Eskimez Harflerin Tasarım Dehası M. Halim Özyazıcı

  • #


Yazı: Ömer Faruk DERE*

Hat sanatının XX. asırda yaşayan en önemli temsilcilerinden biridir Mustafa Abdülhalim Özyazıcı. Kalemi bileğine esir etmiş bu büyük yazı ustası, Mevlâ tarafından her türlü yazıyı fevkalade suhulet ve kudretle yazabilecek kabiliyetle techiz edilmişti. Kompozisyonlarındaki denge, harflerindeki olgunluk ve vuzuh zevk sahibi gözleri her daim hayran etmektedir.

Çeşitli sebeplerle kesintiye uğrasa da, elli yılı aşkın zaman dilimine yayılmış sanat hayatına sahip bir sanatkârdan geriye kalanlar elbette ki bilinenlerle sinirli değildir. Günden güne ortaya çıkan yazılarıyla Halim Efendi’nin sanat dehasına daha yakından şahit oluyor ve yazı bilgisine hayran kalıyoruz. Bu yazımızda hat sanatının her sahasında kalem oynatmış, mahir, seriü’l-kalem bir hat ustasından ilginç bir belgeyi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Halim Efendi’nin 1924 yılından sonra Bâb-i âlî caddesinde açtığı yazıhanede çalıştığı yıllarda, gelen müşterilerine kartvizit çeşitlerini göstermek üzere hazırladığını tahmin ettiğimiz bu belge, günümüz tabiriyle bir hattatın ürün kataloğudur.
Ülkemizin önemli koleksiyonerlerinden Haluk Perk tarafından kısa süre önce şahsi müzesinin envanterine dâhil edilmiştir. Bu katalog aynı zamanda Halim Efendi’nin ticaret ve pazarlama tekniklerinde de mahir olduğunu göstermektedir. Zira bu maharetini hayatinin daha sonraki dönemlerinde uğraşacağı bağcılık ve üzüm ticaretinde de gösterecektir.

Kırımlı Nalıncı Hacı Cemal Efendi’yle, Sudan’lı Adviye Hanım’ın evlatları olarak İstanbul’un Haseki semtinde 20 Şaban 1315/14 Ocak 1898 günü dünyaya gelen Mustafa Abdülhalim, melez olarak dünyaya gelenlerin fevkalade kabiliyetli olduklarını kanıtlar derecede bir istidatla bu fâni âleme merhaba demişti. Doğumundan, elim bir trafik kazası sonucu rahmet-i Rahman’a kavuştuğu 27 Cemaziyelevvel 1384/30 Eylül 1964 yılına kadar geçen atmış altı yıllık ömründe geride bıraktığı sayısız eserlerin her biri, bu müstesna istidadına halen delil teşkil etmektedir.

Daha ortaokul (rüşdiye) sıralarında hocası Musa Azmi Bey (ki daha sonraları “Hâmid” ismiyle şöhreti âleme yayılan büyük hat üstadı Hamid Bey) küçük Halim’deki istidadı fark ederek ders müfredatı olan rik’a hattının yanında diğer yazı çeşitlerini de çalıştırdı. Daha sonraları genç Halim, bir yıl kadar Sanayi-i Nefise Mektebi’ne (güzel sanatlar okulu) devam ettiyse de daha iyi bir eğitim alacağını düşünerek yeni açılan Medresetü’l-Hattâtîn’e (Hattatlık fakültesi, bu bina şu anda M.E.B. kitap satış birimi olarak hizmet vermektedir.) kaydoldu. Burada bütün yazı çeşitleri öğretilmekteydi. Dört yıl devam ederek diplomasını aldığı bu okulda Hasan Rıza ve Hacı Kâmil Efendi’lerden sülüs-nesih, Hulûsi Efendi’den ta’lik, Tuğrakeş İsmail Hakki Bey’den celî sülüs ve tuğra, Ferid Bey’den divânî-celî divânî ve Said Bey’den yeniden rik’a meşk ederek 20 Zilhicce 1336 / 26 Eylül 1918 günü yirmi yaşında buradan mezun oldu.

Mezuniyetinin akabinde Dîvân-i Hümâyûn kaleminde vazifeye başlayan Halim Efendi, yirmi altı yaşına kadar aralarında askerlik vazifesinin de bulunduğu çeşitli resmi kurumlarda görev aldı. 1924 yılında Bâb-i âlî caddesinde açtığı yazıhanede gençlik yıllarının en verimli dönemini geçirdi. Müteakip satırlarda sizlerle paylaşacağım ve bir nev’i ürün kataloğu da diyebileceğimiz bu belge, tahminimizce o yıllarda yaptığı kartvizit çalışmalarından seçilerek hazırlanmıştır.
Otuzlu yaşların başına kadar devam eden bu bereketli yıllar, maalesef 1928’deki harf inkılabıyla hazin bir şekilde sona erecekti. Cesur, azimli ve müteşebbis bir insan olan Halim Efendi’nin ticari kariyeri de harflerin değişmesiyle beraber değişecekti. Halim Efendi, Silivrikapı dişinde Tepebağ denilen mevkide yirmi bir dönümlük arazi alarak burayı üzüm bağı yapmaya karar verir. Bahçıvanlıktan anlayan pek çoklarının o toprakta bağ olmayacağını söylemeleri üzerine “Halim yapısında siz görün” diyerek işe azmetmiş ve on dönüm üzerine üç bin kütüklük bir bağ kurarak çok çeşitli üzüm türleri yetiştirmiştir.

Sekiz - dokuz yıl geçtikten sonra, özellikle vakıf eserlerinin tamiri veya yeni yapılan camiler dolayısıyla yazı ihtiyacı ortaya çıkmış ve Halim Efendi yeniden hatırlanmıştır. Kubbe ve kuşak yazıları yazmaya başlayan üstad böylece yeniden sanata dönmüştür. Bugün burada sayamayacağımız kadar çok camide yazıları bulunan Mustafa Abdülhalim Özyazici, 1946’da elli yaşında iken Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ne hüsn-i hat muallimi olarak tayin edilmiştir. 1948’den emekliye ayrıldığı 1963 yılına kadar on beş yıl burada feyizli ve bereketli çalışma hayati geçirmiş ve nice talebeler yetiştirmiştir.
Emekliye ayrılışından yaklaşık bir yıl sonra bağının yakınlarında gece vakti bir aracın çarpmasıyla geçirdiği kaza sonucu hastaneye kaldırılmıştır. On gün hastanede ölüm-kalım mücadelesi vermiş ve bu mücadeleden mağlup ayrılarak emanetini sahibine erken sayılabilecek bir yaşta, altmış altı yaşında 30 Eylül 1964 günü tevdi etmiştir. Kozlu mezarlığında medfun bulunan Halim Hoca, ortaya koyduğu eserlerle hat sanatı tarihindeki mümtaz yerini almıştır. Hat sanatının bütün yazı çeşitlerinde mahir olan bu kalem ustası, yalnızca Arabî harflerde değil Latin harfleriyle yazılan kaligrafide de çok başarılı olmuştur. Halim Efendi’nin “Avrupalılar kendi yazılarıyla övünürlermiş, gelsinler de onların yazılarını da nasıl yazdığımızı görsünler” diyerek adeta onlara meydan okuduğu nakledilir.
Halim Efendi’nin yazı bilgisi, detayları görebilme kabiliyeti ve bilek gücünün her hattata nasip olmayacak seviyede olduğunu, kendisiyle beraber çalışma imkânı bulan merhum Profesör Emin Barın, Şevket Rado’nun Türk Hattatları adlı kitabının “Mustafa Halim Özyazıcı” maddesinde şöyle anlatıyor:

“Hattat Halim, fevkalade süratli yazardı. Önce kurşun kalemiyle çok basit şekilde kompozisyonu hazırlar, kamış kalem kalınlığını ayar eder ve derhal yazıya geçerdi. Harf veya kompozisyondaki herhangi bir bozukluğu tashih ederek düzeltmektense yeniden yazmak onun için daha kolaydı. Bu işi ince tashih yapmaktan korktuğu için değil, kendisine güvendiği için böyle yapardı.

Yoksa hat sanatında çok önemli bir yeri olan ince tashih işinde de Halim Bey çok usta idi. Yazılan yazı rötuş edilirken, kalem akışını aynı kıvraklık ve tavırda devam ettirebilmek büyük bilgi ve kudret ister. Hattatlar arasında tashihsiz yazı yazmak veya bu işi belli etmeden yapmak, büyük kudret sayılır. Halim Bey, yazılarında pek az tashih yapar ve yaptığı zaman da bu, hiç belli olmazdı”
Halim Efendi’nin Bâb-i âli caddesinde çalıştığı dönemde yazdığı kartvizitlerden seçilerek oluşturulan bu ürün kataloğunun bir başka özelliği de gelen müşterilerin beğenisine sunulmak üzere hazırlandığından seçilen örneklerin o zamana kadar yazdığı yüzlerce kartvizitten seçme oluşudur. Böylece burada görülen yazılar hattatın bizzat kendi seçiminden geçtiklerinden ayrı bir önem arz etmektedir. Bu katalogta, hat sanatının o gün için kullanılan bütün formlarıyla yazılmış kartvizitler üçe katlanmış bir kartonun içine dengeli ve estetik bir şekilde yerleştirilmiştir. Kartvizitlerin bazıları daha önce yazdığı kartvizitlerin baskı numunelerinden, bazıları ise is mürekkebiyle yazılmış orijinal nüshadır. Kûfî hattan tuğraya kadar çeşitli yazı nev’ileriyle kaleme alınan isim kompozisyonlarına, bir de Halim Efendi’nin kendi buluşu olan ve o gün için modern bir yazı tarzı olarak kabul edilebilecek serbest tarzda yazılmış kartvizitleri ilave etmeliyiz.

Kûfî hattının içinde yer alan sarmal rûmî motifleri ve bu kartvizitin iki yanında bulunan rûmî motiflerinin kendisi tarafından çizilmiş olduğu muhakkaktır. Çünkü Halim Efendi, medresetü’l-hattâtîn’de okuduğu yıllarda tezhib dersleri de görmüştü. Bunun yanında onun gibi bir kabiliyet için tezhib yapabilmek, desen ve motif çizebilmek hiç de zor olmasa gerekti. Bu belgede yer alan hat çeşitleri şunlardır: kûfî, celî sülüs, sülüs, nesih, hatt-i icâze, ta’lik, rik’a, celî divâni, tuğra ve kendi buluşu olan “hatt-i Halîmî”. Bütün yazı cinsleri içinde özellikle sülüs ve celîsinde ulaştığı bilgi ve beceri seviyesini ifade etmekte söz aciz kalıyor. Kalem akışındaki cereyan, kalem hakki ve boşluk-leke dengesi Halim Efendi’nin sülüslerinde muhteşemdir.

Celî divâni ve ta’lik üslubu pek latif olan Halim Efendi, nesih hattında ise kendine mahsus bir yol ittihaz etmiştir. Açık, net, okunabilir ve dengeli bir satir nizamıyla kaleme aldığı nesihleri pek sevimlidir. Halim Efendi’yle alakalı yeni belge ve bulgular ele geçtikçe onun sanatını daha yakından bulma şansını yakalamayı ümid ediyor, Mevlâ’nın Halim Hoca’ya rahmetiyle muamele etmesini, dünyada ismini pek çok kereler yazdığı Hz. Peygamber’e ukbâda komşu eylemesini niyaz ediyorum.

 Numaralandırılmış Kartvizit Tercümeleri

  1. Varlık birlikle yaşar/kûfî, rık’a (imzalı)
  2. Nijad Tevfik, vekâlet-i idariye ve ticariye, Ankara, Istanbul caddesinde daire-i mahsusa/ sülüs, hatt-ı icaze, rık’a (imzalı)
  3. Kâzım ve Cemal biraderler döşeme atelyesi/celî sülüs, nesih
  4. Mehmed Reşad/celî divâni (Halim imzalı)
  5. Mehmed Seyfeddin/ta’lik (imzalı)
  6. Levi Varon/celî divâni (imzalı)
  7. Tevhide Hayri/ rık’a
  8. Ahmed Süleyman, Istanbul, Türk neşriyat ve kitapçılık evi, sahib ve müdürü/Celî sülüs, rık’a, nesih (imzalı)
  9. Sabiha/celî sülüs (imzalı)
  10. Izzet Muhyiddin, Galatasaray Lisesi talebesinden/ta’lik, nesih (imzalı)
  11. Hicaz Fahri, Gazi Ayıntab rusumât merkez memuru/ta’lik, nesih (imzalı)
  12. Saliha Mazhar/ta’lik (imzalı)
  13. Nuri Tahsin/ta’lik (imzalı)
  14. Kıdemli yüzbaşı Mehmed Nüzhet, harita müdiriyet/i umumiyyesi plan ve kadastro şubesi posta kumandanlarından/rık’a, ta’lik, hatt-ı icâze (imzalı)
  15. Hacı Azizzâde Ismail Safâ, Istanbul/celi divani, celî sülüs, (imzalı)
  16. Şebnem Eyvânî/celi divani (imzalı)
  17. Mütekaid mirliva Mustafa Âsım, barut ve mevâd/ı infilâkıyye inhisarı müdür muavini/hatt-ı icâze, ta’lik, nesih (imzalı)
  18. Şem’î Hâşim/ hatt-ı Halîmî (imzalı)
  19. Abdülmün’im es-Semennûdî, tâlib-i sânevî/ ta’lik,nesih (imzalı)
  20. Abdurrahman es-Semennûdî, tâcir-i hırdavat…./sülüs, nesih (imzalı)
  21. Süleyman Receb / hatt-ı Halîmî (imzalı)
  22. Süleyman Şekib /hatt-ı Halîmî (imzalı)


Kaynakça:

DERMAN M. Uğur, Hattat Mustafa Halim Özyazıcı, Istanbul 1964. Sakıp Sabancı Müzesi Hat Koleksiyonu’ndan Seçmeler, Istanbul 2002, s. 232-233. INAL Ibnülemin Mahmud Kemal, Son Hattatlar, s. 105-106. KUŞOĞLU M. Zeki, Osmanlı Kartvizitleri, Istanbul 1996. RADO Şevket, Türk Hattatları, Istanbul tarihsiz. s. 260-261. SERIN Muhittin, Hat San’atı ve Meşhur Hattatlar, Istanbul 1999, s. 187-192

*ISMEK Ebru Usta Öğreticisi  

İSMEK El Sanatları Dergisi 5 İNDİR

Bu yazı 1047 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK