Kağıt

Kağıda Ruh Katan Sanat  

  • #


Yazı: Kahraman SARI

80’li yılların çocuklarının hayal oyuncaklarıydı kâğıttan kuğular, kurbağalar, kuşlar, filler, dinozorlar, kediler, kayıklar, şapkalar… Origamiydi adı, yani kâğıt katlama sanatı… Türkiye’de yaşayan origami ustası Chika Oshima Açıkbaş ile gerçekleştirdiğimiz keyifli söyleşi ile o günlere dönüyoruz yeniden…

Dünya sanat mozaiğine renk veren el sanatlardan biri de origamidir. 1980’lerin televizyon çocukları, TRT ekranlarında tanışmıştır origami ile. Kâğıttan kuğularıyla, kurbağalarıyla zihnimizde her ne kadar kâğıdın oyuncağa dönüşmesi olarak kalsa da, origami, geçmişi çok uzun yıllar öncesine dayanan ve dünyaca üne kavuşmuş önemli bir sanattır. En kısa tarifi ile origami; makas ya da yapıştırıcı kullanmadan, sadece kare bir kâğıdın katlanmasıyla figürler oluşturma becerisidir.

Origami pek çok insan için bir hobi olmaktan ziyade günümüzde Japonya’da Alzheimer hastalarında rehabilitasyon amaçlı kullanılmaktadır. Türkiye’de de bazı özel eğitim kurumlarının yanı sıra TURPON (Türk – Japon Dostluk Derneği)’da origami dersleri verilmeye başlanmıştır. Türkiye’de yaşayan origami öğreticisi Japon Chika Oshima Açıkbaş ile bu sayımız için özel bir röportaj gerçekleştirdik…


Origaminin İlgi Çekici Geçmişi

Çinliler, M.Ö. 250’de, yazının icadından sonra insanlık tarihi için çok önemli olan kâğıdı bulmuşlardır. Origaminin ilk çıkış yerinin de bu bağlamda Çin olduğu tahmin edilmekte ve Budist rahipler tarafından Japonya’ya getirildiği düşünülmektedir.

Origaminin tek ve temel maddesi kâğıt, ilk bulunduğu dönemlerde pahalı olduğundan bu sanatla sadece zenginler ilgilenmişlerdir. Zaman içerisinde kâğıt üretiminin artması sonucu maliyetinin düşmesi ile origami daha geniş kitlelere yayılma fırsatı bulmuştur. Origaminin özellikle Japonya’da ilgi görmesinin sebebi Japonların kâğıda verdikleri öneme bağlanmıştır. Asıl gelişim yeri Japonya olan origaminin ismi de Japonya’da ori (katlamak) ve gamı (kâğıt) kelimelerinin birleşmesinden doğmuştur. Aynı zamanda yazılısı farklı olsa da okunuş olarak kami (Tanrı) kelimesiyle sesteştir.

Origaminin ilk kullanım alanları şimdikinden biraz farklı idi. Örneğin, Origami Tşuki ismi sertifika, diploma anlamında kullanılırdı. Bu da Japonların eskiden bu tür belgeleri farklı katlama teknikleri ile katlamasından ileri geliyordu. Bunun nedeni ise belgelerin taklit edilmesinin önlenmesiydi. Örneğin öğrenimini tamamlayan bir Japon kılıç ustası, kazandığı belgenin taklit edilmemesi için belgeyi kendine özgü bir katlama ile alırdı.

Japonya’nın kültür, sanat alanındaki en parlak dönemi olan Heian döneminde (785–1185) origami, festivallerde, törenlerde tapınaklara süsleme amacıyla kullanılmıştır. Günümüzde bile bazı Japon tapınaklarında kullanılmaktadır. Japonya’da günümüze kadar gelen bin katlama tekniği “Şenba Orizuru” yapıldığında dileklerin gerçek olacağı geleneğinin de bu dönemde başladığı düşünülmektedir. O dönemde kâğıdın çok değerli olması nedeniyle düğün törenlerinde “sake” denilen Japon içkisini origami ile kelebek biçiminde katlanarak yapılmış bardaklarda gelin ve damada ikram ederler ya da origamiden yapılmış çiçeklerle hediyeleşirlerdi. Muromachi döneminde (1338–1573) kâğıdın daha düşük maliyete temin edilmesiyle origami yayılmış, Japonya’da samurayların devam ettiği “İşe” ve halkın ilgi gösterdiği “Ogasawara” isimli origami okulları açılmıştı. Fakat bu dönemde bile bu sanat, yazılı kaynak ile değil görerek öğrenme yoluyla hayatta kalmıştı. Origami hakkında bilgilerin çoğu Edo döneminden (1603–1867) kalmıştır. İlk yazılı kaynaklar olan “Hiden Şenba Orizuru Orikata” (1000 turna katlama) 1797; Kan No Mado 1845 eserleri bu dönemde yazılmıştır.

Origami sanatında adından çok söz ettiren kişilerden biri de Akira Yoshizawa’dır. Elli binden fazla çalışması olduğu sanılan Yoshizawa, origami tariflerinde kullanılan sembolleri icat etmiştir. Birçok eseri olan Yoshizawa’nın eserlerinin çoğunun tarifi maalesef mevcut değildir. İpekyolu ticareti, kâğıdı batı dünyasına taşımış bu yolculuk sırasında origami de Batıya açılma fırsatı bulmuştur. Avrupa origamiyi ilk defa İspanya’yı fetheden Müslümanlardan öğrenmiştir. İslam’da insan ve hayvan figürleri yasaklanmış olmasından dolayı desen ve geometrik formlar ön planda idi. İspanyollar origamiyi sevmiş ve birçok yeni figür kazandırmışlardır. İlk origami okulunu Unamuno ismiyle İspanya’da Miguel Unamuno tarafından açılmıştır. Batı dünyası zamanla origamiyi benimsemiş, bu sanat üzerine Paper Magic isimli bir kitap dahi yazmışlardır. Bu da Japonya’nın geleneksel sanatı olmaktan çıkmış dünyada sevilerek yapılan her yaştan her meslekten insanın hobisi durumuna gelmiştir. Bazı ülkelerde origami kulüpleri dahi açılmıştır.


Origami Teknikleri

Origami günümüze gelene kadar doğuda ve batıda çok farklı gelişim evreleri geçirmiştir. Almanya ve Amerika bu sanata çok ilgi gösteren ülkelerdir. Klasik origamiden daha ziyade üç boyutlu çalışmalara ağırlık vermişlerdir.

Origami klasik ve parçalı (modüler) olarak ikiye ayrılmaktadır. Tek parçadan oluşan origami klasik, iki ya da üç parçada yapılan ise parçalı origamidir. Klasik origamide nadiren de olsa parça kullanılarak hayvan ve eşya figürleri yapılır. Parçalı origami (modüler origami) genelde üç boyutlu görüntüler elde etmek için kullanılır ve geometrik şekiller için kullanılır. Fakat günümüzde sanatın gelişimi ile üç boyutlu hayvan figürleri de oluşturulmaktadır. Parçalı origamide katlanan parça sayısında sınır yoktur. Birçok parçayı birbirine geçirerek farklı figürler oluşturulabilir.

Günümüzde kullanılan birçok temel figür, Japonların 1200 yıl önce oluşturdukları formlardır. Bu formlar, Japonlar için dini değerler taşımaktaydı. Günümüzde sanat gelişmiş mimarı, pop up, kırığamı, gibi modern hal almıştır. Modern origamide kâğıt, makas kullanmakta sakınca görülmemiştir.


Türkiye Aşığı Bir Origami Ustası

Chika Oshima Açıkbaş, 10 yıldır Türkiye’de yaşayan bir Japon. Asıl branşı İngilizce öğretmenliği olmasına rağmen şu anda özel bir eğitim kurumunda Japonca öğretiyor. Chika Hanım, aynı zamanda bir origami hocası. Yine özel bir kurumda origami dersleri veriyor. Ayrıca bir televizyon kanalı için 100 bölümlük bir origami programı hazırlayan Chika hanım, bu konuda çok mütevazı; “Bu işin profesyonelleri Japonya’da. Gerçekten çok usta sanatçılar var. Makas, yapıştırıcı kullanmadan çok karmaşık ve çok güzel üç boyutlu objeler yapıyorlar.” diyor.

“Bir defa hangi milletten olursanız olun origami öğrenmek için dil gerekmiyor. Sadece görmeniz yeterli. Bu büyük kolaylık oluyor. Bunun yanında bir kâğıdı şekillendirmek, onu kâğıt görüntüsünün dışında bir hale bürümek çok eğlenceli. Ayrıca masrafı da yok. Yani hem maliyetsiz, hem öğrenmesi kolay, hem kısa zamanda pratik olarak yapabildiğiniz bir sanat.” şeklinde bir tanım yapan Chika Hanım, bu nedenlerden dolayı origaminin tüm dünyada yapılagelen bir sanat olduğunu söylüyor.

Origaminin başlangıcının zarf şeklindeki objeler olduğunu söyleyen Chika hanım, “Her şeyden önemlisi katlanacak kâğıdın kare olması.” diyor ve ekliyor; “Origami, her türlü kâğıttan yapılabilir ama yırtılmaması önemli. Origami sanatında kullanılmak üzere elle imal edilen Japon kâğıdı (washi) üzeri dokulu, hafif kabartmalı ve dayanıklıdır.. Üç boyutlu karmaşık şekiller için özellikle bu tür kâğıtları tercih ediyoruz.” Sanatsal (asıl) origaminin yapımında kural olarak makas ve yapıştırıcı olmadığını söyleyen Chika Hanım, “Çocukların yapabilmesi için temel tekniklerin kullanıldığı basit şekillerden başlama uygun olmakta. Örneğin 5. sınıf öğrencilerine turna kuşunu yaptırmayı denedim; 40 dakika sürdü. Dolayısı ile öğretme işi kademeli olarak güçleştirilmeli. Bu yöntemle karmaşık şekilleri dahi yardımcı malzemeler kullanmadan yapabilmeyi başarabilecekler.” diyor.

Origami sanatının dünyadaki gelişimine de değinen Chika hanım, “Bu sanat için Çin’de çıkmış deniliyor, fakat benim bildiğim kadarı ile Çin’de daha çok kâğıt kesme sanatı (kırığamı) on plana çıkmış durumda. Origaminin kökeninin nereden kaynaklandığı tam olarak bilinememektedir. Almanya özellikle origami gelişiminde pay sahibi. Sistemli çalışmaları nedeniyle origamiyi eğitim haline getirdiler. Avrupa şu anda origamiyi üç boyutlu çalışıyor. Farklı figürler üzerinde yoğunlaşmışlar. Japonya daha sanatsal bakıyor origamiye mesela bir kâğıttan melek nasıl yapılır diye uğraşıyor ama Avrupa geometrik üç boyutlu objeler üretiyor ve tek parça değil, çok parçalı çalışıyorlar. Eğitiminin verildiği kursları var. Fakat geleneksel katlamadan öte yenilik peşindeler. Kitaplar yazıyorlar. Origamiyi benimsemişler.” şeklinde sözlerini özetliyor.

Bu sanatın Japonya’daki durumu soruyoruz Chika Hanıma, onu ise şöyle açıklıyor; “Japonya’daki üniversitelerde bu sanatla ilgili bir bölüm duymadım. Ancak, mimarlık gibi üç boyutlu düşünmenin gerekli olduğu dallarda origaminin kullanıldığı seminer oturumları düzenlenmekte. Aslında bu sanata dair kalan şeylerin çoğu Edo döneminden kalan şeyler. Şu anda Japonya’da bu sanatla ilgili iki dernek var. Ayrıca temel eserler de mevcut. Origami o kadar ge ama mercekle baktığınızda turna kuşu olduğunu görüyorsunuz. O kadar küçük bir turna kuşu yapmışlar. Gerçekten çok şaşırdım.”

Turna kuşunun hikâyesini anlatmasını istiyoruz Chika hanımdan, hüzünlenerek anlatmaya başlıyor; “Japon geleneğine göre turna kuşu origamisinden bin tane yaparsanız dilekleriniz kabul olur. Turna kuşu, şu anda dünya barışına mesaj veren bir objedir. Sadako Sasaki, 11 yasında lösemi hastası küçük bir kız. Atom bombasının etkisiyle lösemi hastası olmuş. İkinci dünya savaşı bittikten on sene sonra vefat etmiş. Hasta iken geleneğe uygun olarak bin adet turna kuşu yapmaya başlamış, fakat 644 adedini tamamlamaya ömrü yetmiş. Kalan 356 adedini arkadaşları tamamlayıp mezarına bırakmışlar. O olaydan sonra her yıl 6 Ağustos Barış Günü’nde dünyanın dört bir yanından origami turna kuşlarını çocuklar Hiroshima’ya gönderirler. Orada 1958 yılında dikilmiş barış anıtı vardır bu anıtın üzerinde turna kuşuyla Sadako Sasaki’nin heykeli vardır.”
Chika Hanım, özelikle çocukların küçücük elleriyle bu sanatı daha güzel icra edebildiklerine değiniyor ve orığamiye genç yaşta başlayanların daha çok ilerleme kaydettiklerine dikkat çekiyor. Oğlu Fatih Shoichiro’nun bazı origamileri kendinden bile güzel yaptığını da itiraf etmeden geçemeyen sanatçı, yapılan araştırmalarda origaminin beyin gelişiminde çok etkili bir sanat olduğunu, çocukların yanı sıra ihtiyarlarda da büyük önem taşıdığını söylüyor.

Günümüz şartlarında, yoğun stres altında yaşayan insanların yeniden geleneksel sanatlara önem vermeye başladıklarını hatırlatarak, Japonya’daki durumu soruyoruz. “Japonya’da da aslında biz çok şey kaybettik. Eskiden çok güzel teknikler vardı. Zamanla kaybolmuş bazı şeyler ama şimdi tıpkı buradaki gibi bir dönüş var o sanatlara. Özellikle bahçe sanatına dönüş fazla. Origamiyle de ilgilenenler çok…” diyor. Chika Oshima Açıkbaş’a, bizi 80’li yılların büyülü dünyasına götüren bu keyifli sohbetinden ve sıcacık söyleşimiz sırasında gerçekleştirmiş olduğu başarılı origami figürlerinden dolayı gönül dolusu teşekkürlerimizi sunuyoruz.

İSMEK El Sanatları Dergisi 5 İNDİR

Bu yazı 1698 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK