Mozaik

Urfa Mozaiklerinde Amazon Efsanesi

  • #


Yazı: Nuri COŞAR

Adı “Mozaikler Şehri” olarak anılmaya başlayan Şanlıurfa’da bu yıl yapılan kazılarda günümüzden 3000 yıl öncesinde ait Amazon Kraliçeleri Mozaikleri bulundu. Haleplibahçe’de ortaya çıkarılan, efsanevi savaşçı kadınların mozaiğe resmedilmiş ilk örnekleri, dünyanın en kıymetli mozaiklerinden biri olarak kabul ediyor.

Tarihi çok eski dönemlere dayanan ve “Peygamberler Diyarı” olarak da bilinen Şanlıurfa, sınırları içerisinde barındırdığı eserler ile arkeologların, sanat tarihçilerinin, bilim adamlarının ve turistlerin uğrak mekânı… Balıklıgöl'ün yanı başında yapılan kazılarda ortaya çıkan ve Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi'nde sergilenen 11 bin 500 yıllık dünyanın en eski heykeli, şehir merkezine 17 km. mesafedeki Göbeklitepe'de ortaya çıkan 11 bin 500 yıllık dünyanın en eski tapınağı bunlardan sadece ilk akla gelenler… Tarihsel birikimi ile birçok uygarlığa beşiklik eden; din, dil, ırk, kültür ve medeniyetlerin buluştuğu, kaynaştığı, bir hoşgörü diyarı olan Şanlıurfa, sahip olduğu eşsiz mozaikleri ile de “mozaikler şehri” unvanının hakkını veriyor.
İl Kültür ve Turizm Müdürü Selami Yıldız, Urfa mozaikleri hakkında, “MO 300’lu yıllara dayanan Edessa Krallığı, Urfa tarihi ve mozaik tarihi açısından büyük önem taşır. Edessa kentinde kültür ve sanat doruk noktasına ulaşmıştır. Şanlıurfa merkezdeki Halil’ür-Rahman Gölü’nün yanı başında, gecekondular altında kalan Antik Edessa Kenti’nin Grek kültür kalıntılarından en önemlisi, çok renkli ve usta bir üslupla yapılan Haleplibahçe mozaikleridir.” diyor. Haleplibahçe kazılarında “Savaşçı Amazon Kraliçelerinin Mozaiğe Resmedilmiş Dünyadaki İlk Örnekleri”ne rastlanıldığını söyleyen Yıldız, uzmanların, Haleplibahçe mozaiklerini, tekniği, sanatı, ebadı, Fırat Nehri’nin orijinal taşlarından yapılması ve benzeri özelliklerinden dolayı, dünyanın en kıymetli mozaiği olarak tanımladıklarına da dikkat çekiyor.

Dünyanın en kıymetli mozaiklerinin dünyanın en çok konuşulan, bilinen ve hayal edilen söylencesi olmasına da şaşmamak gerek aslında. Amazonların izlerine yalnızca destanlarda değil, coğrafyacı ve tarihçilerin kitaplarında da rastlanır. İlkçağ insanlarından kalan eserlerde Amazonlardan bahsedilir. Homeros onların Truva Savaşları’na katıldığını yazar. Herodotos, Diodoros ve coğrafyacı Strabon onlardan söz eder. Herakles ve Achilleus efsanelerinde de Amazonlar'dan bahis geçer. Sokrates ve Platon Amazonlar'ın Atina'ya saldırdıklarını bir gerçeklik olarak kabul eder. Söylenceye göre, Amazonlar, Anadolu'da yaşamışlar ve birçok kent kurmuşlardır. Amazonlar'ın kurduğu kabul edilen kentler; Ephesos/Selçuk, Smyrna/İzmir, Kyme, Gryneion, Pitane, Ege bölgesindeki kentlere ilaveten Midilli adasındaki Mytilana, Marmara ve Karadeniz yörelerinde ki Myrleia, Sinope/Sinop'tur. Bunlara yine Ege bölgesindeki Elaia, Anaia, Latori kentlerinde de eklememiz gerekir. Ephesos'taki Artemis Tapınağı da Amazonlar tarafından başlatılmıştır. Ephesos'taki kazılarda savaşçı kadınlara ait, tanrıça Artemis'e hizmet eden heykelcikler bulunmuştur.
Harran Üniversitesi Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Cihat Kürkçüoğlu, Haleplibahçe’de arkeoloji dünyasının gündemine oturan sanat harikası Amazon Kraliçeleri Mozaikleri’ nin bulunuş hikâyesini ise şöyle anlatıyor: “Haleplibahçe’ nin üçüncü derece sit alanı olması nedeniyle hafriyatlarda arkeolojik buluntuların çıkma olasılığını göz önünde bulunduran ve meslek sevgisinin verdiği merak nedeniyle hafriyat sırasında dozer kepçesinin açtığı her çukuru günlerce dikkatle izleyen Harran Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Yrd.Doç.Dr.Bahattin Çelik bu merakının semeresini aldı. Sayın Çelik, bir gün kepçenin açtığı çukurda ancak dikkatli bir arkeoloğun fark edebileceği mozaik kesitini gördü. O sırada kazılara nezaret eden müzede görevli Arkeolog Ali Uygun'u bilgilendirdi ve durum Müze Müdürlüğü’ne bildirildi. Böylece Haleplibahçe’ deki sanat harikası Arkeolog Yrd. Doç. Dr. Bahattin Çelik tarafından keşfedilmiş oldu.” Kürkçüoğlu Haleplibahçe’ deki mozaiklerle ilgili olarak “Haleplibahçe Amazon Kraliçeleri Mozaiği büyük bir olasılıkla Büyük İskender ile birlikte Makedonya’dan Urfa’ya gelen ünlü bir sanatçı tarafından imparatorluk üslubuyla yapılmış olmalıdır.” diyor.

3000 yıl önce Ege’den, Karadeniz’e ve Anadolu’nun içlerine uzanan kültür havzasında, erkek egemenliğine karşı savaşan kadınların av sahnesi mozaiği çok etkileyici olduğunu, savaşçı Amazon kadınları bu havza içerindeki devletlerin ve milletlerin mitoloji, tarih ve edebiyatında efsanevi olarak anlatıldığını açıklayan İl Kültür ve Turizm Müdürü Selami Yıldız, mozaikler hakkında bilgi veriyor: “Av sahnesi mozaiğinin kenar bordürlerinde, geometrik motifler, bitki desenleri, güvercin, kanatsız Eros, sincap, ördek, kaplan, keklik, ceylan ve tazı figürlerine yer verilmiştir. Mozaiği çevreleyen bordurun köşelerinde ise ‘Edessa Güzeli’ diye kamuoyuna yansıyan, genç kız maskına yer verilmiştir. Ayrıca mozaiğin genelinde doğadaki tüm renklerin kullanılması, aynı rengin farklı tonları kullanılarak verilen gölgelendirmeler, kısacası renklerin zenginliği, taşların küçüklüğü, üst seviyedeki sanatın mozaiklere resmedilmesi görenleri büyülemektedir. Ana sahnede dört amazon kraliçesi Hippolyte (Bu adı taşıyan kadın kahramanların en ünlüsüdür. Herakles’in kemerini ele geçirmek için ülkesine gittiği amazonlar kraliçesidir. Ares’in kızıdır. Herakles tarafından öldürülmüştür), Antiope (Irmaklar Tanrısı Asaopos’un kızı), Melanipe (Helen’in oğlu Aiolos İ’in kızıdır. Herakles tarafından esir alınan Melanipe, Hippolite tarafından kurtarılmıştır. Telemon tarafından öldürülmüştür) ve Penthesileia (Ares’in kızı. Akhilleus tarafından öldürülmüştür) savaşçı amazon kadınlarına özgü giysileriyle, tek göğüslü olarak at üstündeki av sahneleri tasvir edilip, Grekçe isimlerine yer verilmiştir. Bu sahneler bugüne kadar rölyeflere resmedilmişti, kraliçelerin Grekçe isimleri ile yer aldığı av sahnesinin mozaiğe resmedilmesi dünyada ilk defa Urfa’da Haleplibahçe’de ortaya çıkmıştır.”

Haleplibahçe’de ilk etapta 100 m2’lik mozaiğin gün ışığına çıkarıldığını söyleyen Yıldız, “Alanın tamamında tarama yapılıp varsa diğer mozaikler de ortaya çıkarılacak ve belki de buluntu yerinde koruma altına alıp sergilenecektir.” diyor ve can alıcı bir konuya değiniyor: “Urfa’ya ait mozaiklerin bir kısmı kayıp, bir kısmı meraklı kişilerin koleksiyonunda, kayda geçenler ise Şanlıurfa ve İstanbul Ayasofya Müzeleri’nde sergileniyor.”
Haleplibahçe’nin batısındaki Mance Deresi, Kırk Mağara, Yakubiye, mahalleleri ile Eyyubiye ve Şehitlik mahallelerinde yer alan M.S. İ.III. yüzyıllara ait (Ösrhoene (Abgar) Krallığı dönemi) yüzlerce kaya mezarındaki döşeme mozaiklerinin yeterli önlem alınmadığından gecekondular altında kalarak günden güne kaybolup gittiğini söyleyen Yrd.Doç Dr. Cihat Kürkçüoğlu ise “Buralardaki kaya mezarları hazır foseptik çukurlarına dönüştürülerek mozaikler, freskler, rölyefler tahrip edildi. Bazıları da eski eser kaçakçıları tarafından sökülerek yurt dışına kaçırıldı.” diyor. Uzun çalışmalar sonucunda yüzlerce kaya mezarı, rölyef ve mozaiklerin korunabilmesi amacıyla çok geniş bir alanı birinci derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmesini sağladıklarını söyleyen akademisyen, yasak olduğu halde buralarda binlerce gecekondunun türediğini belirtiyor. Bu konuda oldukça üzgün olduğu gözlenen Kürkçüoğlu bir anekdot anlatmadan da geçemiyor: “1952-1956-1959-1961 ve 1966 yıllarında Urfa’yı ziyaret eden İngiliz Tarihçi Prof.Dr. J.B. Segal bu bölgede saptayabildiği onlarca mozaiği ‘Edessa the Blessed Cıty’ adli eserinde fotoğraf ve çizimleriyle yayınladı. Prof. Segal, 1970’li yılların sonlarında son kez geldiği Urfa’da bu bölgenin gecekondular altında kaldığını, daha önce saptadığı kaya mezarlarının, mozaiklerin ve rölyeflerin tahrip edilmiş olduğunu görünce ‘siz neler yapmışsınız’ diyerek oturup ağlamıştır.” Kürkçüoğlu, “Urfa'nın zengin mozaik potansiyeli yeterince korunamadığından yok olup gitti. Bu mozaikler korunabilseydi bugün Urfa dünyanın önde gelen mozaik müzelerinden birine sahip olurdu. ‘Ölenle Ölünmez’ diye bir söz vardır. Giden gitmiştir. Burada bizlere düşen en önemli görev elde kalanları kurtarmak olacaktır.” diye sözlerini noktalıyor.

İSMEK El Sanatları Dergisi 5 İNDİR

Bu yazı 1346 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK