Mimari

Bir Anıt Çeşme; Tophane Çeşmesi

  • #


Yazı: Ömer Faruk CAN Fotoğraflar: Mustafa YILMAZ

İstanbul çeşmelerinin en yükseğidir, en büyüklerinden ve güzellerinden de biridir Tophane çeşmesi… En son 2006 yılında restore edilen bu çeşme, kitabesinden duvar süslemelerine, kabartmalar ve oymalarla bezeli saçaklarına kadar her ayrıntısı ile eşsiz bir anıt gibi dikilir Tophane semtinde karşımıza…

Roma ve Bizans dönemlerinden bu yana özenle inşa edilmiş, yüzyıllardır nice şaire, yazara ve sanatçıya ilham kaynağı olmuştur İstanbul'da çeşmeler… Çoğu o dönemlerden bugünlere ulaşamasalar dahi Osmanlı zamanında dönemin zevkine ve sanat anlayışına göre yeniden biçimlenmiş, meydanlardan mahallelere ve özel mekanların içlerine kadar yüzlercesi daha yapıla gelmiştir. Genellikle sultan, valide sultan ve diğer saray mensupları tarafından yaptırılan bu çeşmeler, Osmanlı sanatında, kültüründe, sosyal yaşamında ve mimarisinde önemli yer tutmuştur. Dönemlere göre ekonomik gücün, refah seviyesinin ve siyasi yapının bile göstergesi olmuşlardır. Ayrıca halk arasında, bir yere çeşme yaptırmak sevapların en büyüğü kabul edildiğinden irili ufaklı bu çeşmeler adeta İstanbul'u sarmıştır. Çeşme denildiğinde ilk akla gelenlerden olan çeşme başı sohbetleri ise yaşamamış olsak dahi hepimizin bildiği bir şeydir ki, toplumsal iletişimde kendine önemli bir yer edinmiştir. Öyle ki; güncel olaylar, su taşımaya gelen kadınlar tarafından burada dilden dile aktarılmış, kimi zaman bu buluşmalarda yeni yeni dostluklar kurulmuş ve kimbilir kaç aşk kaç sevda çeşme başında alevlenmiştir…

Ama artık ne lülelerinden gürül gürül su akan çeşmeler, ne çeşme başında şeker sohbet eden semt sakinleri kaldı… Çeşme, sebil, selsebil zengini İstanbul kenti, şimdi bu güzellikler açısından çok fakir… Yol kenarlarında, sokak köşelerinde, kırılmış, dökülmüş, bir kenara itilmiş, kaderine terk edilmiş bu yapılar bizden ilgi bekliyor ki hayatın kaynağını yeniden sunsunlar bize tıpkı eskisi gibi…


"Tophane Çeşmesi Taştan..."

"Tophane çeşmesi kapı komşumuz

Sık sık buluşup dertleşiriz

Yanında bir sıra kavak ağacı

Önünde tramvaylar durur

Çeşme dediğin böyle olur

Gürül gürül akar durur

Akar sebil sebil deyu

Tophane çeşmesi taştan

Yapanlar yılmamış işten

Tiftiğini sökmüşler mermerin

Avuç içi kadar boş yer koymamışlar

Kabarmış karış karış her bir yanı gül gül

Saksıdan, meyvadan, nakıştan."

diye ne güzel anlatmış Bedri Rahmi Eyüboğlu bu dizeleriyle Tophane çeşmesini… Biz konuya girmeden önce ustanın dizeleri anlatsın istedik önce bu nadide yapıyı…

İstanbul'un üçüncü büyük meydan çeşmesi olan Tophane çeşmesi, tarihi surların dışında kalan çeşmelerin en güzellerinden biridir. Güneyden Kılıç Ali Paşa, kuzeyden Nusretiye camileriyle, batıdan Tophane atölyeleri ve doğudan rıhtım ile çevrili olan Tophane Meydanı'nda, 1732 yılında 1. Mahmut tarafından yaptırılan çeşme, "1. Mahmut Han Çeşmesi" olarak da bilinir. Türk rokokosu tarzında inşa edilen çeşmenin mimarı, Mehmet Ağa'dır. Şehrin en yüksek duvarlı çeşmesinin dört yanı da mimarı olarak aynıdır. Çeşmenin tarih kitabesi, şair Nafihi'ye aittir. Kitabe, Yahya Fahreddin (ö.1756 ) tarafından celî sülüsle yazılmıştır, üstte de Sultan I. Mahmud'un tuğrası mevcuttur. Tophane Çeşmesi bir geçiş dönemi eseridir. Öyle ki; 1700'lerin başında meydanlara geniş saçaklı anıtsal çeşmeler yaptırılmış, klasik üsluptan Batı üslubuna ince bir geçiş yaşanmıştır.

Çeşme Gümrük Emini Ahmed Ağa'ya 76.000 kuruş 84 akçeye yaptırılan Tophane Çeşmesi'nin 1700'lü yıllarda geniş saçaklı, kubbe örtülü, 8 musluklu bir çeşme olduğu eski İstanbul gravürlerinde açıkça görülür. Bir detay daha; kıyının doldurulmasıyla denizden içeride kalan çeşme, eskiden Tophane İskelesi'nin bulunduğu meydanda yer almaktaymış.

Bitki motifleri ile bezenmiş olan çeşmenin taş süslemelerinde saksı içindeki meyve ağaçları, vazoda çiçek görüntüleri vardır. Motifler sanki bir inci dizi gibi sıralanmışlardır ve bunlar birbirlerinden farklı kompozisyonlarda birer natürmorttur.
Tophane çeşmesi tarihi süreç içerisinde çeşitli tadilatlar ve onarımlar görmüştür. Bunlardan ilk büyük onarım 1837 yılında gerçekleştirilmiş ve çeşme örtüsü değiştirilerek, teras çatısı yapılmıştır. 1956-1957 yılında ise ikinci kez İstanbul Sular İdaresince restore edilmiş, bu restorasyonda tarihi gravürlere sadık kalınarak saçak ve kubbe yeniden inşa edilmiştir.

Osmanlı çeşme mimarisinin en önemli yapılarından biri olan Tophane Çeşmesi, son olarak 2006 yılında Sabancılar tarafından restore edildi. Sabancı Grubu'nun gıda platformu Gıda SA bünyesinde yer alan Saka Su tarafından gerçekleştirilen proje, Taç Vakfı danışmanlığında, İSKİ, İstanbul Büyükşehir belediyesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi'nin katkılarıyla yürütüldü. 12 ay süren araştırma ve koordinasyon faaliyetlerinin ardından Tophane Çeşmesi'nin restorasyonu 65 kişilik bir ekiple üç ay gibi kısa bir süre içerisinde tamamlandı. Çeşme çevresinin düzenlenmesi de 4 ay aldı ve toplamda 19 aylık bir süreçte Tophane Çeşmesi pırıl pırıl bir görünüme kavuştu. 15 mimar ile 4 hat ustasının görev aldığı restorasyon çalışmalarında 740 metrekare kurşun, 40 metrekare 23 ayar altın varak ve 20 adet aydınlatma armatürü kullanıldı.

Tophane Çeşmesi, hayatın kaynağını bizlere sunmak için yeniden canlandırıldı ancak İstanbul'da ona imrenen o kadar çok çeşme var ki, darısı onların başına diyelim… Ve mademki Bedri Rahmi Eyüboğlu ustanın dizeleriyle anlatmaya başladık, onunla sona erdirelim;

İstanbul'un Çeşmeleri

Genç yaşta sütü kurumuş analar gibi

Şahdamarları burulmuş

Kimi yıllardır su demiş yorulmuş

Bırakmış kendini sırt üstü güneşe

Çöp tenekesi olmuş…  

İSMEK El Sanatları Dergisi 4 İNDİR

Bu yazı 1179 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK