Şehir Rehberi

Aşkla Yanan Sanat Kenti Konya

  • #


Yazı: Dilek CAN

Felsefesi ile dünyaya ışık tutan Mevlana’nın çağrısı duyulur sokaklarında… Bozkırın ortasında açan çiçek, aşkın diğer adıdır Konya… Yüzlerce yıllık el sanatlarını yaşatır bağrında… Geleneklisi ayrı güzeldir sanatının, maharetli insanlarının elinde biçimlenen yöreseli ayrı…

Adı, sevgiyle, hoşgörüyle, aşkla kısacası Mevlana ile özdeşleşen Anadolu’nun şirin kenti Konya, sayısız tarihi, kültürel ve doğal güzellikleri ile bozkırın ortasında açan nadide bir çiçektir. Konya, Hitit, Frig, Lidya, Pers, Bergama, Roma, Bizans, Selçuklu, Karamanoğulları ve Osmanlı dönemlerini tüm şaşaası ile yaşamış, bu dönemlerden kalan eserleri asırlardır kalbinde taşımıştır. Konya'da Türk-İslam döneminden önce yapılan eserlerin günümüze pek fazla ulaşamadığı söylenir ancak bu görünümü ile bile Konya adeta bir müze şehir hüviyetindedir.
Konya, Selçuklulara iki asırdan fazla başkentlik yapması hasebiyle, Türk mimarisinin gözde yapıları sayılan eserlerle süslenmiştir. Selçuklu ve Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerini yansıtan türbeleri, camileri, medreseleri, çeşmeleri ve Konya’nın sembolü olan Mevlana Müzesi sayesinde kent, her yıl yüz binlerce turisti kendine çeker.

Konya’yı keşfe gelenler için ilk durak, Mevlana Müzesi’dir. Mevlana’nın babası Bahaddin Veled’e, Selçuklu Sultanı tarafından hediye edilen gül bahçesine 1274 yılında Mimar Bedrettin Tebrizi tarafından inşa edilen türbe, Kubbe-i Hadra (En Yeşil Kubbe) adıyla anılır. Bu ad, türbenin, 16 dilimli külahı, turkuaz renkli çinilerle kaplandığı için verilmiştir. Türbe ve çevresindeki binalardan oluşan müzede Mevlana’nın sandukası, derviş mezarları, tarihi Kur’anlar, el yazmaları, levhalar, sema törenlerinde kullanılan enstrümanlar, derviş kostümleri, dönemin yaşayışı ile ilgili bilgiler içeren metinler ve Mevlana’nın kişisel eşyaları sergilenir.

Türbenin içine girdiğiniz anda başlayan huzur iklimi, insan ve yaratıcı sevgisiyle dolup taşan bir yüreğin, yüzyılları ve milyonları saran ruhunu iliklerinize kadar hissetmenizi sağlar. O dönemin dervişlerinin yaşamlarını, bakışlarını, tattıkları ruhani lezzetleri anlamaya çalışır, günümüz dünyasındaki ruhi erozyonların enkazında sizi de aydınlatacak bir ışık ararsınız adeta…
17 Aralık 1273 olan rahmet gününü ‘Seb-i Arus’ yani düğün gecesi olarak niteleyen Mevlana’yı ziyaret etmek için, Aralık ayı içerisinde düzenlenen etkinleri beklemek de oldukça isabetli karar olur. O günlerde dünyanın dört bir yanından gelmiş olan ilahi aşkın yolcuları ile Konya deyim yerindeyse tam bir kültür mozaiği haline gelir.

Konya, Alaeddin Camii, Aziziye Camii, İnce Minareli Medresesi, Karatay Medresesi, Akşehir Müzesi, Etnografya Müzesi, Koyunoğlu Müze ve Kütüphanesi, Ereğli Müzesi, İvriz Kaya Anıtı, Sille Aya Elena Klişesi, Eflatunpınar Hitit Anıtı, Sultan Hamamı, İplikçi Camii, Sahip Ata Camii ve Külliyesi, Tavuşbaba Türbesi gibi yapıları ile tarih ve sanat gezginleri için bir cennettir. Yeryüzünde insanların yerleşik düzene geçip ilk kurdukları kentlerden olan Çatalhöyük, eski tarihlerde kuyumculukla uğraşan azınlıkların yaşadığı, mimarisi ve doğası ile göze çarpan Sille, büyüleyici görüntüsüyle pek çok resme konu olan Meke Krater Gölü, Türkiye’nin en büyük tatlı su golü Beyşehir Golü, dünyaca ünlü şifalı kaplıcalarıyla Ilgın, taş evleri ve kayalara oyulmuş yapılarıyla Kapadokya’yı hatırlatan Kilistra, Konya’nın çevresinde görülebilecek güzelliklerden… Dünyanın orta yerini merak edenler için ise çevresi açık olduğu halde kapısı kilitli bulunan Akşehir’deki Nasreddin Hoca Türbesi’ni görmelerini tavsiye edebiliriz.


Bozkırın Sanatları

Selçuklular Konya’da pek çok yapıya attıkları değerli imzanın yanı sıra el sanatlarında da kendi adlarını baki kılmışlardır. Konya ile ilgili çeşitli kaynaklarda, dokumacılık, ağaç işçiliği, dericilik, bakırcılık, Keçecilik, halıcılık, kaşıkçılık ve kuyumculuk gibi sanatların Selçuklularla başladığını ve zaman içinde geliştiğini görmekteyiz. Yine eski belgelere göre, bu dönemde el sanatları ile uğraşan bir esnaf kesimi türemiş ve çarşılar kurulmuştur. Sanata büyük önem ve değer atfeden Selçuklu sultanlarının himayesinde çini, hat, Kündekarı gibi büyük emek gerektiren geleneksel sanatlar da yükselme dönemine girmiştir. Şu anda da Konyalı usta eller ve o ellerin yetiştirdiği çıraklar bu sanatların izlerini sürmeye devam etmektedirler.Öyle ki, Mevlana semti olarak tanınan müzenin arkasındaki mahallede yer alan restore edilmiş taş konakların büyük bölümünde hat, çini, ebru ve tezhip kursları verilmektedir.

Konya’da sık sık açılan el sanatları sergilerinde hat, tezhip, ebru, çini, seramik, vitray, minyatür, sim sırma, tespih, oya, baston, kündekari, keçecilik ve hakkak (ağaç oyma) gibi sanatların göz kamaştırıcı örnekleri sergilenir. Elbette ki tüm el sanatlarında olduğu gibi teknolojideki gelişmeler, makineleşmenin insan emeğinin yerini alması gibi sebeplerden dolayı el sanatları ürünlerine karşı talebin gittikçe azalması sorunu Konya’da da yaşanmaktadır. Ancak pek çok yöremizden daha az yaşandığı muhakkaktır.
Konya’nın el sanatlarına kısaca değinmek gerekirse; Konya'ya Büyük Selçuklular zamanında giren ve Anadolu Selçuklular zamanında en iyi örneklerini veren halıcılık, Ladık, Sille, Akşehir, Karapınar, Saray, Kavak ilçe köylerinde halen yapılmaktadır. Özellikle Karapınar’da dokunan tulu kilimleri, çarpıcı renkleri ve peluşu andıran görünümüyle en çok aranan kilimlerin başında yer almaktadır. El ipi ve kök boyanın kullanıldığı el yapımı hali ve kilimler, İngiltere, Almanya, İsveç, İtalya, Danimarka ve ABD ağırlıklı olmak üzere birçok ülkeye ihraç edilmektedir. Konya halılarında işlenen şekiller, çizgiler, renkler belli bir düzen içerisinde kendini göstermekte ve izleyenleri kendine hayran bırakmaktadır. Öyle ki 1200’lerin sonuna doğru kenti ziyaret eden Marco Polo’nun seyahatnamesinde bile Konya'da dünyanın en iyi ve güzel halılarının dokunmakta olduğunu yazdığı söylenir.

Konya’da genellikle şimşir, armut, gürgen, kavak gibi ağaçlardan yontularak yapılan kaşıklar, Türk kaşıkçılık sanatı içerisinde önemli bir yer tutar. Konya kaşıkları daha çok ağız ve sap kısımlarında bulunan zengin süslemeleri ile ilgi çeker. Bu kaşıkların yapımı kısaca şöyledir; beceriyle oyularak şekillendirilen kaşıklar, ustalar tarafından boyanır, motifle dirilir. Sonra sır denilen reçineli ilaçlarla cilalanır ve kurumaya bırakılır. İyi cilalanmış kaşıklar uzun yıllar bozulmadan kullanılabilmektedir. Konya kaşıklarında bitkisel süsleme yanında, yazılı süslemeler de yapılır. Konya düğünlerinin vazgeçilmezi olan ve oyuna hoş bir ahenk de katan kaşıklar, turistik eşya olarak en çok pazarlanan el ürünleri arasında yer alır.
“1930’lu yıllara kadar tuz üretimi yapılan, iç içe patlayan iki yanardağın oluşturduğu “Meke Krater Gölü”, dünyanın nazar boncuğu olarak biliniyor. Üstten bakıldığında tıpkı bir nazar boncuğu görünümü olan Meke Krater Gölü binlerce yıldır çüruhtan oluşması ve yağan yağmurun ve karın hiç aşındırma yapmadan dibe süzülmesi sebebiyle hiç bozulmadan kalabilmiş”

Tarih boyunca Anadolu'nun önemli keçe yapım merkezi olan Konya’nın merkezinde ve Akşehir ilçesinde bu sanatın yapımı halen devam etmektedir. Özellikle yurtdışında büyük ilgi gören keçe sanatı ile çeşitli ev döşemeleri, seccadeler, yolluklar, paltolar yapılabilmektedir. Eskiden binek ve koşum hayvanlarının eğer ve semerlerinde kullanılan keçenin yapımı ise şöyledir; yünler temizlendikten sonra hasır üzerine (renk isteniyorsa desenli bir şekilde) düzgün olarak serpiştirilir, yünler baskıyla sıkıştırılır. Rulo haline getirilen hasır birkaç kişi tarafından ayaklarıyla yerde yuvarlanır. Sonra keçeler sıcak şu ile yıkanır ve keçeye son hali verilir.

Konya tüfekçilikte de adını duyurmuştur. Konya iline bağlı Huğlu kasabasında dünyaca ünlü el icrası av tüfekleri yapılmaktadır. Av tüfekleri düz oyma şeklinde yapılabildiği gibi pirinç veya gümüş kaplama üzerine hayvan motifli de üretilir. Beyşehir ilçesine bağlı Üzümlü kasabasında da tüfek imalatı yapılmaktadır. Almanya, Fransa, Yeni Zellanda, Lübnan ve Kibras'a gönderilen av tüfekleri yoğun ilgi görmektedir.
Oya ve nakış işleri, Konya’nın maharetli hanımlarının ellerinde nadide bir sanata dönüşmektedir. Gergef, kasnak gibi el tezgahlarında, kumaş ve dokuma bezler üzerine çeşitli renk ve motiflerle süslenmiş seccade, yastık, bohça, çevre, mendil, örtü, yaşmak, kese yapılabilmektedir. Konya’da iğne işlerinden çin iğnesi, balıksırtı, ciğer deldi, mürver iğne işleri, şahmeran, mavili muska gibi oyalar çok meşhurdur. Oya ve nakış işleri turistik eşya satan dükkanlarda satılmaktadır.

Konya ağaç işçiliğinde de önde gitmektedir. Torosların, cam, ladin, meşe ve sedir ağaçlarının keresteleri hammadde olmuştur yıllarca bu kente. Özellikle Bozkır ilçesi Toroslara olan yakın konumu nedeniyle, Konyalı ağaç ustalarının mekanıdır.

Testiler, desenli kaplar, çiçekli saksılar Anadolu’nun pek çok kentinde olduğu gibi Konya’da da motif motif, renk renk yapıla gelmektedir. Bu konuda uzmanlaşmış ilçelerin başında da Doğanhisar gelmektedir.

Konya, bu ve bunun gibi pek çok el sanatı, doğal ve tarihi zenginlikleri, dünyayı ayağına getiren dini motifleri ile Anadolu’nun gözbebeğidir. Bu güzelliklerin sonsuza dek daim kalması dileklerimizle…


İSMEK El Sanatları Dergisi 5 İNDİR

Bu yazı 722 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK