Terkîb-i Hat Yazı Sanatında Kompozisyon

  • #


Yazı: Ömer Faruk DERE*

Sanatkâr, sun’u, ibda’ı sonsuz ve hadsiz olan yüce yaratıcının yeryüzündeki tecellisidir. Allah’ın sanatkâra bahşettiği ibda’ (bir işi sanatlı yapma) kabiliyetiyle vücuda getirdiği eserler, sonsuza dokunabilme çabasından başka bir şey değildir.

Sanatkâr, sun’u, ibda’ı sonsuz ve hadsiz olan yüce yaratıcının yeryüzündeki tecellisidir. Allah’ın sanatkâra bahşettiği ibda’ (bir işi sanatlı yapma) kabiliyetiyle vücuda getirdiği eserler, sonsuza dokunabilme çabasından başka bir şey değildir.

Yazı sanatı uzun mesailer sonucu ulaşılan bir ustalıktır. Hangi kültürün elifbası-alfabesi olursa olsun, bir yazı sanatkârının çıraklık dönemi, yüzyıllar boyu süzülerek gelen harf ve kelime şekillerinin hadsiz sayıda tekrar edilerek öğrenilmesiyle geçer. Kalfalık dönemi ise çizgiye ruh kazandırma dönemidir. Harf bünyelerini mükemmelen öğrenen usta namzedinin bu dönemden itibaren artık çizgideki tereddütleri ortadan kalkmaya başlar. Harfleri oluşturan çizgiler akıcılık ve metanet kazanmıştır. Ustalık ise güzel yazıyı oluşturan bütün unsurları göze ve gönüle hoş gelecek şekilde bir araya getirebilmektir. Bu ustalığın adı batıda kalos (güzel)-grafos (çizgi) kelimelerinden üretilen kaligrafi, bizde hüsn (güzel) ve hat (çizgi) kelimelerinden üretilen hüsn-ü hat olmuştur.
Uzun asırlar boyunca yazılarak gelişen hat sanatında belirli zamanlarda dâhiyane ustalar gelmiş ve yazıyı estetik değerlendirmeye tabi tutarak tekâmül ettirmişlerdir. Üsluplarıyla kendinden sonra gelenleri etkileyerek ekol olmuşlardır. Şeyh Hamdullah, Hâfız Osman, Kazasker Mustafa İzzet, Şevki Efendi, Yesarizâde, Sami Efendi hat sanatımızda ekol olmuş hattatlarımızdan bazılarıdır. Peki, yazıyı basit çizgilerden bir çizgi saltanatına dönüştüren bu ustaların yazılarına bakmaya neden doyamıyoruz.

Sanatta kurallar uygulamalardan çıkarılmıştır. Tarih içinde ortaya konmuş ve güzelliği üzerinde ittifak edilmiş yazılara baktığımızda bazı kurallar tespit edilmektedir. Etkili ve doğru kompozisyonlar yapabilmek için öncelikle ve temel olarak bu kurallar öğrenilmelidir. Sanat, kuralları içinde kuralsızlıktır. Kurallar dairesi nispetince terkipler (kompozisyonlar) yapılmalıdır. Kural dairesinden çıkılırsa yazıda ifsad başlar ve yozlaşır. Yazıda bu temel kuralları hüsn-ü hat ve kaligrafiyi mukayese ederek şöyle sıralayabiliriz:

Kalem kalınlığıyla harf büyüklüğü arasındaki oran:

Hat sanatımızda bu kurallar noktalama sistemiyle ölçülendirilmiştir ve bu kurala tam riayet şarttır. Kaligrafi sanatında ise bu kural biraz daha esnek bırakılmış olup aynı kalem kalınlığında harf boyları kısaldıkça yazı bold (tok), uzadıkça light (cılız) olarak adlandırılmıştır.

Yazının satıra olan meyli

: Hüsn-ü hatta meyillerin açısı sabittir ve harf veya kelimeler satıra aynı meyil cereyanıyla otururlar. Kaligrafide yazının meyli harflerin satıra oturuşları paralel olmak kaydıyla dikey çizgiler isteğe göre dik veya yatık yapılabilir.

Harflerin alt ve üst hizalarının eşitliği:

Hüsn-ü hatta harflerin yükseklikleri farklı olduğundan satırda farklı yükseklikler olmakla beraber satırdan başlayarak en üst hiza elif yüksekliğidir. Kaligrafide ise satır üzerinde miniskül ve majeskül harflerin yükseklikleri eşit olmalıdır. Buna göre hüsn-ü hat farklı yükseklikte harfleriyle kompozisyona kaligrafiden daha elverişlidir. Kaligrafide ise yükseklikler sabit tutulup alfabe yüzleri değiştirilerek sayısız fontla yazı çeşitlendirilmiştir.


Kalem açısı:

Hüsn-ü hatta kalem açısı o kadar çok değişkendir ki, aynı harf içinde bazen üç dört defa değişebilir. Kaligrafide ise yazı yüzüne göre farklılık gösterse de bir yazı cinsi bir kalem açısı tespit edilip fazla değiştirilmeden yazılır. Hüsn-ü hatta kalem açısının değişmesi harfin estetik gücüne katkıda bulunmaktadır.

Satır arası mesafeler:

Bu mesafelerle alakalı kesin bir kural koymak zor olsa da göze en hoş ve dengeli gelen ölçü hüsn-ü hatta üç elif yüksekliği olduğu görülmektedir. Kaligrafide ise bu ölçü tamamen ustanın zevkine bırakılmıştır. Yazının uzunluğu, kalemin kalınlığı veya kompozisyonun gereği olarak bu mesafeler değişebilir.


Satır çizgisi:

Hüsn-ü hatta bazı harfler satır çizgisinin altına düşerken kaligrafide küçük veya büyük harflerde harf gövdeleri istinasız satırın üzerinde olup bazı uzantılı harfler satırın altına sarkmaktadır.Bu temel kuralları iyi bilen bir yazı ustası çoğu zaman bu kuralları düşünmeksizin uygular. Sürekli ve çok yazmaktan bu uygulamalar kendisinde meleke halini almıştır. İster satırlardan oluşsun, ister istif olsun bütün kompozisyonlar bu temellerin üzerine bina edilirler. Yazı sanatında kompozisyon (terkib) takip eden satırlarda tespit edilebilen kurallar dairesinde yapılmaya çalışılır. Bu kuralların bazıları vazgeçilmezken bazı özellikler sanatkârın tercihine göre uygulanmaktadır. Şimdi bu kompozisyon özelliklerini sıralayalım:

Kompozisyonun genel görünüşü:

Yazı sanatkârı bir ibareyi terkib etmeye karar verdiğinde öncelikle kompozisyonunun genel görünüşünün ne olması gerektiğine karar verir. Bir kompozisyon tamamlandığında görünüşü kare, yuvarlak, beyzî veya verev olabilir. Bu tamamen sanatkârın yorumuna ve ibareye bağlıdır. En zor terkip şekli kelimeleri tam bir daire içinde yazabilmektir. Hat sanatı tarihimiz boyunca başarılı tam yuvarlak istif sayısı fazla değildir. Bu sebepten her hattat istifte önce yuvarlağı düşünmelidir. Yuvarlakta başarılı olmak bir hattatın iftihar kaynağıdır.


Espas (boşluk):

Kelime manası boşluk olan bu temel sanat kuralı iyi bir kompozisyonun vazgeçilemez kuralıdır. Yazı sanatında kâğıda çizilen lekelerden arta kalan boşlukların dengelenmesine espas denilmektedir. Hattat kâğıttaki beyazlıkları en ideal şekilde kapatabilen kişidir. Celî hattın büyük ustası Sami Efendi “Ben yazıdaki boşluklardan zevk alırım” dermiş. Yazıda espas, kelimeleri oluşturan harfler arasında, kelimeler arasında, satırlar arasında ve kadrajda oluşan boşlukların dengelenmesiyle oluşur. Espas kuralları için kesin kurallar koymak zordur. Espasta yegâne mikyas sanatkârın göz dengesidir. Bu denge uzun seneler içinde kazanılan bir göz terbiyesiyle mümkün olmaktadır. Boşluk ve leke dengesi bütün sanatların temelinde var olan ana özelliktir.

Denge:

Yazı sanatında lekelerin dağılımında denge aranır. Bu denge simetrik olabileceği gibi asimetrik de olabilir. Hat sanatında genel olarak simetrik dengeler gözetilir. Asimetrik denge az da olsa kullanılmıştır ve en güzel örnek de sülüs oklu Besmele’dir. Besmele denilince akla gelen ilk şekil olan oklu Besmele’de ok uzunluğu kendinden sonra gelen yazıyı dengeleyecek uzunlukta yazılmıştır. Kaligrafik kompozisyonlarda simetrik ve asimetrik dengeler beraber sıkça kullanılmaktadır. Yazı dengenin sanatıdır. Elde denge, ruhta denge, hayatta denge…

Oran:

Hüsn-ü hatta kalem kalınlıkları arasında, leke ve boşluk arasında ve çizgilerin eğim ve hareketlerinde hep altın oran olan 1.618’e yakın oranlar kullanılmıştır. Eğitilmiş bir göz yazıyı yazarken ve kompozisyon yaparken çoğu zaman farkında olmadan altın orana yakın oranlar kullanır. Nesih kalem kalınlığı sülüs yazının kalınlığının yaklaşık 1/3’ü inceliğinde yani altın oranda yazılır. Yine kaligrafide miniskül harflerin alt ve üst uzantılarının harf yüksekliğine oranı altın orana yakın oranlarda 1,2,3,5,8,13,21…. sayıları arasındaki oranlara yakın yazıldığında insan gözüne daha estetik görünmektedir.

Uyum (armoni):

Bir yazıda uyum iki başlık altında incelenebilir: çizgi uyumu ve renk uyumu. Yazı sanatkârının en çok tercih ettiği kompozisyon öğesi çizgiler arasında uyumu sağlayan paralelliklerdir. Paralellik uyumu artırırken aynı zamanda ritme de katkıda bulunmaktadır. Çizgiler arası uyum yalnızca paralellikle sağlanmaz. Kesişen çizgilerin bir armoni oluşturacak şekilde uyumlu yazılması gerekmektedir. Nasıl bir bestede müzisyen tek bir notayı kullanmıyorsa yazıda da yalnızca paralellikle armoni oluşturulamaz. Yazıda kesişmeler olmadan çarpıcılık sağlamak çok zordur. Çizgiler kargaşa oluşturmadan uyum içinde yazılmalıdır. Yazı sanatkârı aynı zamanda iyi bir renk bilgisine de sahip olmalıdır. Yazının anlamına ve kompozisyonun şekline göre renk tercihleri değişebilir. Tabiatla alakalı yazılarda yeşil, kahverengi ağırlıkta renkleri kullanmak, aşk anlatan yazılarda kırmızı tonlar kullanmak, özgürlükle ilgili yazılarda mavi hâkimiyetinde renkler tercih etmek gibi. Renk kullanımı hakkında kesin hükümler vermek zordur. Klasik sanatlarımızda renk kullanımında aşırılıktan uzak, sade ve vakur renk armonileri tercih edilmiş olup renklerde fıtrata uygunluk vardır. Yoz ve gözü-gönlü yoracak renklerden imtina edilmiştir.

Renk çemberinde yan yana gelen renkler uyumlu renklerdir. Sarıdan kırmızıya, kırmızıdan maviye, maviden tekrar sarıya doğru geçen renkler uyumlu renkleri, bu renklerin bir çember üzerinde gösterilmesiyle oluşan renk çemberinde karşılıklı gelen renkler ise kontrast renkleri verirler. Bu gün sanatkârların kullanımına sunulmuş onlarca mürekkep veya boyadan yakışanı kullanmak sanatkârın maharetine kalmıştır.


Kontrast (karşıt uyum):

Tabiatta her şey karşıtıyla kaimdir. Gece gündüzle, hayat ölümle, varlık yoklukla… Sanat eserlerinde kontrastlık, etkiyi artırır. Ancak kontrastlığı dozunda kullanmak gerekir. Aşırısı rahatsızlık verebilir. Yazı sanatında kontrastlık, çizgi yönlerinde, kalem kalınlığı farklarında ve renklerde kullanılır.

Yazı kompozisyonlarında çizgilerin, keşidelerin (uzun çekilişler), harf veya kelime guruplarının yönleri tespit edilirken tüm kelime guruplarının tersine bir yada birkaç kontrast çizgi oluşturacak harf veya çizgiler tercih edilmelidir. Hüsn-ü hatta harf veya kelimelerin hepsi aynı yön, şekil, büyüklükte olmadığından hattat, kompozisyonuna uyum veya kontrastlık kazandıracak harf ve kelimeleri tercih edebilmektedir. Bu husus hüsn-ü hattın diğer yazılarda olmayan eşsiz bir üstünlüğüdür. Bu sayede sanatkâr kompozisyonunu tasarlarken pek çok alternatife sahiptir. Aynı ibareyi her hattat kendi kompozisyon anlayışı içinde çok farklı şekillerde terkib edebilir. Kaligrafide bu imkân olmadığından ekstra çizgilerle kontrastlık sağlanmaya çalışılır. Bir kompozisyon içinde birden fazla kalem kalınlığı kullanmak da bir nevi kalınlık kontrastı veya diğer bir ifadeyle nüanstır. Çizgi nüansı gerektiği yerde farklı kalınlıkta kalem kullanılmasıyla oluştuğu gibi güzel yazılarda kesik uçlu kalem kullanılmasından doğan kalınlık farkından da meydana gelmektedir.

Espri:

Tasarımlarda çarpıcı bir anlatım sağlayabilmek için gerekli malzeme veya desen kullanılarak oluşturulan kompozisyonlardır. Genelde yazılacak yazının anlamına uygun olarak gelişen espri, yazıyı seyredenlerin hafızasında kalıcı kılar.

Korelâsyon (parçalar arası ilişki):

Yazı tasarımlarında bütünü oluşturan parçalar arasındaki ilişki yazımızın güzelliğine doğrudan etki eder. Kompozisyondan kopuk ve başıboş çizgiler algıyı dağıtacağından yalnızca boşluk doldurma adına gereksiz çizgiler çizmekten kaçınılmalıdır.

Ritim:

Yazıda tekrarlanan hareketler seyredende ritim duygusu oluştururlar. Eğer bu çizgiler dairesel veya geometrik tekrarlar olursa seyredende sonsuzluk hissi uyandırırlar.

Doku:

Ritim öğeleri fazlalaştığında veya kâğıt üzerinde boşluklar azalıp lekeler fazlalaştığında ortaya çıkan şekiller birer doku oluştururlar. Hattatların el melekelerini kaybetmemek için yaptıkları karalamalar soyut dokular en güzel örnektir. Bu karalamalar bilinçli olarak yapıldığında soyut resim etkisi vermekte ve seyir zevkini artırmaktadır.

Doğrultular ve yönler:

Yazı sanatkârı çizgilerin bütün doğrultularından istifade etmeye çalışır. Dairevî, dikey, yatay, beyzî veya verev… Hüsn-ü hatta bu doğrultular harflerin kendi yapılarından dolayı oluşmakta ve hattatın terkib kabiliyetine yardımcı olmaktadır. Kaligrafide ise sanatkâr bu hareketleri oluşturmakta serbesttir. Hat sanatımızda farklı doğrultu ve yönlerde çizgilerin uyumuna en güzel örnek Osmanlı Padişah tuğralarıdır. Tuğra formu bütün kompozisyon hususiyetlerini bünyesinde barındıran eşsiz bir çizgi sanatıdır.


Tetabuk:

Harf ve kelimelerin birbirine takip eder şekilde denk gelmesi ya da denk getirilmesidir.

Okunabilirlik (teşrifat):

yazının ilk amacı bir söz, düşünce veya bilginin aktarılması olduğuna göre okunabilirlik kompozisyonda ilk ve temel şarttır. Hüsn-ü hatta bunun adı teşrifattır. Hattat bir istif kompozisyon yaparken kelimeleri aşağıdan yukarı veya yukarıdan aşağıya doğru ve mümkün olabildiğince birbirini takip eder şekilde istifler. Lafza-i Celâl yer alan istiflerde hürmeten Lafza-i Celâl daima üstte yazılır. Bu sebepten içinde Lafza-i Celâl geçen istifler umumen yukarıdan aşağıya istiflenirler. Hattat kelimenin harflerini parçalayarak bir kelimeye ait bir harfi üçü kelime öteye yazamaz. Bu tarz yanlışlıklara teşrifatı bozuk denilir ve kompozisyon, işçilik ne kadar iyi olursa olsun çalışma makbul sayılmaz. Yazı sanatında okunurluk estetiğe kurban edilemez.

Yukarıda sayılan kompozisyon hususiyetleri bir yazı hizmetkârının tespit edebildiği noktalardır. Bu listeye ilaveler mutlaka olabilir. Ancak son madde olarak nasibi eklemek gereklidir. Her kompozisyon herkese nasip olmaz. Yazıyla uğraşmak nasip işidir. Güzel yazı yazmak da, güzel yazıdan zevk almak da, güzel yazı okumak da. Ne mutlu nasibi olanlara.
*İSMEK Ebru ve Kaligrafi Zümre Başkanı  

İSMEK El Sanatları Dergisi 12 İNDİR

Bu yazı 2372 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK