınca harap hale dönmüş ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında Mevlevihane ile birlikte yıktırılmıştır. Muradiye Camisi'nin geniş haziresinde Edirne Şairlerinden Enis Recep Dede, Şair Neşati, Hacı Eşref'in ve genellikle Mevlevi'lerin mezarları da bulunur. Ayrıca İngilizlerin İkinci Dünya Savaşı sonrasında Edirne'ye sürgün ettikleri Şeyhülislam ve Türk Bilginlerinden Musa Kazım'ın da mezarı buradadır.  

İSMEK El Sanatları Dergisi 4 İNDİR

Bu yazı 1443 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK